{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/326 <br>KARAR NO:2025/690<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:12/10/2021<br>NUMARASI:2020/639 Esas - 2021/740 Karar<br>DAVA:Tazminat (Ticari satımdan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Almanya menşeli ... marka sanayi tipi bulaşık makinalarının ve temizlik ürünlerinin Türkiye'deki satıcısı ve yetkili bayisi olduğunu, müvekkilinin temizlik ürünlerinin alınması karşılığında işletmelere konsinye (mülkiyeti devri olmaksızın kullanmak üzere) olarak bulaşık ve çeşitli temizlik makinaları verdiğini, belirli zamanlarda mali promosyonlar sağladığını, davalı ile de bu kapsamda anlaşma sağlandığını, kullanılmak üzere bulaşık makinalarının davalıya teslim edildiğini, müvekkili ile ... Şti.  arasında 27.06.2019 başlangıç tarihli 5 yıllık sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşmeye göre ... Şirketinin \"...\" unvanlı tesisi ile açılacak tüm şubelerinde, sözleşmede kararlaştırılan ürünleri münhasıran müvekkili şirketten satın alacağını taahhüt ettiğini, bu şartlarla teslim edilen makinelerin kullanım hakkının davalıya verildiğini, daha sonra davalı ile ... AŞ arasında 23.12.2019 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, davalı anonim şirketin bu sözleşme ile asıl sözleşmedeki edimleri üstlendiğini, 23.09.2020 tarihinde yapılan rutin kontroller sırasında davalı ... AŞ'nin alım taahhüdüne aykırı davranarak başka firmalardan ürün aldığının davalı şirket yetkilisi ...'ın imzası bulunan tutanak ile saptandığını, davalının yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle Bakırköy ... Noterliğinin 25.09.2020 tarihli ihtarnamesiyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, fesih ile birlikte sözleşmede belirlenen cezai şartın ödenmesinin, konsinye olarak bırakılan makinelerin 15 gün içinde iadesinin, iade edilmemesi halinde makinelerin %20 iskontolu bedellerinin tahsil edileceği ve sözleşme boyunca davalının tüm alımlarına uygulanan iskonto haddi ile oluşan miktarların ödenmesinin istendiğini, ihtarnameye rağmen cezai şartın ödenmediğini, sözleşmenin 10.B maddesinde, sözleşmenin ... tarafından haklı nedenle feshedilmesi veya alıcı tarafından herhangi bir sebeple süresinden önce feshedilmesi halinde alıcının müvekkiline 22.732,00 Euro KDV hariç tutarında cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek, şimdilik 100 Euro ceza işartın faiziyle birlikte tahsiline karar karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 18.08.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 22.732,00 Euro olarak belirlemiş ve harcını ödemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; talep edilecek miktarın belirli olmasına rağmen kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, sözleşmenin imzalanmasından sonra Temmuz 2020 tarihinde, müvekkilinin sahip olduğu makinenin bozulduğunu ve tekrar kullanılamadığını, müvekkilinin de sözleşme kapsamında olmayan, daha kapsamlı yeni bir bulaşık makinesi temini için davacıdan teklif talep ettiğini, ancak davacının teklifinin ticari olarak uygun görülmediğinden başka bir şirketten bulaşık makinesi temin edildiğini, alınan bu makine ile sözleşme konusu makinenin teknik özelliklerinin çok farklı olması nedeniyle muadil ürün kullanılmadığını, davacının fesih bildiriminden sonra ticari hayatın devamı için sınırlı sayıda temizlik ürünü alınmak zorunda kalındığını, davacının ihtarındaki taleplerin ve iddiaların haksız olduğunu, Beyoğlu 57.Noterliğinin 06.10.2020 tarihli cevabi ihtarında belirtildiği üzere Covid-19 pandemisi nedeniyle yeme içme sektörü hakkında ciddi kısıtlamalar bulunduğunu, Mart ayından Temmuz ayına kadar müvekkilinin faaliyetini durdurduğunu, gelir elde edemeyen müvekkilinin ödemelerini zamanında yapamaması nedeniyle davacının da mal tedarikini durdurduğunu, bu dönemde hijyen malzemesinin tedarikinin durdurularak ticari ilişkinin parasal düzeye indirilmesinin kötü niyetli olduğunu, fesih sonrası müvekkilinin ticari faaliyetini devam ettirmek için başka tacirlerden makine ve sarf malzemesi temini yoluna gittiğini, müvekkilinin dışında gerçekleşen pandemi sürecindeki yeme içme sektörüne ilişkin kısıtlamalarda dahi anlayış gösterilmemesinin müvekkilini zarara uğrattığını, fesihle müvekkilinin yeni makine arayarak zor durumda kaldığını, davacının ise makinelerini çalışır vaziyette teslim aldığını, mücbir sebebe göre davacı ile görüşülerek borçların ödenmeye çalışıldığını, 28.09.2020 tarihinde borç bakiyesine mahsuben 15.000 TL tutarında kısmi ödeme yapıldığını, ancak davacının ödemelerin vadesinde yapılmadığı gerekçesiyle ... sayılı dosyası ile takip başlattığını ve borcun tahsil edildiğini, konsinye cihazların iade edilmek istendiğini, ancak başvurularının sonuçsuz kaldığını, davacının ürünleri herhangi bir sebep göstermeksizin iade almaktan imtina ettiğini, davacının öne sürdüğü tutanağın hukuka aykırı bir şekilde düzenlendiğini, tutanakta ismi bulunan ...'ın davalı şirkette çalıştığını, ancak şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını, bu durumun davacı tarafından bilindiğini, ancak rutin kontrol olduğu söylenerek tutanağın çalışana imzalatıldığını, imza sonrası tutanağın üzerine eklemeler yapıldığını, feshin haksız olması nedeniyle cezai şart alacağının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davanın sözleşmenin feshi nedeniyle doğan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu, davacının, davalının aralarındaki  27.06.2019 ve  23.12.2019 tarihli sözleşmelerde sadece müvekkilinden temin edeceğini kabul ve taahhüt ettiği temizlik malzemelerinin, taahhüde aykırı olarak başka şirketten temin edildiğini ve bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinden bahisle sözleşmede düzenlenen cezai şart bedelinin davalıdan tahsilini talep ettiği, davalının davanın reddi gerektiğini savunduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde; 9.maddesinde  başka firmadan mal alma yasağının düzenlendiği,'ALICI sözleşmenin geçerli olduğu sürede işbu sözleşmeye konu olan ... ürünlerine muadil nitelikte sayılacak başka firmalara ait piyasadaki diğer ürünleri, bedelli veya bedelsiz satın almayacağını ve kullanmayacağını, ...' den ve/veya bu sözleşme kapsamında yetkili kıldığı bayisi dışında bir kimseden tedarik etmeyeceğini, kabul ve taahhüt etmiştir. Muadil ürün kavramının belirlenmesinde yetkili bir kuruluş raporu ve/veya mahkeme tespiti yapılmak sureti ile elde edilecek bilirkişi raporu esas alınacaktır.' düzenlemesine yer verildiği, sözleşmenin 10. Maddesinde ise fesih ve sonuçlarının düzenlendiği ve 'alıcının işbu sözleşmede üstlendiği yükümlülüklerini kısmen veya hiç yerine getirmemesi halinde ... bir ihtara ve hüküm alınmasına gerek kalmaksızın Sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşmenin 10.4. maddede belirtildiği üzere ... tarafından haklı nedenle feshinde, ve/veya ALICI tarafından haksız herhangi bir nedenle 4. maddede öngörülen süreden önce feshedilmesi veya sözleşmeye flilen devam edilmemesi halinde, Madde 6' da belirtilen promosyonların karşılığı olan  22.732,00 Euro (kdv hariç) meblağı, sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içinde gerçekleşen alım miktarı dikkate alınmaksızın  alıcıdan cezai şart olarak talep hakkına haizdir.' ..., bu maddede yer ala cezai şartla birlikte kar mahrumiyetini de talep etme hakkına sahiptir düzenlemesinin bulunduğu görülmüştür.Davacı tarafça cezai şart  alacağının taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesi düzenlemesi ile doğduğundan bahisle, sözleşmenin 10. maddesindeki gibi cezai şartın davalıdan tahsili talep edilmiş ise de, sözleşmenin 9. maddesi a bendine göre; alıcı-davalının başka bir firmadan mal alma yasağını ihlal ettiğinin, diğer bir deyişle sadece davacıdan mal tedarik etme taahhüdünü yerine getirmediği, bunun yetkili bir kuruluş raporu ve/veya mahkeme tespiti yapılmak sureti ile elde edilecek bilirkişi raporu uyarınca işlem yapılması gerekli iken, davacının bu hususun tespitini sadece tutanak ile belgelendirerek haklı neden ile fesih yoluna gittiği anlaşılmakla, sözleşmenin 10. maddesinde ki gibi haklı nedenle fesihten ötürü cezai şart talebinde de bulunamayacağı...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkil ile davalı ... A.Ş. arasında düzenlenen 27.06.2019 başlangıç tarihli sözleşmeye ile davalı şirketin, müvekkil şirketten sözleşmede kararlaştırılan malları almayı ve başka firmalardan muadil mal almamayı taahhüt ettiğini, buna karşılık müvekkilin davalıya belirli imkanlar tanıdığını, kolaylıklar sağlayarak bedelsiz kullanması için makineler verdiğini, ancak davalının sözleşmeye aykırı davranarak, başka firmalardan mal aldığını ve sözleşmenin müvekkilince haklı nedenle feshedildiğini,Mahkemenin gerekçe olarak gösterdiği husus hakkında yargılama sırasında inceleme yapılmadığını, taraflarca bu konunun tartışılmadığını, tarafların bu konudaki görüşleri dinlenmeden eksik inceleme ile sürpriz karar verildiğini, davanın hiçbir aşamasında taraflar arasındaki sözleşmenin başka firmadan mal alma yasağı başlıklı 9. maddesine ilişkin inceleme yapılmadığını, sürpriz karar yasağına ilişkin bir çok Yargıtay kararı bulunduğunu, yargılama boyunca tartışılmamış bir konu hakkında inceleme yapıldığı iddiası ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, alınan kök ve ek raporlarda cezai şart alacağının bulunduğunun belirlendiğini, ek raporda cezanın davalı şirketin mahvına sebep olup olmayacağının belirlenmesinin istendiğini, alınan rapor üzerine davanın ıslah edildiğini, mahkemece sözleşmenin 9. maddesi gereğince muadil mal kavramının tespiti için bilirkişiden ek rapor alınabileceğini, mahkemece bu konuda herhangi bir bilirkişi tespiti yapılmadan bu konu tartışılmadan karar verildiğini,Sözleşmenin 9. maddesinde başka bir şirketten mal alma yasağının ihlali için bir kuruluşun veya mahkemenin tespiti bulunması gerektiğinin kabul edilmesine rağmen sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığını, bu kavramın muadil ürün tespitine ilişkin olduğunu, kullanılan ürünün muadil olup olmadığı hususunda bir tartışma olması halinde bile, tutanak, davalının ihtarındaki ibareler ve bilirkişi raporu ile ürünlerin muadil olduğunun anlaşılacağını, esasen ürünlerin muadil olmadığına ilişkin bir savunma bulunmadığını,Sözleşmenin 9. maddesine göre, başka firmadan mal alma yasağına aykırı davranılması halinde yetkili bir kuruluş raporu ve/veya tespit yaptırılması durumunun ancak muadil ürün kavramının belirlenmesi hususunda olacağının belirlendiğini, başka bir anlatımla, alıcı tarafından başka firmalardan alınan ürünlerin muadil ürün olmadığı iddia edilirse yetkili bir kuruluş raporu ve/veya mahkeme tespiti yapılmak sureti ile elde edilecek bilirkişi raporun esas alınacağını, oysa davalının gönderdiği Beyoğlu ... Noterliğinin 06.10.2020 tarihli ihtarının 4. paragrafında muadil ürün alındığının ikrar edildiğini ve bu durumun iktisadi sebeplere dayandırıldığını, kaldı ki mahkemece alınan bilirkişi raporunda dahi, davalının savunması bulunmamasına karşın, alınan ürünlerin muadil ürün olduğunun belirlendiğini,Mahkemece, müvekkilin sözleşmeyi fesihi hakkının imkansızlaştırılarak, hak aramayı zorlaştıran hatalı bir yorum yapıldığını, dava konusu olayın, bulaşık makinasında farklı marka deterjan kullanılması olduğunu, deterjanın müvekkile ait ürün olmadığının anlık olarak orada hazır bulunanlar tarafından tespit edilerek tutanağa bağlandığını, davalının sözleşme gereği kullanmaması gereken bir ürün kullandığının anlaşıldığını, makinede kullanılan ürünün o anda davacının ürünü olmadığının bir mahkeme kararı ile tespitinin olanaksız olduğunu, bu nedenle hazır olanlarca tutanak altına alındığını, taraflar arasında ürünün muadil olup olmadığı konusunda ihtilaf bulunması halinde bu hususun mahkemece tespitinin amaçlandığını,oysa davalının kabulü ile ürünün muadil ürün olduğunun anlaşılacağını, zorlama bir yorum ile bilirkişi raporunun aksine karar verilmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasında düzenlenen satım sözleşmesinin haklı nedenle feshinden kaynaklanan ceza koşulu (cezai şart) alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı şirket ile ... Şirketi arasında 27.06.2019 tarihinde, davalının işlettiği ... kayıkhane ve ... tesisinde ve açılacak diğer şubelerde temizlik işlerinde kullanılmak üzere ...'e ait olan ve tarafların anlaştıkları ürünlerin münhasıran ...'den veya bayisinden alınması, alınan ürünlerin kullanılarak üçüncü kişilere satılmamasına ilişkin esaslar belirlenmiştir. Sözleşmenin 4. maddesinde, bu sözleşmenin beş yıl süreye uygulanacağı kabul edilmiştir. Aynı maddede, davalının düzenli alım yükümlülüğüne aykırı davranması halinde ...'in sözleşmeyi haklı nedenle fesih hakkına sahip olduğu belirlenmiştir.Sözleşmenin 5. maddesinde ...'in alıcıya, sözleşmenin 4. maddesindeki alım taahhüdüne uyması halinde güncel fiyat listesi üzerinden %60 iskonto uygulayacağı, alım taahhüdünün ihlali halinde iskontonun iade edileceği kabul edilmiştir. Sözleşmenin 6. maddesine göre, bu sözleşmenin imzalanması ile ...'in 22.732,00 Euro bedelinde 3 adet bulaşık makinesi ile iki adet farklı cihazı konsiyeolarak davalıya teslim edeceği, sözleşmeye uygun alım yapılması halinde bu makinelerin servis hizmetinin ... tarafından ücretsiz karşılanacağı, sözleşmeye aykırı davranılması halinde ücretsiz servis hakkının kalkacağı belirlenmiştir. Sözleşmenin 7. maddesinde, siparişlerin alıcı tarafından ...'e yazılı olarak bildirileceği, onayın ardından siparişlerin beş iş gününde teslim edileceği belirlenmiştir.Taraflar arasındaki başka firmadan mal alma yasağına ilişkin sözleşmenin 9. maddesinde ise \"Alıcı sözleşmenin geçerli olduğu sürede işbu sözleşmeye konu olan ... ürünlerine muadil nitelikte sayılacak başka firmalara ait piyasadaki diğer ürünleri, bedelli veya bedelsiz satın almayacağını ve kullanmayacağını, ...'den ve/ veya bu sözleşme kapsamında yetkili kıldığı bayisi dışında bir kimseden tedarik etmeyeceğini, kabul ve taahhüt etmiştir. Muadil ürün kavramının belirlenmesinde yetkili bir kuruluş raporu ve/veya mahkeme tespiti yapılmak sureti ile elde edilecek bilirkişi raporu esas alınacaktır.\" düzenlemesi bulunmaktadır.Sözleşmenin 10. maddesinde ise feshin sonuçları düzenlenmiştir. Buna göre, \"Alıcının işbu sözleşmede üstlendiği yükümlülüklerini kısmen veya hiç yerine getirmemesi hâlinde ... bir ihtara ve hüküm alınmasına gerek kalmaksızın Sözleşmeyi feshedebilir.Sözleşmenin 10.A maddedesinde belirtildiği üzere ... tarafından haklı nedenle feshinde, ve/veya alıcı tarafından haksız herhangi bir nedenle 4. maddede öngörülen süreden önce feshedilmesi veya sözleşmeye flilen devam edilmemesi halinde, 6. maddede belirtilen promosyonların karşılığı olan  22.732,00 Euro (KDV hariç) meblağı, sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içinde gerçekleşen alım miktarı dikkate alınmaksızın alıcıdan cezai şart olarak talep hakkına haizdir. ..., bu maddede yer ala cezai şartla birlikte kar mahrumiyetini de talep etme hakkına sahiptir\" düzenlemesi bulunmaktadır.Taraflar arasında düzenlenen bu sözleşme 23.12.2019 tarihli beyan ve kabul zaptı ile davalı tarafından kabul edilmiş ve sözleşmedeki edimler davalı tarafından üstlenilmiştir.Davalının çalışanı ... imzası ile düzenlenen 23.09.2020 tarihli tutanakta, davacı tarafından konsiye olarak davalıya teslim edilen ve sözleşme hükümlerine göre davacıdan temin edilecek temizlik ürünlerinin kullanılması gereken makinelerde, başka markalara ait temizlik malzemesinin kullanıldığı belirlenmiştir. ...'ın davalı şirketin çalışanı olduğu cevap dilekçesindeki açıklamalardan anlaşılmaktadır. Düzenlenen tutanak içeriğine göre bu kişinin davalı ... temsil ve ilzama yetkili olmasına gerek bulunmamaktadır. Zira tutanak ile maddi bir olay tespit edilmiş ve çalışan makinelerde kullanılan deterjanın davacıdan temin edilmediğini kabul ettiği  anlaşılmaktadır.Cevap dilekçesi ile davalı şirketçe keşide edilen ihtarın 4. maddesinde de bir kısım gerekçelerle başka şirketlerden temin edilen temizlik malzemesinin kullanıldığı kabul edilmiştir. Davalı tarafından keşide edilen 06.10.2020 tarihli Beyoğlu 57. Noterliğinin cevabi ihtarında, başka firmaların temizlik malzemelerinin kullanılmasına gerekçe olarak gösterilen nedenlere ilişkin bir kanıt bulunmamaktadır.Sözleşme ilişkisinde davalıya indirim sağlandığı ve davalının indirimli olarak satın aldığı ürünlerin bedelini ödemesi gerektiği, davacının alacağını tahsil etmemesi üzerine bu alacağını icra yoluyla tahsil etmesi, davalıya sözleşmeyi ihlal imkânı vermemektedir. Davacı ve davalının çalışanlarınca belirlenen sözleşme ihlalinden sonra davacı tarafından keşide edilen Bakırköy ... Noterliğinin 25.09.2020 tarihli ihtarı ile sözleşme feshedilerek cezai şartın ödenmesi ve konsiye makinelerin iadesi ile cari hesap alacağının ödenmesi istenmiştir. İhtarın tebliği üzerine davalı tarafından keşide edilen 06.10.2020 tarihli cevabi ihtarda, Covid-19 pandemisi sırasında ödeme güçlüğü yaşanması ve yasaklar kapsamında  gelir elde edemeyen davalı şirketin ödemelerinde aksaklıklar olduğu, buna rağmen davacının ticari teamüllere aykırı şekilde alacağını tahsil etmeye çalışarak davalıyı zor durumda bıraktığı, pandemi kısıtlamaları sebebiyle kullanılacak temizlik malzemesi ihtiyacının azaldığı belirtilmiştir.Dosya kapsamındaki davalı beyanlarından, davacının pandemi kısıtlamaları nedeniyle faaliyetleri duran veya azaltılan davalıya ödemede kolaylık sağlanmaması nedeniyle başka firmalardan temizlik malzemesi alındığı anlaşılmaktadır. Davalı esasen başka firmalardan alınan temizlik malzemelerini zorunlu nedenlerle kullandığını savunmaktadır. Başka firmalardan alınan malzemelerin kullanıldığı tutanakla da belirlenmiştir. Davalı savunmalarının aksine, bu tutanağın rutin denetim tutanağı olduğu ve üstünün sonradan farklı şekilde doldurulduğu somut bir delil ile kanıtlanmamıştır. Bu durumda  davacının feshi haklı nedene dayanmaktadır.Sözleşmenin 9. maddesindeki düzenleme, ihlalin mutlaka bir mahkeme veya bilirkişi tarafından tespitini gerektirmemektedir. Aksine, bir ihlal bulunması hâlinde, bu ihlali muadil malzemelere ilişkin olup olmadığı hususunda tarafların uyuşmazlığa düşmesi hâlinde ihlalin ne şekilde tespit edileceği düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davalının kullandığı temizlik malzemelerinin muadil ürün olduğu, cezai şartın davalının mahvına sebep olmayacağı belirlenmiştir. Bu durumda mahkemece, sözleşmenin açık düzenlemesine rağmen, başkasından temizlik ürünü temin ederek sözleşmenin feshini sağlayan davalının cezai şarttan sorumlu tutulması gerekirken, sözleşmenin 9. maddesi hükmünün dosyadaki delillere ve sözleşme hükmüne aykırı yorumlanarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.Diğer yandan mahkemece yapılan yargılamada, redde gerekçe yapılan hususların taraflarca ileri sürülerek tartışılmadığı, mahkemece belirlenen cezanın fahiş olup olmadığı konusunda inceleme yapıldığı ve hüküm aşamasında sözleşme hükmünün hatalı değerlendirilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Bu nedenle davanın kabulü ile davalının, davadan önce temerrüde düşürülmesine rağmen, dava dilekçesinde faiz başlangıcına ilişkin bir açıklama bulunmaması nedeniyle 22.732,00 Euro alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Davadan önce temerrüt oluşturularak talepte bulunulması nedeniyle, hüküm altına alınan miktara 25.09.2020 tarihli ihtarla cezai şart borcunun derhal ödenmesinin istenmesi ve cevabi ihtara göre temerrüdün en geç cevabi ihtar tarihi olan 06.10.2020 tarihinde gerçekleşmesi nedeniyle, bu tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının  kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının  kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile 22.732,00 Euro alacağın, 06.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek ve  3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 15.450,90 TL nispi karar ve ilam harcından, ıslah harcı dâhil peşin alınan 3.864,40 TL'nin  mahsubu ile bakiye 11.586,50 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından ilk derece aşamasında sarf edilen ve ayrıntısı UYAP ortamında kayıtlı 1.730,75 TL yargılama gideri ile 3.864,40 TL harç gideri olmak üzere toplam 5.595,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT  uyarınca belirlenen 36.190,07 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansları bakiyelerinin yatıran taraflara iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı  tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 51,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 213,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aca5005bb2d8bd2c","SID":"c35fb4b2cb6325d8"}}