{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/76 <br>KARAR NO:2025/492<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:30/03/2021<br>NUMARASI:2020/380  E. - 2021/293  K.<br>DAVANIN KONUSU:Çekin istirdadı <br>Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... Taah. Ltd. Şti'nden alım satım sözleşmesi kapsamında iki adet çek aldığını, vadesi geldiğinde çeklerin bulunamadığını, keşidecinin haberdar edildiğini, dava konusu 20.12.2016 tarihli ... sıra numaralı 15.000,00 TL bedelli çekin keşidecisinin ... Şti., muhatap bankanın ...bank AŞ olduğunu, bu çekin davalı ... AŞ uhdesinde olduğu bilgisinin .. sayılı dosyasından öğrenildiğini, söz konusu çekin müvekkilden çalındığını iddia ederek, dava konusu çekin istirdadı ile müvekkilin keşideci ... Şti'nden sonraki haklı hamil sıfatıyla alacaklı olduğunun tespitine karar verilmesini   talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin ... ile imzalanan Faktoring sözleşmesi kapsamında dava konusu çeki iyi niyetli iktisap ettiğini, çekin TTK'da belirtilen tüm şekli unsurları içerdiğini, müşteri ... ile davacı arasında düzenlenen fatura ile huzurdaki davaya konu çekin tevsik edildikten sonra müvekkili şirketçe devralındığını, çekte ödemeden men yasağı bulunmasının tek başına müvekkili şirketin kötü niyetli olduğunu göstermeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Eldeki dosyada olduğu üzere, çeklerin çalındığı ya da kaybolduğu iddiasıyla, faktoring şirketleri aleyhine çek istirdadı davalarının da açıldığı görülmektedir. Aleyhine bu iddialarla dava açılan faktoring şirketinin, dava konusu çek ya da çekleri, FKFFŞK m. 9/f. II’ye uygun olarak devraldığını ispat etmesi gerekmektedir. Bu hususun ispatından sonra davacı, faktoring şirketinin TTK m.792 uyarınca çeki ya da çekleri kötüniyetle veya ağır kusurla iktisap ettiğini ispatlamalıdır ( Yücesoy Yılmaz, s. 218,219 vd).Mevcut bu durumda ; faktoring işleminin Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu, çekin ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, davalının yetkili hamil olduğu, faktoring sözleşmesinin ve devir işleminin ödeme yasağı kararı alınmadan önce yapıldığı, factoring şirketinin çek hakkında ödeme yasağı konulduğunu bilebilecek durumda olmadığı, davalının kötüniyetli olduğuna dair iddiaları teyit eder ispat faaliyeti gerçekleşmediği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.Ayrıca faktoring şirketine diğer dvalı olan faktoring müşterisi tarafından sunulan faturanın şeklen itibar edilebilir olduğu,faturanın sıhhati hususunda tam bir araştırmanın yapılmasının faktoring şirketinden beklenemeyeceği gözetilerek faktoring şirketinin iktisapta kötü niyetli olmadığı kanaatine varılmıştır.Davanın çek istirdadı davası olduğu,menfi tespit talebinin bulunmadığı gözetilerek aleyhine çek istirdatı davsı açılan hamilin ciro zincirinin şeklen düzgün olup olmadığını kontrolle yükümlü olduğu,imzaların sahte veya gerçek olup olmadığının çek istirdatı davasında değil menfi tespit davasında incelenebileceği gözetilerek...\" gerekçesiyle davanın reddine,  karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili aleyhine usul ve yasaya aykırı bir hüküm kurulduğunu, kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin temizlik malzemesi alım satım sözleşmesinden dolayı dava dışı şirketten iki adet çek teslim aldığını, Çukurova/Adana adresindeki müvekkili iş yerinden çeklerin kimin tarafından çalındığının bilinmediğini, vadesi geldiğinde çekleri bulamadığını, çeşideci tarafından bankaya men talimatı verildiğini, ödeme yasağı talepli olarak çek iptali davasının açıldığını, dava konusu çekin davalı uhtesinde olduğu bilgisinin ... sayılı dosyasında ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edilmesi ile öğrenildiğini, ciranta ile müvekkili arasında ticari ilişkinin bulunmadığını, davalının icra dosyasında çek bedelini tahsil ettiğini, oysa İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2007/74 Esas sayılı kesinleşmiş kararı ile İstanbul Mahkemelerinin yetkisiz olduğuna karar verildiğini, davalı firmanın dava konusu çeki teslim alırken iyi niyetli olmadığını belirtmek istediklerini, davalının her ne kadar cevap dilekçesinde diğer davalı ... ile arasında düzenlenmiş bir faturanın dosyaya sunulduğunu beyan etmiş ise de taraflarına bir örneğinin gönderilmediğini, bu fatura ve belgeyi kabul etmediklerini, müvekkili ile davalı ... arasında herhangi bir ticari alışveriş olmadığını, dava konusu çek üzerindeki sahte imza atan birinin sahte olarak bir fatura veya belge düzenlemesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davalı firmanın sunduğu belgenin sahte olduğu kanaatinde bulunduklarını, davalının kendisine sunulan belgelerin sahte olup olmadığını araştırmak zorunda olduğunu, mahkeme tarafından rapora itirazlardaki hususların dikkate alınmadığını, müvekkilinin hem çeki faktoring şirketine teslim eden taraf hem de davalı faktoring şirketi ile bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, çekteki imzanın müvekkilini ait olup olmadığı hususunundaki imza incelemesi dair ön raporda eksik hususların talep edildiğini, mahkeme tarafından TTK 792.madde kapsamında davanın çek istirdadı olduğu, imzanın davacıya ait olup olmadığının etkisi olmayacağı belirterek ara karardan rücu edildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, çekin fatura ile tevsik edildiği değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, çek bedeli 15.000,00 TL iken gerçeğe aykırı olarak üzerinde imza bulunmayan fatura bedelinin ise 16.048,00 TL olduğunu, mahkeme tarafından fatura bedelinin çek bedeline yakın olduğu gerekçesiyle değerlendirme yapılmış ise de tutarın uyumsuz olduğunu, faturada alacaklı imzasının bulunmadığını, şeklende faturaya itibar edilmeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava,TTK'nın 792. maddesi gereğince çek istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında,  dava dışı ...  Şirketi tarafından davacı şirket adına ... Şubesindeki çek hesabından 20.12.2016 tarihinde 15.000,00 TL bedelli çekin keşide edildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, çekin dosyaya ibraz edilen fotokopisindeki cirolara göre davacı şirket tarafından davalılardan ... Grup ...'a ciro edilip edilmediği, davacı şirket imzasının sahte olup olmadığı, davalı ... ile diğer davalı faktoring şirketi arasındaki faktoring işlemlerinin yasaya uygun olup olmadığı, mahkeme tarafından davacının imza incelemesine  dair talebi yönünde verilen ara karardan rücu edilmesinin ve verilen nihai kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, dava konusu çekin davalı ... tarafından diğer davalı faktoring şirketine ciro edildiği, çekin bankaya ibrazı neticesinde banka tarafından çek üzerine Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı gereğince 06.12.2016 tarihli ödeme yasağı kararı bulunduğundan işleme alınmadığı, karşılığının bulunmadığı, bakiyesinin '0' olduğu, ibraz tarihinin 20.12.2016 olduğuna dair şerh düşüldüğü, davacı şirket tarafından 06.12.2016 tarihinde çek iptaline dair Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/591 Esas, 2017/124 Karar ve 24.05.2017 tarihli kararına konu davada, mahkemece iki adet çekin zayi nedeni ile açılan davanın çekin irade dışında hamilin elinden çıkması, çeki elinde bulunduran kişinin bilinmemesi gerektiği, somut olayda ise çeki elinde bulunduran kişinin bilindiği gerekçesiyle davacının iade davası açması gerektiği belirtilerek, davanın reddine karar verildiği, ... sayılı dosyasında davalı faktoring şirketi tarafından davacı ve diğer davalı ... ile dava dışı ... - ... Ticaret aleyhine 15.000,00 TL tutarlı 20.12.2016 tarihli çek nedeni ile takip başlatıldığı, davacı tarafça İstanbul Anadolu 7. İcra Hukuk Mahkemesine 09.01.2017 tarihinde ... nolu dosyada yetkili icra dairesinin Adana İcra Müdürlüğü olduğu gerekçesiyle yetki itirazında bulunulduğu, mahkemece 27.02.2017 tarihli karar ile davanın reddine dair karar verildiği, davacı şirket tarafından davalılar aleyhine 30.04.2017 tarihinde istirdat istemine ilişkin yetkisizlik kararı verilen mahkemede dava açıldığı, davalı şirket tarafından faktoring sözleşmesi ve fatura ile ibraz edilmiş olduğuna dair davacı şirket adına davalı ... tarafından düzenlenmiş olan 13.600,00 TL tutarında KDV dahil 16.048,00 TL olan irsaliyeli fatura örneğinin ibraz edildiği, faturanın 28.06.2016 tarihli olduğu, ödeme talimatının 30.06.2016 tarihinde düzenlenmiş olduğu, davalılar arasında faktoring sözleşmesinin düzenlendiği, faktoring hacminin 200.000,00 TL olarak belirtildiği, müşterinin ... olduğu anlaşılmıştır. Yetkisizlik kararı veren mahkeme tarafından davacı vekilinin çekteki imzaya yönelik imza itirazı üzerine imza incelemesi yaptırılmıştır. İmza incelemesine dair Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 21.11.2019 tarihli raporunda; sağlıklı bir rapor tanzim edilebilmesi için ...'ın inceleme konusu çekin düzenleme tarihine yakın ve tercihen bu tarihten önce başka amaçlarla atmış olduğu bol ve samimi imzalarını içerir belgelerin, muhtarlıklar, noterler, bankalar, seçim kuralları, tapu vb çeşitli kurum kuruluşlardan temin edilerek mevcutlarla birlikte kuruma gönderilmesi gerektiği hususunun bildirilmiş olduğu, yetkisizlik kararı ile dosyanın yetkili mahkemeye tevzi edilmesi aşamasından sonra mahkemece 01.12.2020 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı ile; \"...Davanın TTK 792 Maddesi uyarınca çek istirdadına ilişkin olduğu, sonraki ciranta olan davalının ciro silsilesini şeklen kontrol yükümlülüğün bulunduğu, imzanın davacıya ait olmasının veya olmamasının çek istirdadı davasına etkisi olmadığı (örnek karar :İstanbul BAM 13 HD. 2018/1740 Esas 2020/509 Karar) ve yapılan imza incelemesinin yukarıda belirtilen gerekçe ile usul ekonomisine uygun olmadığı gözetilerek yetkisiz mahkemece verilen imza incelemesi ara kararından rücu edilmesine..\" karar verilmiştir. Mahkemece, imza incelenmesine dair ara kararda rücu edildikten sonra davalı defterlerinin incelenmesine dair bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 08.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu 20.12.2016 tarih, ... sıra numaralı 15.000,00 TL tutarlı çek ile çekin dayandığı diğer davalı ... adına düzenlenen fatura hareketlerinin davalı ...nezdinde incelendiği, hesap hareketlerine göre, davalı ... A.Ş.'nin diğer davalı ... adına 30.06.2016 tarih, ... sıra numaralı ve 15.000,00 TL tutarlı satış faturası düzenlediği, bu fatura karşılığında huzurdaki davaya konu 20.12.2016 vade tarihli, ... sıra numaralı, 15.000,00 TL tutarlı çeki 30.06.2016 tarihinde kayıtlarına aldığının tespit edildiği, davalı ... AŞ'ine ait yasal defterlerin Vergi Usul Kanunun 183-184-185 maddeleri ve 6102 Sayılı TTK'nın 64.maddesinde belirtilen usul ve esaslara uygun olarak tutulduğu, kayıtların usulüne uygun olarak gerçekleştirildiği, Vergi Usul Kanunu 223-224-225 maddeleri ile TTK'nın ilgili hükümlerine uygun olarak noter açılış kapanış tasdikleri ile e-beratların süresi içerisinde alındığı ve dolayısıyla ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğunun anlaşıldığı, davaya konu çeke dayanak olan 30.06.2016 tarih, ... sıra numaralı, 15.000,00 TL tutarlı satış faturasının davalı ... AŞ tarafından diğer davalı ... adına tanzim edildiği, bu fatura karşılığında huzurdaki davaya konu 20.12.2016 vade tarihli, ... sıra numaralı, 15.000,00 TL tutarlı çekin 30.06.2016 tarihinde davalı ... AŞ nezdinde kayıtlı bulunduğu, bu yönüyle ilgili çekin ... Şirketi tarafından ... faktoring müşterisinden 30.06.2016 tarihinde iktisap edildiği belirtilmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, sadece davalı şirket defterlerinin incelendiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, dava konusu çek bedelinin icra dosyasında tahsil edildiğini, her ne kadar davalının cevap dilekçesinde müvekkili firma ile davalı müşterisi olan diğer davalı ... arasında bir alışveriş nedeniyle düzenlenmiş bir faturanın dosyaya sunulduğu beyan edilmiş ise de taraflarına bunun bir örneğinin gönderilmediğini, fatura ve belgeyi kabul etmediklerini çünkü müvekkili ile davalı ... arasında hiçbir hukuki alışveriş olmadığını, davalının dava konusundaki çek üzerindeki imzaların gerçek olup olmadığının araştırmak zorunda olmadığını belirterek kanununun kendisine tanıdığı haklardan söz ettiğini, müvekkili ile davalı ... arasında hiçbir alışveriş olmadığının gözetilerek dosyaya sunulan belgelerin sahte olup olmadığının tarafların ticari defterleri de incelenmek suretiyle araştırılmasına  ve ayrıca cironun sahteliğinin incelenmesini talep etmiştir. Davalı faktoring şirketi, rapora ve davanın esasına ilişkin  beyan dilekçesiyle; faktoring işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, 6361 sayılı Faktoring Kanunun 9. maddesi gereğince müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu, davacı zararına hareket etmesinin söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... AŞ’nin davaya konu çeki, 6361 sayıl... Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu 9/2. Maddesine  uygun olarak elinde bulundurup bulundurmadığı ve burada varılacak sonuca göre davanın bu davalı yönünden kabulünün gerekip gerekmediğinin tespiti gerekir. 6361 sayılı Yasanın 9. madde başlığı, \"Şirketin yapamayacağı iş ve işlemler\" şeklindedir. Maddenin 2. fıkrasında, “Faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilmeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez.Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz \" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükmün, uygulamada boş ve hileli yahut gerçek bir ticari ilişkiye dayanmayan kredi amaçlı senetlerin faktoring şirketlerince devir alınmasını önlemeye yönelik olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla faktoring şirketleri devir aldığı alacak, bir kambiyo senedinden kaynaklanıyor olsa bile alacağı doğuran temel ilişkiye ait fatura veya benzeri belgelerle bunu tevsik etmelidir. Bu hüküm “düzenleyici amir bir hüküm” olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle bir faktoring şirketinin müşterisinden temliken aldığı bir alacağı takip edebilmesi için; alacak bir kambiyo senedinden kaynaklansa bile faktoring sözleşmesi ile beraber, alacağı doğuran temel satım ilişkisine ait fatura ve benzeri belgeleri de ibraz etmesi zorunludur. Faktoring sözleşmelerine, uygulamada “Alacağın Temliki” hükümleri uygulanmaktadır. Ve yazılı şekilde yapılması gerekmektedir. Somut olayda, ... AŞ ile diğer davalı ... arasında faktoring devir ve temlik işlemlerine ilişkin olarak sözleşme akdedilmiştir. Sözleşme gereğince dava konusu çek, davalı ... Faktroring Şirketi'nce temlik alınmıştır. Çekin adı geçen davalıda olduğu  ve icra  takibine konu ettiği tartışmasızdır. Bilirkişi raporunda; davalı ticari defterleri incelenmiştir. Dosyaya ibraz edilen fatura davalı ... tarafından düzenlenen ve bedeli ödenmiş olan kapalı fatura şeklindedir. Ayrıca davacı şirket tarafından her ne kadar davalı ... ile herhangi bir ticari ilişkilerinin olmadığı, ürün satın almadıkları, faturaların sahte ve imzasız olduğu iddia edilmiş ise de eldeki dava dava istirdat davası olup menfi tespit davası değildir. İstirdada karar verilebilmesi için ise davalı faktoring şirketinin kötü niyetli olması yahut çeki faktoring mevzuatına aykırı şekilde elde ettiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Dosya kapsamıyla çekin, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansal Şirketleri Kanununun 9. maddesi ve ilgili ikincil mevzuat çerçevesinde tevsik edilebilen mal veya hizmet satışına bağlı alacağın devri suretiyle gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bu durumda, davalı faktorin şirketi aleyhindeki davanın reddi kararı isabetli olup davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davanın istirdat davası olması ve menfi tespit talebi içermemesi nedeniyle, davanın çeki elinde bulundurana karşı açılması yani husumetin çek hamiline yöneltilmesi gerektiğinden, davalılardan ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir iken esas bakımından ret kararı verilmesi isabetli bulunmamış, bu davalı hakkında verilen hükmün HMK'nın 353/1.b.2, 33 ve 355 maddeleri uyarınca resen düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, resen yapılan değerlendirme sonucu ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davalı ... Şirketi aleyhindeki davanın esas bakımından, davalı gerçek kişi aleyhindeki davanın ise pasif husumet yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca, davacı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, resen yapılan değerlendirme sonucu ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davalı ... AŞ aleyhindeki davanın reddine,2-Davalı ... aleyhindeki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine, 3-Peşin alınan 256,17 TL harcın, alınması gerekli 615,40 TL harçtan düşümü ile eksik kalan 359,23 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca peşin yatırılmış olan gider avanslarından artan kısımların yatıran taraflara iadesine, 6-Davalı ... AŞ tarafından yatırılan 500,00 TL bilirkişi ücreti ve 75,00 TL delil avansının toplamı olan 575,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... AŞ'ye verilmesine, 7-Davalı ... AŞ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre 4.080,00 vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... AŞ'ye verilmesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri bakımından; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 20.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6627af0f46610625","SID":"e71d9d6cc2d08a80"}}