{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1920 <br>KARAR NO:2025/555<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/06/2021<br>NUMARASI:2017/625 Esas -  2021/458 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/04/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı şirketle arasında yapılan taşıma anlaşmasına uygun olarak taşıma işlemini gerçekleştirdiği, karşılığında davaya konu faturaların düzenlendiğini, işbu durum itibariyle faturalardan kaynaklanan ve cari hesap ilişkisinden kaynaklanan nedenlerden dolayı davalı şirketin müvekkiline ödemesi gereken borç oluştuğunu, davalı şirket aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı şirket tarafından icra takibinin takip borçlusunun adresinin Beyoğlu olması hasebiyle takibin yetkili icra müdürlüğünde açılmadığından yetki itirazı ile birlikte borcun esasına yönelik itirazda bulunduğunu, davalı tarafın borca itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, davaya konu olan fatura alacağının ve cari hesap alacaklarının tahsil edilememesinden kaynaklanan bir husus olduğunu, bu durum gözönüne alındığında taraflar arasındaki söz konusu borcun fatura alacağına dayanan bir para borcu olduğu ve borcun ifa yerinin alacaklının yerleşim yerinin bulunduğu İstanbul Anadolu adliyeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, davalı tarafın icra takibine yaptığı yetki itirazın geçersiz bir itiraz olduğunu, davalı - borçlu tarafın borcu olmadığına dair esasa ve ferilerine yaptıkları itirazın da haksız ve geçersiz bir itiraz olduğunu, davalı şirket ile müvekkillerinin defterleri incelendiğinde ilgili fatura ve borç dökümlerinin ortaya çıkacağını, yapılan itiraz haksız bir itiraz olduğundan icra takibine yapılan itirazın iptali için  dava açma zarureti hasıl olduğunu beyan etmiş, kötü niyetle icra takibine yapılan yetki ile birlikte esasa dair itirazın iptali, takibin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 22.275,00 Euro ve 7.560,00 USD nin karşılığı olan TL üzerinden devamına karar verilmesini, %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve devamla yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraftan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin adresinin 01.09.2017 tarihi itibariyle '... Karaköy-İstanbul' adresinden '...Zincirlikuyu-Şişli/İstanbul' adresine taşınmış olması sebebiyle yapılan takibin yetkisiz olduğunu, icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, İstanbul İcra Müdürlüğü ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, alacaklının takibin mesnedini gösterir belgeyi ödeme emrine eklemesi gerekli olduğunu, taşıma sözleşmesinin ödeme emri ile birlikte taraflarına tebliğ edilmemiş olduğunu, davacının davasının herhangi bir dayanağı olmadığını, ödeme emrinde borcun sebebi olarak belirtilmiş olan faturalara Beyoğlu ... Noterliğinin 20.01.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile itiraz edilerek iade edilmiş olduğunu\" beyan ederek Yetkisiz mahkemede açılan davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davanın reddine, kötüniyetli davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığa konu davanın dayanağı takibin dayanağının, davacı şirketçe davalı şirket adına düzenlenmiş olan, 07.11.2016 tarihli, ... nolu, \"İzmir - Bulgaristan Boş Navlun Bedeli\" içerikli, 4.000.00 EURO, 11.01.2017 tarihli, ... nolu, \"İzmir-Bulgaristan - İstanbul Boş Navlun Bedeli içerikli\" 5.000,00 EURO + \"İptal edilen 5 Araç Bedeli\" içerikli 11.250,00 EURO+2.025,00 Euro KDV olmak üzere KDV Dahil 18.275.00 EURO bedelli, 06.01.2017 tarihli,... nolu, \"İptal edilen 8 Araç Bedeli' içerikli, KDV Dahil 7.560,00 USD bedelli 3 Adet fatura alacağından oluştuğu, faturaların davacı şirket tarafından yük taşıtmak üzere talep edilen ancak araç tahsis edildiği halde fiilen icra edilemeyen yada yükleme yapılmayan araçların boş navlun bedeline ilişkin olduğu, taraflar arasında 2 adet Karayolu Kiralık Araç ve Taşıma Sözleşmesi bulunduğu, bu anlaşmalardan biri Çorlu Serbest Bölge~Türkiye/ Tovuz~ Azerbaycan arası (Varış Gümrüğü Gence/Azerbaycan olan ve) Aralık 2016 da komple kamyon hamulesi olarak 5~6 günlük transit sürede taşınacak brüt 20 ton civarı yük için araç başına 2.800 USD taşıma ücreti kararlaştırdıkları anlaşma olduğu, söz konusu anlaşmaya konu uluslararası karayolu taşımaları, CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olmakla birlikte; CMR Md.40'a göre taşımacılar (37 ve 38. maddelerde yazılanlar dışında) kendi aralarında bağlayıcı hükümler üzerinde anlaşmakta serbest olduğu, bu bağlamda 14.12.2016 tarihli Taşıma Sözleşmesinde tarafların kendi aralarında 17 madde üzerinde anlaşmış ise de kararlaştırılan tarihte hazır edilen araca yükleme yapılmaması halinde belli bir ücretin \"ölü navlun/bos araç navlunu\" olarak ödeneceğine dair herhangi bir cezai şart içeren maddeye yer verilmediği, taraflar arasında imzalanan diğer Taşıma Sözleşmesinin ise; davalı ...'ın İzmir/Gaziemir'deki deposundan yüklenip gümrük işlemleri İzmir Gümrük Müdürlüğünde yapıldıktan sonra davalı ...'ın Halkalı Gümrüğüne bağlı ... boşaltılacak, özel taşıma iznine tabi yükü taşıyacak 2 adet ... (alçak tır) için gidiş/dönüş 4.500 Euro ücret kararlaştırdıkları anlaşma olduğu, bu sözleşmede de yine kararlaştırılan tarihte hazır edilen araca yükleme yapılmaması halinde belli bir ücretin \"ölü navlun/boş araç navlunu\" olarak ödeneceğine dair herhangi bir cezai şart içeren maddeye yer verilmediği, ayrıca davacının boş navlun talebinde bulunduğu hangi araçların ne zaman Azerbaycan'a gittiğini, Azerbaycan'a gidip boşaltılan araçların ne zaman kaç adedinin boş, kaç adedinin de yüklü olarak Türkiye'ye geri döndüğünü denetlemeye elverişli (araçların TIR Karnesi ve/veya CMR gibi) bir belgeye ya da davalı ...'ın İzmir/Gaziemir'deki deposundan yüklenip gümrük işlemleri İzmir Gümrük Müdürlüğü'nde yapıldıktan sonra ...'ın Halkalı Gümrüğü'ne bağlı ... boşaltılacak, özel taşıma iznine tabi yükü taşıyacak 2 adet ... haricinde bu türde özel yük için başka anlaşma olup olmadığını tevsik edecek türde bir bilginin de dava dosyasında bulunmadığı, dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler üzerinden, denetime elverişli bir şekilde davacının davalıdan takibe konu ettiği faturalara dayanarak \"boş navlundan\" kaynaklanan alacak talep edemeyeceği, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde bu hususta düzenleme olmadığı, davacı taraf her ne kadar ilk heyet bilirkişi raporuna itirazında alacak talebini cezai şarta dayandırmadığını, talebinin sözleşmeye aykırı hareket sebebiyle doğan zararın giderilmesi talebi olduğunu savunmuş ise de ispat yükü üzerinde olan davacının yapılmayan taşımalardan dolayı uğradığını iddia ettiği zararlara ilişkin dosyaya her hangi bir belge sunamadığı, dolayısıyla zararını ispat edemediği, mahkememizce alınan heyet bilirkişi raporlarının denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olması sebebiyle hükme esas alındığı, davacı uğradığını iddia ettiği faturalara konu alacağı ispat edemediğinden DAVANIN REDDİNE, davacı takip başlatmakta ve dava açmakta kötü niyetli olmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın cevap dilekçesini zamanında ibraz etmedikleri için delillerini de zamanında sunamadığını, bu nedenle mahkemenin  davalı tarafın cevaplarını ve delillerini dikkate alarak tanzim edilen bilirkişi raporunu esas alarak karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırılık olduğunu,Mali Müşavirin raporda davacının takip tarihi itibari ile 22.275,00-Euro ve 7.560,00 USD asıl alacaklı olabileceği yönünde kanaatini bildirdiğini, mahkemece alınan diğer raporlarda ise bilirkişilerin tam aksi bir kanaat bildirdiğini, davalı tarafın delilleri ve defterlerinin incelenmesinin yasal olarak mümkün olmamasından dolayı sadece davacı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesine göre alınan 14.09.2018 tarihli raporun yerinde olduğunu, mahkemenin  14.09.2018 tarihli raporu dikkate almadan karar vermiş olmasının yasalara aykırılık teşkil ettiğini, kararda esas alınan bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi raporlarında  eksiklikler olduğunu ve hukuki olarak yetersiz olduğunu, bilirkişi heyetinin dosyadaki mevcut iki taraf arasındaki e-mail ortamındaki yazışmaları, sözleşmeleri, bilgi ve belgeleri yeteri kadar incelemediklerini, şirket muhasebe kayıtlarınında dikkate alınarak bir değerlendirmeninde yapılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, CMR konvansiyonu kapsamında yapılan taşımalar dolayısıyla düzenlenen  fatura (açık hesap)  alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın Reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının  davalıya tanzim ettiği \"boş navlun bedeli\" \"iptal edilen araç bedeli\" içerikli faturalardan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Tarafların taşıma işleri ile iştigal ettikleri ve aralarında uzun süreli ticari ilişki bulunduğu, davaya konu   \"boş navlun bedeli\" \"iptal edilen araç bedeli\" 3 adet fatura dışında cari  hesapları arasında bir mutabakatsızlık bulunmadığı, bahsi geçen faturaların davacı kayıtlarında bulunup davalı kayıtlarında bulunmadığı, faturaların davalıya gönderildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, davalı tarafça takibe konu 2 adet faturanın kabul edilmediğine ve iadesine dair Beyoğlu 21.noterliğinin 20 ocak 2017 tarihli ihbarnamesinin dosyada bulunduğu, davacını düzenlediği faturaların dayanağının Türkiye ile Bulgaristan ve Türkiye ile Azerbaycan ülkeleri arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklanmakla CMR hükümlerine tabi olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça  davalı hakkında ... dosyası ile \"22.275,00 Euro asıl alacak (tarih 06.02.2017 açıklama taraflar arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ve cari hesap alacağı ve 07/11/2017 tarihli ... nolu fatura ve 11/11/2017 tarihli ... faturadan kaynaklanan alacak), 7560,00 USD cari hesap (Tarih 06.02.2017 açıklama 12/01/2017  tarihli ...  nolu fatura ve cari hesaptan kaynaklanan ve taşıma sözleşmesinde kaynaklanan ve cari hesap alacağı)\"  borcun sebebi gösterilerek ve  toplamı  takibe konu alacak miktarı kadar tutar içeren  3 adet  fatura örneği takip talebine eklenerek 22.275,00 Euro  ve, 7.560,00 Usd asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça  icra dairesinin yetkisine ve borcun tamamına ve ferilerine itiraz edilmesiyle takibin durduğu eldeki itirazın iptali davasının  açıldığı görülmektedir.Dava dilekçesinin davalıya 8 haziran 2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafın 20/06/2017 tarihinde cevap süresinin  uzatılmasını talep ettiği, mahkemece 2 haftalık ek süre verildiği, davalı tarafça cevap dilekçesi ve delillerinin cevap süresi geçtikten sonra  08 Şubat 2018 tarihinde sunulduğu anlaşılmaktadır. Davalı  taraf süreside cevap dilekçesi sunmamış olmakla HMK 128 maddesi gereği davacının dayandığı vakıaları inkar etmiş sayılır. Ticari davalarda tarafların ticari defterlerine mahkemece resen de karar verilebileceği, ayrıca davacı delilleri arasında davalının ticari defterlerine dayanılmış  olması karşısında davacı vekilinin davalının ticari defterleri incelenerek hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağına yönelik istinaf istemi yerinde değildir.İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (HGK 2017/1534 E. 2018/633 K) Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.Boş ya da Ölü navlun (dead freight) genellikle deniz yolu ile yapılan taşımalarda kullanılan uluslararası bir terimdir ve ödenmesi gereken navlun içinde atıl kalan kapasiteye karşılık gelen navlunu ifade eder. Bu anlamda ölü navlun “gönderenin ya da taşıtanın” belli bir güzergah için taahhüt ettiği miktarda mal bulamadığı/sevk edemediği zaman “taşıyanın” eksik kalan malın navlununa tekabül eden kısım için talep ettiği paradır. Aynı şekilde karayolu taşımalarında da belirlenen tarih veya tarih aralığında istenen miktarda aracın yükleme yerinde hazır edildiği halde, yükleme yapılmadan boş olarak gönderilmesi yani fiili taşıma işinin iptal edilmesi nedeniyle; miktarı icap kabul yoluyla önceden kararlaştırılan bedel de “ölü navlun” dur. Dolayısıyla taraflar arasında varılan mutabakata veya anlaşmaya dayanarak fiili taşıyıcının kendi akidi olan taşıtan yada  akdi taşıyıcıdan ölü navlun talep edebilmesi; taraflar arasında belli bir dönem için kararlaştırılan miktara göre tahsis edilen araçlara yükleme yapılamaması  ya da belli bir tarihte  yükleme mahallinde hazır edilen araca/araçlara herhangi bir gerekçe gösterilmeden yükleme yapılmamış olması şartına bağlıdır. Taraflar arasında 2 adet Karayolu Kiralık Araç ve Taşıma Sözleşmesi bulunduğu,  anlaşmaya konu uluslararası karayolu taşımalarının CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi oldukları,CMR Md.40'a göre taşımacıların  (37 ve 38. maddelerde yazılanlar dışında) kendi aralarında bağlayıcı hükümler üzerinde anlaşmakta serbest oldukları, taraflar arasındaki sözleşmelerde \"kararlaştırılan tarihte hazır edilen araca yükleme yapılmaması halinde belli bir ücretin \"ölü navlun/boş araç navlunu\" olarak ödeneceğine dair herhangi bir hükmün bulunmadığı sabittir. Yine davacının boş navlun talebinde bulunduğu hangi araçların ne zaman Azerbaycan'a gittiği,  Azerbaycan'a gidip boşaltılan araçların ne zaman kaç adedinin boş, kaç adedinin de yüklü olarak Türkiye'ye geri döndüğünü denetlemeye elverişli (araçların TIR Karnesi ve/veya CMR gibi) bir belgeye ya da davalı ...'ın İzmir/Gaziemir'deki deposundan yüklenip gümrük işlemleri İzmir Gümrük Müdürlüğü'nde yapıldıktan sonra ...'ın Halkalı Gümrüğü'ne bağlı ... boşaltılacak, özel taşıma iznine tabi yükü taşıyacak 2 adet ... haricinde bu türde özel yük için başka anlaşma olup olmadığını tevsik edecek türde bir bilgi ve belgenin  de dava dosyasında bulunmadığı,  davacının davalıdan takibe konu ettiği faturalara dayanarak \"boş navlundan\" kaynaklanan alacak talep edemeyeceği, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde bu hususta düzenleme olmadığı, davacı taraf talebinin sözleşmeye aykırı hareket sebebiyle doğan zararın giderilmesi talebi olduğunu iddia etmekte ise de  ispat yükü üzerinde olan davacının yapılmayan taşımalardan dolayı uğradığını iddia ettiği zararlara ilişkin dosyaya her hangi bir belge sunmadığı ve ispatlanmış bir zararının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 28/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd3985696c1e0b38","SID":"3a92e82f7c385a3d"}}