{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/715 - 2025/913<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/715 <br>KARAR NO\t: 2025/913<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/165 E.  -  2022/285 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/11/2022 Tarih ve 2022/165 Esas - 2022/285 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/80820 sayılı ve \"şekil+...\" ibareli başvurusuna davalı Şirketin \"...\" ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından  kısmen kabul edilerek, dava konusu başvuru kapsamında 35 sınıfın 1-2-3-4 alt gruplarında yer alan hizmetlerin çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının ise dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun redde mesnet markadan farklı olduğunu markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek,  2022-M-2417 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. <br>    Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, uyuşamazlık konusu hizmetlerin redde mesnet marka kapsamında aynen yer aldığını, marka işaretlerinin de SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olduğunu, markalarda müşterek olarak bulunan \"...\" sözcüğünün \"Ralli sporunda pilotun aracı yaklaşan yol koşullarına hazırlaması için yol notlarıyla sözlü olarak bilgi veren ve araç içinde sağ koltukta oturan yarışmacı.\" anlamına geldiği, sahip olduğu anlam itibariyle davaya konu hizmetler bakımından tanımlayıcılığının bulunmadığı, davaya konu hizmetlerin karakteristik özelliklerinden herhangi birini göstermediği, davaya konu hizmetlerin sunulduğu sektörde herkes tarafından kullanılan bir kelime olmadığı, bu nedenle söz konusu sözcüğün davaya konu hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliği haiz olduğu, davaya konu marka başvurusunda her ne kadar renk ve şekil unsurları bulunsa da, \"kelime ve şekil\" unsurlarından oluşan karma markalarda \"Söz görünümden yüksek sesle konuşur.\" ilkesi uyarınca istisnalar saklı kalmak kaydıyla sözcük unsurunun ön planda kabul edildiği, dava konusu marka başvurusunda yer alan \"...\" sözcüğünün davaya konu hizmetler bakımından zayıf karakterli bir kelime olmadığı da nazara alındığında, davaya konu marka başvurusunun ilgili tüketici kesimi nezdinde şekil unsuruna göre kelime unsurunun esas unsur olduğunun söylenebileceği, dava konusu marka başvurusunda yer alan \"...\" kelimesinin \"Belli bir amaç için bir arada bulunan araçlar.\" anlamının birinci tekil şahıs iyelik eki almış hali olduğu, bu kelimenin de kavramsal olarak davaya konu hizmetler bakımından tasviri niteliğinin bulunmadığı kabul edilse bile markasal mizanpaj itibariyle \"...\" kelimesine göre daha ince punto ile yazılarak \"...\" kelimesinin altında konumlanmasından dolayı \"...\" kelimesine göre arka planda kaldığı, bu nedenle; dava konusu marka başvurusunun umumi intiba olarak esaslı unsurunun \"...\" sözcüğü olduğu, en azından bu sözcüğün markanın genel görünümü içinde bağımsız ayırt edici özelliğini koruduğu, redde mesnet markanın esaslı unsurunun da \"...\" kelimesi olduğu, bu nedenle markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, her ne kadar davaya konu hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin dikkat ve bilinç düzeyinin vasati halk kesimine göre daha yüksek olduğu söylenebilirse de, gerek markaların kapsamlarındaki hizmetlerin birebir aynı olması, gerekse markaların esaslı unsurlarının müşterek olarak \"...\" kelimesinden oluşmasından mütevellit bu tüketici kesiminin dahi markaların birbirlerinden farklı olduklarını anlayamayacakları, bu tüketici kesiminin dava konusu marka başvurusunun davalı şirkete ait olduğunu düşünerek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, uyuşmazlık konusunun teknik incelemeyi gerektirmesine rağmen mahkemece bilirkişi incelmesi yaptırılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  müvekkiline ait marka başvurusu ile kısmi redde mesnet marka arasında 6769 Sayılı SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca benzerlik bulunmadığını, karma markalarda kelime unsuru baskın kabul edilse de, markalar arasında benzerlik değerlendirmesi yapılırken her bir unsura göre değil, bir bütün olarak her iki markanın bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünüyle bıraktığı etkinin dikkate alınacağını, dava konusu başvuruda şekil unsurunun kelime unsuruna göre daha büyük ve dikkat çekici şekilde konumlandırıldığını, başvurunun asli unsurunun şekil unsuru olduğunu, ayrıca başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler bakımında ayırt edici olduğunu, zira benzer bir uyuşmazlıkta Dairemizin 2020/2003-2021/1389 E/K sayılı kararında davalı şirkete ait redde mesnet marka ile müvekkilinin \"şekil+... ...\" ibareli başvurunun benzer olmadığının kabul edildiğini, uyuşmazlık konusu hizmetlerin tüketicisinin bilinçli olduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.        <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br> Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  dava konusu \"şekil+...\" ibareli başvuru ile \"...\" ibareli redde mesnet marka arasında, başvuru kapsamında çıkarılan 35 sınıf hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markanın asli unsuru olan \"...\" ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibare ve şekil unsurunun yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/6142-2024/7852 E/K sayılı ilamında da davacının \"... ...\" ibareli başvurusunun \"...\" ibareli redde mesnet marka ile benzer bulunduğu, uyuşmazlık konusu 35 sınıf hizmetlerin redde mesnet marka kapsamında aynen yer aldığı, diğer taraftan davacının istinaf itirazına ileri sürdüğü Dairemiz ilamı, davacının \"şekil+... ...\" ibareli başka bir başvurusu ile redde mesnet marka arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzerlik bulunmadığına dair olduğundan, başvurunun SMK'nın 6/1 maddesi uyarıca reddine dair YİDK kararının iptali istemiyle açılan işbu dava bakımından emsal oluşturmayacağı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, mahkmece bilirkişi raporu alınmamasında da bir isabetsizlik bulunmadığı  anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 02/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2025    \t\t\t<br>Başkan<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Katip<br><br> <br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.    <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f40fbe9c36f4c15","SID":"b0cd6088b627f079"}}