{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...\t(...)<br>KATİP\t\t: ...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/05/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ... Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ...... <br>VEKİLLERİ\t\t: Av...\t  Av.... Av....<br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: ......  <br>VEKİLLERİ\t\t: Av...  Av...  Av....<br>DAVA\t\t: Alacak<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 27/05/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 28/05/2025<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 29/05/2024 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı, tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, davalı ......'ın bütün hisseleri ve işletme hakkı davacı ......'a ait iken, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 30/04/2009 tarihli kararı ile de davalı şirketin özelleştirilmesine karar verildiğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile dava dışı ......  A.Ş. arasında yapılan 30/10/2009 tarihli sözleşmeyle de davalı şirketin bütün hisselerinin ...... A.Ş.ye devredildiğini, Özelleştirme İdare Başkanlığı ile dava dışı ...... A.Ş. arasında imzalanan Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesine göre, \"alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak şirketin işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla, şirkete yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğunun\" düzenlendiğini, ...... Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 08/05/2013 gün ve 58 sayılı inceleme raporu dikkate alınarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı denetçileri tarafından düzenlenen, 27/01/2014 gün ve 82/9 sayılı inceleme raporu ile de \"......'a ait ......'taki %100 oranındaki hissenin ihale sonucu blok satış yöntemi ile ...... A.Ş.ye devri sonucu ...... A.Ş.nin 30/10/2009 tarihi itibariyle ......'ı yönetme hakkını elde ettiğinin, ...... Genel Müdürlüğü tarafından bu satış ve devirden önce ...... Genel Müdürlüğü'ne gönderilen 04/06/2009 gün ve 529/11790 sayılı yazıda ......'ın özelleştirme aşamasında olduğu belirtilerek bütün okuma ve tahakkukların Haziran ayı sonuna kadar bitirilmesi yönünden gerekli düzenlemeler yapılması için talimat verildiğinin, 11/06/2009 gün ve 169/6032 sayılı yazı ile de ......'a bağlı bütün il ve işletme müdürlüklerinden özelleştirme nedeniyle bütün okuma ve tahakkukların Haziran ayı sonuna kadar bitirilmesi yönünde gerekli düzenlemelerin yapılmasının istenildiğinin, devir işleminin 2009 yılı Haziran ayı itibariyle gerçekleştirilemediğinin, bunun nedenlerinden birisinin de davalı ......'ın faaliyet alanındaki tarımsal sulama abonelerine ilişkin tahakkuk ve faturalandırma işlemlerini Ağustos aylarında yapmasının olduğunun, ...... tarafından ......'a gönderilen 26/08/2009 gün ve 922 sayılı yazıda da tarımsal sulama abonelerinin endekslerinin her ay alınması ancak faturalandırmalarının hasat mevsimine denk gelecek şekilde belirlenmesi için yetki verildiğinin, ......'ın faliyet bölgesindeki 2009 yılı Eylül sonu itibariyle yaklaşık 37.000 tarımsal sulama abonesinin değişik alanlarda üretim yaparak elektrik enerjisini ağırlıklı olarak Temmuz ve Ağustos aylarında tükettiklerinin, bu tarımsal sulama abonelerinin bir kısmının AG'den bir kısmının ise OG'den enerji aldığının, AG'den enerji alan abonelerin endekslerinin okunmasının yüklenici firma elemanlarınca, OG'den enerji alan (büyük müşteri olan) abonelerin endekslerinin okunmasının ise il/işletme müdürlüğü elemanlarınca gerçekleştirildiğinin, ......'ın özelleştirilerek özel sektöre devri öncesinde özellikle 2009 yılı Eylül ayında programa alınan / planlanan endeksi okunacak abone sayısında gerek miktar olarak gerekse de oransal olarak önceki dönemlere nazaran önemli bir düşüşün söz konusu olduğunun, bu düşüşün ......'a devredilecek abone gruplarında da kendisini gösterdiğinin, bu düşüşün 2009 yılı Ekim ayında devam etmeyip bilakis, bu ayda programa alınan / plananlanan endeksi okunacak abone sayısının 2009 yılı Eylül dönemindeki miktar ve oranların üzerine çıktığının, düşük EİAS/TAS (Endeksöre İnen Abone Sayısı / Toplam Abone Sayısı) oranlarının ......'ın özel sektöre devrinin gerçekleştiği 2009 yılı Eylül ayında görüldüğünün, bu dönemde söz konusu oranlardaki düşüşün özellikle ......'a devredilecek abone gruplarındaki 30/09/2009 tarihindeki bilanço da yer alan tahakkuka bağlanmış ticari alacakları doğrudan etkilediğinin çünkü, şirketin özel sektöre devrinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın talimatları doğrultusunda 30/09/2009 bilanço kayıtlarının esas alındığının, dolayısıyla bu dönemde programa alınan / plananlanan endeksi okunacak abone sayısındaki düşüşün devre konu ticari alacakların miktarını da ekleyip düşürdüğünün\" tespit edildiğini, aynı raporda idari işlemler yönünden ; 01/03/2013 tarihli komisyon raporunda da belirtildiği üzere 30/09/2009 tarihi sonrasında muhasebeleştirilen / kayıtlara intikal ettirilen, bedelin ...... tarafından Enerji KİT'lerine ödenen ya da ...... Genel Müdürlüğü'ne borç olarak aktarılan 01/09/2009 tarihi öncesi tüketimlerine karşılık gelen, ...... Genel Müdürlüğü'ne devredilen abone gruplarına ilişkin tahakkuklardan, \"dönemsel ayrıştırma yöntemiyle 174.687.307,00 Kwh karşılığı toplam 39.621,250,00 TL. olarak hesaplanan bedelin ......'a devredilmesinin gerektiğinin belirlendiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 39.621.250,00 TL. alacağın davalı ......'ın devir tarihi olan 30/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, okumanın eksik yapıldığı iddia edilen dönemde müvekkili şirketin davacı şirketi yönetmekte, knotrol etmekte ve denetlemekte olduğunu, özelleştirme tarihinden önceki yönetim kurulları kararları ile devredilecek alacak tutarının kesin olarak belirlendiğini, muhasebe kayıtlarında yer almayan alacakların davacı şirket tarafından istenemeyeceğinin ÖİB tarafından açıkça belirtildiğini, davacı şirketin sadece muhasebe kayıtlarında yer alan alacakları talep edebileceğini işletme hakkı devir sözleşmesinde de açıkça yer aldığını, hisse satış sözleşmesinin (özelleştirme sözleşmesi) alıcının taahhütleri başlıklı 9. Maddesinin davanın reddi için kafi olduğunu, davacının özelleştirme sürecini görmezden geldiğini, özelleştirilen dağıtım şirketlerine yönelik yapılan müfettiş incelemelerine ilişkin olarak özelleştirme idaresi başkanlığının bir bilgi ve açıklama yazısı yazıp dağıtmak mecburiyetinde kaldığını, bu davanın ve sunulan teftiş heyeti raporunun özelleştirme modelinin yanlış algılanmasından olduğunu, bu özelleştirme işleminin 3096 sayılı yasaya göre değil 4046 sayılı yasaya göre yapıldığını, bu nedenle de 3096 sayılı yasaya göre yapılan özelleştirmelerde olduğu gibi endeks alımı, stok sayımı şeklinde değil, hisselerin blok satışı yapılarak şirketin kül halinde, devir anındaki bilançosu ile devrinin amaçlandığını, bu hususun karıştırılarak davanın açıldığını, davacının tahakkuk ettirilmediğini iddia ettiği rakam içindeki TRK payı, Enerji Fonu ve KDV gibi vergi fonlarını talep etme hakkının bulunmadığını, dava haksız olsa da davacının ancak dava tarihinden itibaren faiz isteyebileceğini belirterek davanın reddini savunduğu görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davalı tarafın zamanaşımı itirazı yönünden yapılan incelemede ise ; <br>6102 s. TTK'nin 365. maddesine göre, \"(1) Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Kanundaki istisnai hükümler saklıdır.\" <br>6102 s. TTK'nin 366/1. maddesine göre, \"(1) Yönetim kurulu her yıl üyeleri arasından bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekâlet etmek üzere, en az bir başkan vekili seçer. Esas sözleşmede, başkanın ve başkan vekilinin veya bunlardan birinin, genel kurul tarafından seçilmesi öngörülebilir.\"<br>6102 s. TTK'nin 367. maddesine göre ise, \"(1) Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge hakkında, yazılı olarak bilgilendirir. <br>(2) Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir.\"<br>Zamanaşımı konusuna 1. bilirkişi heyeti ve 4. bilirkişi heyeti raporlarında değinilmiştir. 1. Bilirkişi heyeti raporunda da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; <br>Dosyadaki davacı tarafın vekaletnamesinden, davacı şirketi temsile yetkili iki kişinin bulunduğu, bunlardan birisinin hukuk müşaviri, diğerinin ise yönetim kurulu başkanı ve genel müdür sıfatı taşıyan kişi olduğu, davacı şirket adına dava açma yetkisini 6102 s. TTK hükümlerine göre, yönetim kurulu başkanına ve 1. hukuk müşavirine ait olduğu belirlenmiştir. Davacı taraf, ...... Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı'nı 08/05/2013 gün ve 58 sayılı inceleme raporu esas alınarak Bakanlık denetçileri tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 27/12/2014 gün ve 82/9 sayılı inceleme raporu ve bu rapora ait 11/06/2014 tarih ve  72 saylı Bakan oluru ile bu yazının gereğinin yapılması doğrultusundaki 01/07/2014 tarihli ...... Genel Müdürlüğü havalesi sonucu bu davanın açılığını bildirilmiştir. Davalı taraf ise, davacı şirketin teftiş kurulu raporunun 08/05/2013 tarihinde tamamlandığını ve aynı tarihte genel müdürlük makamına sunulduğunu, dolayısıyla zararın ve zenginleşmenin bu tarihte öğrenildiğini iddia etmiştir.<br>6101 s. Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Sekli Hakkında Kanun'un 5/1. maddesine göre de, \"(1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce islemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanasımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden baslayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düsürücü süre veya zamanasımı süresi dolmuş olur.\" <br>Davalıya atfedilen eylemin sona erdiği tarih yukarıda izah edildiği üzere devir bilançosu tarihi olan 30/09/2009'dur. Bu tarihte mülga 818 s. BK. yürürlükte olup, 6098 s. TBK. ise 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Önceki kanun zamanında gerçekleşen eylemler yönünden ihtilafa mülga 818 s. BK. hükümlerine tabi olması için, zamanaşımı sürelerinin önceki kanun döneminde işlemeye başlamış olması gerekmektedir.<br>Haksız fiillerdeki zamanaşımı süresine ilişkin mülga 818 s. BK'nin 60/1. maddesine göre, \"Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz.\"<br>Sebepsiz zenginleşmelerdeki zamanaşımı süresine ilişkin mülga 818 s. BK'nin 66. maddesine göre de; \"Haksız surette mal iktisabından dolayı ikame olunacak dava, mutazarrır olan tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğuna ıttılaı tarihinden itibaren bir sene müruriyle ve her halde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren on senenin müruriyle sakıt olur. Eğer mal iktisabı mutazarrır olan taraf aleyhinde bir borç teşkilinden ibaret ise, mutazarrırın hakkı müruru zaman ile sakıt olmuş olsa bile, bu borcu ifa etmez.\"<br>Dolayısıyla, mülga 818 s. BK'nin hem 60/1 ve hem de 66. maddesine göre zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için zarara ve failine ıttıla (öğrenme ve haberdar olma) gereklidir. Davacı tarafın ise zararı (ve faili) teftiş raporu ile 08/05/2013 tarihinde öğrendiği, zamanaşımı süresinin mülga 818 s. BK. döneminde işlemeye başlamadığı, 08/05/2013 öğrenme tarihi itibariyle yeni 6098 s. TBK. yürürlükte olduğu görüldüğünden, 6101 s. Kanun'un 5/1. maddesine göre davaya zamanaşımı yönünden mülga 818 s. BK. değil, 6098 s. TBK.  hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.<br>6098 s. TBK'nin haksız fiilden doğan ihtilaflarda zamanaşımına ilişkin 72/1. maddesine göre, \"Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.\"<br>6098 s. TBK'nin sebepsiz zenginleşmeden doğan ihtilaflarda zamanaşımına ilişkin 82/1. maddesine göre, \"Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.\"<br>Mahkememizdeki bu davanın 31/10/2014 tarihinde açılması karşısında, davalı tarafın da zamanaşımı başlangıcı olarak savunduğu 08/05/2013 tarihinden itibaren, 2 yıllık (haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye ilişkin) zamanaşımı süreleri sona ermediği gibi, davalı şirketin hissesinin blok satış yoluyla devredildiği 30/09/2009 tarihinden itibaren de 10 yıllık nihai zamanaşımı süresinin de sona ermediği belirlendiğinden, davalı tarafın zamanaşımı itirazı da reddedilmiştir. <br>Davalının sunduğu 27/04/2023 tarihli uzman görüşü ile 29/04/2024 tarihli 4. bilirkişi heyeti raporunda davacının zararı teftiş kurulu raporu ile 08/05/2013 tarihinde öğrendiği, davada 1 yıllık zamanaşımı süresinin davadan önce dolduğu bildirilmiş ise de; davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususu, teknik bir değerlendirme değil, hukuki bir değerlendirme olduğundan ve hukuki değerlendirmelerde davanın çözümü için bu uzman görüşleri ve raporlarından yararlanılması mümkün ama zorunlu olmadığından, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın hem haksız fiil ve hem de sebebsiz zenginleşme hükümlerine göre zamanaşımına uğramadığı sonucuna varıldığından, aksi yöndeki 27/04/2023 tarihli uzman görüşü ve 4. bilirkişi heyeti raporuna itibar edilmemiştir. <br>Her ne kadar davalı vekili 25/03/2019 tarihli duruşmada davacı zararının tespitinde, davacı şirket müfettişlerinin tespitlerinin esas alınmasına itiraz ettiklerini bildirmiş ise de;  davalı taraf gerek cevap dilekçesinde, gerekse 2. cevap dilekçesinde, davacının zararının miktarına ve hesaplanma yöntemine itiraz etmemiş, zarardan sorumlu olmadıklarına dair savunmada bulunduğu görülmüştür. Buna rağmen alınan bütün bilirkişi heyeti raporlarından da Bakanlık teftiş raporunda kullanılan dönemsel ayrıştırma yöntemine göre, Abone-Net otomasyon sisteminden yararlanmak suretiyle zarar hesaplaması dışında bir hesaplamada yapılamayacağı anlaşılmıştır. <br>Davalının sorumluluğu ve davacının zaranının miktarı yönünden yapılan değerlendirmede ise ; Zarar miktarı yönünden birbirini teyit eden, 1. bilirkişi heyeti, 2. bilirkişi heyeti, 3. bilirkişi heyeti ve 4. bilirkişi heyeti raporuna göre; Bakanlık teftiş raporunda kullanılan, dönemsel ayrıştırma yöntemine göre; Abone-Net otomasyon sisteminden yararlanmak suretiyle hesaplanan davacı zararının toplam 174.687.306.57. Kwh karşılığı 39.621.249,93 TL. olduğu kabul edilmiş, davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davacının hem sebepsiz zenginleşmeye, hem haksız fiile dayanması karşısında davalının fiilinin gerçekleştiği son tarih olarak 30/09/2009 tarihi itibariyle temerrütün gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Davacının alacağına (tazminatına) talep gibi 30/09/2009 tarihinden itibaren ve taraflar arasındaki ihtilafın ticari iş olması nedeniyle avans faizi  yürütülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br>Davacı taraf feri nitelikte KDV talebinde de bulunmuş ise de ; davalı ......'ın yaptığı haksız tahsilatlardan dolayı alacak (tazminat) talebinde bulunulması, abonelerden tahsil edilen bedellerin KDV'sinin (tahsil eden davalı ...... tarafından) Devlet'e (Hazine'ye) ödenmiş olması ve davalının kasasında kalmayacak olması, davacının KDV'den doğan bir zararının bulunmaması ayrıca, kendileri tarafından da zararın KDV hariç tespit edilmesi karşısında davacının feri nitelikteki KDV'ye yönelik talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir...\" gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; 39.621.249,93 TL alacağın (tazminatın), 30/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talepleri ile feri nitelikteki KDV'ye ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. <br> İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 3065 sayılı KDV kanunu'nun 24/c maddesinde; \"vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler de KDV matrahına dahildir.\" düzenlemesinin yer aldığını, mahkemece tahsiline karar verilen tutarın enerji bedeli alacağına dayandığından ve enerji bedelleri de KDV matrahına dahil olduğundan, KDV matrahına dahil olan enerji alacaklarının ödenmemesi veya geç ödenmesi halinde uygulanan gecikme faizlerine de KDV uygulanması gerektiğini, ayrıca söz konusu meblağın tahsil edilmesi halinde tahsil edilen gecikme faizine fatura düzenlenmesi ve düzenlenecek faturaya da KDV uygulanmasının yasal bir gereklilik olduğunu, yerel mahkemece verilen “.…davacının fazlaya ilişkin talepleri ile feri nitelikteki KDV'ye ilişkin taleplerinin reddine” ilişkin karar usul ve yasaya aykırı olduğundan müvekkili kurum lehine kaldırılmasını,  fazlaya ilişkin talepleri ile feri nitelikteki KDV'ye ilişkin taleplerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesi kaldırma kararının gereğinin yerine getirilmediğini,  hukuk profesörü ve sayıştay denetçisi bilirkişiler tarafından yapılan tespitler usule ve yasaya uygun olup taraflarınca  sunulan uzman görüşlerinin haklılığını ortaya koyduğunu,  müvekkilin ne haksız fiil ne de sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca sorumluluğu bulunmadığını,  yerel mahkeme kararının  eksik inceleme ile verildiğini, davacı talebinin zamanaşımına uğradığını,  buna rağmen zamanaşımı itirazının reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararında davalı ......'ın devirden önceki dönemde rutin tahakkuk ve tahsilat işlemi yapmayarak davacının zararına sebebiyet verdiği, davalı ......'ın bu davranışının hem haksız fiil ve hem de sebebsiz zenginleşme teşkil ettiği belirtilmiş olup bu tespitin hatalı olduğunu,  2009 yılı yağış oranlarının bir önceki kurak geçen yıl olan 2008 yılına göre tarımsal sulamadaki etkisi ve 2009 yılı toplam tüketim miktarının da bir önceki 2008 yılından az olmasının göz ardı edildiğini ve somut delil aranmaksızın adeta niyet okumacılığı ile hüküm tesis edildiğini,  müvekkilin rutin okuma ve tahakkukları yapmadığı iddiasının gerçekle bağdaşmadığını,  2009 yılında o bölgede tarımsal sulama abone gruplarında kullanıcıların daha az tüketim yaptıklarını, müvekkili şirket, ......'ın idaresinde iken yönetim kurulunun 27.08.2006/184 sayılı tarımsal sulama abonelerinin tahakkuk dönemlerinin belirlenmesine ilişkin aldığı ilke kararı gereği, tarımsal sulama abonelerinin yıl içerisinde 2 defa sayaçlarının okunup fatura düzenlenmesinin kararlaştırıldığını,  müvekkile atfedilebilir bir kusur ya da kasıt bulunmadığını, hisse devri bilanço esasına göre yapılmış olup davacının zararı bulunmadığını, bilanço kalemlerindeki devrin, davacı şirketin talimatı ve onayı ile yapıldığını, davanın tarafları arasında organik ve hiyerarşik bir bağ bulunduğunu, faiz başlangıç tarihine ilişkin itirazların kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; alacak (tazminat) istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği,  yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, zamanaşımı süresinin geçmediğini, davalının KDV talep edemeyeceği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporları doğrultusunda belirlenen miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, taraflarca ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece  delillerin  takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği,  davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda  kamu düzenine aykırı  herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından tarafların istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b-1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Tarafların istinaf başvuru taleplerinin  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3-Alınması gereken 2.706.527,58 TL harçtan peşin alınan 676.631,9‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.029.895,68 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,  <br>5-İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, <br>6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>7-Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  27/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır <br> <br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br>...<br>  <br><br> </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17fa6c0771e1c233","SID":"6307e8ec6843f540"}}