{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/684 <br>KARAR NO\t\t: 2025/953<br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/02/2025 Tarihli Ara Karar<br>NUMARASI\t\t: 2024/1137 Esas<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 08/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08/05/2025<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı tarafın, İzmir 22.İcra Müdürlüğü'nün 2024/6160 Esas sayılı takip dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, takibe dayanak bononun müvekkilden, eski köy muhtarı olan davalının köyde emlakçılık yaptığını, müvekkili ile dava dışı diğer mağdurları arayarak hissedarları oldukları ... ada,  ... nolu parsel, ... ada, ... nolu parsel ... ada, ... nolu parsel ve ... ada, ... nolu parsel sayılı taşınmazlara müşteri olduğunu ve kapora vereceğini belirterek davacı ve diğer mağdurlara dava dışı ...'in babasının evine davet ettiğini, masaya vereceği kaporaları dizen davalının 50.000,00 TL ya da 73.500,00 TL gibi rakamları hissedarlara kapora olarak vererek önce satış sözleşmesine ve sonra da başka  bir evrağa imza attırdığı, bu suretle boş evrağın müvekkilden alınarak, sonradan bono haline getirilerek müvekkil hakkında icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe konu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığını beyanla, müvekkilinin takipten ve takibe dayanak 3.000.000,00 TL bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli takipten dolayı müvekkil lehine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, takibin tedbiren durdurulmasına, dava harç ve giderlerini karşılayabilecek ekonomik güce sahip olmayan müvekkilinin adli yardımdan faydalanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...,İİK'nun 72/3 maddesinde \"İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>HMK'nun 390/3 maddesinde \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>Dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamı içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın  İzmir 22.İcra Müdürlüğü'nün 2024/6160 Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak keşidecisi davacı ..., lehtarı takip alacaklısı davalı ..., keşide tarihi 05/06/2019, vade tarihi 10/02/2024 olan 3.000.000,00 TL bedelli bononun, aldatma suretiyle boş kağıdın davacıya imzalattırılarak bilahare iş bu boş kağıdın doldurularak oluşturulan bono olup olmadığı, iş bu bonodan dolayı davacının, davalıya borçlu olup olmadığı yönünde toplandığı, davacının tedbir sebepleri ile davanın esasına dair iddiasının yaklaşık olarak ispatına dair dava dilekçesine ekli sunduğu görüntülerde, takibe konu bononun boş kağıda aldatılma yolu ile davacı imzasının alınarak sonradan oluşturulduğu iddiasının aksine, sunulan görüntülerde bir önceden hazırlanmış boş bono metnine imza atan şahsın bononun tedavüle konulmadan önce anlaşmalara aykırı olarak sonradan doldurulduğuna dair iddiasını yazılı kanıt ile ispat etmesi gerektiği, tedbir talep eden davacının iş bu iddialarını yaklaşık olarak ispata yarar herhangi bir belge sunmadığı, iş bu nedenle davacının tedbir sebepleri ile davanın esasına dair iddialarını yaklaşık olarak ispata yarar kanıtın  bu aşamada dosyaya ibraz edilemediği, tedbir kararı verilmesini gerektiren şartların oluşmadığı gibi, davacının tedbiren takibin durdurulmasını talep ettiği İİK'nun 72/3 maddesine göre takipten sonra tedbiren takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden tedbir talebinin reddi ile aşağıda yazılı ara karar oluşturulmuştur,\" gerekçesi ile; \"Davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;yerel mahkemenin ara kararının yargıtay içtihatları ışığında usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece, İİK.72/3.maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına  karar verilemeyeceği sebebini ihtiyati tedbir talebinin red gerekçesi olarak belirttiğini, oysaki ihtiyati tedbirin amacının Anayasanın 2'nci maddesinde yer alan \"hukuk devleti\" ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukuki himaye sağlamak olduğunu, aynı köyde yaşayan yaklaşık on beş kişi aleyhine davalı ... tarafından toplam meblağ olarak yaklaşık 65.000.000.TL. (altmışbeşmilyon) bulan icra takipleri yapıldığını ve bu hususta İzmir Cumhuriyet Savcılığı 2024/117474 Hz.nosu ile mağdurlar adına suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin evi ve aracının icra kanalıyla satışının yapılması halinde tekrar bu taşınmazı ve aracı geri alabilmesi yada davalıdan bedelini geri alabilmesinin mümkün olmayacağını ve müvekkili açısından çok büyük bir mağduriyet oluşacağının aşikar olduğunu, davacı yararına, yargılamanın sonunda verilecek hükmün gerçekleşmesini temin eder mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken iş bu talebin reddedilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Talep, menfi tespit davasında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine  aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.  <br>Geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacı, yargı organları önünde hak arayan kişilerin nihai olarak elde etmeyi umdukları haklarına erişimi kolaylaştırmaktır. Bu amacın gerçekleşmesi için, elde edilmesi umulan hakların yada onların konularının ortadan kalkması, yok olması, değiştirilmesi gibi olasılıkların bertaraf edilmesi gerekir. Elde edilmesi umulan hakka kavuşulmasını kolaylaştırıcı tedbirler hak arama özgürlüğünü, adil yargılama hakkını ve hukuk devleti ilkesini de yakından ilgilendirir.(TC Anayasası m.36, HMK m.33) ihtiyati tedbir istekleri değerlendirilirken geçici hukuki koruma tedbirlerinin açıklanan bu amacının gözden uzak tutulmaması gerekir.<br>6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.<br>Bununla beraber; HMK m. 389-1 gereğince; Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, denilmektedir. <br>İcra ve İflas Kanununun 72/2. maddesine göre, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir sadece icra takibinden önce açılan bir menfi tespit davası olması halinde verilebilecek bir tedbir olup, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilemez. Menfi tespit davasının icra takibinden sonra açılması durumunda ise ancak İİK72/3. maddesi uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir verilebilir. Bununla birlikte İİK 72. maddesi uyarınca talep edilen ihtiyati tedbir istemleri değerlendirilirken HMK 389 vd. maddelerinin de dikkate alınması gerekir. HMK 390/3 maddesi \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" hükmünü haizdir.<br> Somut olayda, davaya konu bononun sonradan davalı tarafça doldurulduğunun bu hususta aynı köyden başka şahıslardan da aynı şekilde bonolar alındığının ileri sürüldüğü, davacının da aralarında bulunduğu şahıslarca İzmir Cumhuriyet Savcılığı'nın 2024/117474  soruşturma sayılı dosyasında davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, soruşturmanın halen devam ettiği,   dolayısıyla ileride telafisi zor zararların ortaya çıkmasının önlenmesi açısından  dava icra takibinden sonra açıldığından icra takibinin durdurulması talebi yerinde değilse çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince tedbir isteyenin talebinin İİK 72/3 maddesi kapsamında değerlendirilmesi sonucunda icra veznesine girecek paranın alacaklıya   ödenmesinin tedbiren durdurulması yönünde ihtiyati tedbir verilmesinin yasal koşulları oluştuğu kanaatine varılmakla tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.<br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.<br>Bu itibarla, talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı  HMK'nın 353/(1).b.2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden  aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarda açıklanan nedenlerle;<br>A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>1-İzmir 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1137 sayılı dosyasında verilen 27/02/2025 ARA KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafın yatırmış olduğu 615,40 TL istinaf karar harcının ihtiyati tedbir talep eden davacıya iadesine, <br>3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yolu harcının davalıdan alınarak ihtiyati tedbir talep eden davacıya verilmesine, <br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;<br>1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin İİK'nun 72/3.maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile; <br>2-Davaya konu olan İzmir 22.İcra Müdürlüğü'nün 2024/6160 Esas sayılı takip dosyasında  borçlu davacı tarafından 3.000.000,00 TL  borcun %15 i oranında (450.000 TL) teminatın nakden mahkeme veznesine yatırılması veya bu tutarda kesin ve süresiz teminat mektubunun sunulması halinde, icra veznesine girecek paranın alacaklıya  ödenmesinin tedbiren durdurulmasına,<br>3-İhtiyati tedbir kararının tebliğinden itibaren bir haftalık süre içerisinde teminat yatırılarak infazının istenmesi halinde ilgili icra müdürlüklerine mahkemesince yazı yazılmasına, bir hafta içinde infazı talep edilmemesi halinde tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağına, <br>4-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>5-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak  oy birliği ile karar verildi. 08/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc5a8befafffba20","SID":"b0786fa06a693bf6"}}