{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/845 <br>KARAR NO:2025/814<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:13/10/2021<br>NUMARASI:2020/545 Esas - 2021/751 Karar<br>DAVA:İstirdat (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA:Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine 12/06/2019 tarihinde İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasıyla kambiyo takibi başlattığını, takibin ...bank ... Şubesi'nin ... nolu 50.000-TL bedelli 31/01/2019 keşide tarihli keşidecisi ... olan ve ... Bankası ... Şubesi'nin 50.000-TL bedelli 31/12/2018 keşide tarihli keşidecisi ... olan çeklere dayandığını; takipte kesinleşen miktarın 83.427,13-TL olduğunu, takibin kesinleşmesinden sonra farklı zamanlarda müvekkilinin davalıya elden ve bankadan olmak üzere haciz baskısıyla toplam 144.000-TL ödediğini, bu ödemelere karşılık dosya borcunun kapandığına dair davalı şirket yetkilisinden 25/06/2020 tarihinde ibraname aldığını; bu ödemeler icra dairesine bildirilmediğinden ödemesi gerekenden daha fazla faiz ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin yasaya aykırı olarak %10 çek tazminatından da sorumlu tutulduğunu, söz konusu takipte müvekkilinin sorumlu olduğu miktarın tespitinin gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 40.000 TL'nin  ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle iadesine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili, davacının müvekkilinden aldığı malların bedeli karşılığı verdiği çekleri ödememesi üzerine icra takibi başlatıldığını, takipte 68.000-TL çek alacağı ile ferileriyle toplam 83.427,13-TL’nin istenildiğini; taraflar arasındaki tarihsiz protokolle kalan borcun 55.000-TL olduğu ve bu miktarın 09/09/2019'da 15.000-TL, 09/10/2019'da 10.000-TL, 09/11/2019'da 10.000-TL, 09/12/2019'da10.000-TL ve 09/01/2020'de 10.000-TL şeklinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını; davacının ise 09/09/2019'da 15.000-TL, 16/10/2019'da 2.500-TL, 31/10/2019'da 3.000-TL, 19/11/2019'da 4.500-TL, 03/12/2019'da 2.500-TL, 16/12/2019'da 3.000-TL, 28/01/2020'de 2.500-TL, 10/02/2020'de 2.000-TL, 16/03/2020'de 2.500-TL ve 26/06/2020'de 7.500-TL olmak üzere toplam 45.000-TL ödeme yaptığını, davalının son ödemeyi yaptığı gün, yani 26/06/2020'de 10.000-TL bedelli (ödenmemiş) bir çek verdiğini, ödemeler ve çekin bedelinin toplamı 55.000-TL olduğunu ve bu miktarın taraflar arasındaki söz konusu protokole göre ödenmesi gereken miktar olduğunu; görüldüğü gibi hiç bir ödemenin zamanında yapılmadığını; davacının fazla ödeme iddiasını ispat etmesi gerektiğini; davacının 144.000-TL yaptığına dair 25/06/2020 tarihli protokol içeriğinin gerçeğe, ticari ilişkinin seyrine ve takip dosyasına uygun olmadığını; zira 25/06/2020'de 144.000-TL ödediğinden bahisle ibra edildiğini iddia eden davacının 26/06/2020'de 7.500-TL ödeme yapıp, 26/06/2020'de 10.000 TL bedelli ileri tarihli çeki vermesinin dayandığı protokolün gerçek durumu yansıtmadığını ispat ettiğini; tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde alınan malların bedeli ve ödemelerin tespit edilebileceğini; kesinleşmiş icra dosyasında ödemelerle ilgili haciz baskısı iddiasında bulunamayacağı gibi protokolden dönülemeyeceğini ve tazminat istenemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, taraflar arasında iki adet borç protokolü düzenlendiği; ilk protokolde ödenmesi gereken borcun 101.000-TL olduğu,  ikinci protokolden önce davacının 30.000-TL ödendiği, 71.000-TL kaldığı, ancak tarafların ikinci protokolde 55.000-TL ödenmesini kararlaştırdığı, ikinci protokolden anlaşıldığı kadarıyla 16.000-TL indirim yapıldığı; davacı tarafından ilk protokole konu 30.000-TL ve ikinci protokole konu 55.000-TL olmak üzere 85.000-TL ödeme yapıldığı, 25/06/2020 tarihli ibranamede alacaklısı-davalı ... Şti. olan İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasının borçlusu-davacı ...Şti.'den dosya borcuna karşılık toplamda 144.000-TL tahsil edildiğinin ve... Ltd. Şti.'nin bu dosyayla ilgili başkaca bir borcu kalmadığının düzenlendiği; belgenin her iki tarafça imzalandığı, ibranamenin tek taraflı bir belge olmadığı, borcun varlığı, miktarı ve borcun sona erdiği konusunda tarafların anlaşma yaptığı anlaşılmakla davacı tarafından elden yapıldığı iddia edilen 59.000-TL'nin ödemenin ispatlanamadığı, 76.000-TL bedelli senedin davacıya iade edilmediği, bu senede ilişkin makbuz veya ödeme belgesi bulunmadığı, dolayısıyla bu senet bedelinin tamamının davacı tarafından ödendiğinin ve borcun sona erdiğinin kabul edilemeyeceği, ayrıca bu senet konusu borcun tamamı ödenseydi taraflarca davacının da katıldığı ikinci bir protokol düzenlenmeyeceği, ancak protokolün düzenlendiği ve davacı tarafından ikinci kez borç miktarının kabul edildiği; yargılama aşamasında yapılan bilirkişi incelemesine davacının ticari defterlerini ibraz etmediği; davacının 144.000-TL ödeme yaptığının ispatlanamadığı; davacının fazladan ödeme yaptığı iddiasının ibranameye dayanılarak kabul edilmesi halinde ise, davacının ibranameyi çekincesiz olarak imzalandığı, iddia olunan fazla ödemenin de ihtirazi kayıtsız yapıldığı, ibra sözleşmesiyle tarafların yazan miktarı kabul etmiş sayılacağı ve bu nedenle davacının ibranameye dayanarak talepte bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, müvekkilinin davalıya takibin kesinleşmesinden sonra haciz baskısıyla farklı zamanlarda elden ve bankadan toplamda 144.000-TL ödeme yaptığını, ödemelere karşılık dosya borcunun kapandığına ilişkin olarak davalı şirket yetkilisinden 25/06/2020 tarihinde ibraname aldığını, ödemeler icra dosyasına bildirilmediğinden gerekenden daha fazla faiz ödemek zorunda kaldığını, davalı tarafça imzası kabul edilen ibranamenin dikkate alınmadığını, haciz mahallinde vekilin hesabına yaptığı ödemelere ilişkin makbuzlar mevcutken bilirkişi raporuna bu hususların yansıtılmadığını; müvekkilin takibi tarihi itibariyle sorumlu olduğu icra dosya borcunun tespit edilerek toplamda yapılan fazla ödemelerin tespiti gerekirken, mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmesi, makbuza konu ödemeye ilişkin başkaca ödeme belgelerinin varlığının araştırılmaya çalışılmasının doğru olmadığını ve ödemelerin ticari defterlere işleyip işlenmemesinin vergi sorumluluğuyla ilgili olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, davalının davacıya başlattığı icra takibi kapsamındaki borç için fazla ödeme yaptığını iddia ettiği miktarın tahsili istemine ilişkindir.Somut olayda davalı, davacı ve dava dışı... aleyhine 12/06/2019 tarihinde başlattığı İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu icra takibinde, 68.000-TL asıl alacak, 5.127,13-TL işlemiş faiz, 10.000-TL %10 çek tazminatı ve 300-TL %3 komisyon olmak üzere toplam 83.427,13-TL'nin tahsilini istemiş, takip dayanağı olarak gösterilen iki çekten birincide 50.000-TL bedelli 31/12/2018 keşide tarihli keşidecisi ... olduğu, lehtarın davalı olduğu, davalının çeki davacıya ciroladığı, davacıdan sonra üç hamil daha olduğu; ikinci çekin 50.000-TL bedelli 31/01/2019 keşide tarihli keşidecisi ... olduğu, çekin hamiline olduğu, davacının ilk ciroyu davalıya yaptığı, her iki çekin de karşılıksız çıktığı; davacının takip borçluları aleyhine 68.000-TL için 14/06/2019 tarihli ihtiyati haciz kararı aldığı; davalıya ödeme emrinin 18/06/2019'da tebliğ edildiği; 16/12/2019'da davalının iki adet aracı üzerine haciz konulduğu ve davacının 19/06/2020'de satış talep ettiği; 26/06/2020'de davacının satış talebinden vazgeçtiğine ilişkin dilekçeyi dosyaya sunduğu görülmüştür. Davalı vekilinin sunduğu  tarihsiz protokolde; davacının borcundan indirim yapılarak dosya borcuna mahsuben (davacı şirket yetkilisi) ...'dan dosya borcuna mahsuben alınan senetlerden kalan bakiye 55.000-TL kaldığı hususunda anlaşıldığı, kalan bakiye ve harçların diğer takip borçlusundan alınacağı, buna göre davacının 09/09/2019'da 15.000-TL, 09/10/2019'da 10.000-TL, 09/11/2019'da 10.000-TL, 09/12/2019'da 10.000-TL ve  09/01/2020'de 10.000-TL ödeyeceği, bu tarihlere uyulmazsa indirimden vazgeçileceği, alınan senetlerin tahsilde tekerrür olmamak üzere icraya konulacağı yazılmıştır. Davalı cevap dilekçesinde, davacının toplamda 09/09/2019-26/06/2020 arasında 45.000-TL ödediğini, 26/06/2020'de verdiği ileri tarihli 10.000-TL bedelli çekle birlikte toplam 55.000-TL'yi verdiğini başkaca bir ödeme yapmadığını belirtmiştir.Davacı vekili tarafından sunulan 25/06/2020 tarihli \"Makbuz ve İbranamedir\" başlıklı belgede davalının davacıdan davaya konu icra takibi dosya borcuna karşılık 144.000-TL tahsil ettiği, davacının bu dosya borcuyla ilgili başkaca hiç bir borcunun kalmadığı belirtilmiştir.Fakat davalı vekili bu belgenin içeriğinin gerçeğe aykırı olduğunu,zira davacının müvekkiline 25/06/2020 tarihinde 7.500-TL ödeme yaptığını ve 26/06/2020'de de 10.000-TL bedelli ileri tarihli çek verdiğini, 25/06/2020'de 144.000-TL ödediğinden ibraname almış davacının ödemeleri yapmasının gerçeğe uygun olmadığını, zaten davacının da bu ödemeleri ispatlayacak delil sunmadığını belirtmiştir.Mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, davacının defterlerini sunmaması sebebiyle incelenemediği, davalı usulüne uygun düzenlenmiş defterlerini sunduğu, davalının defterleri ve tarafların dosyaya sunduğu ödeme belgelerine göre, 18/06/2019 tarihli protokolde 81.000-TL borcun ödenmesi için anlaşmaya varıldığı, 5.000-TL'nin aynı gün elden ödendiği, 20.000-TL bedelli senedin ödendiği, ama 76.000-TL bedelli senedin ödenmediği, yani ilk seferde 25.000-TL'nin ödendiği; sorasında tarafların tarihsiz protokolle 55.000-TL ödenmesini kararlaştırdıkları, fakat o ödemelerin de zamanında yapılmadığı, 09/09/2019-26/06/2020 arasında 45.000-TL ödendiği, 26/06/2020'de de 10.000-TL bedelli çek verildiği, bunların toplamının da 55.000-TL ettiği; dolayısıyla davacının toplamda 85.000-TL ödemesi olduğu  tespit edilmiştir.Görüldüğü gibi taraflar tarihsiz ancak 09/09/2019'da veya öncesinde yapıldığı anlaşılan protokolle davacının 55.000-TL'yi ödemesi halinde borcunun kapanacağı konusunda anlaşmışlardır. Dolayısıyla bu belgede 55.000-TL belirlenirken davacının daha önce ödediği 25.000-TL'nin de hesaba katılmıştır. Davalı da zaten davacının 45.000-TL nakit ve 10.000-TL çek vererek 55.000-TL ödemeden başka bir ödemesinin olmadığını savunmuştur.Davacı dosyaya hiç bir ödeme belgesi ve tacir olmanın bir sonucu olan tutmak zorunda olduğu ticari defterlerini de sunmamıştır.Sadece 25/06/2020 tarihli yukarıda incelenmiş, içeriği davalı tarafından kabul edilmeyen \"Makbuz ve İbraname\" başlıklı belgeyi sunmuştur.Belgede davacının davalıya dosya borcu için 144.000-TL ödeme yaptığı ve başka borcu kalmadığı yazılıdır. Fakat davacının davalıya tarihsiz protokole göre 26/06/2020'de 7.500-TL nakit ödeme yaptığı ve 26/06/2020'de de 30/11/2020 keşide (ileri tarihli) 10.000-TL bedelli verdiği belgelerden görülmektedir. Davacı dayanağı bir gün önceki tarihli belgeye göre 144.000-TL ödeme yapmış ve ibraname almış olan davacının bir gün sonra ödeme ve çek verme işlemini neden yaptığı hususu davacı tarafça açıklanamamıştır. Davacı bu belgenin dayanağı olarak, davalıya 144.000-TL ödediğini ve aralarındaki protokole göre fazla ödeme yaptığını ispat edememiştir. Kaldı ki söz konusu ibraname kabul edilse dahi, bu sefer davacının takipteki borcunu 144.000-TL olarak kabul ettiği ve ödeme yaptığı, artık o belgenin aynı zamanda bir borç kabul protokolü şeklinde kabul edilmesi gerektiğinden davacının eldeki istirdat davasının dinlenemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, yapılan tespitler kapsamında, davacının icra takip tarihi itibariyle borç miktarının hesaplanmasının da eldeki davanın sonucuna etkisi bulunmamaktadır.Davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b952969a3bd62281","SID":"ded96bd431264b0e"}}