{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/3260 <br>KARAR NO:2025/2148<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/05/2022<br>NUMARASI:2015/1285 Esas - 2022/336 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; “Müvekkil banka ... şubesi mudisi...'in banka hesabından internet bankacılığı kullanılarak kendi bilgi ve isteği dışında davalılardan ...'in .... şubesindeki hesabına 17.01.2007 tarihinde EFT talimatıyla toplam 9.950,00-TL EFT yapılmak suretiyle para aktarıldığı iddiası ile; İlk olarak müvekkili banka ve 2 no.lu davalı aleyhine Patnos Asliye Hukuk Mahkemesinde 2007/51 Esas sayılı dosya ile alacak davası açılmış ve dava müvekkil banka ve 2 no.lu davalı (...) yönünden 9.500,00-TL ödenmesine karar verilerek sonuçlandığını, ikinci olarak müvekkil banka ve 2 nolu davalı aleyhine Patnos 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2014/82 Esas sayılı dosya ile alacak davası açılmış ve müvekkili banka ve 2 no.lu davalı yönünden 450,00-TL ödenmesine dair kararı miktar itibarıyla kesin karar olarak sonuçlandığını, ilgili mahkemenin 2007/51 Esas sayılı dosyanın ilamı temyiz edilmiş, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 11.Hukuk Dairesi yerel mahkeme kararı onaylandığını, kesinleşmiş mahkeme kararları icra takibine konu edilmiş ve nihai olarak müvekkili banka tarafından tamamen ödenerek infaz olunduğunu, (31.12.2013 tarihinde 21.268,33-TL, 26.11.2015 tarihinde 1.712,91-TL olmak üzere toplam 22.981,24-TL)  banka mudisi ...' e ait hesaptan, internet üzerinden ...'e ait ... şubesindeki vadesiz hesaba 9.950,00-TL aktarılmış ve vadesiz hesaptan yine... tarafından çekildiğini, ayrıca müvekkili banka mudisi ... tarafından savcılığa suç duyurusu yapılıp, açılan dava ve sonrasında Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Yoluyla Hırsızlık sucunu işlediği için...'e ceza kararı verildiğini ve kesinleştiğini, ... bayisi olan ... A.Ş, sahte kimlik ile dava dışı ...'e ait hattın çıkartılmasına sebep olarak, ... ise “Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Yoluyla Hırsızlık\" suçunu işlemek suretiyle müvekkili banka mudisinin hesabından bilgisi dışında internet üzerinden EFT işlemi yapılmak suretiyle paranın başka hesaba aktarılması, paranın çekilmesi işlemlerini gerçekleştirdiğinden müvekkili bankanın uğramış olduğu zarardan sorumlu  hırsızlık suçuna konu EFT işlemi, mudi ... ait ve sistemde ... A.Ş. ye kayıtlı cep telefonunun  sim  kartının  davalı ...A.Ş'nin eylemi  ile kopyalanması  sonucunda gerçekleştirildiğini, davalı ... A.Ş ve ... A.Ş tarafından yeterli önlem alınsaydı söz konusu zararın oluşmayacağını, davalı operatör şirketinin kusurlu olduğunu ve bu yönden sorumluluğunun söz konusu olduğunu, daha sonra dilekçenin diğer paragraflarında müvekkili banka mudisi ... ve banka arasında imzalanan Elektronik Bankacılık Sözleşmesinin ilgili hükümleri; 4.maddesi, 9.maddesi, 10.maddesi, 11.Maddelerine dayandırılarak şifre işlemlerinden kaynaklanan problemlerden müvekkili banka sorumlu değildir denilmekte, davalıların gerçekleştirmiş oldukları usulsüz ve yasadışı işlemler nedeni ile, diğer davalılar ... A.Ş ve ... A.Ş kusurlu işlemi dolayısıyla müvekkili bankanın zararından sorumlu olduklarını, “21.268,33-TL.nın 31.12.2013 ödememiz tarihinden, 1.712,91-TL.nın ise 26.11.2015 ödememiz tarihinden itibaren işleyecek 3095s.yasa 2/2 md gereğince avans faiz oranında temerrüt faizi, BSMV si ile birlikte rücuen davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde; “İddiada bahsi geçen kesinleşmiş davalarda, internet bankacılığı işlemleri yapılmasını sağlayan bankanın sistemin hazırlayıcısı, işleticisi ve hakimi konumunda olması sebebiyle  bu sistemdeki tüm eksiklik ve kusurlardan sorumlu olduğu, bankacılık işleminin yapılabilmesi için somut olayda sim kart değişikliğinin tamamlayıcı bir işlem olduğu diğer davalı ... A.Ş.nin sim kart değişikliği için gerekli belgeleri aldığını ispatlayamadığından ihmali ile sorumlu olduğu tespit edilerek toplam 9,950- TL zarardan davalı banka ile ... A.Ş.nin müşterek ve müteselsilen zarardan sorumlu olduğuna karar verdiğini, davalı bankanın Temyiz talebinin incelenmesinde de kararın, zararın internet bankacılığı işlemlerinde objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu halde sorumluluklarını yerine getirememesinden kaynaklandığı gerekçesiyle Yargıtay'ın kararı ile onandığını, Patnos Asliye Ceza Mahkemesi ...'in banka müşterisinin internet bankacılığı hesabında yaptığı işlemlerle Bilişim sistemine hukuka aykırı müdahale ile haksız çıkar sağlama sucunu işlediği sabit görülerek, hapis cezası ile cezalandırıldığını, dava konusu internet dolandırıcılığını gerçekleştiren kişinin ... olduğu ceza mahkemesi kararı ile tespit edildiğini, dayanak davada da bankanın bankacılık hizmetini kusurlu olarak sunduğu tespit edilmiş iken, sebepsiz zenginleşmesi ve hiçbir fiili olmayan müvekkili şirkete husumet yönetilmesinin hukuka aykırı olduğunu, esas bakımından kabul anlamına gelmemek kaydıyla bankanın davaya konu talebinin zaman aşımına uğradığını, davacı bankanın, Patnos Asliye Hukuk Mahkemesindeki davayı müvekkili şirkete ihbar etmediğini, TBK.73 md. gereği, davacı bankanın aynı olayın konu olduğu davaya dayanarak rücu talebi için zaman aşımı süresi, dürüstlük kuralı gereği, dayanak davayı ihbar etmesi gereken tarihte başlayacağını, rücu zaman aşımı süresi geçtikten sonra müvekkili şirkete rücu edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu internet bankacılığı dolandırıcılığı olayı hakkında, Patnos Asliye Hukuk mahkemesinde, bankanın hazırlayıcısı, işleticisi ve hakimi olduğu internet bankacılığı sisteminin tüm eksik ve kusurlarından sorumlu olduğu halde gerekli güvenlik önlemlerini alamamış olduğu gibi nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, davacı bankanın rücu talebinin hukuki dayanağını belirtmemiş olmakla birlikte, ödediği tutarın tamamını istemekle sebepsiz zenginleşme iddiasına dayandığının açık olduğunu, müvekkili şirket bakımından sebepsiz zenginleşme için TBK. 77.md.sinin aradığı şartların gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin hiçbir şekilde ve tutarda zenginleşmesi olmadığını, sebepsiz zenginleşen kişinin diğer davalı ... olduğunun da ceza mahkemesi kararı ile kesinleştiğini, bankacılık ilişkisinin tarafları ve menfaat sağlayıcıları mudi ve banka olduğunu, yasal ve sözleşmesel yükümlülüklerin bu taraflar üzerinde olduğunu, bankacılık işlemlerinin internet ortamında yapılmış olması bu menfaat ve yükümlülük paylaşımını değiştirmediğini, müvekkili şirketin internet bankacılığı işleminin taraflarından biri olmadığını, ne bankalar tarafından, ne de banka müşterileri tarafından... hatlarının bankacılık işlemlerinde kullanılması öncesi, müvekkili şirketten onay veya muvafakat alınmadığını, müvekkili şirketin abonelerine tahsis ettiği ... hatlarının bankacılık işlemlerinde kullanılmasının tamamen müvekkili şirketin iradesi dışında bir durum olduğunu, teknik olarak internet bankacılığı dolandırıcılığının gerçekleştirilebilmesi için öncelikle banka müşterisinin numara ve parolasının internet bankacılığı sistemine girilmesi gerektiğini, internet bankacılığı sistemine doğru müşteri numarası ve parolası ile giriş yapıldığında banka kimlik tespitini yaptığını ve girişi yapan kişiyi müşterisi olarak kabul etttiğini ve tüm müşteri bilgilerini açmış olmakta olduğunu, banka, Tek Kullanımlık Şifreye de elektronik imza yerine, güvenli olmayan SMS ile işlem şifresi gönderim yöntemini belirleyerek ve kayıtlarında ... numarasına yer vererek güvenlik zafiyetini devam ettirerek, dolandırıcının elde ettiği bilgiler ile sahte kimlik çıkartarak sim kart değişikliği ile eylemi tamamlamasını sağladığını, internet bankacılığında en önemli sorun güvenliğin sağlanması sorunu olduğunu, internet bankacılığı işlemlerinin güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı bankanın, bankanın yerine geçerek güvenlik sağlamak zorunda imiş gibi, yasal sözleşmesel hiçbir yükümlülüğü olmayan müvekkili şirketten talepte bulunmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, oysa davacı bankanın, hızla gelişen internet teknolojileri karşısında bankacılık işlemlerinin güvenliği konusunda kural koyucu taraf olarak dolandırıcılığı önleyici güvenlik önlemlerini almak, olağan dışı hareketlere karşı uyanık olmak, en güvenli yöntemi müşterilerinin zorunlu kullanımına sunmak zorunda olduğunu, sanal ortamın risklerine rağmen, elektronik imza ve tek kullanımlık şifre cihazı kullanımını zorunlu olarak müşterisine sunmak yerine, SMS ile şifre iletimi gibi güvenli olmayan yöntemi tercih eden davacı banka dolandırıcılık olayının meydana gelmesine kendisi neden olduğunu, davaya konu olayın meydana gelmesinde dolaylı/dolaysız herhangi bir fiili olmayan müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını,haksız fiil sorunluluğu haksız fiili gerçekleştirene ait olduğunu, sim kart değişikliği yapan şirket, müvekkili şirket dışında kendi nam ve hesabına çalışan bir tüzel kişi olduğunu, dolandırıcılık olayına neden olduğu iddia edilen sim kart değişikliği yapan şirketin işleminde oluşabilecek herhangi bir haksız fiil sorumluluğunun müvekkili şirketin sorumluluğuna bağlanmasının hukuken mümkün olmadığını, öte yandan yasal mevzuat gereği kimlik tespiti için kimlik ibrazından başka yasal olarak zorunlu yöntem bulunmadığını, ibraz edilen kimliğin sahteliğinin anlaşılması zorunluluğu ise bulunmadığını, sim kart değişikliği ancak ilgili abone tarafından veya vekaletname verdiği 3.kişilerce mevzuat gereği zorunlu olan kimlik fotokopisi alınarak yapılabilmekte olduğunu,  yasal mevzuat çerçevesinde kimliğin sahteliğinin anlaşılamamış olması sebebiyle  müvekkili şirketin kusurlu kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı bankanın Patnos Asliye Hukuk mahkemesindeki yargılamada tespit edilen internet bankacılığı sistem ve uygulamasındaki objektif özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile dolandırıcılık olayı arasında doğrudan illiyet bağı olduğunu, bankanın internet şubesine gelen müşterinin kimlik kontrolünü yapmak için en etkili kimlik tespiti yöntemi olarak mevzuat ve uygulama düzeyinde etkin olarak kullanılan Elektronik İmza uygulamasını belirlemediğini, diğer etkili güvenlik yöntemi olan tek kullanımlık şifre cihazı kullanımının zorunlu tutmadığının tespit edildiğini, bankanın ağır kusuru ile dolandırıcılık olayı arasındaki illiyet bağından başka, diğer davalı ...'in fiili ile olay arasında ki doğrudan illiyet bağı olduğunu, kimliği belli olan, ceza almış diğer davalının fiili ortada iken, müvekkili şirket ile dolandırıcılık olayı arasında illiyet bağı kurulabileceğinden bahsetmenin mümkün olmadığını, bankaların ve davacı banka 2012 yılından itibaren SMS le şifre gönderdikleri müşterilerinin sim kart değişikliği yapması halinde SMS ile şifre gönderimini durdurmaya başladıklarını, bu uygulamanın SMS ile şifre gönderiminin güvenlik önlemi olmadığını davacı bankanın internet bankacılığı hizmetini güvenlik açıkları ile müşterisine sunduğunu ispatlamakta olduğunu, bankaların dolandırıcılık olaylarının ve ödedikleri tazminatların artması sebebiyle  SMS gönderdikleri ... hatlarında sim kart değişikliğini kontrol ederek, değişiklik yapıldığı hatlara SMS gönderimini durdurmakta; kimliği teyit için müşterisini şube veya ATM de işlem yapmaya zorlayarak, kimliği yeniden tespit etmekte olduklarını, bu uygulama hakkında BDDK.nın Bankalar birliğine gönderdiği 08.10.2012 tarih ve SMS'in 2.Bileşen olarak güvenliğinin sağlanması konulu yazısında (Ek.3).  davacı bankanın müşterisinin icra dosyalarına yaptığı ödemelerin avans faizi, BSMV ile birlikte  tahsilini talep ettiğini, faiz miktarına ve faiz türüne, BSMV talebine itiraz ettiklerini, bankanın talebinin dayanağı mahkeme kararında yasal faize karar verildiğini, banka da icra dosyasına yasal faizle ödeme yaptığını, davacı banka avans faizi isteyerek haksız kazanç elde etmeye çalışmakta olduğunu, mevduatı müşterisine geç iade ederek faiz, dava masraf ödemelerine kendisinin neden olduğunu, dava konusu ve olayın gelişimi aynı olan davalarda çeşitli mahkemelerden verilen ve Yargıtay incelemesinden geçmiş kararlarda, işbu davadaki iddiaların aynen tartışıldığını, bankacılık işlemlerinin güvenli şekilde yapılmasında ve sim kart değişikliği işlemlerinde müvekkili şirketin sorumlu ve kusurlu sayılmasının mümkün olmadığına karar verildiğini, müvekkili şirket hakkındaki talebin hukuki dayanağının bulunmaması talep dayanağının ve rücu talebinin zaman aşımına uğramış olmasının husumet ehliyetimiz olmaması nedenleriyle haklarındaki davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, zaman aşımı ve rücu zaman aşımı itirazları sebebiyle  davanın reddine,  husumet itirazları sebebiyle  reddine, kesin hüküm itirazımız sebebiyle  davanın reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ... A.Ş. ve ... davaya cevap vermemiştir.<br>İlk Derece Mahkemesince; \"...Dava, davalı ...'in davacı banka müşterisi dava dışı ...'in hesabına sahte kimlikle çıkardığı sim karttan yararlanarak giriş yaptığı ve dava dışı ...'in hesabından 9.950 TL havale yaptığı,... tarafından Patnos 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/51 ve 2014/82 Esas sayılı dosyalarında davacı banka ve davalı Trcom aleyhine açılan davaların kabulüne karar verilmesi sonucu icra dosyalarına konu edilen borcun 21.268,33 TL olarak davacı bankaca ödendiği ve zarardan davalılar ... ile bayisi ... ve fail ...'in sorumlu olduğu iddiasına dayalı olarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.Davalı ... husumet itirazında bulunmuş ise de, kopyalanan sim kartın ...'e ait olması ve sim kart değişikliği işleminin ... bayisi diğer davalı ... tarafından yapılmış olması sebebiyle  husumet itirazının yerinde olmadığı, kesin hüküm itirazı bakımından ise, Patnos 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davalarda davalı ...'in davalı sıfatının bulunmayışı ve davacı bankanın o davalarda davalı olarak yer alması ve mahkememizdeki dava ile Patnos 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davaların dayanağı hukuki sebeplerin birbirinden farklı olması sebebiyle HMK'nun 303. maddesi kapsamında kesin hüküm koşulları oluşmadığından bu itirazın da yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı ... zamanaşımı definde de bulunmuş ise de, davalı bankaca dava dışı ...'e ödemelerin 31.12.2013 ve 26.11.2015 tarihlerinde yapıldığı görülmekle, Türk Borçlar Kanununun 73/1. maddesi gereğince ödeme tarihinden itibaren başlayan iki yıllık zamanaşımı süresi davanın açıldığı 31.12.2015 tarihi itibarıyla sona ermediğinden zamanaşımı definin yerinde olmadığı, ayrıca davalı Turkcell'in zamanaşımı süresinin Patnos 1. Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülen davaların dürüstlük kurallarına göre kendilerine ihbarı gereken tarihte başlaması gerektiğine ilişkin TBK'nin 73/2. maddesi kapsamındaki savunmasına; bankanın davalısı olduğu davalarda ...'in bayisi ...'un da davalı olması, söz konusu dava sırasında ...'e müzekkere yazılmış olması ve davacı banka ile ...'in sorumluluklarının farklı sebeplerden kaynaklanması nazara alındığında mahkememizce itibar edilemeyeceği anlaşılmış olup esasın incelenmesine geçilmiştir.Davalı ... hakkında, davacı bankanın müşterisine ödeme yapmasına sebep olan dolandırıcılık suçu ilgi ilgili kesinleşmiş mahkumiyet hükmü mevcut olduğundan, dava dışı banka müşterisinin uğradığı zarar kapsamında banka müşterisine ödenen meblağın bu davalıdan tahsilinin talep edilmesi yerindedir.Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyetince davalı ...'in sorumluluğunun mevcut olmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de, aşağıda açıklanacak gerekçeler gereğince bu görüş mahkememizce benimsenmemiştir. Davalı ..., ...'in bayisi olarak çalışmaktayken yapılan sim kart değişikliği sonucu davacı banka müşterisinin hesabından para çekilmesiyle davacı banka müşterisinin maddi zarara uğradığı sabit olmakla, sim kart değişikliği yapılırken gerekli belgelerin temin edildiğine ilişkin belgelerin davalı taraflarca dosyaya sunulamadığı, bu nedenle sahte kimlik ile sim kart çıkarılması işleminde kimlik doğrulaması bakımından yeterli özeni göstermeyen davalı ... ve onun denetim ve gözetimi altında bulunan ifa yardımcısı bayisi ...'un sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Ne var ki, davacı banka da, müşterisine ait banka hesabının kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirilmesini önleyecek şekilde yeterli güvenlik sistemi kurmadığından zararın meydana gelmesinde sorumlu olup, davalı ...ve bayisinin %50, davacı bankanın da %50 oranında kusurlu oldukları mahkememizce kabul edilmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/5251 Esas-2019/4658 Karar ve 2017/4652 Esas-2019/1536 Karar sayılı emsal ilamları ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2018/1973 Esas-2020/551 Karar sayılı emsal ilamı) Davalı ... olayın doğrudan faili olduğundan, meydana gelen zarar sebebiyle tam kusurlu olup, bu davalının fiili sebebiyle davacı bankanın kusurunun bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiştir.Davacı banka, huzurdaki davada Patnos 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/51 ve 2014/82 Esas sayılı dosyalarında verilen kararlar üzerine takibe konu edilen meblağın davalılar tarafından ödenmesini talep etmiş ise de, davacı banka dava konusu zararı süresinde karşılamayarak dava açılmasına ve icra takibi yapılmasına sebebiyet vererek zararın artmasına neden olduğundan ilgili davalarda dava dışı ... lehine hükmedilen meblağ dışında yargılama gideri, vekalet ücreti ve işlemiş faizden davalıların sorumlu tutulamayacağı, dava dışı ...n'in uğradığı gerçek zararın davalı bankanın kusursuz olduğu kısma tekabül eden miktarının bankanın tacir olması sebebiyle ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline yönelik hüküm kurulması gerektiği anlaşılmakla, açıklanan şekilde davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,9.950,00 TL maddi tazminatın (Davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. 4.975,00 TL ile sorumlu olmak kaydıyla) 9.500,00 TL'sine (Davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. yönünden 4.750,00 TL'sine) 31.12.2013 tarihinden itibaren, 450,00 TL'sine (Davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. yönünden 225,00 TL'sine) 26.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,...\" karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... A.Ş  vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkili bankaya kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, bankanın internet bankacılığında kullanılan güvenlik sistemi yeterli düzeyde olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkil bankanın %50 kusurlu olduğuna karar verilmesi halinde de bakiye 11.318,33 TL’nin müvekkil banka ile davalılar arasında kusurları oranında paylaşılması gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme  kararının kaldırılarak  davanın  kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde; Bankanın müvekkiline rücu edebileceğine ilişkin bir hukuki sebep bulunmadığını,bir an için rücu ilişkisi olduğu varsayımında davacı tarafın rücu isteminin TBK m.73/2 gereğince zamanaşımına uğradığını,SIM Kart değişikliği yapılırken alınması gereken önlemlere ilişkin gerekli eğitimler müvekkil şirket tarafından bayilere düzenli olarak verildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil aleyhine hükmedilen kısma ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi hukuka aykırı olduğunu beyanla Yerel Mahkeme  kararının kaldırılarak  davanın  reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Davacı tarafından, davalıların kusurlu davranışları sebebiyle  uğradığı zararların tazmini talepli tazminat  istemine ilişkindir.TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince  zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, somut olayda davalı bayii tarafından sahte kimlik ile GSM hattı aboneliği sözleşmesi düzenlendiği, hattın açılması, işletilmesi, taşınması, kontrol ve denetim yükümlülüğünün davalı ... AŞ tarafından yapılmakta olduğu, davalıların kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde ayrıntılarıyla yer verilen kusur oranı, faiz başlangıç tarihi ve zaman aşımının bulunmadığı tespitlerinin doğru olduğu, mahkemenin asıl alacak dışında kalan kalemleri davacı banka üzerinde bırakmasının hukuka uygun olduğu ve dava konusu olayda rücu tazminat şartlarının oluştuğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde  görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1285 Esas  2022/336  Karar sayılı 10/05/2022 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 169,92 TL'nin mahsubuyla bakiye 445,48 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 679,68 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 499,78 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalı ... A.Ş.'den tahsiliyle  Hazineye gelir kaydedilmesine,4-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e5d3c8ab576d9080","SID":"e456adc24f8cfd17"}}