{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/710 - 2025/912<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/710 <br>KARAR NO\t: 2025/912<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/300 E.  -  2022/260 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/10/2022 tarih ve 2021/300 Esas - 2022/260 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davalı Şirketin  “...” ibareli başvurusuna SMK'nın 5/1-a-b-c-d bentleri uyarınca yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun  “dünyanın seramiği” anlamına geldiğini, marka niteliğine sahip olmayan, kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren ibarelerin marka olarak tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, 2021-M-7425 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.   <br>    Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, dava konusu ibarenin \"dünyanın seramiği\" anlamına gelen slogan marka niteliğinde olduğunu, SMK'nın 5. maddesi anlamında tescili engelinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu \"...\" ibareli marka başvurusu İngilizce olup, taraflarca da dile getirildiği üzere Türkçede “Dünyanın Seramiği” anlamına geldiği, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 35 sınıf hizmetleri arasında “Camdan, porselenden, seramikten, kilden süs ve dekorasyon eşyaları: heykeller, biblolar, vazolar ve bu malzemelerden mamul müsabakalarda verilen kupalar.” mallarının satış hizmetinin de bulunduğu, bahsi geçen malların, “dekorasyon eşyaları” olup, seramik ile doğrudan bir ilişkisi bulunmadığı, zira “seramik”in “1.Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne.; 2.Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselenden yapılan.” anlamlarına geldiği, başka bir ifadeyle seramik başlı başına bir ürün olmayıp, yüksek ısı ile pişirme sonucunda ortaya çıkan bir ürünün malzemesine ilişkin bir ifade olduğu, ayrıca, dava konusu markanın tek başına “...” ibaresinden değil, bir bütün olarak “.../dünyanın seramiği” ibaresinden oluşması karşısında bir slogan oluşturduğu, sloganların da marka olarak tescil edilebilmesinin mümkün olduğu, bir markanın ayırt ediciliğinin bulunmaması için ilgili tüketiciler nezdinde hiçbir şekilde markasal algı oluşturmamasının gerektiği, bir işaretin ayırt ediciliğinin hiç olmaması ile ayırt ediciliğinin zayıf olmasının  birbirinden farklı olduğu, bir söz dizisinin zayıf ayırt ediciliğe sahip olmasının, hiçbir şekilde markasal algı oluşturmayacağı anlamına gelmeyeceği, dava konusu markanın tescil edildiği mallarla/hizmetlerle bağlı/bağımlı olma gibi bir durumunun bulunmadığı, bundan dolayı da dava konusu markanın soyut-somut ayırt edici niteliği haiz olduğu, dava konusu markanın tescil edildiği mal ve hizmetler için doğrudan, telmih yapılmaksızın herhangi bir özellik algısı yaratmasının söz konusu olmayacağı, buna göre, dava konusu markanın özellik belirtme durumundan kaynaklı bir tescil engeli barındırmadığı, dava konusu markanın bir bütün olarak ticaret alanında herkesin kullanımına açık bir ibare de olmadığı, dava konusu markanın 6769 sayılı SMK m.5 hükmünde düzenlenen mutlak tescil engellerinden herhangi birini bünyesinde barındırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvurunun \"Dünyanın seramiği\" anlamına geldiğini,  SMK anlamında marka olarak tescil edilebilecek işaretlerden olmadığını, dava konusu başvurunun genel bir ibare olup tanımlayıcı nitelikte olduğunu, marka niteliğine sahip olmayan, kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren ibarelerin marka olarak tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br> <br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"Dünyanın seramiği\" anlamına gelen \"...\" ibareli başvurunun, başvurunun tescil edilmek istendiği 19 ve 35 sınıf mal ve hizmetler yönünden somut ve soyut ayırt ediciliğinin bulunduğu, dava konusu ibarenin bir bütün olarak, tescili istenen mal ve hizmetler için doğrudan, telmih yapılmaksızın herhangi bir özellik algısı yaratmasının söz konusu olmayacağı gibi  ticaret alanında herkesin kullanımına açık bir ibare de olmadığı, bu itibarla dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-a-b-c ve d bentleri anlamında tescili engelinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 02/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2025    \t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db68aed7358745b9","SID":"fd9295d3aacdb4c1"}}