{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2246 Esas<br>KARAR NO: 2025/742 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2021/695 Esas - 2022/609 Karar<br>DAVA: Ticari İşletme Devri Nedeniyle Tespit <br>KARAR TARİHİ: 02/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, davalı şirket 03.11.2021 tarihinde ... isimli işletmeyi müvekkili şirkete noter yoluyla devrettiğini, bahse konu sözleşmeye göre davalı şirket işletmeyi, işletmeye ait işletme hakkının tamamını ve içinde bulunan bilumum demirbaşların tamamını  müvekkili şirkete devir ve teslim ettiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket ayrıca müşteri haklarının ve sair hakların devri ile ilgili olarak kendi aralarında da bir sözleşme imzaladığını, müvekkili şirket nihai olarak, işletmenin, müşteri haklarının, demirbaşların, işletmeye ait olan telefon hatlarının ve işletme kapsamında değerlendirilebilecek şeylerin devri için 810.000 TL ödeme yapmayı kabul ettiğini ve ödeme yapmaya başladığını, davalı şirket de bu şartlarda devir yapmayı kabul ettiğini, müvekkili şirket işletmeyi devraldığı günden bu yana, davalı şirket döneminde işletme ile çalışmaya başlamış olan müşterilerle çalışmaya devam ettiğini, işletme ile bütünleşmiş olan 2 adet telefon hattı, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete devredilmediği gibi, kullanım hakkının dahi verilmeyeceği ifade edildiğini, bahse konu 2 telefon hattı işletmenin tüm işleyişi için kilit öneminde olduğunu, yeni kurulmuş bir şirket olan müvekkili şirket için bahse konu telefon hatları, özellikle belli bir ticari tanınırlığa ve güvene ulaşıncaya, kendi düzenlerini kuruncaya kadar hayati önem arz ettiğini, davalının kötü niyetli ve ticari ahlaka aykırı hareket ettiğini beyan etmiş, öncelikle tedbiren, dava neticesinde ise nihai olarak bahse konu hatların davalı şirket tarafından kullanımının ve devrinin kısıtlanmasına ve yasaklanmasına, bahse konu hatların kullanımının ve devrinin müvekkili şirkete verilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirket temsilcisi duruşmalara katılmamış; şirket kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/09/2022 tarih ve 2021/695 Esas - 2022/609 Karar sayılı kararında; \".....6102 Sayılı TTK'nin 11/3. maddesinde \"Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.\" düzenlenmesi mevcuttur. 6098 Sayılı TBK' nin 202/1 maddesinde ise \"Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı mal varlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur.\" hükmü bulunmaktadır. Yukarıda gösterilen yasıl düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya geldiğimizde; taraf şirketler arasında Üsküdar ...Noterliğinin 03.11.2021 tarih ... yevmiye sayılı işletmenin devri sözleşmesi ile ... Mah.... cad. ... :... Ümraniye/İstanbul adresinde faaliyet gösteren ... unvanlı toplu yemek ücretimi işi yapan ticari işletmenin devri öngörülmüştür. Bu sözleşmede davalı devreden beyanı olarak aynen '' ... Mah. ... yolu cad. ... Sok.No:... Ümraniye/İstanbul adresinde işletme adı ... olan işletmeyi ve bu işletmeye ait işletme hakkının tamamını ve içinde bulunan bilumum bilumum demirbaşların tamamını 10.000,00 TL bedel karşılığında devir ve teslim ettim. Devir bedelini nakden ve tamamen aldım. Başka bir alacağımın kalmadığını beyan ve kabul ederim'  ifadesine ; davacı devralan olarak da aynen '' ... Mah. ... cad. ...Sok.No:... Ümraniye/İstanbul adresinde işletme adı ... olan işletmeyi ve bu işletmeye ait işletme hakkının tamamını ve içinde bulunan bilumum bilumum demirbaşların tamamını 10.000,00 TL bedel karşılığında devir ve teslim aldım. Devir bedelini nakden ve tamamen ödediğimi, herhangi bir borcumun kalmadığını beyan ve kabul ederim'  ifadesini yer verildiği görülmüştür. Ayrıca taraflar arasında yapılan 01.11.2021 tarihli satış sözleşmesi başlıklı belgeye göre de ; araçlar, cari borç ve alacaklar hariç olmak üzere işletmenin devredildiği kararlaştırılmış ve işbu sözleşme içeriği ile noter sözleşmesi arasında bedel yönünden derin bir uçurum olduğu da görülmüştür. Davacı taraf devre konu işletme ile bütünleştiğini iddia ettiği ... ve ... numaralı telefon hatlarının işletme devri sözleşmesi ile kendilerine geçtiğinin tespitini ve kullanım hakkını talep etmektedir. Ancak evvel emirde söz konusu işletme devir sözleşmelerinde işletmenin aktif ve pasiflerinin davacıya devri açıkça öngörülmediğinden ve hatta adi yazılı sözleşmede aksi yönde düzenlemelere yer verildiğinden işletme  devri sözleşmesinin geçerlilik koşulunun sağlanmadığı ve dolayısıyla geçerli olmayan bir sözleşme nedeniyle hak talep edilemeyeceği düşünülmüştür. Öte yandan dava tüzel kişiliği karşı açıldığı halde, söz konusu telefon hatlarının dava dışı davalı şirket temsilcisi olduğu anlaşılan gerçek kişi ... adına kayıtlı olduğu ilgili operatör firmaları tarafından  bildirilmiştir. Kaldi ki telefon hatlarının mülkiyeti fiili kullanıcıya ait olmayıp, kullanıcı tarafından ilgili operatör nezdinde ve izninde devri mümkün ise de, piyasada alınıp satılmasına ve sözleşmeye konu olmasına yasal olanak da bulunmamaktadır. Bu hususlar da bir yana, mahkememizce geçersizliği tespit edilen işletme devir sözleşmelerinde de dava konusu edilen telefon  hatlarına ilişkin açık ve somut bir düzenleme olmadığı gibi, telefon hatlarının 6102 Sayılı TTK'nin 11/3 maddesi nazarında işletme hakkı veya işletmenin mal varlığı kapsamında olduğunu kabul etmek de hukuken mümkün görülmemiştir. Binaenaleyh; davanın TMK'nin 6 ve HMK'nin 190. maddeleri nazarında usulüne uygun olarak ispat edilemediği gibi az yukarıda yapılan tespitler nazarı itibarında yerinde ve yasal olmadığı sonuç ve kanaatiyle davanın külliyen esastan reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. Maddesi gereğince tamamen davacı taraf sorumlu tutulmak  suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir ...\"gerekçesi ile, Davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, davalı şirketin 03/11/2021 tarihinde ... isimli işletmeyi müvekkili şirkete devrettiğini, davalı şirketin işletmeyi, işletmeye ait işletme hakkının ve içinde bulunan bilumum demirbaşların tamamını müvekkili şirkete devir ve teslim ettiğini ve müvekkili şirket ile davalı şirketin ayrıca müşteri haklarının ve sair haklarının devri ile ilgili olarak kendi aralarında da bir sözleşme imzaladıklarını ancak işletmenin işleyici için önemli olan  işletme ile bütünleşmiş olan ve dava açıldığı tarihte davalı şirket adına kayıtlı olan 2 adet telefon hattının müvekkili şirkete devredilmediğini ve hatta hatların kullanım hakkının dahi müvekkili şirkete verilmediğini, işletmenin devrine rağmen, işletme kapsamında olduğu tartışmasız olan 2 adet telefon hattının, kötü niyetli bir şekilde müvekkili şirkete devrinin yapılmaması ve kullanım hakkının verilmemesi nedeniyle işbu davanın açıldığını, Davalı şirketin işbu dava kapsamında cevap dilekçesi veya yazılı bir beyan sunmadığını, duruşmaya da katılmadığını, yerel mahkemece resen isticvap yoluna gidilerek davalı şirketin tek yetkilisi ve temsilcisi olan ...'na usulüne uygun davetiye gönderildiğini, ancak şahsın herhangi bir mazereti olmaksızın isticvap davetine icabet etmediğini, böyle bir durumda vakıaların tamanının şahıs tarafından kabul edildiği kanunun isticvapa bağladığı bir sonuç olduğunu, davanın kabul edilmesi gerektiğini ancak yerel mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini, Yerel mahkeme daha en baştan uyuşmazlık tespiti yaparken hataya düşüldüğünü, davaya konu hatların cep telefonu hatları değil, davalı şirketin kullanımına tahsis edilmiş sabit telefon hatları olduğunu, özel bir şahsın kullanımında ya da mülkiyetinde olan hatlar değil, davalı şirketin kullanımında ve mülkiyetinde olan hatlar olduğunu, yerel mahkemenin, \"...davalının tüzel kişi şirket olmasına rağmen telefon hatlarının dava dışı gerçek kişi ... adına kayıtlı olduğu...\" şeklindeki tespitinin de son derece hatalı bir tespit olduğunu, davaya konu olan telefon hatları dava açıldığı tarihte davalı şirket adına olduğunu, dava açıldıktan sonra davalı şirket (yani fiili olarak şirketin tek sahibi ve yetkilisi olan ... isimli şahıs) hatları şirketin üzerinden alarak, davalı şirketin tek sahibi ve yetkilisi olan ... isimli şahsa devrettiğini,  telefon hatlarının dava dışı üçüncü kişi olan ... isimli şahsın üzerine geçmesinin davanın açılmasından sonra gerçekleştiğini, dosyadaki bilgi ve belgelerin bu hususu açıkça gösterdiğini,  davanın açıldığı gün ve saatte hatların davalı şirketin üzerine kayıtlı olduğu için değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiğini, yerel mahkemenin hatalı değerlendirmeler yaparak hatalı ve hukuka aykırı bir karar verdiğini, Yerel mahkemenin hataya düştüğü bir diğer hususun ise; işletmenin devrine ilişkin sözleşmelerde öz konusu hatların da devredildiğinin açık bir şeklide yazmıyor olması nedeniyle devrin kapsamına hatların girmeyeceği şeklindeki kanaati olduğunu,  işletmeden ayrı düşünülmesi mümkün olmayan telefon hatlarının işletme ile birlikte devredildiğinin kabulü gerektiğini ancak aksi bir anlaşma ya da sözleşme söz konusu ise bu durumun farklılık gösterebileceğini, somut durumda telefon hatlarının devredilmediğine dair sözlü ya da yazılı bir sözleşme bulunmadığını, bu hususun gerek doktrinde gerekse Yargıtay kararlarında genel kabul gördüğünü, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 20.02.1975 T., 1974/3626 E., 1975/1217 K.) Bahse konu 2 telefon hattının işletmenin tüm işleyişi için kilit önemde olduğunu, devreden şirket adına kayıtlı olan işletmeyle bütünleşmiş telefon hatlarının işletmeden ayrı veya bağımsız düşünülemeyeceğini, yeni kurulmuş müvekkili şirketin bahse konu hatları, özellikle belli bir ticari tanınırlığa ve güvene ulaşıncaya kadar hayati önem arz ettiğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında imzalanan işletme devri sözleşmesi kapsamında davalı şirket adına kayıtlı telefon hatlarının  davacı şirkete devredilmediği iddiasıyla telefon hatlarının kullanımının ve devrinin davacı şirkete  verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı şirket kurulmadan önce ... ile davalı şirketi temsilen ... arasında yapılan ve imzalanan  01.11.2021 tarihli satış sözleşmesi başlıklı sözleşme incelendiğinde; Sözleşmenin 2. Maddesinde; ... Ltd. Şti. 800.000,00 TL. Karşılığında ... 'ya (nezdinde kurulacak firmaya) ait firmaya noter huzurunda yapılacak olan devir sözleşmesi ile devir ve intikal edilecektir. Sözleşmenin 3. Maddesinde ise; İş bu devir sözleşmesi ... mutfağı Ltd. Şti. nin firmalarda bulunan ve şirket merkezinde bulunan ve ekli listede Sunulan emtia, demirbaş ve müşteri haklarını kapsamaktadır, (araçlar, cari borç ve alacak hariçtir) hükmü düzenlenip sözleşme altının devir alan olarak  ..., devir eden olarak ... ve şahit olarak ... tarafından imzalandığı, iş bu sözleşme tarihinden sonra davacı şirketin 02/11/2021 Tarihinde kurulduğu,şirket yetkililerinin ... ve ...'nın münferiden yetkili oldukları görülmüştür. İş bu sözleşmeden sonra davacının alıcı ve davalının ise satıcı olarak Üsküdar ... Noterliğinde düzenlenen 03.11.2021 tarih ve  ... yevmiye nolu işletmenin devri sözleşmesi incelendiğinde; Ben devir eden  ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... Mah.Nato yolu cad. ... Sok.No:... Ümraniye/İstanbul adresinde, işletme adı ... olan işletmeyi ve bu işletmeye ait işletme hakkının tamamının ve içinde bulunan bilumum demirbaşların tamamını 10.000,00 TL bedel karşılığında devir ve teslim ettim. Devir bedelini nakden ve tamamen aldım. Başka bir alacağımın kalmadığını beyan ve kabul ederim. Ben devir alan ... inşaat Sanayi Ticaret A.Ş.,  Yukarı ... Mah. ... Cad. ... No: ... Ümraniye / İSTANBUL adresinde, işletme adı ... olan işletmeyi ve bu işletmeye ait işletme hakkının tamamını ve içinde bulunan bilumum demirbaşların tamamını 10.000,00 TL. bedel karşılığında devir ve teslim aldım. Devir bedelini nakden ve tamamen ödediğimi, herhangi bir borcumun kalmadığını beyan ve kabul ederim.'' şeklinde hüküm ifade ettiği  görülmüştür. Mahkemece verilen hüküm gerekçesinde,...dava konusu edilen telefon  hatlarına ilişkin açık ve somut bir düzenleme olmadığı gibi, telefon hatlarının 6102 Sayılı TTK'nin 11/3 maddesi nazarında işletme hakkı veya işletmenin mal varlığı kapsamında olduğunu kabul etmek de hukuken mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği belirtilmiş ise de; Taraf şirketlerin yetkilileri arasında düzenlenen  01.11.2021 tarihli sözleşmenin 3. maddesinde; İş bu devir sözleşmesi ... Ltd. Şti. nin firmalarda bulunan ve şirket merkezinde bulunan ve ekli listede Sunulan emtia, demirbaş ve müşteri haklarını kapsamaktadır (araçlar, cari borç ve alacak hariçtir) hükmü düzenlenmiş olup davacı tarafça 3. Maddede belirtilen ekli listenin dosyaya ibraz edilmemiş ise de  mahkemece hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında davacı vekiline süre verilip ekli listenin dosyaya ibrazının sağlanarak incelenmeden ve 12/05/2022 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca davalı şirket yetkilisi ... adına çıkartılan isticvap davetiyesinin sonucu değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece davaya konu hatların dava dışı şirket yetkilisi adına kayıtlı olduğu belirtilmiş ise de dosyaya getirtilen abonelik sözleşmelerinde hatların davalı şirket adına alınıp şirket adına yetkilisi tarafından imzalandığı, ayrıca davacı vekili uyap sisteminden 15/11/2021 tarihinde gönderdiği dilekçe ile; ''Davalı şirket yetkilisi ..., bu davayı açmış olduğumuz gün, 11.11.2021 tarihinde bahse konu her iki telefon hattını da ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin üzerinden kendi şahsının üzerine devrettirdiğini,'' belirterek buna dair belgeleri dilekçe ekinde sunduğunu beyan ettiği halde mahkemece, HMK'nun 125/1-a bendi uyarınca değerlendirme yapılarak davalı şirketin taraf sıfatının sona erip ermediği, bu davalının yerine dava dışı şirket yetkilisi ...'nun geçip geçmediğinin değerlendirilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılarak, TTK. 11/3 Maddesinde;...Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur, hükmü uyarınca değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2022 tarih ve  2021/695 Esas- 2022/609 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6cdebf2a15389c9f","SID":"0d0ab381c4989eab"}}