{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/06/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ... Karar<br><br>DAVACI\t: ......  <br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: ...  <br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>DAVA\t\t: İtirazın İptali <br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 27/05/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 28/05/2025<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas  sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 26/06/2024 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı, davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 21/02/2023 tarihli mal alım satım sözleşmesi olduğunu, sözleşme gereğince bloklar halinde mermer ve moloz mermer alım satımı yapılmasına karar verildiğini, sözleşme gereğince ...... plakalı araç karşılığı davalıdan 3650 ton blok mermerin 3 ay içerisinde tesliminin yapılmasına karar verildiğini, Konya...Noterliğinin 21/02/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile aracın davalıya devrinin yapılarak mermer bedelinin peşin olarak ödendiğini, sözleşme gereği 1 ton mermerin birim fiyatının 500 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin sözleşme gereği edimini yerine getirmesine rağmen davalı tarafın süresi içerisinde mermerleri teslim etmediğini, davalı tarafın süresi içinde yalnızca 334,9 ton mermer teslimi yaptığını, bakiye kalan 3.315,31 ton mermerin süresi içinde teslim edilmediğini, davalının müvekkili şirkete teslim edilmeyen bu mermer bedeli olan 1.657.655,00 TL borcunun bulunduğunu, ödenmeyen bu borcun tahsili için ihtiyati haciz kararı alınarak Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme gereğince müvekkili şirketin blok mermer satışı yapacağını, müvekkilinin araç devrine karşılık alınan peşinat bedeli mermer bloklardan 341 ton mermeri davacı tarafa teslim ettiğini, mermer blok çıkarılması sırasında mermer damarından kaynaklı olarak farklı renk, cins ve kalitede mermerler çıktığını, bunun da sektörel bir durum olduğunu, çıkan mermerler bloklarının farklılık arz etmesi nedeniyle müşterinin istek ve tercihlerine göre müşteriler tarafından blok seçme yani markalama işlemi yapıldığını, mermer blokların satış işlemlerinde alacaklı müşteri tarafından markalama işlemi yapılmasının sektörel bir gereklilik olduğunu, gelen müşteriler tarafından markalama işlemi yapıldıktan sonra mermer tesliminin yapıldığını, davaya konu sözleşmede de bu durumun \"ALICININ SEÇTİĞİ\" ibaresi şeklinde belirlendiğini, teslim edilen 341 ton mermer bloklarının da davacı tarafça markalama işlemi yapıldıktan sonra teslim edildiğini, kalan mermer bloklarının da seçilmesi için davacı tarafın mermer ocağına gelmediğini, markalama işlemini yapmadığını, müvekkili şirketin mermer çıkarma ve depolama sahasının sınırlı olduğunu, sınırları dışına çıkamayacağını, çıkması halinde idari para cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini, çıkarılan ve davacı tarafça markalama işlemine hazır olduğu halde markalama işlemi yapılmayan mermer bloklarını depolayacak alanların kalmaması üzerine Burdur...Noterliğinin ...... yevmiye numaralı 15/06/2023 tarihli ihtarının davacı tarafa ihtar edilerek mermer blokların teslim alınmasının ihtar edildiğini, bu ihtarname sonrası davacı tarafça ihtiyati haciz kararı alınarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının deprem bölgesine yapılacak inşaat işlerinde kullanmak üzere yüklü miktarda mermer satın alarak kar elde etme amacında olduğunu ancak gerekli taahhüt ve iş bağlantıları yapamadığı için mermer blokları teslim almaktan kaçındığını, sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükten kaçmak içinde böyle bir yola başvurduğunu beyanla açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br> İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"....Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar davalı yüklenici tarafından  sözleşme konusu blok mermerlerin teslime hazır olduğu ve teslim için gerekli hazırlık hareketlerinin yapılması davacı iş sahibine noter ihtarnamesi yoluyla bildirilmiş ise de, mermerlerin sözleşmede belirtilen nitelikler ile ilim ve fen tekniklerine uygun olduğu yönünde davalı tarafından Mahkememe eliyle yaptırılmış bir tespit bulunmamaktadır. Bununla birlikte davalı yüklenici tarafından, TBK'nun 107. ve 108. Maddeleri uyarınca tevdi veya satım hakkı kullanılarak dava konusu blok mermerleri teslim yükümlülüğünden kurtulmaya yarar bir yol izlenmemiştir. Davalı tarafa son celsede hatırlatılmasına rağmen davacıya yemin teklifinde de bulunulmamıştır. Sözleşmede ifade edilen 3650 ton blok mermerin bedeli tarafların kabulünde olan otomobil devriyle davalıya ödendiğinden, davacıya teslim edilenler dışında kalan blok mermerlerin sözleşmede yazılı birim fiyatları üzerinden hesaplanacak bedelinin davalıya iadesi gerektiği netice ve kanaatine ulaşılmıştır.<br>Diğer yandan, dava tarafları arasında sözleşme kapsamında teslim edilen mermerlerin miktarı ve davalıya nakit ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda ihtilaf bulunduğundan  bu hususun da çözüme kavuşması gerekmektedir. Dava tarafları tacir olup 6100 Sayılı HMK'nun 222. Maddesi gereği belirli koşullar dahilinde ticari defter kayıtlarının davada delil değerinin olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu kapsamda taraf defterleri üzerinde muhasebe uzmanı bilirkişiler eliyle inceleme yaptırılmıştır. Davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapan muhasebe uzmanı bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 14/04/2024 tarihli raporda, davacıya yapılan toplam 341.21 ton mermer satımına ilişkin faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının davacı şirketten 31.12.2023 tarihi itibari ile 200.159,86 TL alacağı bulunduğu tespiti yapılmıştır. Davalının ticari defter kayıtlarının, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, dosya kapsamındaki deliller ve davacı tarafça yapılan araç devri karşısında dosya kapsamına uygun olmadığı anlaşılmakla hükme esas alınamamıştır. Diğer taraftan davacının ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen ve dosya kapsamına uygun olduğundan Mahkememizce hükme esas alınan raporda, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde davalıdan toplam 341,21 ton mermer teslim alındığına ilişkin faturaların kayıtlı olduğu tespiti yapılmıştır. Bu itibarla, davacının  341,21 ton mermeri davalıdan teslim aldığı, buna göre davalının davacıya teslim etmediği mermerin toplamının 3.650-341,21 = 3.308,79 ton olduğu anlaşılmıştır. Sözleşmede bir ton mermerin fiyatı 500,00 TL olarak belirtildiğinden davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağının 3.308,79 x 500,00 = 1.654.395,00 TL olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Davacı vekili tarafından her ne kadar 6,52 ton moloz mermerin karşılığı olan 3.260 TL'nin ayrıca nakit olarak davalıya ödendiği ileri sürülmüş ise de, bu ödemeye yönelik dosyaya delil ibraz olunmadığı gibi son celse davacı vekiline hatırlatılmasına rağmen davalıya yemin teklifinde de bulunulmamıştır. Bu bakımdan davacı vekilinin nakit ödemeye yönelik iddiasına itibar edilmemiştir.<br>Davaya konu icra dosyasındaki takip tarihinden önce davalının usulünce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça iddia ve ispat olunmadığından ödeme emrinde belirtilen işlemiş faiz alacağı yönünden davacı, davasında haklı görülmemiştir. Buradan hareketle, dava konusu icra takibine, 1.654.395,00TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren %11,75 ve değişen oranlarda avans faizi üzerinden devam edilmesi yönünde hüküm tesisi gerekli olmuştur.<br>Dava ve takip konusu alacak likit nitelikte olmayıp muhakemeyi gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebi uygun görülmemiştir. Diğer yandan davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğu yönünde Mahkememizde kanaat oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatına ilişkin talebi  uygun görülmemiştir.<br>Öte yandan davalı vekili 29/05/2024 tarihindeki celsede ihtiyati haciz kararının hükümle birlikte kaldırılmasını talep etmiş ise de, Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesini ... D.İş sayılı dosyası üzerinden verilen söz konusu ihtiyati haciz kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmesi, dosyadaki delil durumunda bir değişiklik olmaması ve Mahkememizin davanın esasına ilişkin kabulü dikkate alındığında kararın kaldırılmasını gerektirir bir durum olmadığı anlaşılmakla, talebin reddi gerekmiştir....\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; davalının Konya.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibe 1.654.395,00TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren %11,75 ve değişen oranlarda avans faizi ve 2.400,00TL ihtiyati haciz vekalet ücreti alacağı ile 501,90TL ihtiyati haciz gideri üzerinden devam olunmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, yasal şartları oluşmadığından davalı aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına, yasal şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br> İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle yerel mahkemece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin alım satım sözleşmesi olduğunu ve alım satıma ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğini, doğadan, dağdan, taştan alınan mermer bloklarının her birinin ayrı ayrı özelliğe sahip olması nedeniyle bu sektörde markalama olarak adlandırılan bir ticari alım satım teamülü geliştirildiğini, mermer ocaklarının çalışma sınırlarının belirli olduğunu, bu sınırlar dışına kesinlikle çıkılamayacağını, yerel mahkemece sektörel bilgi de gerektiren bu konularda delilleri arasında bulunan keşif ve bilirkişi incelemesine, tanık deliline başvurmaksızın taraflar arasındaki ilişkiyi eser sözleşmesine bağlayıp davanın kabulüne karar vermesinin tamamen hatalı olduğunu, ticari defterler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile sabit olduğu üzere müvekkilinin davacıdan büyük tutarla alacaklı gözüktüğünü, bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından da üzeri boyanarak ve dikkat çekilerek yazıldığı üzere seçim yapılmadığını, ayrıca yerel mahkemenin gerekçeli kararının hüküm kısmının 11 nolu bendinde vekalet ücreti ile ilgili sehven hata yapıldığını, bu maddi hatanın giderilmesi gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasına, davanın reddine ve %20 tazminatın davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; itirazın iptali  istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 106.maddesinde \"Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur.\" hükmünün,<br>Aynı kanunun 107.maddesinde \"Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir.\" hükmünün yer aldığı, <br>Taraflar arasında imzalanan mal alım sözleşmesinin 5.1 maddesinde  \"Mal, işbu sözleşmenin imzalanmasını takip eden 3 ay içinde alıcının seçtiği bloklar belirtilen adreste teslim edilecektir.\"<br>6.1 maddesinde \"İlk etapta ...... plakalı 2012 model BMW ...... aracın satıcıya devir  tarihinden itibaren en geç 3 ay içerisinde alıcı firma yetkilisinin seçtiği 3650 ton blok mermer araç karşılığı alıcı firmaya teslim edilecektir. Araç satıcı firma tarafından 30 Nisan tarihinden önce 3.kişilere devredilemez. Aracın ekspertiz raporu alınmış olup aracın eksiksiz ve tam çalışır durumda devir alındığı alıcı tarafından kabul edilmiştir.\" hususlarının belirtildiği,<br>Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 23.11.2021 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamında; \"....Ancak dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 106/1 hükmü gereğince, yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. Alacaklının temerrüde düşmesi halinde ise aynı Kanunun 107. maddesi gereğince borçlu, ancak hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Bu durumda, alacaklının temerrüdü için öncelikle anılan 106. maddeye uygun ihtar gerekli olup, somut olayda yapılan ihtarın bahsekonu şartları taşımadığı ve borçlu davacının, anılan 107. madde anlamında tevdi mahalli talebinde de bulunmadığı anlaşılmaktadır....\" hususunun belirtildiği,\t<br>Davacının davalı ile blok mermer ve moloz mermer alımı konusunda sözleşme imzaladığını, alacağı malların bedeli olarak  ...... plaka sayılı aracı davalıya devrettiğini, davalının malların bir kısmını teslim etmesine rağmen diğer kısımlarını teslim etmediğini, alacağının tahsili için  Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yaptığı takibe davalının yaptığı itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise davacının alacağı blok mermerleri seçmediğinden  malları teslim edemediğini, alacaklının temerrüde düştüğünü belirterek davanın reddini talep ettiği,  dosya içinde mevcut belgelere göre davalı tarafından davacıya 341,21 ton mermerin teslim edildiğinin sabit olduğu, her ne kadar davalı davacının alacağı mermerleri seçmediğini beyan etmiş ise de; mermerlerin bir kısmını teslim ettiğinden bunun aksini ispat edemediği, ayrıca davacıyı usulüne uygun şekilde temerrüde düşürdüğünü de ispat edemediği, ilk derece mahkemesince hatırlatılmasına rağmen yemin teklifinde bulunulmadığı,  her ne kadar taraflar arasında alım satım sözleşmesi bulunmasına rağmen ilk derece mahkemesi sözleşmeyi eser   sözleşmesi olarak değerlendirmiş ise de bunun sonuca etkili olmadığı, ilk derece mahkemesi kararındaki  vekalet ücretindeki maddi hatanın daha sonra tashih şerhi ile düzeltildiği,  bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 113.011,72 TL harçtan peşin alınan 28.253,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 84.758,72 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,  <br>4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>6-Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  27/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br> <br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br>...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe58d5c05621f625","SID":"379035371d074351"}}