{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/813 <br>KARAR NO: 2025/754<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>NUMARASI: 2021/793 Esas - 2023/921 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; 23/01/2020 günü araçlarından düşen plakayı arayan müteveffalar ... ve ...'a Gümüşhacıköy ilçesi çıkışında D-100 karayolu üzerinde davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı minibüsün çarparak ölümlerine sebep olduğunu, ...'a Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 2020/355 E. ve 2021/174 K. Sayılı kararı doğrultusunda 3 yıl 4 ay ceza verildiğini, Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/355 E. ve 2021/174 K. sayılı dosyasında verilen Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda müvekkilin asli kusurlu bulunmasına karşı uzman heyetten rapor alınmasını talep ettiklerini, ...'ın vefatından dolayı eşi ... ve kızı ...'ın destekten yoksun kaldıklarını, ... plakalı minibüsün davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS ile sigortalanmış olduğunu belirterek destekten yoksun kalan davacılar için 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca  şimdilik 2.500,00 TL olan dava değerinin toplanacak delillere göre tazminat hesabı yaptırılarak olay tarihindeki sigorta limitini aşmayacak şekilde dava tarihinden işletilecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yargılama öncesinde başvurucuya istinaden hesaplanan miktar olan ... için 16.998,00 TL ve ... için 60.900,00 TL olmak üzere toplamda 77.898,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı tespit edildiğini ve bu tutarın ibraname ile davacı vekili hesabına ödendiğini, sulh protokolünün imza edilmişken bu protokolün geçersiz olduğunun kabul edilemeyecek olduğunu ve bu tür iddiaların iyi niyetli olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/10/2005 tarihli ve 9-546 E. 611 K. sayılı hükmüne göre ibranın alacak ve borcu ortadan kaldıran bir işlem olduğunu, ZMMS müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, dava konusu olayın iş kazası olup olmadığının ve şayet iş kazası ise davacılara SGK'dan gelir bağlanıp bağlanmadığının tespitinin gerektiğini,  haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ancak yasal faizin talep edilebileceğini Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartlarında düzenlenen şekilde usulüne uygun şekilde müracaatta bulunulmadığını, gerekli belge ve bilgiler sunulmadığını, müvekkili sigorta şirketinin kusursuz olduğundan davacılara karşı sorumluluğu bulunmadığını, bu durumda alacağın muaccel olamayacağı ve dolayısı ile müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kabulüne,  davacı (eş) ...'ın maddi tazminat (DYK) davasının kabulü ile, toplam 189.221,43 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (sigorta şirketin, trafik sigorta poliçesi limiti olan 330.000 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı ...' a verilmesine, davacı (çocuk) ...'ın maddi tazminat (DYK) davasının kabulü ile, toplam 47.852,43 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (sigorta şirketin, trafik sigorta poliçesi limiti olan 330.000 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı ...' a verilmesine\" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme dayanak alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, itirazlarının değerlendirilmeden, kusur raporunun kendi içerisindeki çelişki giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiğini, Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/355 e. ve 2021/174 k. sayılı dosyasında verilen Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi kararında; sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu kabul edilerek cezaya hükmedildiğini, söz konusu kusur oranının Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğince  hukuk hakimini bağlamakta olduğunu, davacı vekili  tarafından verilen ibraname karşılığı yapılan ödeme dikkate alındığında bakiye bulunmayacağını, yapılan ödemenin, ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığı değerlendirilerek, yeterli olmaması halinde rapor tarihi itibariyle tazminat hesaplanması ve her halükarda bu hesaplamadan, ödeme gününden rapor tarihine kadar olan faiziyle birlikte güncellenmiş değerin tenzili neticesinde bakiye tazminatın değerlendirilmesi gerekirken; bilirkişi tarafından hem ödeme tarihi itibariyle müvekkilce ödenen tutarın yeterliliği denetlenmemiş hem de ödeme güncellenmeksizin doğrudan tenzil edilerek; mükerrer tazminata ve sebepsiz zenginleşmeye, hatalı yargılamaya sebebiyet vereceğini,  ek rapor alınmadığını adil yargılanma haklarının zedelendiğini,  sulh protokolünün imza edildiği bir noktada, bu protokolün geçersiz olduğu iddia edilemeyecek ve bu tür iddiaların iyiniyetli olduğunun da kabul edilemeyeceğini, hükme dayanak alınan aktüer hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 23.01.2020 günü saat 19:10 sıralarında sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı minibüs ile ... istikametinden ... istikametine doğru ... numaralı devlet kara yolu üzerinde seyir halindeyken kaza mahalline geldiği sırada idaresindeki aracın sağ ön kısımlarıyla, kaplama üzerinde bulunan yayalar ... ve ...'a çarpması neticesinde dava konusu ölümlü trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağında hem sürücüye hem de vefat edenlere kusur verilmiştir. Ceza Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 04.03.2020 tarihli raporda; sürücü ...'ın tali derecede kusurlu, müteveffalar ... ve ... ’ın asli derecede kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir. Amasya 1.Ağır Ceza Mahkemesince ATK kusur raporu esas alınarak, \"...Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 04.03.2020 tarihli raporuna göre sanık sürücü ...'ın olay yerine doğru geldiğinde yola gereken dikkatini vermediği, seyrini mahal şartlarına uygun şekilde sürdürmediği, daha önce sağ ilerisinden yola girmiş halde yol üzerinde yürümekte olan yayalara karşı zamanında uygun tedbir almayıp yayalara çarptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile tali derecede kusurlu olduğu, müteveffalar ... ve ...'ın, gece vakti devlet karayoluna bağlanan taşıt yolu üzerinde daha önce yola düşmüş plakayı aramak amacıyla, burada mevcut taşıt trafiğini dikkate almaksızın kendi can güvenlikleri açısından tehlike arz edecek şekilde kaplamaya girip yol üzerinde yürüdükleri, bu sırada yaklaşan minibüse karşı gerekli korunma tedbirine başvurmadıkları ve minibüsün çarpmasına maruz kaldıkları olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile her biri kendi ölümü üzerinde asli derecede kusurlu olduğu,...Anlatılanlar doğrultusunda kazanın oluşumunda tali kusurlu olduğu anlaşılan sanık ...'ın üzerine atılı \"Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölüme Neden Olma\" suçunu işlediği kabul edilmekle 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 61.maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlediği yer ve zaman, meydana gelen zarar (iki kişinin hayatını kaybetmiş olması) ve sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı göz önüne alınarak eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nun 85/2. maddesi gereğince hak ve nesafet kurallarına uygun düşecek şekilde alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir...\" gerekçesi ile karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi  tarafından yapılan inceleme ile istinaf taleplerinin reddine kesin olarak karar verilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472  ve  27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin \"hukuka aykırılığını\" ve \"illiyet bağının varlığını\" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağından  ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgulara göre (...  gece vakti devlet karayoluna bağlanan taşıt yolu üzerinde daha önce yola düşmüş plakayı aramak amacıyla, burada mevcut taşıt trafiğini dikkate almaksızın kendi can güvenlikleri açısından tehlike arz edecek şekilde kaplamaya girip yol üzerinde yürüdükleri, bu sırada yaklaşan minibüse karşı gerekli korunma tedbirine başvurmadıkları ve minibüsün çarpmasına maruz kaldıkları olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile her biri kendi ölümü üzerinde asli derecede kusurlu olduğu,) bilirkişi raporu alınması gerekirken iki ihtimalli olarak düzenlenen kusur raporu hükme esas alınarak  karar verilmesi doğru olmamıştır. Somut uyuşmazlıkta davalı sigorta şirketi tarafından davacılara dava tarihinden önce 30/04/2021 tarihinde eş için 60.900,00 TL, çocuk için  16.998,00 TL olmak üzere toplam 77.898,00 TL tazminat ödemesi yapılmış ve ibraname düzenlenmiştir. Davacı tarafından ödeme tarihinden sonra 21/12/2021 tarihinde eldeki dava KTK'nın 111. maddedeki 2 yıllık süresi içerisinde açılmıştır. Mahkemece  ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi amacı ile ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi;  ödeme yetersiz ise  davalının davadan önce ödediği bedelin, ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faizi hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle karar vermek gerekirken   ödeme tarihi itibariyle  ödemenin yeterli olup olmadığına ilişkin hesap içermeyen aktüerya bilirkişi raporunun  hükme esas alınması  doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9fb2a856174d51e7","SID":"15f1455a52a72595"}}