{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2358 Esas<br>KARAR NO: 2025/811 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2021/723 Esas- 2021/1132 Karar<br>TARİHİ: 15/12/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan ticari alışveriş neticesinde müvekkil şirket cari hesap alacağından dolayı şirketten 72.600,00TL alacaklı olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkil işrketin iş bu alacağı ödenmediğinden Bakırköy ... İcra dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden de netice alınamadığından itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  taraflar arasında uzun yıllarca kumaş alıma satımına yönelik ticari ilişki sürdürüldüğü, tarafların 2016 senesinde aynı ticari ilişki sebebiyle aralarında görülen menfi tespit davası davacı yanın feragati sebebiyle ret ile sonuçlandığını, menfi tespit davasında konu müvekkilin davacıya bir kısım kumaş temin edeceği bunun biraz zaman alacağı dolayısıyla malın teslimi aşamasına kadar geçecek süre için aradaki ticari güven ilişkisi gereğince davacıdan bir teminat istendiği ancak bu teminatın da daha sonra müvekkil ile davacı yanın anlaşmaları neticesinde bedelsiz kalmasından sonra davadan feragat ettiklerini, dava içerisinde taraflar arasındaki tüm ticari ilişki açısından taraflar arasında birbirlerini ibra edecekleri bir anlaşma metni imzaladıklarını tarafların anlaşarak birbirini ibra ettiği ibraname evrakını sunduklarını, müvekkili her türlü hak ve alacaktan ibra edildiğini, bu ibranameden sonra taraflar arasında bu tarihten sonra herhangi bir ticari ilişki olmadığını herhangi bir hak ve alacağın doğabileceği hiç bir iş ve işlem gerçekleşmediğini, dava konusu icranın takibine konu borcun dayanağı cari hesap alacağı olduğunu, müvekkile cari hesapla yükletilen borç isnadından sonra ibraname imzalandığını, ibraname imzalandıktan önceki kısma ilişkin bir hak ve alacağın ortadan kalkacağı sonucunda gidildiği, böyle bir borç isnadının dürüstlük kuralına aykırılı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, basiretli tacir konumunda olan bir tacirden ticari ilişkisinden imza altına aldığı ibranamenin sonuçlarını bilmemesi kalan bir hak ve alacağının borcunun olup olmadığını bilmemesi gibi bir durumunda da beklenemeyeceğini dolaysıyla ibranameden sonra karşı yana artık ibranameden önceki bir döneme ilişkin borç yükleyemeyeceği aşikar olduğunu dolayısıyla ibranameden sonra ibra edilen döneme ilişkin olan borç isnadının kabul etmelerinin mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/12/2021 tarih ve 2021/723 Esas- 2021/1132 Karar  sayılı kararında; \".....İbranamedeki imzaya itiraz edilmediği, ibraname içeriğine itiraz dilekçesinin de kendi içerisinde çeliştiği, hem irade sakatlığına dayanıldığı hemde ibranamenin bir kısım alacağa ilişkin olduğu, ibraname içeriğinin okunmadığından bahsedildiği, tarafların tacir oldukları, hak ve borçlarına ilişkin işlemlerde basiretli tacir  olarak diğer kişilerden daha dikkatli olmaları azami özen göstermelerinin gerektiği, ibranamedeki iradenin bir bütün olduğu, dolayısı ile İstanbul 16 ATM'ye ilişkin dosya ile sınırlı olacağının kabul edilemeyeceği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2015-2016 yıllarına ilişkin olup 2017 yılında imzalanan ibraname ile her iki tarafın birbirinden hangi nam adı altında olursa olsun ibraname tarihine kadar doğan tüm hak ve borçlarından ibra edildiği, iradeyi sakatlayan esaslı hata hallerinin oluşmadığı, davacı tarafın  ibranameye itiraz içeriğinden irade sakatlığı olarak belirtilen durumun kendi kusurlu davranışından kaynaklandığı, davacı tarafın irade sakatlığı iddiasına 13.12.2021 tarihli dilekçe içeriği itibariyle itibar edilmeyerek, hak ve borçları sona erdiren ibraname içeriği dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kuruldu....\"gerekçesi ile, ''1-Açılan itirazın iptali davası ile icra inkar tazminatına yönelik reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin cari hesap alacağından davalı şirkete karşı Bakırköy  6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/ 723 Esas sayılı dosyası ile  açmış olduğu alacak davasının yapılan yargılaması neticesinde  açılan davanın reddine karar verildiğini, işbu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece davanın hiç esasına girilmeden ve tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan davalı tarafın dosyaya sunmuş olduğu bir ibraname neticesinde davanın reddine karar verildiğini, işbu ibranamenin dava ile ilgisi olmadığını, davalı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu İbraname içeriğini kabul etmediklerini, tamamen irade beyanlarını sakatlamak ve  taraflarını yanıltmak suretiyle elde  edilmiş bir  ibraname  olduğunu, hukuken geçerliliği kabul edilebilir  bir belge  olmadığını, müvekkil şirket ile davalı tarafın uzun süreden beridir ticari faaliyette bulunduklarını, müvekkil şirketin davalı şirketten, cari hesaptan alacaklı iken, ayrıca  davalı şirketten 9 ton civarında Likralı süprem Kumaş sipariş ettiğini, davalı taraf müvekkil şirketten Teminat olarak 150.000 TL senet  almış olmasına rağmen sipariş edilen kumaşları teslim etmediğini ve  yapılan tüm harici görüşmelerin de  sonuçsuz kaldığını,  Davalı şirket  aleyhine İstanbul İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ... davası açılmış olup yargılama devam ederken, davalı tarafın isteği üzerine haricen uzlaşma yoluna  gidildiğini ve  taraflarınca  davadan feragat edilerek  davaya son verildiğini, davalı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu İbranamenin sadece  bu dosyaya özgü olarak verilen bir ibraname olduğunu, başkaca hiçbir alacağı kapsamadığını, davalı vekili tarafından İbranameye ''Her  ne nam altında olursa  olsun,tüm borçlardan İbra edilmiştir'' yazılmış olduğunu, bu beyanı kesinlikle kabul etmediklerini, ibranamenin tamamını davalı vekilinin hazırlamış olduğunu, bu belge taraflarınca imzalanmış olmasına rağmen davalı vekili olan meslektaşa tam olarak güvendiklerinden İbranın sadece İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/ 1163 Esas sayılı dosyası ile ilgili hazırlandığını düşünerek ''Hataen'' diğer kısımları dikkatle incelemediklerinden, davalı vekilinin bu dikkatsiz durumdan yararlanarak kendisine  delil elde  etmeye çalıştığını, Dosyaya sunulan belgenin hukuken kabul edilebilir bir İbraname olmadığını, dava ile  ilgili olmadığını, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/ 1163 Esas sayılı davası ile  ilgili olması sebebiyle  hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İbranamede açıkça bir miktar belirtilmediğini; İbranamenin neye ilişkin olduğunun da tam olarak açık olmadığını, ayrıca müvekkil şirket davalı şirketten cari hesaptan dolayı 72.000 TL alacaklı göründüğü halde, bu bedelin miktar itibariyle banka havalesi üzerinden müvekkile  ödenmesi veya İmzası açıkça ikrar edilmiş yazılı belge senetle ispat edilmesi gerektiği halde, tarafları  yanıltılarak geçersiz bir İbranameye dayanılmasının, borcun ödendiği anlamına kesinlikle  gelmediğini, davalı tarafın icra takibinde konu borcu kesinlikle ödemiş olmadığını, mahkemece eksik inceleme,  yargılamanın tamamlanması ve tüm deliller toplanmadan  karar verilmesinin usul ev yasaya aykırı olduğunu, savunma haklarını kısıtlar nitelikte olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, cari hesap alacağından kaynaklı itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İbra, borcu doğuran işlemin, taraflarca tamamen veya kısmen kaldırılmasına yönelik bir sözleşmedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 132. maddesinde yer almıştır. İbra ile aslı borca bağlı olan fer'iler de ibranın şekline göre, kısmen veya tamamen sona erer ve ibraname, içinde sayılanlarla sınırlı olarak hüküm doğurur (Uygur, Turgut; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt-1, s: 871-874) Somut olayda, davaya konu  Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası ile davacı tarafından davalı hakkında   31.12.2016 tarihli 72.613, 87 TL. Tutarlı cari hesaptan kaynaklı 30/09/2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, davalı vekili cevap dilekçesinde; Aynı ticari ilişki sebebiyle  davacı şirket tarafından davalı müvekkili aleyhinde İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/ 1163 Esas sayılı dosyası ile Menfi Tesbit Davası açtığı ve yargılama devam ederken, tarafların haricen uzlaşma yoluna  gidip davacı ... Şirketi adına Av. ... ile davalı ... Şirketi adına Av. ... tarafından 06/12/2017 tarihli ibraname imzalandığını, bu ibraname uyarınca davacı tarafın herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen ibranamede;''...Müvekkil ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. olarak, ... San. Tic. A.Ş. Adına İstanbul 16. Aliye Tic. Mah. 2016/1163 E. Sayılı dosyası ile açmış olduğumuz davada taraflarca uzlaşılmış olduğundan İstanbul 16. Asliye Tic. Mahkemesinin ... Esas Nolu dosyasından kaynaklanan herhangi bir borcumuz ve alacağımız kalmadığı gibi, hangi nam altında olursa olsun başkaca herhangi bir  nedenden dolayı ... San. Tic. A.Ş den hiçbir hak ve alacağımız kalmadığından gayri kabili rücu ve ibra eyleriz.'' Açıklamasının yazılıp  6.12.2017 tarihli ibraname altının davacı ...  Şirketi adına Av. ... ile davalı ... Şirketi adına Av. ... tarafından imzalandığının görüldüğü, davacı vekili cevaba cevap dilekçesi ile; İbranın sadece İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ilgi sayılı dosyası ile  ilgili hazırlandığını  düşünüp ''Hataen'' diğer  kısımları dikkatle  incelemeden  imzalandığını ileri sürmüş ise de, davacı vekilinin ibraname imzalanırken iradesinin sakatlandığına yönelik de delil ibraz edilmediği ve hile ile alındığı kanıtlanamayan  ibranamenin geçerli olduğu, ayrıca taraflar  TTK hükümlerince tacir olup,  işi ile ilgili tüm faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmekle yükümlüdür. İş bedelinden bakiye ne miktar alacağı kaldığını ve verdiği ibranamenin sonuçlarını da bilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.03.2006 tarih ve 2006/9-82E. 118 K. Sayılı kararında, ibranın alacak ve borcu doğrudan doğruya ve kesin olarak ortadan kaldıracağı belirtilmiştir. Davaya konu icra takibine dayanak cari hesap alacağı ibra sözleşmesinden önceki döneme ait olduğu, O halde düzenlenen ibraname uyarınca  davacının herhangi bir nedenden dolayı ... San. Tic. A.Ş den hiçbir hak ve alacağı kalmadığını kabul ettiği gözetildiğinde  mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,  5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"664d88bfff433509","SID":"9dcbf8ff1d7c443f"}}