{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/501 - 2025/833<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/501 <br>KARAR NO\t: 2025/833<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/64 E.  -  2022/420 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br>\t\t   ile Sicilden Terkin <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/12/2022 tarih ve 2022/64 Esas - 2022/420 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili,  2004 yılından beri \"...\" ibareli markanın sahibi olan müvekkilinin, davalı ...'in  2020/88234 başvuru numaralı \"...'...\" ibareli markanın 41. sınıfta tescili isteğine yönelik  itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, davalının markasının müvekkiline ait markayı aynen içermekte olup markada yer alan \"...\" ibaresinin ayırt edici niteliği bulunmadığını, davalının markasının tescilini istediği 41. sınıftaki hizmetlerin müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıftaki mal ve hizmetlerle ilişkili olduğunu, dolayısı ile markalar arasında işaret benzerliği ile mal ve hizmet birliği şartı  gerçekleştiğinden ortalama tüketici düzeyinde markaların karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilin markasının tanınmış marka niteliğinde olup markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi ve  davalının haksız yarar sağlamasının söz konusu olacağını ve davalının “...” markasının vurgu ve esas unsurunu birebir aynı olacak şekilde  tescil başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2022-M-717 sayılı YİDK Kararının iptaline, tescili halinde 2020/88234 sayılı “...'...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkilinin açılan davayı kabul ettiğini belirterek  HMK m.312/2 hükmü gereğince müvekkili aleyhine  yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmemesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının “...” ile başlayan ve bu ibare dışında markasal hüviyette ayırt edici ibareler/unsurlar ihtiva etmeyen özellikteki kelime öbeklerinden oluşturulmuş olmasının markaları görsel açıdan benzer kılmakla birlikte Farsça kökenli “...” ibaresi “şarap” anlamına geldiğinden,  ibarenin davacının markalarının tescilli olduğu 33. sınıfa giren alkollü içecekler açısından, markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin düşük olduğu, ancak “tanınmış marka” statüsündeki “...” markasının, alkollü içecekler sektöründe uzun yıllara sarih ve Türkiye genelinde yaygın kullanım neticesinde bilinir hale gelerek belirli bir ayırt edicilik kazanmış olduğu, taraf markalarında ortak olan, kelime öbeklerinin başlangıç kısmında yer alan ve aynı biçimde okunan “...” ibaresinin kulakta bıraktığı “tını” itibariyle markaları işitsel açıdan bir derecede yakınlaştırdığı, \"...\" markası alkollü içeceklerde markasal hüviyette ve ciddi bir şekilde kullanılmasına rağmen uyuşmazlık konusu olan 41. sınıftaki hizmetlerde kullanıldığına dair marka işlem dosyasına herhangi bir delil sunulmadığı, dolayısıyla davacının 2004/31198 sayılı markasının, “alkollü içecekler” dışında kalan ve 41. sınıfa giren hizmetler açısından SMK m. 6/1 hükmü kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı, ancak  somut davada kullanmama def’i ileri sürülmemiş olduğundan hükümsüzlük talebi yönünden  bu markanın korunacağı, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen tüm hizmetler açısından bu marka özelinde emtia ayniyeti/benzerliği şartının gerçekleştiği, davacının itiraza mesnet diğer markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetler ile dava konusu markanın kapsamına alınmak istenilen 41. sınıftaki hizmetlerin benzer/türdeş olduklarının söylenemeyeceği, bu itibarla taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzerlik olmasına rağmen, davalının TÜRKPATENT nezdinde ileri sürdüğü kullanmama def’i göz önüne alındığında, YİDK kararının iptali talepli dava açısından, karşılaştırılan markalar arasında iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, hükümsüzlük talepli davada bu def’i ileri sürülmemiş olduğundan davacının 2004/31198 sayılı markası kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler hizmetler yönünden, markalar arasında iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, SMK 6/5, ve 6/6 hükümlerinin koşullarının gerçekleşmediği ve dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispat olunamadığı gerekçeleriyle YİDK kararının iptali isteğinin reddine  ve marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi hususunda bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili, davalı ...  tarafından davanın kabul edildiği belirtilmiş ise de, marka başvurusunda bulunmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine yargılama giderine karar verilmesi gerekirken lehe vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, kaldı ki davalının  beyanı uyarınca davanın kabulü gerektiğini, müvekkiline ait markanın esaslı unsurunun birebir aynen  kullanması nedeniyle başvurunun tamamen kötü niyetli olduğunu, “...’...” şeklindeki markanın tescilinin müvekkilinin markalarını seri marka durumuna düşürerek tüketici nezdinde bir üst marka algısı oluşturacağını, dolayısı ile müvekkilinin markalarının tescil ile sağlanan hukuki korumasına zarar verileceğini, bu durumda alan adı, ticaret unvanı ve seri markalarına yönelik iltibas tehlikesi yaratan kötü niyetli dava konusu marka başvurusunun reddi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını,   33. sınıfta yer alan emtia ile 41. sınıfta yer alan hizmetler ilişkili olduğundan kullanım ispatında bulunulmadığı yönündeki değerlendirmenin kabul edilemez olduğunu ve müvekkilinin markası tanınmış marka statüsüne aldığından ilgili sınıflarda kullanımının ispatının zorunlu olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü ile Sicilden Terkin  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, YİDK kararının iptali talebi yönünden davalı ...'in davayı  kabul beyanının bir bağlayıcılığının olmadığı, dava konusu marka kapsamında bulunan 41. sınıftaki hizmetler yönünden emtia benzerliği koşulunun sağlandığı itiraza mesnet 2004/31198 sayılı \"...\" ibareli markaya yönelik kullanım ispatı talebi sonrasında davacı tarafından markanın anılan hizmetlerde kullanıldığını gösterir delillerin dosyaya sunulmadığı, davacının itiraza mesnet markasının alkollü içecekler yönünden tanınmış olup 41. sınıfta bir tanınmışlığının tespit edilemediği, 6/6 ve 6/9 koşullarının gerçekleşmediği ve dava konusu marka başvurusunun gerek davanın açıldığı tarihte gerekse de yargılama aşamasında tescilinin sağlanmadığı, dolayısı ile davalı ... davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyecek olup HMK 331/son hükmü uyarınca hükümsüzlük talebi hususunda karar verilmesine yer olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 24/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>\tGEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"006230295ac2018f","SID":"09b5645bb4085d04"}}