{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2024/660 Esas<br>KARAR NO\t:2025/311<br><br>DAVA:Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)<br>DAVA TARİHİ:19/09/2022<br>KARAR TARİH:30/04/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin murisi ...'in 07/09/2020 tarihinde vefat ettiğini, .... Noterliği' nin 02/11/2020 tarih ve 10027 yevmiye numaralı mirasçılık belgesi uyarınca murisin mirasının 4 pay kabul edilerek dört mirasçının birer paya sahip olduklarının belirlendiğini, müvekkilinin murisi müteveffa ...'in davalı şirketin %50 hissedarı olduğunu, şirketin %25'i oğlu ...e %25'inin ise diğer oğlu ...'e ait olduğunu, murisin vefatı ile murise ait hisselerin kanun gereği müvekkilinin de aralarında bulunduğu mirasçılara geçtiğini, davalı şirketin 02/12/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında müvekkilinin pay devrinin kabulüne karar vererek müvekkilinin pay sahibi olduğunun tespit edildiğini, ortağın ölümüne bağlı olarak mirasçıların pay geçişinin kanundan dolayı olduğunu, davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu, müteveffanın ölümü sonrası aile içinde mirasın paylaşımı hususunda anlaşmazlıklar yaşandığını ve karşılıklı davalar açılarak halen devam ettiğini, müteveffanın vefatı sonrası şirketin yarı hissesini elinde bulunduran erkek çocuklardan oluşan ortakların kız kardeşlerinin pay devrini hukuka aykırı şekilde reddettiklerini, anneleri olan müvekkilinin ise pay devrini onayladıklarını, kız kardeşlerinin pay devrine yönelik davalarının halen devam ettiğini, bu sırada davalı şirketin aynı zamanda müdürleri olan ortakların pay devrini onayladıkları anneleri olan müvekkilinin davalar süresince zor durumda bırakabilmek amacıyla tamamen kötü niyetli olarak kar payı dağıtımını engellediklerini, kar paylarının vazgeçilmez bir hak olduğunu, pay sahibinin mecburiyetten doğan kar payı hakkından vazgeçilemeyeceğini ve bertaraf edilemez hak olduğunu, karın dağıtılmayarak şirketin yedeklerine eklenmesine ilişkin kararın yasaya aykırı olduğunu, 2021 yılı faaliyet raporunda şirketin net karının yaklaşık 12 milyon TL olarak belirlenmiş iken şirket müdürlerine yıllık ödenecek maaş miktarının toplamda yaklaşıl 2,5 milyon TL'yi bulduğunu, şirketin yıllık karının 5 te biri oranında müdür maaşı belirlenmesinin hakkın kötüye kullanılmasının açık bir göstergesi olduğunu, bu hususta emsal olacak Yargıtay kararları bulunduğunu, dava konusu şirketin bir aile şirketi olduğunu, şirket müdürlerinin aynı zamanda şirket ortakları ve davacı müvekkilinin oğulları olduğunu, taraflar arasında süregelen birçok davanın söz konusu olduğunu, davacı müvekkilinin 72 yaşında olup müteveffa eşinden kalan emekli aylığı dışında herhangi bir gelirinin bulunmadığını, davaya konu karara imza atan ortaklardan müvekkilinin çocuklarının annelerinin maddi durumunu bildiğini ve kötüniyetli olarak hareket ettiklerini, aynı karar altında hem şirket kar payının dağıtılmamasına karar alırken, bir taraftan da şirket müdürü sıfatı ile kendilerine aylık 100.000 TL gibi yüksek bir maaş belirlediklerini, şirketin aylık sadece müdürlerine 200.000 TL maaş ödenmesine karar verilirken, kar payının hiç dağıtılmamasının açık bir kötüniyet göstergesi olduğunu,  2021 yılı faaliyet raporunda şirketin net karının yaklaşık 12 milyon belirlenmiş iken şirket müdürlerine yıllık ödenecek maaş miktarının toplamda yaklaşık 2,5 milyonu bulduğunu,  şirketin yıllık karının beşte biri oranında müdür maaşı belirlenmesinin hakkın kötüye kullanılmasının açık bir göstergesi olduğunu beyan ederek 01/07/2022 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptaline, kar payı dağıtılmaması ve şirket müdürlerinin maaşlarına yönelik kararlarının iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı ... tarafından şirketin yüzde elli ortağı olan müteveffa ...'in vefatı sonrası 08.11.2020 tarihinde .... Sulh Hukuk Mahkemesi' nin ... esas sayılı tereke dosyası ile müteveffaya ait terekenin tespiti, resmen yönetilmesi ve tasfiyesi istemli dava açıldığını, ilgi dosya kapsamında terekenin yönetilmesi için 02.12.2020 tarihinde tereke temsilcileri atandığını ve terekenin halen daha temsilciler tarafından yönetildiğini, bu sebeple davanın mirasçı tarafından açılabilmesinin mümkün olmadığını, davanın husumet yokluğu sebebiyle reddedilmesi halinde ise davacının Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde huzurdaki davayı açabilecek kişilerden olmadığını, davacı ...'in bu şartları sağlamadığını, müteveffa ...'in terekesinin taksim edilmediği, dolayısıyla elbirliği mülkiyetin geçerli olduğu, davacının mirasçısı olduğu terekenin temsilciler aracılığıyla yönetildiği, bu temsilcilerin usulüne uygun yapılan genel kurul toplantısına iştirak ettikleri ve tüm kararların oybirliği ile alındığı değerlendirildiğinde,  davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin üretim kapasitesini arttırmayı hedeflediğinden makine ve teçhizat yatırımları yapacağını, bu yatırımlar amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından İthalat Genel Müdürlüğü'nün iznine istinaden 03/03/2022 belge tarihli, ... belge nolu yatırım teşvik belgesinin mevcut olduğunu, bu yatırımın teşvik belgesinde görüleceği üzere müvekkili şirketin 43.940.000,00-TL'yi aşan miktarda ithal makine ve yaklaşık 20.000.000,00-TL'ye varan yerli makine olmak üzere toplamda 60.000.000,00-TL'yi aşan bir miktarda yatırım gerçekleştireceğini, nitekim şirketin yüzde elli payı hususunda oy kullanma yetkisini haiz müteveffa ... terekesi temsilcileri ile birlikte kar payının dağıtılmayarak yatırım yapılması hususunun genel kurulda görüşülerek oy birliği ile kabul edildiğini, 01.07.2022 tarihli genel kurul toplantısında, müdürlerin maaşlarının yükseltilmesi hususunda karar alındığını, mevcut durumda müdürlerin maaşının 100.000,00 TL'ye yükseltildiğini, ülkemizin ekonomik durumu, enflasyonun yüksekliği, döviz piyasasının hareketliliği, alım gücünün düşmesi ve asgari ücrete yapılan zamlar göz önüne alınarak müdürlere ödenmesi kararlaştırılan ücretin emsallerine uygun olması sebebiyle genel kurul kararının iptali isteminin reddi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu Madde 448(3) uyarınca davalı şirketin uğrayacağı muhtemel zararlar için teminat taleplerinin olduğunu,  davanın kötüniyetle açıldığından Türk Ticaret Kanunu madde 451 uyarınca davalı şirketin itibarı zedelendiğinden maddi ve manevi tazminat davası açma hakları saklı tuttuklarını, müvekkili şirketin dava sonunda haklı çıkması halinde muhtemel zararlarının karşılanması adına, TTK 448(3) uyarınca uygun bir teminat belirlenmesine ve davalı tarafından karşılanmasına, davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, reddedilmemesi halinde, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddine, reddedilmemesi halinde, davaya konu Genel kurul kararlarının usul ve yasaya uygun olması sebebiyle davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER VE GEREKÇE:<br>Mahkememizin ... sayılı 09/11/2023 tarihli gerekçeli kararı ile \"Davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine,\" dair karar verildiği, kararın davacı vekilince istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2024/591 Esas 2024/1409 Karar sayılı 03/10/2024 tarihli ilamı ile \"Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,\" dair karar verildiği ve dosyanın mahkememize tevzi edilerek 2024/660 Esas numarasına kaydedildiği anlaşıldı. <br>Mahkememizin 13/02/2025 tarihli celsesinde taraf vekillerinin sulh olma imkanları bulunduğuna dair beyanda bulundukları, mahkememizce taraf vekillerine sulh görüşmelerini yapmak üzere gelecek celseden 10 gün öncesine kadar süre verildiği, aynı celsenin 1 numaralı ara kararı ile \"Tereke idare memuru vekilinin görevinin bulunup bulunmadığı ve duruşmaya vekil sıfatıyla kabul edilip edilmeyeceği hususunun celse arasında ara karar ile değerlendirilmesine,\" dair karar verildiği, 16/02/2025 tarihli ara kararımız ile \"İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2024/591 Esas sayılı kaldırma kararı uyarınca davacının davada aktif husumet ehliyeti bulunduğu, dolayısıyla Tereke İdare Memurunun davayı takip ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla; Tereke İdare Memurunun davadaki taraf sıfatının kaldırılmasına, vekilinin de duruşmalara vekil sıfatıyla duruşmaya kabul edilmeyeceğinin tespitine, Tereke İdare Memurları İbrahim Bülbül ve Serkan Koç ile vekillerinin UYAP'tan silinmelerine,\" karar verildiği anlaşıldı. <br>Dava, davalı şirketin 01/07/2022 tarihli 2022 yılı olağan genel kurulunda kar payı dağıtılmaması ve şirket müdürlerinin maaşlarına ilişkin alınan kararların iptali  istemine ilişkindir.<br>Davacı ... 22/04/2025 tarihli dilekçesi ile davadaki taleplerinden feragat ettiğini ve karşı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını beyan ettiği, dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği, davalı vekilinin 29/04/2025 tarihli dilekçesi ile taraflar arasında dava konusuna ilişkin gerekli anlaşma sağlandığını, vekalet ücreti talepleri bulunmadığını beyan ederek duruşmasız olarak feragat nedeniyle reddine dair  karar verilmesini talep etmiştir. <br>HMK'nun 311/1.maddesi \"Feragat ve Kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.\"<br>Davadan feragat, kesin hükmün yasal sonuçlarını doğuran ve davayı sonuçlandıran taraf işlemidir. Bu durum karşısında davacının davasından feragat etmesi nedeniyle davanın reddine ilişkin aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;<br>1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70-TL'den mahsubu ile 534,7‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>3-Davacı tarafından dava sebebi ile yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı tarafça talep olunmadığından ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,<br>5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/04/2025<br><br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2b1bcbe99d29c194","SID":"4e9adbe5596f4c5b"}}