{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/555 <br>KARAR NO: 2025/486<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/12/2024<br>NUMARASI: 2023/99  Esas  2024/1029 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  davalı kooperatifin 28/02/2015 tarihinde yapılan genel kurulunda denetim kurulunun son bir yılda faturasız ve usulsüz yapılan iş ve işlemlerden dolayı yönetim kurulunu ibra etmediğini, buna rağmen genel kurulda yönetim kurulunun ibra edildiğini, denetim kurulunda okunan rapora rağmen denetim kurulunda ibra edilmeyen üyelerin aynı genel kurul toplantısında yönetim kuruluna seçildiğini, bu üyelerin seçilebilmesi için 4 gün içinde istifa ederek ibra edilmeme raporuyla beraber 15 gün önceden çağrı raporuyla haber vererek olağanüstü toplantı yapılarak seçilmelerinin mümkün olduğunu, bu hususun gözönüne alınmadığını, inceleme komisyonu kurulması talebinin incelemeye sunulmadığını, denetim kurulunun üye olmayan kişilerce seçildiğini, kendilerinin genel kurulda yönetim kurulunun ibrasına muhalefet ettiğini, ayrıca denetim kurulu seçimine üye olmayanların katıldığını ve bu hususa muhalefet ettiğini, denetim kurulu raporunda yönetim kurulunun açık bir şekilde ibra edilmediğinin belirtildiğini, buna rağmen yönetim kurulunun ibra edildiğini, denetim kurulu raporu olumsuz olduğu takdirde finansal tabloların sonuçlarına dayanarak hiçbir karar alınamayacağını, yönetim kurulunun olumsuz görüş raporundan itibaren 4 gün içinde görevinden istifa etmesi ve genel kurulu toplantıya çağırması gerektiğini, genel kurulun yeni yönetim kurulunu seçmesi gerektiğini, yeni yönetimin 6 ay içinde finansal tablolarını hazırlayarak genel kurula sunması gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin kanuna aykırı şekilde yeniden yönetim kuruluna seçildiğini, istifa prosedürünün işletilmediğini ve olağanüstü genel kurul yapılmadığını, bu sebeple ibraya ilişkin kararların iptali gerektiğini, ibra etmeme kararına karşı dava açılıp mahkeme kararı ile ibra sağlanabileceği halde bu yola başvurulmadığını, ibra edilmemiş üyelerin olağanüstü genel kurulda seçilmeleri gerektiğini, denetim kurulu tarafından ibra edilmemeye esas olarak gösterilen hususlarda yönetim kurulunun sorumluluğu ile ilgili olarak 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/322 esas sayılı davasının açıldığını, bu davada sayılan ve gösterilen hususların varlığına rağmen yönetim kurulunun ibra edilmesi tamamen toplantıda bulunan eş ve dost çoğunluğu ile olduğunu, kendilerinin bu usulsüzlükler dolayısı ile yönetimi ibra etmediklerini, genel kurulda inceleme komisyonu kurulması ile ilgili teklifin dikkate alınmadığını, genel kurul sonunda üye olmayanların toplantıya katıldıklarını üye olmayan kişilerin oy kullandıklarının şahitle ispat edilebileceğini, bu sebeplerle 28/02/2015 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili dilekçesi ile; denetim kurulunun yönetim kurulunu ibra etmesinin söz konusu olmadığını, sadece tesbit edilen usulsüzlükleri tesbit ederse rapor halinde genel kurula sunulacağını, inceleme komisyonu kurulması şartlarının belli olduğunu K.K.46'ncı ve TTK.403/5 maddesinin açık olduğunu, gündem maddesine geçilmeden en az 1/10 üye imzası ile teklif edilmesi gerektiğini, genel kurulda sadece iki kişi tarafından inceleme komisyonu kurulmasının talep edildiğini, toplantının hükümet komiseri nezaretinde yapıldığını, ortak ...'ın çift üyeliğe sahip olduğunu üye olmayanların toplantıya alınmadığını, ibrada 48 kişinin oymalamaya katıldığını, 40 kabul oyu verildiğini, denetçi ...'un düzenlediği raporun genel kurulca ibra edilmediğini, genel kurulda sitede yapılacak yazlık işlerin gündeme getirildiğini, bina karşılığı takas yoluyla iş yaptırma doğrultusunda karar alındığını, yapılan işler nedeni ile bina değerlerinin yükseldiğini, tapuların üyelere dağıtıldığını ve tasfiyeye geçildiğini, yapılan işlerin çalışma raporunda belirtildiğini, davacıların her genel kurulda her karara itiraz ettiklerini, faturasız iş olmadığını bu konuda 1.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2015/322 sayılı sorumluluk davasının açıldığını ve devam ettiğini, yönetim kurulu ibrasında yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmadığını, yönetim kurulu üyelerinden ikisinin yeni yönetime seçilmediğini, hükümet komiserinin denetim kurulunun ibra edilmemesi sebebi ile devam edemeyeceklerini ve yeni seçim yapılması gerektiğini beyan ettiğini, bu sebeple yeni seçim yapıldığını, kooperatifin 12/03/2016 da olağan toplantıya çağrıldığını, bu sebeple bu davanın konusunun kalmadığını, açılan davalarda davacıların birbirlerine tanık olduklarını, buna muvafakat etmediklerini belirterek, açılan davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"Eldeki dosyada davacısı ... olan asıl davaya devam edilmekte iken, istinaf kaldırma kararı da nazara alınarak yöneticilerin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemli olan ve devam eden İst. Anadolu 1. ATM'nin 2015/322 Esas (yeni esasaı 2024/291) sayılı dosya bekletici mesele yapılmıştır. Bu arada davalı kooperatifin de tasfiye sonucu terkin olması sebebiyle davacı vekiline süre verilmiş, davacı vekili tarafından açılan ihya istemli  davada İstanbul Anadolu 8. ATM'nin 2023/417 Esas, 678 Karar sayılı kararla\" tasfiye sonucu terkin edilen Tasfiye Halinde ...'nin İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2023/99 Esas sayılı dosyasında devam eden yargılama ile sınırlı olmak üzere TTK'nun 547. maddesi uyarınca geçici olarak ihyasına, kooperatifin ticaret siciline tesciline, tasfiye memuru olarak önceki tasfiye memurları olan ... ve ...'ın atanmasına\" karar verilmiştir. Bu karar da istinaf edilmiş, aynı zamanda bu kararın da kesinleşmesi beklenmektedir. Diğer bir ifadeyle terkin ile davalı vekilinin vekillik sıfatı kalmamış olduğundan, ihya kararının kesinleşmesi, sicile tescil edilmesi, tasfiye memurunun usulüne uygun vekaletname ile vekil tayin edip etmeyeceği beklenmektedir. 04/12/2024 tarihli celsede, davacı vekili Av. ... in vekillikten çekilme dilekçesi gönderdiği, diğer vekil olan Av. ...'nin (bir önceki celse katılmış olmakla) duruşma gününden haberdar olduğu, duruşmaya gelmediği (e-duruşma talebinin de olmadığı) görülmüştür. Sehven birleşen davaların tefrik edilerek karara çıktığı unutulmuş, birleşen İst. Anadolu 2 ATM dosyasında asile tebligat yapılmasına karar verilmişse de, duruşmadan sonra fark edilmiş, 5. Celse de bu ara karardan dönülmüştür. Özetle davanın eldeki dava olduğu, davacının ... olduğu, iki vekille temsil edilirken Av. ...'in istifa ettiği, diğer vekilin de 15/09/2017 tarihli celsede ve 04/12/2024 tarihli celsede gelmeyerek iki kez dosyayı takipsiz bıraktığı görülmüş ve basit usulle yürütülen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Davacı vekilinin 10/12/2024 tarihli yazılı beyan dilekçesiyle bu karara iki itirazı olmuştur. Biri, kooperatif vekilinin mazeret dilekçesi göndermiş olması sebebiyle dosyanın işlemden kalkmayacağıdır. Davalı kooperatif tasfiye sonucu  terkin olmuş, İstanbul Anadolu 8. ATM'nin 2023/417 Esas, 678 Karar sayılı kararla bu dava ile sınırlı olarak ihyasına karar verilmiştir. Ancak bu karar istinaf edilmiş henüz ihya kararı kesinleşmemiştir. Esasen davalı kooperatifi için ihya kararında atanan tasfiye memurunun kooperatif adına vekalet verdiği bir vekil henüz yoktur. İlerleyen aşamalarda rıza göstermesi halinde veya aynı kişiye vekalet vermesi halinde vekilin işlemleri sıhhat kazanabilecektir ancak bu aşamada varsayıma göre davalının bir vekili olduğunu söylemek güçtür. Kaldı ki, kabule göre davalının vekille temsil edildiğini kabul ettiğimiz durumda da  HGK nun 2017/13-676 Esas, 2019/1415 Karar sayılı kararına göre davalının mazeret dilekçesi de sonuca etkili değildir. Belirtilen Hukuk Genel Kurulu kararında özetle, davacının katılıp katılmayacağını bilmeksizin sırf yeni duruşma gününü öğrenmek için verilen mazeret dilekçesinin, davalının davayı takip etme iradesi olduğunu göstermeyeceği, davanın devam etmesi aleyhine olan davalıya böyle bir açık irade yüklenemeyceği karara bağlanmıştır.  Davacı vekilinin diğer itirazı diğer vekilin istifasından haberdar olsaydı duruşmaya geleceği, diğer vekilin de mazeret sunacağı beklentisiyle iş yoğunluğu ve sağlık sorunları sonucu duruşmaya katılım sağlanamadığıdır. Bu itirazın da geçerli, belgeli bir itiraz olmadığı\" gerekçesiyle davanın ikinci kez takipsiz bırakılmış olduğu görülmekle 04/12/2024 tarihi itibariyle ...nun 320/4 uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;   Davalı tarafça verilen mazeret dilekçesinde açık bir bekletici mesele yapılan dosya sonucu beklensin beyanı mazeret dilekçesinde yer aldığını, davalı tarafça dosyanın takip edilme iradesi devam ederken iş bu davada takipsizlikten dolayı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi açık bir şekilde usul ve esasa aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca iş bu dava yalnızca tarafımızca takip edilmemekte olup davacılar diğer vekili olan Av. ... tarafından da takip edildiğini, önceki tüm duruşmalarda iş bu avukat tarafından da defalarca iş bu dosyaya mazeret dilekçesi sunulduğunu, iş bu duruşmada da bekletici mesele yapılan dosya devam ettiği için asıl avukat olan bu avukat tarafından mazeret dilekçesi sunulacağı beklentisi oluştuğunu, ancak diğer avukatın duruşmadan bir gün önce  tarafımıza haber verilmeden bu davadan istifa ettiğini, bu tarafımızca ve davacı tarafça ancak iş bu duruşmadan sonra öğrenildiğini, bu hususun tarafımızca duruşmadan önce öğrenilmesi halinde tarafımızca mazeret sunulacağı hususu aşikar olup mazeret talebi atmayı unutmamızın bir nedeni de bu durum olduğunu, mesleki işlerimizin yoğunluğu, bekletici mesele yapılan dosyanın varlığı, duruşmanın olduğu gün itibariyle yaşamış olduğum şiddetli baş ağrısı gibi bir takım sağlık sorunlarımın olması ve o gün ofise uğrayamamış olmam sebebiyle mazeret dilekçesi atamamam iş bu dosyayı takip etmediğim sonucunu doğurmadığını, iş bu nedenle yerel mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, davalı kooperatif genel kurul kararının  iptali istemine ilişkindir. Davalı kooperatifin farklı üyelerin, aynı maddi vakıalara ilişkin aynı tarihli genel kurul gündem maddelerin iptali için İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/463 Esas,   İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/185 Esasına kayıtlı açılan davaların işbu dava ile birleştirilmiş olup dairemizin kaldırma kararı sonrasında birleşen dosyaların tefrikine karar verildiği görülmüştür. Dava basit yargılama usulüne tabidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması\" başlığını taşıyan 150. maddesinin 1. fıkrasına göre; \"Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.\", HMK'nın 316-322.maddeleri arasında ise basit yargılama usulü düzenlenmiş ve HMK'nın 320/4 maddesinde \"Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır.\" hükmüne yer verilmiştir. Yani basit yargılama usulüne tabi olan davalarda, dosya ilk kez takipsiz bırakılmasının ardından yenilenerek tekrar işleme alındığı takdirde, ikinci kez takipsiz bırakılırsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilecektir. Dosya kapsamına göre; davacı ...'nın, Av. ... ile Av. ... tarafından temsil olunduğu, dairemizin kaldırma kararından sonra duruşmalara Av. ...'nin katıldığı, davacı vekili Av. ...'nin 29/05/2024 tarihli üçüncü celsede e-duruşma talebinde bulunduğu, ancak bağlantı kurulamadığından davacı vekilinin mazeretli sayılarak duruşma zaptı ile birlikte  yeni duruşma günü e-tebligat yoluyla usulüne uygun tebliğ edildiği, davacı vekilinin 04/12/2024 tarihli duruşmaya da mazeret bildirmeksizin katılmadığından ve istinaf kararından önce yargılama devam ederken 14/06/2017 tarihli duruşmada (kararda sehven 15/09/2017 tarihli duruşma yazıldığı anlaşılmakla) dosyanın takip edilmeyerek işlemden kalkmış olduğu nazara alınarak  HMK 320/4 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. Davalı vekili her ne kadar 04/12/2024 tarihli duruşmaya davalı vekilinin mazeret dilekçesi sunduğunu, mazeretinde bekletici mesele yapılan dosyanın sonucunun beklenmesini talep ettiğini, davalı tarafça dosyanın takip edilme iradesi koyulduğundan huzurdaki davanın takipsizlik nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de kararda belirtildiği üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19/12/2019 tarih 2017/3-676 E. 2019/1415 K. Sayılı ilamında ifade edildiği gibi davalı vekilinin mazeret dilekçesini davacının duruşmaya katılıp katılmayacağını bilmeksizin sadece kendi mazereti nedeniyle yeni duruşma günü ve yapılan işlemlerden haberdar olmak amacıyla verdiği, sunulan mazeret dilekçesinin, davayı takip edecekleri yönünde açık irade beyanı olarak yorumlanması kanunun amacına uygun düşmeyeceği anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni ile birlikte sair itirazların geçerli bir mazerete dayanmadığından yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da  tespit edilememiş olmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 615,40 TL istinaf Karar harcının mahsubuna yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b50a8a2e3d8bef99","SID":"aed219c1ca432e4d"}}