{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1187 <br>KARAR NO:2025/828<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17/03/2022<br>NUMARASI:2020/632 Esas - 2022/187 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali  <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; müvekkili ile ... Bank arasında akdedilen Beyoğlu ... Noterliğinin 12.06.2020 tarihli temlik sözleşmesi ile, bankanın dava dışı ...Ltd. Şti'den olan alacaklarının müvekkili tarafından temlik alındığını, temlik sözleşmesinden önce temlik eden banka tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile davalılar aleyhine takip başlatıldığını, başlatılan icra takibinde takip tarihi itibariyle davalıların 629.936,72-TL ana para, 52.466,50-TL işlemiş faiz, 2.623,32-TL BSMV ve 1.183,50-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 683.210,04-TL borçlu olduğunun gözüktüğünü, fakat davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiklerini belirterek, davalıların itirazının iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı ... vekili; takibin yetkisiz icra dairesinde yapıldığını, müvekkilinin adresi itibariyle takipte Sakarya icra dairelerinin yetkili olduğunu, aynı nedenle mahkemenin de yetkisiz olduğunu, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını ve zaman aşımına uğradığını,borcun dayanağı gösterilmediğinden ödeme emrinin usulsüz olduğunu, icra dosyasında müvekkilinin babası ...'nın borçlu olduğunu gösteren hiçbir belge bulunmadığını, bu nedenle babasının ve dolayısıyla müvekkilinin borçlu olmadığını, takipte müvekkilinin babasının 150.000-TL'den sorumlu olduğu belirtilirken mirasçılardan daha yüksek bedel talep edildiğini, icra dosyasında belirtilen irtibatlı dosyalardan tahsilat yapılıp yapılmadığının bilinmediğini, davacı ile alacaklı banka arasında imzalanan temlik sözleşmesinin yasal şartları taşımadığını, belgenin bir borç ödeme belgesi olduğunu, borçlu şirket hisselerini 12.09.2019 tarihinde devralan davacının, şirketin bankaya olan borcunu ödemesiyle borcun sona erdiğini, borç sona erdiğinden kefillerden talepte bulunulamayacağını, kefalet sözleşmesinin yasal şartlara uygun olup olmadığının belli olmadığını, icra dosyasındaki kredi sözleşmesi 13.05.2017 tarihli olup müvekkilinin babasının 21.06.2017 tarihinde vefat ettiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalılar  ... ve ... davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; dava dışı temlik eden ... Bank tarafından dava dışı asıl borçlu ... şirketine 23.05.2017 tarihinde 36 ay vadeli 1.000.000-TL bedelli taksitli kredi kullandırıldığı, kredinin geri ödemesinde aksamalar olması nedeniyle hesabın kat edildiği ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalılar tarafından süresinde itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğu, ... Bank tarafından alacağın davacıya Beyoğlu ... Noterliğinin 12.06.2020 tarihli ivazlı temlik sözleşmesi ile temlik edildiği ve temlik alan tarafından itirazın iptali davasının açıldığı, davalıların, ...'nın mirasçıları oldukları, temlik eden banka ile dava dışı ...şirketi arasında 20.05.2008 tarihli 150.000-TL bedelli, 18.05.2017 tarihli 2.000.000-TL bedelli, 04.09.2008 tarihli 500.000-TL bedelli, 23.08.2012 tarihli 1.500.000-TL bedelli ve 24.12.2010 tarihli 500.000-TL bedelli kredi sözleşmeleri akdedildiği ve davalıların murisi ...'nın sadece 20.05.2008 tarihli 150.000-TL bedelli kredi sözleşmesinde kefil olarak yer aldığı, temlik eden banka tarafından keşide edilen ihtarnamede davalıların murisi ...'nın 150.000-TL'lik kısımdan sorumlu olduğunun açıkça yazıldığı, davalıların murisinin 23.08.2012 ve 18.05.2017 tarihli sözleşmelerde kefaletinin bulunmadığı, takibe konu kredinin işbu sözleşmelerden sonra 23.05.2017 tarihinde kullandırıldığı, bu nedenle davalıların murisin imzası bulunmayan kredi sözleşmelerine dayalı kullandırılan kredi borcundan dolayı murisin ve mirasçıları davalıların sorumlu olmadıkları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili; müvekkilinin ... Bank'ın ... şirketinden olan alacaklarını Beyoğlu ... Noterliğinin 12.06.2020 tarihli temlik sözleşmesi ile temlik aldığını, temlik sözleşmesinden önce temlik eden banka tarafından davalılar aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini, itirazın takibi sürüncemede bırakmak amacıyla yapıldığını, borcun halen ödenmediğini, keşide edilen 11.12.2018 tarihli ihtarnamede de davalıların murisinin borcun 150.000-TL'lik kısmından sorumlu olduğunun açıkça yazıldığını, bu doğrultuda mirasçıların da sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda, davalıların murisinin 23.08.2012 ve 18.05.2017 tarihli sözleşmelerde kefaletinin bulunmadığı, takibe konu kredinin bu sözleşmelerden sonra 23.05.2017 tarihinde kullandırıldığı dikkate alındığında, davalıların takip konusu borçtan sorumlu olmadıkları yönünde görüş bildirildiğini, ancak bilirkişinin hukuki değerlendirmesinin hakimi bağlamayacağını, takibe konu kredilerin 23.08.2012 ve 18.05.2017 tarihli sözleşmelerden sonra verildiği hususunun yanlış olduğunu, sunulan eski sözleşmeler yeni kefalet sözleşmesiyle bağlantılı olduğundan, miraçıların borçtan sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, ayrıca davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; dava dışı temlik eden ... Bank ile dava dışı asıl borçlu ... Şti. arasında 30.05.2008 tarihli 150.000-TL limitli, 04.09.2008 tarihli 500.000-TL limitli, 24.12.2010 tarihli 500.000-TL limitli, 23.08.2012 tarihli 1.500.000-TL limitli ve 18.05.2017 tarihli 2.000.000-TL limitli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalıların murisi ...'nın sözleşmelerden sadece 150.000-TL limitli 30.05.2008 tarihli sözleşmede kefalet imzasının bulunduğu, diğer sözleşmelerde ise kefil olarak yer almadığı, asıl borçlu şirkete en son 23.05.2017 tarihinde 36 ay vadeli 1.000.000-TL taksitli ticari kredi kullandırıldığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap 12.11.2018 tarihinde kat edilerek asıl borçlu ve kefillere kat ihtarı gönderildiği, kat ihtarında davalıların murisi ...'nın borcun 150.000-TL'lik kısmı ile ferilerinden sorumlu olduğu belirtilerek, 23.05.2017 tarihinde kullandırılan 1.000.000-TL krediye ilişkin hesap özetinin eklendiği, davalıların murisi ...'nın 21.06.2017 tarihinde vefatı üzerine veraset ilamı çıkarılarak alacaklı banka tarafından davalıların da aralarında bulunduğu mirasçılar aleyhine ilamsız takip başlatıldığı, davalıların süresinde borca itirazı üzerine takibin durduğu, bu aşamada takip dosya numarası da belirtilerek bankanın alacağının 12.06.2020 tarihli temlik sözleşmesiyle davacıya temlik edildiği, davacı tarafından da itirazın iptali istemiyle işbu davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalıların murisinin 23.08.2012 ve 18.05.2017 tarihli sözleşmelerde kefaletinin bulunmadığı, takibe konu kredinin işbu sözleşmelerden sonra 23.05.2017 tarihinde kullandırıldığı, bu nedenle davalıların murisinin imzası bulunmayan kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredi borcundan dolayı murisin ve dolayısıyla mirasçıları olan davalıların sorumlu olmadıkları gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalıların murisi ...'nın kefalet imzasının bulunduğu ilk sözleşme mevcut ve aynı sözleşmeye dayalı olarak kefil murisin sorumluluğu devam ederken, temlik eden bankanın yeni genel kredi sözleşmeleri düzenlemesi nedeniyle, iradesi önceki sözleşmenin devamı değil, yeni sözleşme yapmak olarak yorumlanmalıdır.Zira takip ve dava konusu kredi, murisin imzasının bulunmadığı son sözleşme kapsamında kullandırılmıştır. Bu nedenle davalının imzasının bulunmadığı yeni sözleşmenin, önceki sözleşmelerin devamı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu durumda davalıların murisinin kefalet imzasının bulunmadığı son sözleşmeden kaynaklanan işbu dava konusu borçtan murisin ve dolayısıyla davalı mirasçıların sorumlu tutulması mümkün değildir.Diğer yandan dava değeri 683.210,04-TL olup, bu tutar üzerinden davalılar lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti tutarı da hüküm tarihindeki tarifeye uygundur. Bu nedenle davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, icra takibine konu alacaklıya temlik edilen kredi borcu murisin imzasını taşıyan sözleşmeden kaynaklanmadığı anlaşılmakla murisin kefalet sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiş  istinaf nedenleri yerinde olmayan  davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"60d8504e9243d97b","SID":"ab5667e5ba0f4bc1"}}