{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/776 - 2025/903<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/776 <br>KARAR NO  : 2025/903<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                         K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/327 E.  -  2023/48 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/02/2023 tarih ve 2022/327 Esas - 2023/48 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2017/11389, 2016/45723, 2018/73699, 2018/41875, 2018/33014, 2015/103999, 2015/07332, 2020/74058, 2020/53227, 2020/46671, 2020/46670, 2020/46669, 2020/46668, 2020/27717, 2020/128842, 2018/87269, 2018/55071, 2018/28832, 2018/24002, 2016/73426, 2016/70776, 2016/08364, 2016/05819, 2016/05812, 2016/05799, 2016/05769, 2016/05764, 2016/05702, 2016/05691, 2016/05674, 2016/05539, 2016/05531, 2016/00705, 2015/96626, 2015/94023, 2015/92075, 2015/91612, 2015/91083, 2015/91074, 2015/90702, 2015/90683, 2015/90681, 2015/90680, 2015/90654, 2015/90644, 2015/90592, 2015/90585, 2015/90583, 2015/90577, 2015/90571, 2015/85112, 2015/85106, 2015/84933, 2015/82746, 2015/81323, 2015/81317, 2015/79911, 2015/79908, 2015/79796, 2015/78645, 2015/78638, 2015/78618, 2015/78612, 2015/78608, 2015/78592, 2015/78556, 2015/78547, 2015/78544, 2015/78540, 2015/78536, 2015/78530, 2015/78527, 2015/78509, 2015/78506, 2015/111633, 2015/108361, 2015/108341, 2015/108333, 2015/108325, 2015/101170, 2012/93530, 2012/93528, 2012/93527, 2012/93525 sayılı ve \"...\" esas unsurlu ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"... ...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2020/130889 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itirazın reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedilmiş olduğunu, oysa müvekkili şirketin \"...\" markasını Karaman'da senelerdir ürettiği gıda ürünlerinde kullandığını, 2012 yılından beri tescilli olan markanın müvekkili ile özdeşleştiğini ve gerek Karaman'da gerekse yurt içinde ve dışında bilinir hale geldiğini;  davalı şirketin 2020 yılında Karaman’da kurulduğunu, gıda makinesi üretildiğini, müvekkili ile aynı bölgede ve faaliyet alanında üretimde bulunulduğunu, davalının müvekkili markasından haksız yarar elde ettiğini, iltibas oluşturduğunu, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, davalının işletmesinin müvekkilinin fabrikasının bulunduğu yerde kurulduğunu, bazı müşterilerinin müvekkilinin makine sektörüne girdiğini düşündüklerini; davalı şirket yetkilisinin annesi, babası, amcası ve kayınpederinin müvekkili şirket bünyesinde çalıştıklarını ve müvekkili ile ticari ilişkide bulunmuş kişiler olduklarını, dava konusu başvurunun ticari dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ve kötü niyetli olarak gerçekleştirildiğini, ibareler arasında işaret ve emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini ileri sürerek, ... YİDK'nın 2022-M-7541 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/130889 başvuru numaralı \"... ...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu başvuru ile davacı markalarının aynı veya aynı tür mal veya hizmetleti kapsamadığı, \"...\" ibaresinin bir anlamının bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun, esas unsuru \"...\" ibaresi olup, markanın sol tarafında yer alan \"A\" harfinden oluşan şekil unsurunun da \"...\" ibaresine vurgu yaptığı, davacıya ait markaların tamamının ya \"...\" ibaresinden oluştuğu ya da \"...\" kelimesine eklenen bir başka kelime unsurundan oluştuğu; taraf markaları bir bütün olarak yüksek seviyede benzer olmakla birlikte, taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı mal ve hizmetler olduğundan karıştırılma ihtimali şartlarının oluşmadığı; davacı tarafça sunulan belgelerin 07. sınıfta yer alan emtialara ilişkin olmadığı, davacı şirketin önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlayamadığı; 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı; davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veri bulunmadığı; hükümsüzlük talebi açısından taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1-3-5-9 bendi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka kapsamında gıda işlenmesinde kullanılan makinelerin bulunduğunu, emtiaların benzer olduğunu, 07. sınıfta kullanımın ispatlanamadığının da doğru olmadığını, gıda emtiası ile gıda işleme makinelerinin birbirini tamamladığını, tanınmışlığın ispat edilemediği hususunun da hatalı olduğunu, tarafların aynı ilde faaliyet gösterdiğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, müvekkili markasından haberdar olan davalının müvekkilinin itibarından faydalanmak istediğini, davalı şirket yetkilisinin anne, baba ve kayınpederinin müvekkili şirket bünyesinde çalıştığını, dava konusu markanın iltibas yaratmak için seçildiğini, davalı tarafa karşı açılan marka tecavüzü davasında bilirkişi raporunun müvekkilinin lehine düzenlendiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: 1-Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf marka işaretlerinin esas unsurunun \"...\" ibaresinden oluşması nedeniyle markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde benzer ise de, dava konusu marka kapsamındaki 07. sınıf mallarla, davacının mesnet markaları kapsamındaki 30. sınıf mallar arasında emtia benzerliğinin ve dolasıyla SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davacı tarafın mesnet markalarının tanınmışlığını kanıtlayamadığı, davacı tarafça, 07. sınıftaki mallarda gerçek hak sahipliğine ilişkin delil de sunulmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.\t<br>\t2-Davacı vekilinin kötü niyete ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davacı vekili, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak da yapıldığını ileri sürmüş, ilk derece mahkemesince davacı vekilinin bu iddiası da  yerinde bulunmamıştır. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.07.2008 tarih ve 2008/11-501 E. - 507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. <br>\tYukarıda yapılan özette de belirtildiği gibi, dava konusu markanın tek esas unsuru, davacının uzun yıllardır tescilli çok sayıdaki markalarının esas unsurundan oluşmaktadır. Yine bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi çekişmeli \"...\" ibaresinin bir anlamı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu ibarenin ayırt ediciliğin oldukça yüksek olduğunun kabulü gerekir. Dosya kapsamına sunulan delillerden, her iki tarafın da Karaman ilinde faaliyet gösterdikleri ve adreslerinin de birbirlerine yakın oldukları anlaşılmıştır. Bu durumda, davacı ile aynı yerde faaliyet gösteren davalı şirketin davacının \"...\" ibareli markalarından haberdar olduğu, zaten davalı şirketin, davacı tarafından yaratılan markanın aynısını tesadüf eseri seçmesinin mümkün olmadığı, davalı şirketin dava konusu marka seçiminin, yani davacının yıllardır kullanmakta olduğu markayı seçiminin de ticari dürüstlük kurallarına uygun bir davranış olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmış ve Dairemizce, dava konusu başvurunun, davacının markalarından haksız olarak yararlanmak amacıyla, kötü niyetli olarak yapıldığı kanaatine varılmış; ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü ise isabetli bulunmamıştır.     <br>\tEsasen kötü niyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyet tescilin tamamını kapsar ve bölünemez (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953). Bu nedenle Dairemizce de somut uyuşmazlıkta davalının başvurusu kötü niyetli olarak gerçekleştirilen markasının kapsamındaki tüm mallar yönünden davanın kabulünün gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>\tBu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNİN 09/02/2023 gün ve 2022/327 Esas - 2023/48 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KABULÜ ile, ... YİDK'nın 2022-M-7541 sayılı kararının İPTALİNE,<br>4-Dava konusu 2020/130889 sayılı ve \"... ...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,<br>5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.800,00-TL bilirkişi ücreti, 219,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 178,00-TL tebligat ve posta gideri, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 3.689,00-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.850,40-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>8-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf yargılaması sırasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, \t<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, \t<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 02/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ: 31/05/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br>                     Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0749e20a6aadfef1","SID":"8498dc8aad2cb7d4"}}