{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/650 <br>KARAR NO\t\t: 2025/952<br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/03/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/68 Esas 2025/68 Karar D.İş<br>DAVANIN KONUSU\t: İhtiyati Haciz<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 08/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08/05/2025<br><br>İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: İhtiyati haciz talep eden vekili sunmuş olduğu dilekçesi ile; borçlu şirketin, müvekkili şirketten 11.02.2025 tarihli kaşe ve imzalı tutanak uyarınca 11.02.2025 düzenleme tarihli ve 283.600,00 TL bedelli faturada cinsi ve adedi yazılı malı satın aldığı, söz konusu fatura ve irsaliye konusu malın alıcı şirkete teslim edildiği kaşeli imzalar ile sabit olduğu 11.02.2025 tarihinde teslim alınan irsaliye ve faturaya alıcı ve satıcının tacir olması sebebiyle süresinde itiraz edilmediği, faturanın kesinleşmiş olduğu, söz konusu fatura bedelinin bugüne kadar müvekkili şirkete ödenmediği, bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla tehlikeye giren 283.600,00 TL alacağın karşılığında borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile 3.kişilerdeki hak ve alacakları, istihkakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...,İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir. <br>İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun  ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından  önemlidir.           <br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. <br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  257’nci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.<br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  258’inci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.<br>Her ne kadar ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından talep dilekçesinde talebe konu tutarla ilgili olarak davalının taşınır, taşınmaz malları ile 3.şahıslardaki  hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulması talep edilmiş ise de, ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından sunulan talep dilekçesi ve eki belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, talepte bulunanın ihtiyati haciz istemini faturaya dayandırdığı, talep konusu alacağın varlığı ve miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, bu kapsamda muaccel bir alacağının bulunup bulunmadığı yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceğinden İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince  koşulları oluşmayan ihtiyati haciz isteminin yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur,\" gerekçesi ile; \"İhtiyati  haciz  isteminin   yerinde görülmediğinden REDDİNE ,\"  şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı alacaklı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Alacaklı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu fatura ve irsaliye konusu malın alıcı şirkete teslim edildiğinin kaşeli imzalar ile sabit olup, 11/02/2025 tarihinde teslim alınan irsaliye ve faturaya alıcı ve satıcının tacir olması nedeniyle TTK m.21 uyarınca, faturaya itiraz süresinde itiraz edilmemiş olup, satım akdinin icrasına ilişkin faturanın kesinleşmiş olduğu halde, fatura bedelinin peşin satış olması nedeniyle satıcı şirkete ödenmediği ve alıcının temerrüde düştüğünün açık ve seçik olduğunu, söz konusu fatura bedeli için bugüne kadar müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, her ne kadar ilk derece mahkemesince muaccel alacak bulunmadığı gerekçesiyle talep reddedilmiş olsa da, dilekçe ekinde ibraz edilen borçlunun imza ve kaşesinin bulunduğu malın teslim alındığına ilişkin irsaliye ile yasal peşin satışı ve teslimi kanıtlayan faturaya itiraz süresi içinde itiraz edilmeyerek kabul edilen fatura ile borçluya nevi, cinsi ve miktarı itibari ile teslim edildiğinin sabit olduğunu, bu nedenle, borçlunun bu faturadaki satım bedeli nedeniyle mütemerrit olup alacağın muaccel olduğunu, ayrıca, ihbar ve ihtara da gerek bulunmadığını, tüm bu nedenlerle, İİK ihtiyati haczi düzenleyen m.257 koşulların gerçekleştiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları, istihkakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini  istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Talep,  satımdan kaynaklı  ihtiyati haciz istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince,  alacağın varlığı ve miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, bu kapsamda muaccel bir alacağının bulunup bulunmadığı yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceği gerekçesi ile ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı  talep eden vekili tarafından süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;\" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:<br>1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)<br>Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.\" şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.<br>İİK.'nın 258.maddesinde ise; \"İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.<br>Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.\"<br>Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br><br>Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'da bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.   <br>Somut olayda ihtiyati haciz talep eden karşı tarafa mal teslim edildiğini, ödeme yapılmadığını iddia ederek fatura ve teslim belgesi sunduğu, talep edenin sunduğu 11/02/2025 tarihli e- fatura, aynı tarihli aleyhine haciz istenen şirketin kaşesini ve imza içeren ürünlerin  teslimine ilişkin tutanak değerlendirildiğinde bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince fatura bedeli olan 283.600,00 TL  üzerinden ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Bu itibarla, ihtiyati haciz talep eden  vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun  kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/(1).b.2 maddesi uyarınca kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarda açıklanan nedenlerle;<br>A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz isteyen vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/03/2025 tarih, 2025/68 D.İş Esas ve 2025/68 D.İş Karar sayılı dosyasında verilen 06/03/2025 tarihli KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-İhtiyati haciz talep eden tarafın yatırmış olduğu 615,40 TL istinaf karar harcının talep edene iadesine, <br>3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yolu harcının karşı taraf davalıdan alınarak ihtiyati haciz talep edene verilmesine, <br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;<br>1-İhtiyati haciz talep eden yönünden ihtiyati haciz talebinin teminat mukabilinde KABULÜ ile,<br>2-İİK'nun 257. maddesi uyarınca, yukarıda ismi yazılı davalı/borçlu ... ŞİRKETİ.'nin 283.600,00 TL alacağı karşılayacak haczi caiz taktiren sadece motorlu taşıtlar ve  taşınmaz mallarının, 283.600,00 TL ile sınırlı olmak üzere İHTİYATEN HACZİNE,  <br>3-Davalı/borçlu ... ŞİRKETİ.'nin ve 3. şahısların muhtemel zararlarına karşılık olarak 283.600,00 TL TL'nin % 15'i oranında hesaplanarak takdir olunan 42.540,00 TL nakit teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi veya aynı miktarda kesin ve süresiz bir banka teminat mektubunun mahkemeye ibrazı halinde kararın yerine getirilmesi için bir örneğinin talep eden vekiline verilmesine,<br>4-Kararın verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde infaz edilmemesi halinde kendiliğinden kalkmış sayılacağına,<br>5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>6-Teminat alınması ve devamındaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>7-İlk derece mahkemesinde vekille temsil olunan ihtiyati haciz talep eden taraf yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereğince duruşmasız incelenen ihtiyati haciz isteminin kabulü sebebiyle takdir olunan 7.500,00-TL vekalet ücretinin karşı taraftan alınarak ihtiyati haciz isteyen tarafa verilmesine, <br>8-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine,<br>9-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak  oy birliği ile karar verildi. 08/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d54a026004f30d48","SID":"592a0cb8b370a4aa"}}