{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1732 Esas<br>KARAR NO:2025/522 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİİSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2018/891 Esas -  2022/481 Karar <br>TARİH:18/05/2022 <br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:27/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkillerinden ...'ün davalı şirket bünyesinde Diyarbakır ili, ... Şubesi’nde 10/09/2012 tarihinden itibaren işçi olarak çalışmaya başladığını ve davalı şirkette çeşitli görevler üstlendiğini, en son şube müdürü olarak çalıştığını, müvekkili ...'ün iş akdinin 01/04/2014 tarihinde sonlandırıldığını, davalı şirket bünyesinde işçi olarak çalıştığı dönemlerde çeşitli görevlerde bulunan müvekkilinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yılık ücret, genel tatil, maaş alacağının davalı şirketten istenmemesi ve davalı şirketin ...Acentesi’nin kendisine devir edilmesi karşılığında müvekkillerinden ...’e (eşi ... ve babası ...’ü kefil yapmak suretiyle) açık teminat senedi imzalatıldığını, acentelik sözleşmesinin 11/08/2016 tarihinde feshinden sonra davalı şirket yetkilileri tarafından anlaşmaya aykırı olarak senedin doldurulduğunu, teminat senedi olarak verilen senedin ... (Eski Esas:..) sayılı dosyası ile kötü niyetli olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine konu edildiğini, takibe konu senet üzerindeki düzenleme tarihinin 26/07/2016 olduğunu, ancak senedin kefili ...'ün 26/07/2016 tarihinde vefat ettiğini, mevcut senedin kambiyo vasfını taşımadığını ve senedin teminat senedi olduğunun aşikar olduğunu, müvekkillerinin dava konusu senetten dolayı davalı şirkete borcu bulunmadığını ileri sürerek ve dilekçesinde açıkladığı diğer nedenlerle;  davaya konu senedin teminat senedi olarak verildiğinin ve senetten dolayı müvekkillerinin davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespiti ile dava konusu senedin iptaline, davalı şirket aleyhine senet bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ile davacılardan ... arasında imzalanmış olan 31/03/2014 tarihli Acentelik Sözleşmesi, Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü, Cari Hesap Sözleşmesi niteliğindeki Ek Protokol ve Alt Kira Sözleşmeleri ile müvekkili şirkete ait ... Şubesi'nin acente olarak devredildiğini ve işletmesine bırakıldığını, davacı ile müvekkili şirket arasındaki acentelik sözleşmesinin acentenin kasa açığı sebebi ile 12/08/2016 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin acente adına yapmak zorunda kaldığı diğer ödemelere istinaden davacının müvekkili şirkete uğranılan zararlara karşılık icra takibine konu senedi verdiğini, senet vadesinde ödenmediği için müvekkilinin yasal hakkını kullanmak suretiyle bu senedi icra takibine koyduğunu, davacının iddia ettiği gibi senedin teminat senedi olmadığını, senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir kaydın bulunmadığını ileri sürerek ve dilekçesinde açıkladığı diğer nedenlerle davanın reddine, davacılar aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  18/05/2022 tarih ve 2018/891 Esas -  2022/481 Karar  sayılı kararında;<br>\"Dava; davalı şirket tarafından davacıların da aralarında olduğu borçlular aleyhine bonoya dayalı olarak ... sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan takipte; takibe ve davaya konu bononun davalı tarafça anlaşmaya aykırı doldurulduğu, bononun teminat senedi olduğu ve kambiyo senedi niteliği taşımadığı iddialarına dayalı olarak, 12/08/2016 tanzim, 20/09/2016 vade tarihli, 50.000-USD meblağlı bonodan dolayı davacıların davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine yönelik olarak İİK.’nun 72/3. Maddesine göre açılmış menfi tespit davasıdır.Davacı taraf delil olarak; ... sayılı icra takip dosyası, İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/508 Esas sayılı dosyası, ...’e ait ölüm raporu, bilirkişi incelemesi, ....'ye ait ticari defter ve kayıtlar, iş yeri belgeleri, diğer kayıtlar, müvekkillerine ait senedin düzenleme tarihindeki GSM kayıtları, acentelik devir dosyası, tanık beyanı ve Merkez Bankası günlük kur bilgisi delillerine dayanmıştır. Davalı taraf ise delil olarak; ... sayılı icra dosyası münderecatı, bono, acentelik sözleşmesi ve ekleri, ticari defter ve kayıtlar, ihtarnameler, bilirkişi incelemesi, tanık beyanı ve diğer tüm yasal delillere dayanmıştır.  Mahkememizce deliller toplandıktan sonra, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 13/06/2021 tarihli ara karar ile; iddia, savunma, taraflar arasında acentelik sözleşmesi hükümleri, dava konusu bono ve her iki tarafın ticari defter ve kayıtları ile tüm bilgi ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek dosya bilirkişi kuruluna tevdi edilmiştir.Bilirkişi kurulu tarafından düzenlenerek 20/09/2021 tarihinde dosyaya sunulan raporda özetle; incelenen davalı şirkete ait 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılı yevmiye ve kebir defterlerine ait beratların yasal sürelerde alındığı, envanter defterinin açılış tasdikinin yasal süresinde olduğu, bu anlamda dosyaya sunulan ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, mahkemenin 13/06/2021 tarihli ara kararı gereğince davacı yanın 02/07/2021 günü saat 14.25'te mahkeme duruşma salonunda yapılan incelemeye katıldığı, HMK.’nun 218. Maddesine göre yerinde inceleme talebinde bulunmadığı, ticari defterlerini sunmadığı, bu nedenle davaya konu senet ile ilgili herhangi bir tespitin yapılamadığı, davalı yanın incelenen 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerinde davacı ile olan hesap hareketlerini ilgili no'lu hesap kodunda takip etmekte olduğu, davaya konu 50.000-USD tutarlı senet ile ilgili olarak ticari defterlerinde herhangi bir muhasebe kaydına rastlanmadığı, davalı yanın kendi ticari defterlerinde davacı yandan 2016 yılı sonunda 12.511,85-TL. 2017-2018 yılı sonu itibariyle ve icra takip tarihi olan 02 Şubat 2018 tarihi itibariyle sadece 8.938,14-TL. alacaklı olduğunun görüldüğü, davacı ile davalı arasında kurulduğu iddia edilen acentelik sözleşmesinin esas unsurlarından olan ve Ulaştırma Bakanlığı'ndan alınması gereken G3 yetki belgesinin alınıp alınmadığı ile davacı ...’ün resmi olarak acente sıfatını haiz olup olmadığı hususlarının dosya münderecatından anlaşılamadığı, taraflar arasında geçerli bir acentelik sözleşmesinin doğduğunun kabulü halinde takip konusu bononun ve takip konusu alacağın taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin bir gereği olarak düzenlenip icraya konulduğu yönünde yeterince delil ve bilginin dosyada bulunmadığı şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Bilirkişi kurulu raporu dosya taraflarına tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından 06/10/2021 tarihli dilekçe ile rapora karşı yazılı beyanda bulunulmuştur.Davalı şirket, davalılardan ...’ün acentesi olduğunu, dolayısıyla şahsi sicil dosyasının bulunmadığını, sadece dosyada mübrez acentelik sözleşmesinin olduğunu beyan etmiştir.Davaya konu 50.000-USD meblağlı bononun incelenmesinde; tanzim tarihinin 12/08/2016, vade tarihinin ise 20/09/2016 olduğu, lehtarının davalı şirket olduğu, borçlusunun davacılardan ... olduğu, 1. kefilin davacılardan ..., 2. kefilin ise dava dışı müteveffa ... oldukları görülmüştür. Dava konusu bono metninde ve/veya üzerinde teminat için verildiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığı tespit edilmiştir.Yargılama sırasında davacı vekili, dava konusu senedin bono vasfının bulunmadığını, senette kefil olarak imzası bulunan müvekkilinin babası ...’ün dava konusu senedin düzenleme tarihi olan 12/08/2016 tarihinden 16 gün önce 26/07/2016 tarihinde vefat ettiğini, buna ilişkin nüfus kayıtlarının dosyada mevcut olduğunu bildirmiştir. Dosyada mevcut ölüm belgesinden ve nüfus kayıt örneğinden davacılardan ...’ün babası olan dava dışı bono kefili (2. kefil) ...’ün bononun görünen tanzim tarihinden önce 26/07/2016 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.Davalı vekili, 10/02/2021 tarihli duruşmada dava konusu bononun teminat senedi olmadığı hususunun İstanbul BAM. 22. Hukuk Dairesi’nin 31/01/2020 tarihli, 2019/1276 E. ve 2020/258 K. sayılı kararı ile de kesinleştiği, ayrıca senedin tanzim tarihinden daha önce ...’ün ölmüş olmasının da sonuca etkisinin olmadığı şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı vekili, 21/04/2021 tarihli duruşmada; dava konusu senedin acentelik sözleşmesi fesholduktan ve acentenin müvekkili şirketi uğrattığı zararlar tespit edildikten sonra alındığını, zaten tespit edilen zarar miktarı kadar senet bedelinin icraya konulduğunu, ayrıca acentelik sözleşmesinde dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığını iddia etmiştir. Davalı vekili 02/03/2022 tarihli duruşma ise; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi nedeniyle müvekkili şirket defterlerinin kesin delil niteliğinde olduğunu, bilirkişi raporundan da görüleceği üzere davacı tarafın müvekkili şirkete borcu olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği gibi söz konusu bononun teminat senedi olmadığını ileri sürmüştür.Davacılar vekili 18/05/2022 tarihli duruşmada; dava konusu senedin götürü bedelli cezai şartın teminatı olarak alınmış bir senet olduğunu, her ne kadar davalı taraf ... (Eski Esas: ...) sayılı dosyasında dava konusu 50.000-USD bedelli bonoyu dayanak göstererek 11.917,60-TL. asıl alacak, 957,98-TL. işlemiş faiz ve 35,75-TL. komisyon olmak üzere 12.911,33-TL. üzerinden takip başlatmış ise de fazlaya dair haklarını saklı tutarak takibe geçmiş olduğundan müvekkillerinin dava konusu bono nedeniyle haciz riski altında olduğunu beyan etmiştir.Davacılardan ... ile davalı şirket arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin içeriği ve bu sözleşme uyarınca davacılardan ...’ün davalı şirketin acentesi olarak faaliyet gösterdiği her iki tarafın da kabulündedir.Eldeki dava; takibe konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti (menfi tespit) davasıdır.Uyuşmazlığın dava konusu 50.000-USD meblağlı bononun teminat senedi olup olmadığı ve davalılardan asıl borçlu ...’ün sözleşmesel edimlerini yerine getirip getirmediği ve davacının bono nedeniyle davalı şirkete borçlu olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 39. maddesinde, davalı ... Kargo’nun doğabilecek muhtemel alacaklarına karşılık teminat verileceği düzenlenmiş olmakla birlikte takip konusu bonoya açık bir atıf bulunmamaktadır. Davacılar bononun acentelik sözleşmesinin teminatı olduğunu iddia etmektedir. Davalı ise, davalı acentenin kasa açığı (borcu) ile sözleşmeye aykırı diğer fiil ve işlemlerinin karşılığı olarak bononun imzalanarak teslim edildiğini, senedin kasa açığı tutarına karşılık verildiğini, teminat senedi olmadığını savunmaktadır.Gerek acentelik sözleşmesinde takibe konu bonoya ilişkin açık bir düzenleme olmaması gerekse bononun üzerinde nakden kaydının olması karşısında, dava konusu bononun teminat bonosu olduğu iddiası ispatlanabilmiş değildir.Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davalı şirketin bizzat kendi ticari defterlerinde dahi davacılardan (acenteden) ...’den 2016 yılı sonu itibariyle 12.511,85-TL., 2017-2018 yılı sonu itibariyle (ve icra takip tarihi olan 02 Şubat 2018 tarihi itibariyle) ise 8.938,14-TL. alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 40. maddesinde davalının ticari defterlerinin geçerli ve kesin delil olacağı kabul edilmiştir. Davalının kayıtlarına göre; kasa açığına ilişkin olarak davalının davacılardan (acenteden) ...’den takip tarihi itibariyle 8.938,14-TL. alacağı bulunmaktadır. Dava konusu bononun fesih ihbar tarihinden sonra keşide edilmesi ve davalının bu bononun kasa açığı olarak verildiğini beyan etmiş olması karşısında davalının bunun dışında kalan alacaklarının bahsi geçen bonoya ilişkin kambiyo takibine konu edilmesi mümkün değildir. Zaten davalı şirketçe de bono bedelinin tamamı üzerinden değil, 12.911,33-TL. üzerinden takip başlatmıştır.Ancak, dava dilekçesinde harca esas değer olarak 299.330,00-TL. gösterilmiş, eldeki menfi tespit davası da bu miktar üzerinden açılmıştır.Davalı şirket, bonoya dayalı olarak başlattığı icra dosyasındaki takip talebinde; “fazlaya dair haklarını” açıkça saklı tutmuş olduğundan, davacıların dava konusu bononun davalı şirket uhdesinde bulunması nedeniyle takip riski altında olduğu da ortadadır.İddia, savunma, icra takip dosyası, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi, dava konusu bono, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları, dosyada alınan bilirkişi raporundaki hesaplama ve tespitlerin hep birlikte değerlendirilmesinde; davalı şirketin ibraz edilen ticari defterlerinde davacılardan (acenteden) ...’den takip tarihi itibariyle 8.938,14-TL. alacağının bulunduğu, davalının ticari defterlerinde yer alan alacak kalemlerinin esasında davalı adına ödenen kasa açığından kaynaklandığı, mevcut bu hali ile davacıların davalı şirkete 8.938,14-TL. tutarında borçlu olduğu, bunun dışında davacıların davalı şirkete herhangi bir borçlarının bulunmadığı, davalı şirketçe dava konusu 50.000-USD meblağlı bono dayanak gösterilerek 12.911,33-TL. için kambiyo takibi başlatıldığı, dava konusu bono bedelinin tamamı üzerinden takip başlatılmamış olsa dahi huzurdaki menfi tespit davasının 299.330,00-TL. üzerinden açılmış olması ve takip talebinde davalı şirketçe açıkça fazlaya dair hakların saklı tutulmuş olması karşısında davacıların 8.938,14-TL. dışında kalan kısım yönünden de takip riski altında bulunduğu, bu nedenle davacıların 8.938,14-TL. dışında kalan kısım yönünden huzurdaki davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğu, zira dava konusu bono davalı şirket uhdesinde bulunduğundan her an için davacıların takip riski altında oldukları, sonuç olarak; davacıların borçlu oldukları miktar (8.938,14-TL.) dışında davalı şirkete herhangi bir borçlarının bulunmadığı, davacıların (299.330,00-TL – 8.938,14-TL.) 290.391,86-TL. yönünden menfi tespit istemlerinde haklı oldukları kanaatine varılmakla; davanın kısmen kabulüne, davalı tarafın takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu hususu ispata muhtaç kalmakla koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\"gerekçesi ile,''1-Davanın kısmen kabulüne - kısmen reddine; davacı borçluların ... (Eski ...) sayılı dosyasında takibe konu yapılan 12/08/2016 tanzim, 20/09/2016 vade tarihli, 50.000,00-USD meblağlı bonodan dolayı takip tarihi olan 02/02/2018 tarihi itibariyle 8.938,14-TL'yi aşan miktar yönünden davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitine,2-Davacı tarafın, şartları oluşmayan kötü niyet tazminatına yönelik isteminin reddine,''karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 11.917,60 TL asıl alacak için takip yapılmasına ve davacı yanın 8.938,14-TL'yi aşan miktar bakımından borçlu olmadığının tespit edilmesine rağmen, mahkemenin, icra takibine konu edilmeyen senedin tüm bedelini de gözeterek aleyhlerine 28.777,43-TL vekalet ücreti takdir ettiğini, alacak istemi dahi takipte 11.917,60-TL iken, alacağın neredeyse 3 katı oranında karşı vekalet ücreti takdir etmenin hukuka aykırı olduğunu,Davaya konu senedin, davacının acenteliğinin haklı nedenle feshi sonrası ortaya çıkan zararlar için davacı yanca müvekkili şirkete verildiğini, davacının haklı nedenle acenteliğinin feshi sonrası çıkan zararın kuruşu kuruşuna 11.917,60 TL olarak hesaplandığını ve sadece bu bedelin icra takibine konu edildiğini,  mahkemenin beyan ettiği gibi diğer kısmın icraya konu edilmesi mümkün olmayıp, fazlaya dair hakların saklı tutulmasının faiz ve feriler için her takipte yer alan maktu ifadeler olduğunu, eğer müvekkili kötüniyetli olsaydı 50.000-USD bedelli senedin tümünü icra işlemine konu edebileceğini, takip miktarı asıl alacağı 11.917,60-TL olmasına rağmen,karşı tarafın 50.000 USD bedelli senedin tümünü Türk Lirasına çevirip, 299.330,00-TL üzerinden dava açmış olması gibi hatalı bir davanın sonucunun, icraya konu etmedikleri tüm bedel üzerinden aleyhlerine vekalet ücreti çıkarmak olamayacağını,Takibe konu senedin davacı iddiasında olduğu üzere teminat senedi olmadığının ortaya çıktığını, bu meyanda iddialarının doğrulandığını ancak karşı tarafın müvekkil şirkete sadece 8.938,14-TL borçlu olduğu yönünde verilen kararın, acentelik sözleşmesi yorumlanmadan verilen incelemeye dayandığını, bu yönden de itiraz ettiklerini; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin her türlü hakkı ve borcu düzenleyen tafsilatlı bir sözleşme olduğunu, ayrıca haklı fesih hususunun da gözetilmediğini,Davacı yanın birebir aynı taleplerle İstanbul 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/508 E-2019/425 K sayılı dosyası ile açmış olduğunu ve istinaf mahkemesinden onanmak suretiyle kesinleşmiş reddedilen davası olmasına rağmen, derdestlik itirazlarının da gözardı edildiğini,İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve dairemizce resen gözetilecek sebeplere binaen, takibe konu senedi teminat senedi olmadığı  hükmü dışında kalan, hukuka aykırı verilen kararların kaldırılmasını,özellikle hakkaniyete ve hukuka aykırılığı bariz olan karşı vekalet ücretinin kaldırılmasını,tehir-i icra taleplerinin kabulünü,yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacılar aleyhine başlatılan kambiyo takibine dayanak bonodan ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dava konusu takip dosyası kapsamından, davalının davacılar aleyhine, keşidecisi ..., lehdarı davalı şirket olan 50.000,00-USD bedelli, 12/08/2016 tanzim, 20/09/2016 vade tarihli, dava dışı müteveffa ... ile davacı ...'ün aval sıfatıyla imzalarının bulunduğu bonoya dayalı olarak ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 11.971,60-TL asıl alacak, 957,98-TL işlemiş faiz, 35,75-TL %30 komisyon toplamı 12.911,33-TL nin tahsili amacıyla kambiyo takibi başlattığı anlaşılmıştır.Davacılar tarafından, davacı ...'in davalının ...Şubesi'nde şube müdürü olarak çalışmakta iken iş akdinin 01/01/2014 tarihinde sonlandırıldığı, kıdem, ihbar tazminatları ile diğer işçilik alacaklarının davalıdan istenmemesi ve davalının ... Şubesi'nin davacı ...'e devredilmesi karşılığında davacı ...'in keşideci, davacı ... ile dava dışı müteveffa ...'ün aval sıfatıyla imzaladıkları boş senedin teminat olarak davalıya verildiği, davalının 11/08/2016 tarihinde acentelik sözleşmesini feshettiği ve elinde bulundurduğu teminat senedini sonradan  doldurduğu, akabinde takibe koyduğu, senedin düzenleme tarihinin dahi 12/08/2016 olduğu, oysa bonoda aval sıfatıyla imzası bulunan ...'ün 26/07/2016 tarihinde vefat ettiği, kambiyo takibine karşı İstanbul 3 İcra Hukuk Mahkemesi'nde de borca itiraz davası açıldığını ileri sürülerek,  davalının rıza hilafına doldurduğu ve teminat senedi niteliğindeki 50.000,00-USD bedelli bonodan ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiştir.Davalı tarafından, davacı ile 31/03/2014 tarihli acentelik sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmenin kasa açığı tespit edilmesi üzerine 12/08/2016 tarihinde davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, fesihten sonra kasa açığı nedeniyle ortaya çıkan davalı zararının karşılanması amacıyla takip dayanağı bononun davacı tarafından keşide edilerek davalıya verildiği, bononun teminat bonosu olmadığı, senedin düzenleme tarihinin sözleşme tarihinden sonra olduğu, davacıların senedin teminat senedi olduğu iddialarını yazılı delil ile kantlamaları gerektiği savunularak davanın reddi talep edilmiştir.Mahkemece taraf delilleri toplanarak davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış, akabinde dava konusu bononun teminat bonosu olduğunun davacılar tarafından ispatlanamadığı, davalının bononun sözleşmeye aykırılık nedeniyle ortaya çıkan borcun ödenmesi amacıyla verildiğine yönelik savunması karşısında bu alacağın varlığı ve miktarının tespiti için yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davalının davacı ...'den takip tarihi itibariyle kendi defterlerine göre acentelik sözleşmesinden doğan 8.938,14-TL alacağı bulunduğu, başkaca alacağının mevcut olmadığı, davalının senedi elinde bulundurması ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kısmi takip yapmış olması karşısında davacıların senedin tamamından ötürü borçlu olmadıklarının tespitini talep etmekte hukuki yararlarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, davacıların takip dayanağı bonodan ötürü davalıya 8.938,14-TL'yi aşan kısım bakımından borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş olup, dosya içeriği belgeler, davacı iddiası ile davalı savunmasına göre, tüm delillerin tartışılıp değerlendirildiği,  fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak takibe konulmuş bononun 8.938,14-TL'yi aşan kısmı bakımında bedelsiz olduğunun davalı istinafını da karşılar şekilde gerekçesi ile ortaya konulduğu,  icra hukuk mahkemesindeki borca itiraz davasında verilen kararın, menfi tespit davası bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceği de gözetildiğinde, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı yanın vekalet ücretine yönelik istinaf sebebi değerlendirildiğinde, mahkeme gerekçesinde belirtildiği ve yukarıda icra dosyası kapsamı ile de ortaya konulduğu üzere, bononun fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla takibe konulduğu, cevap dilekçesinde dava konusu bonodan ötürü takibe konu edilen tutardan başka bir alacağın mevcut olmadığı yönünde açıklama yapılmamış olduğu, aksine yalnızca bononun teminat bonosu olmadığı ve borcun ifası uğruna verildiğinin savunulduğu, davacıların 01/10/2018 dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmamış ve davalı elinde bulunan bononun tüm bedeli bakımından menfi tespit talep etmekte hukuki yararlarının mevcut olduğu, nitekim netice-i talebin de bu yönde olduğu, buna göre mahkemece bononun dava tarihindeki TL cinsinden değeri üzerinden dava değerinin tespit edilmesinde ve reddedilen kısım bakımından kendisini vekil ile temsil ettiren davacılar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 19.836,67- TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 4.959,17‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 14.877,5‬0-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"670108ad393239f0","SID":"d6ab6ca0915c7d8c"}}