{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ....<br>KARAR NO\t: ....<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/06/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ... Karar<br><br>DAVACI\t: .......  <br>VEKİLİ\t\t: Av. ...  <br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: .......  <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... & Av. ... <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 27/05/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 27/05/2025<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 11/06/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı tarafından müvekkili aleyhine haksız olarak icra takibi yapıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu olmadığını, icra dosyasındaki kredi kartı ödeme sliplerinin müvekkili ile herhangi bir ilgisi olmadığını, müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ticari sözleşme bulunmadığını, icra takibinin haksız olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkile yönelttiği iddiaların tamamen kötü niyetli olduğunu ve herhangi bir somut delile dayanmadığını,  davacı şirketle mal ve hizmet alımı konusunda anlaşma sağlandığını, 08.11.2022 tarihli, 104.993,80 TL bedelli fatura davacı tarafından keşide edildiğini, bu süreçte müvekkilinin, davacının gösterdiği tedarikçilere kredi kartı ile ödeme yaptığını,  ancak davacı taraf mal ve hizmet borcunu ifa etmediğini, müvekkilinin yaptığı ödemelerin iadesi talep edilmesine rağmen, davacı şirket yetkilileri çeşitli bahanelerle süreci uzattığını ve ödeme yapmadığını, bu nedenle müvekkilinin ticari zarara uğradığını ve itibarının zedelendiğini, yapılan ödemelerin iadesi sağlanmadığından Konya.... İcra Dairesinin ....... Esas sayılı dosyası üzerinden 38.000,00 TL tutarında takip başlatıldığını, davacının söz konusu takibe itiraz etmediğini, dolayısıyla borçlunun açtığı menfi tespit davasının haksız ve yersiz olduğunu, davacı şirket yetkilisi .......'a ait olduğu bilinen ....... cep numarası ile müvekkil şirket yetkilisi ....... arasında geçen 22.01.2023 ve 23.01.2023 tarihli Whatsapp konuşmalarında davacı şirket yetkililerinin \"ben hak yemedim, sıkıntım oldu, borcum borç, senden aldığımı en yakın zamanda sana vereğim\"; \"kimse kimseyi dolandırmaz, sıkıntıya düşer, beni kendinle karıştırma, 38 bin TL alacağın var, zamanı gelince alırsın,\" bir diğer mesajda ise \"yazıp durma 38 Bin TL zamanı gelince param olunca POS yollarsın, kartını çekerim\" şeklindeki beyanları ile müvekkili şirkete olan ve icra takibi ile işbu davaya konu olan borç tutarını ikrar ettiğini ve borcunu ödeyeceğini beyan ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini ve davacının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"..Davalı tarafça davacı aleyhine Konya....  İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takip dosyası kapsamında davacının davalıya borcu bulunup bulunmadığı,  tarafların İİK 72/4 ve 5. Fıkra hükümleri kapsamında tazminat hakkının bulunup bulunmadığı hususları olduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı; davalının dava dışı kişilere yapılan kredi kartı ödemelerine ilişkin sliplere dayanarak  yaptığı takip kapsamında borçlu olmadığının tespitini istemektedir. Davalı ise davacı ile aralarında mal ve hizmet alım sözleşmesi yapıldığını, davacının kestiği fatura karşılığı olarak -davacının borca batık olması  nedeniyle- dava dışı kişilere ödeme yaptığını, bu kişilerin davacının tedarikçileri olduğunu ancak davacının söz verdiği malları iade etmemesi üzerine takibe giriştiğini belirtmektedir. <br>Davalı tacir olup \"davacının borca batık olduğu gerekçesiyle üçüncü kişilere yaptığı ödeme nedeniyle\" takibe girişmesi hem TTK 18. madde bağlamında basiretli bir iş adamı gibi hareket etme hem de \"hiç kimse kendi muvazaasından kaynaklı hak talebinde bulunamaz\" prensiplerine aykırıdır. Bu durumda ispat yükü üzerinde olan davalı alacağını kanıtlayamamıştır.<br>Öte yandan davalı tarafından sunulan whatsapp yazışmalarının öncesinde ve sonrasında ne yazıldığının tespiti mümkün olmadığından söz konusu yazışmalar delil olarak kabul edilmemiştir.\" gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile, Konya.... İcra Dairesinin ....... Esas sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkeme, müvekkilinin talep ettiği alacağın hukuken geçerli olduğunu göz önünde bulundurmadığını ve whatsapp mesajlarındaki borç kabulünü yeterince değerlendirmediğini, davacının \"ben hak yemedim, sıkıntım oldu, borcum borç, senden aldığımı en yakın zamanda sana vereğim\"; \"kimse kimseyi dolandırmaz, sıkıntıya düşer, beni kendinle karıştırma, 38 bin TL alacağın var, zamanı gelince alırsın,\" bir diğer mesajda ise \"yazıp durma 38 Bin TL zamanı gelince param olunca POS yollarsın, kartını çekerim \" şeklindeki mesajlarının borcu açıkça kabul ettiğini gösterdiğini, ancak mahkemenin bu mesajları yeterince incelemeden karar verdiğini, HMK 199. maddeye göre bu mesajların belge niteliği taşıması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı tanzim edildiğini,  bilirkişi tarafından yapılan tespitlerin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazları  hiçbir şekilde değerlendirilmeye alınmadan karar verildiğini, yeni bir bilirkişiden rapor alınması veya ek rapor alınması gerekirken alınmamasının hatalı olduğunu ileri sürerek  ilk derece mahkemesi  kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit talebine  ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Davacı, davalının üç adet kredi kartı ödeme slibine dayalı olarak icra takibi başlattığını, takip dayanağı ödeme sliplerinin kendisi ile herhangi bir ilgisi olmadığını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmakta, davalı ise icra takibinin dayanağı olarak gösterilen kredi kartı ödeme sliplerinde yer alan ödemelerin davacıdan satın alınan mal karşılığında davacının tedarikçilerine yapılan ödemeler olduğunu, davacıdan satın alınan malın teslim edilmediğini, mal karşılığında yapılan ödemelerin de iade edilmediğini, davacı şirket yetkilisinin whatsapp konuşmalarında dava konusu borcu ikrar ettiğini savunarak davanın reddini talep etmektedir. <br>     Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer  Dava konusu somut olayda ispat yükü üzerinde olan davalı, davacıdan alacaklı olduğunu ispata elverişli yazılı delil sunmamış, ancak dava dilekçesinde ve davacı şirket yetkilisi ile davalı şirket yetkilisi arasında gerçekleştiğini ileri sürdüğü whatsapp yazışmalarını sunmuş, ayrıca tanık  ve yemin delillerine de dayanmıştır.  Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"belge\" kenar başlıklı 199. Maddesinde  \"Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir\" düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı kanunun 202. Maddesinde ise ; <br>\"(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.<br>(2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir\" denilmektedir. Bu kanun hükümlerine göre yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge bulunması halinde tanık dinlenmesi mümkündür. Davalı tarafça ibraz edilen ve davacı şirket yetkilisine  ait olduğu ileri sürülen  whatsapp mesajlarında davacı şirket yetkilisinin davalıya 38.000,00 TL borcu olduğunu beyan ettiği görülmekte olup  sözkonusu whatsapp mesajlarının mailin davalı tarafından davacıya gönderildiğinin anlaşılması halinde \"elektronik ortamdaki veri\" niteliğindeki whatsapp mesajının davacı  lehine yazılı delil başlangıcı teşkil edeceği açıktır. Mahkemece  6100 sayılı HMK’nın 169 vd. maddeleri gereğince davacıya meşruhatlı isticvap davetiyesi çıkarılarak, davalının delil olarak dayandığı whatsapp mesajlarının davacı tarafından gönderilip gönderilmediği hususunda  gerekli görüldüğü takdirde bilirkişi raporu alınması, sözkonusu whatsapp mesajlarının davacı tarafından gönderildiği sonuç ve kanaatine varılırsa, sözkonusu whatsapp mesajlarının  davalı lehine yazılı delil başlangıcı teşkil ettiği gözetilerek davalı tanıklarının dinlenmesinden sonra ve gerekli görülmesi halinde davalıya yemin teklif etme hakkı da hatırlatıldıktan sonra  oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile  HMK'nın 353/1-a.6  maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Davalının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/06/2024 tarih, ... Esas -  ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan toplam 648,95 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>5-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/05/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi.  \t\t<br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır <br> <br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br><br>....<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bf3cc937d6ee4d84","SID":"01817cc7fbf8b60b"}}