{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/738 <br>KARAR NO\t: 2025/372<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 09/01/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2022/283 Esas,  2023/8 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sürücü ...‘in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı traktör ve bu traktöre bağlı römork ile 18.11.2021 tarihinde tek taraflı kaza geçirmesi sonucu  araçta yolcu konumunda bulunan müvekkillerinin çocuğu ...'in vefat ettiğini, kaza neticesinde  Cumhuriyet Başsavcılığınca 2021/... soruşturma sayılı dosyası ile basit taksirle ölüme neden olma suçundan soruşturma açıldığını, soruşturma aşamasında kusur durumuna ilişkin rapor aldırıldığını ve söz konusu raporda sürücü ...'in tek ve asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müteveffa ...'in ise herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın ölümü neticesinde destekten yoksun kalan müvekkillerinin destekten yoksun kalma tazminatı alabilmesi nedeni ile ilgili şirkete başvuru yapıldığını, ancak olumlu sonuç alınmadığını beyanla müvekkilleri ... için 200.000,00 TL, ... için 200.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkillerine ödenmesini ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 741.761,49-TL olarak artırmıştır.  <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından dava konusu kazaya ilişkin müvekkili şirkete başvurulmadığını ve gönderilmesi gereken evrakların gönderilmediğini, bu ahvalde tazminat değerlendirmesinin yapılabilmesine doğal itibarla imkan bulunmadığını, söz konusu evraklar taraflarınca talep edildiğini ancak davacı tarafça herhangi bir belge iletilmediğini, davacıların Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturma aşamasında sigortalı araç sürücüsü ile uzlaştıklarını, müteveffanın olay tarihinde 9 yaşında olduğunu ve kaza geçirdiği traktörün sürücüsü ise amcası olup ebeveynlerinin kusurundan ve ihmalinden kaynaklanan zararın söz konusu olduğunu, bu nedenle davacının ebeveynlerinin küçük üzerindeki gözetim yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, bu ihlalin de iddia edilen kazaya sebebiyet verdiğini, olayda hatır taşıması olduğunu  beyanla davanın usulden mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"...Dosyaya celp edilen soruşturma dosyası ve Oltu Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında olay günü dava dışı sürücünün tahta kalas yüklü römorkun bağlı olduğu traktör ile davacıların evine geldiği, vefat eden çocuğun köye dedesini ziyaret etmek için gitmek istemesi üzerine davacıların rızası ile traktöre bindirildiği ve bu şekilde yolculuk yaparken meydana gelen kaza nedeniyle müşterek çocuğun vefat ettiği anlaşılmaktadır.  Kazaya karışan traktörün ZMMS poliçesinde niteliği zirai traktör olarak belirtilmiş olup; koltuk adedi ise 1 olarak belirlenmiştir. Buna göre kazaya karışan traktörün yolcu taşımaya el verişli olmadığı, buna rağmen davacıların vefat eden çocuklarının traktöre binerek yolculuk yapmasına müsaade ettikleri, vefat eden çocuğun kaza tarihinde henüz 9 yaşında olduğu, meydana gelen kaza sonucunda çocuğun vefat etmesinde davacılarında mütefarik kusurlu oldukları, bu nedenle hesaplanan toplam tazminattan davacıların mütefarik kusurları nedeniyle %20 oranında indirim yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Aktüer hesap bilirkişisi raporunda her ne kadar güncel asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmadığı ve vefat eden çocuğun askerlik çağına gelmesi nedeniyle gelir elde edemeyeceği hususları dikkate alınmadan hesaplama yapılmış ise de; mevcut verilere göre yapılan hesaplama sonucunda davacıların toplamda 741.761,49 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatını talep etme haklarının bulunduğu, bu tutar üzerinden %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapıldığında davacıların talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı toplamının 593.409,19 TL olacağı, güncel asgari ücret verilerine göre ve vefat eden çocuğun askerlik çağında gelir elde edemeyeceği de dikkate alınarak hesaplama yapıldığında dahi belirlenen bu rakamın üzerinde tazminat tutarının ortaya çıkacağı, poliçe limitinin 430.000,00 TL olduğu, buna göre yeniden hesaplama yapıldığında dahi belirlenecek olan tazminat tutarının poliçe limitinin üzerinde olacağı, bu nedenle yeniden rapor alınmasının dosyaya bir katkı sağlamayacağı sonucuna varılmıştır. <br>Davacıların talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının %20 mütefarik kusur indirimi ile birlikte 593.409,19 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin 430.000,00 TL'lik poliçe limiti ile oluşan bu zarardan sorumlu olduğu, davacıların oluşan zararının poliçe limiti kapsamında garameten paylaşımının yapılması halinde davacı anne ... açısından 258.045,55 TL tutarında destekten yoksun kalma zararının, davacı baba ... yönünden ise 171.954,45 TL tutarında destekten yoksun kalma zararının oluştuğu, davacıların davalı sigorta şirketine bir kısım belgeler ekleyerek başvuruda bulunduğu, davacıların bu başvurusuna davalının herhangi bir cevap vermediği, davacıların başvurusunun 05/03/2021 tarihinde davalı tarafa ulaştığı, buna göre davalının 18/03/2021 tarihinde temerrütünün oluştuğu, davacı vekilinin mahkememize sunduğu ıslah dilekçesinde talebini 741.761,49 TL'ye çıkardığı ve bu tutar üzerinden tamamlama harcını yatırdığı, davacı vekili ıslah dilekçesinde her ne kadar taleplerini 741.761,49 TL'ye çıkardıklarını, bu bedelin sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere tahsilini talep etmiş ise de; işbu davada davalı sigorta şirketinden başka davalının bulunmadığı, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olduğu ve davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinde de bu hususun açıkça belirtildiği, buna rağmen dava değerinin poliçe limitini aşar şekilde 741.761,49 TL'ye çıkarıldığı ve bu tutar üzerinden harç yatırıldığı...\" gerekçesiyle <br>\"...Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;<br>258.045,55 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 18/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine<br>171.954,45 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 18/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine<br>Fazlaya dair talebin reddine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece müteveffa çocuğun vefat etmesinde davacıların da müterafik kusurlu olduklarını belirterek toplam destek tazminatı tespitinde müterafik kusur indirimi yapıldığını ancak müvekkillerinin söz konusu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığını, mahkeme ıslah tutarı üzerinden indirimi uygulayıp uygulamayacağını bilemediklerini, bu sebeple karşı taraf leyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların kazanın meydana gelmesinde bakım ve gözetim yükümlülüklerini ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olup müterafik kusur indiriminin yetersiz olduğunu, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceğini, hatır taşıması olduğunu,  alınan tazminat raporunun hesap hataları ile dolu olduğunu, itirazları gözetilmeksizin bu rapor doğrultusunda hüküm kurulduğunu, davalı şirket işbu dava öncesi temerrüde düşmediğinden faize hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:<br>Dava; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu davacılar yakınının ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma istemine bağlı maddi tazminat davasıdır. <br>İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabul/kısmen reddine karar verilmiş, her iki taraf vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;<br>1-) Davacılar vekilince dava dilekçesiyle ve ıslah dilekçesiyle davalı sigorta şirketinin poliçe limitiyle sınırlı sorumlu tutulmasına karar verilmesi talep edilmiş ve mahkemece de davalı sigorta şirketinin garameten paylaştırma esasına göre poliçe limitiyle sınırlı sorumlu olarak karar verilmiş olmasına göre  davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli değildir. (aynı yönde bknz. Yargıtay 4. H.D. 2023/5366 E. 2024/4302 K. sayılı ilamı)<br>2-) Haksız fiilden kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatına bağlı zarar taleplerinde mahkemece gerçek zararın belirlenmesi gerekmektedir. <br>Somut olayda ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinde güncel asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmadığı ve vefat eden çocuğun askerlik çağına gelmesi nedeniyle gelir elde edemeyeceği hususları dikkate alınmadan bilirkişi tarafından hesaplama yapıldığı ve bunun rapor içeriği açısından eksiklik oluşturduğu ifade edildiği verilecek tazminatın herhalde sigorta limiti altında kalacak olduğundan bahisle esasa dair karar tesis edilmesi gerçek zarar ilkesinin belirlenmesi gerektiği ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. <br>Yine destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. Ayrıca her baba ve annenin çocuğunu belli bir yaşa kadar büyütmek, yetiştirmek ödevi olup çocuğun ölümü nedeni ile artık yapılması gerekmeyecek yetiştirme giderlerinin belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi gerekmektedir. <br>3-) Hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması hâlinde yeni verilecek hüküm tarihini esas alan bir hesaplama yapılması gerekmeyecek ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyor ise bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usulî kazanılmış hak oluşturan durumların da gözetilmesi gerekmektedir.<br>Hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik maddi tazminat hesabı noktasında temyiz itirazı bulunmadığı veya Yargıtay Hukuk Dairesince maddi tazminat hesabı yönünden bir aykırılık görülmediği takdirde bu raporun esas alınması gerektiği konusunda usulî kazanılmış hak oluşacağından farklı bir hesaplama içeren yeni rapora göre karar verilmesi usulî kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olacaktır. (Yargıtay HGK 2021/(21)10-188 E. 2022/87  K.)<br>Anılan açıklama kapsamında davacılar vekili tarafından gelire ve tazminat hesaplama yöntemine ilişkin istinaf itirazında bulunulmadığı,  davalı vekilinin ise tazminat hesaplamasına ve hüküm altına alınan tazminata hak kazanma koşulları ve miktarına yönelik istinaf itirazlarının bulunduğu görülmekle usuli kazanılmış haklara riayet edilmesi gerektiğinden davalı yanın istinaf sebepleri minvalinde yapılacak aktüerya hesabında rapor tarihi olan 2022 yılı asgari ücret verilerinin dikkate alınması gerektiği unutulmamalıdır. (Yargıtay HGK 2022/10-796 E. 2023/625 K.  Yargıtay HGK 2021/(21)10-188 E. 2022/87 K. Yargıtay HGK 2015/22-1848 E. 2017/628 K. HGK 2014/4-70 E. 2015/1680 K. Yargıtay 4. H.D 2021/2235 E. 2021/8654 K. Yargıtay 4. H.D  2024/7758 E. 2024/9662 K.) (Dairemizin 2022/1384 E. 2024/764 K. Sayılı kararı)<br>Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun (1.) bentte yazılı açıklama dahilinde, davalı vekilinin istinaf başvurusunun (2.) bentte yazılı açıklama dahilinde kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma neden ve şekline göre tarafların sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının KABULÜ ile mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA, tarafların 1. ve 2. bentte karşılananlar dışındaki istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,  <br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran taraflara iadesine, <br>4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 10/03/2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.<br> MUHALEFET ŞERHİ<br>Asgari ücretin artışının, yargılamanın her aşamasında gözetilmesinin mümkün olduğunun kabulü hâlinde bunun usuli kazanılmış haktan söz edilip sınırlandırılabileceğini ileri sürmek asgari ücretin kamu düzeni amacının uygulanamaz hale gelmesine neden olacaktır.<br> Asgari ücret kamu düzeni ile ilişkilendirilen kavramların başında gelmektedir. İşçinin taban ücretini belirleyen asgari ücret, işçilerin yaptıkları işe uygun ve insanlık onuruna yaraşır bir yaşam seviyesini sağlamaları için gerekli olan en az ücreti ifade etmektedir. Adil bir ücret elde edilmesi, böylece çalışanların ekonomik ve sosyal durumlarının düzetilmesi amacına yönelik olarak yapılmakta olan asgari ücret değişikliklerinin kamu düzeni düşüncesi ile ilgili olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.<br> Bu minvalde karar gerekçesine yapılacak aktüerya hesabında rapor tarihi olan 2022 yılı verilerinin esas alınması gerektiği yönündeki ifadenin, maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması ve özellikle asgari ücretteki değişiklik kamu düzeninden olup resen dikkate alınması gerektiğinden, bu durumda usulü kazanılmış hakkın istisnası olması nedeni ile isabetli olmadığı kanaatindeyim.<br>Şöyle ki; <br>1-) Bir hakkın usulü kazanılmış hak oluşturması için bu hakkın doğması ve yargılama sırasında oluşması gerekir. Kısaca taraf bu durum ve olgu gerçekleştiği halde itiraz etmemiş olmalıdır. Nasıl doğmamış bir hak için vazgeçilmeyeceğine göre doğmayan bir hak da usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Eş söyleyişle dava konusu tazminatın miktarı, malûliyet oranı ve tazminata esas ücretin miktarının değişmesi ile artmaktadır. Dolayısı ile dava konusu değişmektedir. <br>2-) Beden tamlığına karşı işlenen haksız fiillerde zararın gerçek miktar ve şümulü zamanla daha iyi anlaşılabileceğinden \"gerçek belli iken varsayıma gidilemez\" ilkesi gereğince zararlandırıcı olaya maruz hak sahiplerinin tazminatının hesabında hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretin esas alınması zorunludur. Bir diğer anlatımla gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu amaçla gerçek zararın hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre hesaplanması kabul edilmektedir.<br>3-)  Hâkim, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür. Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretin uygulanması kamu düzeni gereği olduğundan söz gelimi dosya ilk derece mahkemesinde elinde olup yargılamaya devam edilecek olsa hüküm tarihine en yakın asgari ücretin esas alınarak rapor tanzimi gereği yasanın açık hükmüyken aynı zamanda derece mahkemesi olup Yargıtay'dan farklı olarak maddi denetim de yapabilen Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde de bilirkişi raporu aldırılabilecek olduğu halde, asgari ücretin belirlenmesine dair çoğunluk görüşü kapsamında önceki tarihli verilerin esas alınmasını beklemek hukuka aykırı bir anlayışın ortaya çıkmasına sebep olacaktır. <br>4-) Hal böyle olmakla ilk derece mahkemesince verilen hükmün, tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiren bir sebepten dolayı kaldırılmış olması nedeniyle, yeniden alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak hesaplama yapılması, asgari ücretin yukarıda izahına çalışılan hukuki mahiyeti itibariyle de işin doğası gereği sayılmalıdır.  Zira asgari ücret çalışanın yaptığı işe uygun ve insanlık onuruna yaraşır bir yaşam seviyesini sağlaması için gerekli olan en az ücreti ifade etmekte olup tarafların bu duruma herhangi bir etkileri olmadığı vaka olduğu gibi muhtemel uzayan yargılama süresi itibariyle de olağan asgari yaşam standartının elde edilmesi noktasında  geçmiş dönemdeki verilerin esas alınması; günümüz ekonomik koşullarında  tazminat hakkı için yargıya başvuran tarafın mağdur edilmesi gibi bir sonuç da doğurabilecektir.  <br>5-) Yukarıda yazılı açıklama kapsamında Dairemizce verilen kaldırma sebepleri minvalinde yeniden aktüer raporu alınması gerektiğine işaret edilmiş olmakla kaldırma kararından önceki ilk derece mahkemesi kararına esas miktarın asgari ücretin hukuki mahiyeti de dikkate alınarak usulü kazanılmış hak oluşturmayacağını, yargılama süresinin uzunluğu da dikkate alındığında bu durumun davacı açısından ayrı bir mağduriyete sebebiyet vereceğini, asgari ücretteki değişikliklerin usulî kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde bulunduğu ve <br>yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından re'sen gözetileceği dikkate alınarak hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretin esas alınması gerektiğini düşündüğümden Dairemizin karar gerekçesindeki (3) numaralı bendinde yazılı görüşe bu yönüyle katılmadığımı bildiririm. \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tNeslihan Dereci Mengü</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c05d384e7221724d","SID":"da5f05f2906e8f4f"}}