{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t: 2025/515 <br>KARAR NO\t\t: 2025/805<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/10/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/97 Esas  <br>DAVA\t\t: MENFİ TESPİT- İHTİYATİ TEDBİR<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 17/04/2025<br><br>Taraflar arasında görülen menfi tespit davasında yapılan yargılama sırasında verilen davacının takibin tedbiren durdurulmasına ilişkin talebinin reddine dair ara karara karşı yasal süresi içerisinde ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sırasında 17/10/2024 tarihli ara kararda; \"...Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının 2000 li yıllardan bu yana tanışıklıkları olduğunu, müvekkilinin işi gereği zaman zaman paraya ihtiyacının olduğunu, bu zamanlardan birinde müvekkilinin paraya ihtiyacı var iken, davalının müvekkiline borç para vermeyi teklif ettiğini, müvekkili tarafından bu durumun kabul edilmesi üzerine davalının müvekkiline 2014 yılında 1.000.000,00-TL borç para verdiğini, müvekkilinin almış olduğu bu borcu davalıya geri ödediğini, geri ödeme yaparken bir kısmını banka kanalıyla, bir kısmını ise elden ödeme yaptığını, müvekkilin bankadan yaptığı ödemelerde ... Bankası, ... Bankası ve ... Bankası hesaplarını kullandığını, bu bankalardan müvekkilin hesaplarına dair hesap hareketleri istenip incelendiğinde, müvekkilin davalıya borcunu ödediğinin ispat olunacağını, ayrıca, müvekkilin ve davalının ticari geçmişleri sorgulandığında, müvekkilin davalıya icra takibine konu senetler kadar bir borcunun olmasını gerektirecek ticari ilişkilerinin olmadığının da görüleceğini, taraflar arasındaki tek ilişkinin, bir dönem borç alınması olduğunu  ve bu borç miktarının sadece 1.000.000,00-TL olduğunu ve bu miktarın da  müvekkil tarafından zaten davalıya ödendiğini, fakat davalı taraf, müvekkilin kişiliğinden, sosyal çevresinden ve iş hayatındaki repütasyonunu koruma isteğinden faydalanarak, borç ödenmiş olmasına rağmen müvekkile baskı yaparak müvekkilden imzalı senet aldığını, bu senetlerin amacının, 2014 yılında davalının müvekkile verdiği ve ödenen 1.000.000,00-TL borca astronomik kelimesinin bile hafif kalacağı faiz oranları koyma isteği olduğunu, müvekkil, baskı ve tehdit altında icra takibine konu senetleri imzaladığını, davalı tarafından senetler icra takibine konu edilir edilmez, taraflarınca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulduğunu, ilgili soruşturma numarasının 2023/198116 olduğunu, müvekkil aleyhine davalı tarafından İzmir 17. İcra Dairesi 2023/20661 Esas ve İzmir 17. İcra Dairesi'nin 2023/20701 Esas  sayılı icra dosyalarıyla kambiyo senetlerine haiz haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, bunun üzerine taraflarınca menfi tespit davası açılacağı için, zorunlu arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını ve sürecin anlaşmama tutanağı ile sonlandırıldığını, açıklanan nedenlerle; haklı davanın kabulüne ve müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine, öncelikle icra takiplerinin teminatsız olarak durdurulmasına, sayın mahkeme aksi kanaatte ise takip miktarı göz önüne alınarak adli yardım talebinin kabulüne, sayın mahkemece adli yardım talebi kabul edilmez ise yüzde on beş teminat karşılığında takiplerin durdurulmasına, yapılacak yargılama neticesinde, davalı tarafından suça konu eylemlerle elde edilmiş senetlere dayalı icra takiplerinin tümüyle iptaline, takibin kötüniyetle açıldığının kabulü ile karşı tarafa %20'den az olmamak üzere tazminat yükletilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br> Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 81 yaşında İzmir'e ithal arabaları ilk kez getiren, saygın dürüst, hali vakti yerinde bir iş insanı olduğunu, müvekkilinin davacı borçlu ile tanışıklıklarının 50 yıl öncesine dayandığını, dost ve arkadaş olduklarını davacı borçlunun yaklaşık 10 yıl önce müvekkilinin yanına üzgün bir şekilde gelerek, ekonomik çıkmazda olduğunu beyanla borç istemesi üzerine, müvekkili tarafından uzun yıllara dayalı dostluğa istinaden, ekonomik olarak sıkışmış olan serbest meslek erbabı olarak tanınan davacıya borç para verdiğini, aldığı borcu ödemeyen davacının, taşınmazları üzerinde banka rehin ve hacizlerinin olması, hissedar olduğu taşınmazların diğer mirasçısı olan ablası ile davalı olduğunu, imar kanunundan dolayı davalık olduğunu, satış yapıp borcunu ödemek için bankaya olan borçlarının geri ödenmesi gerektiğini, bunun için nakde ihtiyaç olduğunu beyanı ile, müvekkilinden farklı tarihlerde ve farklı bahanelerle tekrar tekrar borç para aldığını, davacı borçlunun müvekkile olan borcuna karşılık kendisine ait taşınmazların tapusunu vermeyi teklif ettiği, ancak müvekkilinin bu teklifi kabul etmediğini, yine davacının en son oğlu ...'in kirasını ödeyemediğini, ev sahibine yüklü miktarda para istediğini ve oğlunu zengin bir ailenin kızı ile evlendireceğini, dünürlerine ve etrafına karşı mahcup olmamak için müvekkilden borç para istediğini, müvekkilinin de bu isteği geri çevirmeyip, bu sebeple de davacıya borç para verdiğini, davacının ablası ile ortak olunan ... ili, ... ilçesi, ... mevkii, ... parsel nolu taşınmazın izale-i şuyu ile 18.000.000,00-TL ye satıldıktan sonra, bu satış işlemi yapan davacı avukatı ... 'ın müvekkiline bu satıştan parasının ödeneceğini söylemesine rağmen, davacının iş bu satıştan elde ettiği parayı almasına rağmen, gerek avukatı ve gerekse davacı tarafça kendisine borcunun ödenmediğini, alacağını istemesi üzerine, davacı tarafın müvekkili hakkında \"Seni tefeci diye şikayet ederiz.\" şeklinde tehdit ettiklerini ve çeşitli bahaneler kullanılarak, müvekkilin borcunun ödenmediğini, müvekkilinin alacağının tahsili hususunda icra takibi başlatılmasına müteakiben, davacı tarafın müvekkil hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğunu, icra mahkemesine yapmış oldukları itirazın reddi üzerine, takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olarak iş bu davanın açıldığını, ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını beyanla davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olarak dava açan davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>Tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın, kambiyo senedi ve takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Çekişme; İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2023/20661 Esas ve 2023/20701 Esas sayılı takip dosyalarına dayanak bonoların, davalı tarafça, davacıdan baskı ve tehdit kullanılarak alınıp alınmadığı, davacının takiplerden ve takiplere konu iş bu senetlerden dolayı davalıya borçlu olup olmadığı, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı noktasında toplandığı, 6100 sayılı HMK'nun 390/son maddesinde, ihtiyati tedbir talebinde bulunanın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiği düzenlenmiş olup, somut uyuşmazlıkta ise, davacının 01/02/2024 tarihli dava dilekçesi ile takipten sonra, davaya ve takibe konu 09/08/2021 tarihli bonoların tehdit ve baskı altında düzenlendiği iddiasında bulunduğu, iş u iddiasını yaklaşık olarak ispat yönünde, yine takipten sonra yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturma dosyası ve bir kısım banka dekontu dışında belge sunulmadığı, sunulan belgelerin tedbir kararı verilmesini gerektirir nitelikte ve yeterlilikte olmadığı...\" gerekçesi ile; Davacının takibin tedbiren durdurulmasına ilişkin talebin reddine dair ara karar verilmiş, verilen bu ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br><br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının müvekkiline 2014 yılında 1.000.000,00-TL borç verdiğini ve müvekkilinin de aldığı borcu davalıya geri ödediğini, davalının müvekkiline baskı yaparak tehditle müvekkilinden imzalı senetler aldığını ve icra takibine koyduğunu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, takibe dayanak senetlerin bedelsiz ve geçersiz olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme ara kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Talep, menfi tespit davasında verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karara ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir.<br>Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle uyuşmazlığın yargılama gerektirmesine ve bu aşamada ihtiyati tedbir koşullarının oluşmamasına, ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/97 Esas sayılı dosyasında takibin tedbiren durdurulmasına ilişkin talebin reddine ilişkin olarak verilen 17/10/2024 tarihli ARA KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 427,60.TL harcın tenzili ile bakiye 187,80.TL harcın  ihtiyati tedbir talep eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir isteyen davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 17/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f997d5ea2e1c7f74","SID":"2512759cbe5f1dcc"}}