{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/464 <br>KARAR NO\t\t: 2025/491<br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t\t: 2024/1067<br>DAVA TARİHİ\t: 22/12/2024<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 26/12/2024<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAİRE KARAR TARİHİ\t: 06/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06/03/2025<br><br><br>Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  26/12/20224Tarih ve 2024/1067 E. Sayılı ara kararının istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelenmenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.   <br>İSTEM:<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; \"Davacıya, işyerindeki ticarethane tipli 0700024961 tesisat nolu elektrik abonesinden ötürü, 17.09.2024 günü davalı teknisyenlerince \"firma raporuna istinaden yapılan incelemede sayacın elektroşok uygulayarak kaçak elektrik kullanıldığı tespit edildi. Kaçak tutuldu.\" iddia olunarak 17.09.2024 tarihli Kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanağı tutulmuştur. Söz konusu tespit akabinde aleyhinde davaya konu 16.10.2024 tarihli EG12024000008814 nolu ve 1.299.758,11 TL bedelli fatura tanzim edilmiştir. İşbu faturanın tanziminden sonra davacının işyeri, elektrik enerjisinin kesilmesi tehdidi altında kalmıştır. Davacı tarafından işbu faturaya itiraz edilmişse de, davalı şirketçe itirazlar dikkate alınmamıştır.Davalı şirket, kaçak kullanım faturasının derhal ödenmemesi halinde elektrik enerjisinin kesileceğini bildirmiştir. Bu baskı ve tehdit ile davacıyı taksitlendirme anlaşmasını kabul etmeye zorlamıştır. Müvekkil ihtirazı kayıtla bu evrakı imzalamak durumunda kalmıştır. Bu taksitlendirmeye istinaden ihtirazı kayıtla 22.10.2024 tarihinde 216.628,11 TL ve 11.975,88 TL'yi, 02.12.2024 tarihinde de 229.493,59 TL'yi ödemek mecburiyetinde kalmıştır. 3 adet dekont ektedir. Davalı şirket, davacıdan tahsil edilen bu ödemelere müteakip, 30.12.2024 tarihinde 216.626 TL, 30.01.2025 tarihinde  216.626 TL, 28.02.2025 tarihinde  216.626 TL, 03.04.2025 tarihinde 216.626 TL bedelin tahsilini de talep etmektedir. Her ne kadar davalı şirket tarafından kaçak kullanım tespiti yapıldığı iddia edilmişse de bu iddianın kabulü mümkün değildir. Davacı tarafça kaçak kullanım kesinlikle yapılmamıştır. Yapılan kaçak tespiti usulüne uygun değildir, davalı şirket keyfi bir tespit yapmıştır, kaçak kullanımı doğrulayan bir bulgu mevcut değildir. Yine kaçak tespit tutanağında sayaca elektroşok sistemiyle müdahale edildiğine dair bir bulguya da yer verilmemiş, bu mahiyette harici bir cihaza da rastlanılmamıştır. Davacının enerji kullanımı normal tüketim standartlarıyla da örtüşmektedir, davacının son 1 yıla ilişkin tüketim değerlerini gösterir  faturaların celbini talep etmekteyiz. Yine davalı şirketin \"firma raporu\" adı altında iddia ettiği raporun ne olduğu, ne şekilde tanzim edildiği bilinmemektedir, bu açıdan dava konusu sayaca ilişkin bütün kayıtların celbini, celbi mümkün değilse mahkemenizce bu hususta uzman bilirkişilere yerinde inceleme olanağı tanınmasını talep etmekteyiz. Yine davalı şirketten davcının sayacının safahatı ve kullanıldığı süre, sayacın davalı şirket yetkililerince değiştirilme sıklığı, en son yapılan kontrol ve değiştirme işlemlerini belgeleyen tutanakların celbi de talep olunmaktadır.  Somut olayda davalı şirket, sayaca elektroşok sistemiyle sayaca müdahale edildiğini iddia etmekle yetinmiştir. Ancak ne var ki davacı, davalı şirketin usulsüz ve gerçeğe aykırı tespit ve düzenlemesine karşı koyamamış, işyerinin faaliyetlerinin aksamaması, ticari itibarının zedelenmemesi, davalı şirketin de elektriği kesme tehdidi ve baskısı altında kalarak tanzim edilen faturanın bir kısmını ihtirazı kayıtla ödemek zorunda kalmıştır, kalan tutarı da ödememesi durumunda davacı yan yine elektrik enerjisinin kesilmesi tehdidi ile karşı karşıyadır. Söz gelimi 30.12.2024 tarihinde ödenmesi gereken 216.626,00 TL'nin ödenmemesi durumunda davacının elektriği kesilecektir. Davacı, bir dayatmaya maruz kalmış, davalı şirket tekel olmasının sağladığı gücü keyfi olarak davacı üzerinde kullanmıştır, davalı şirket usulsüz kaçak elektrik faturası tanzim etmekle yetinmemiş ayrıca elektriği de kesme tehdidinde bulunmuştur. İşbu tespit ve tanzim edilen fatura haksızdır, gerçeği yansıtmamaktadır, bu tespitin dayanak olduğu faturadan ötürü davacının bir borcu söz konusu değildir. Bundan başka, kaçak kullanım iddiasını kabul anlamı taşımamak kaydıyla söz konusu kaçak tespit tutanağı yasal mevzuata uygun da tanzim edilmemiştir. Öyle ki, kaçak elektrik enerjisi tüketimi yapılması halinde 30436 s. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri esas alınmalıdır. Somut olayda sayaca elektroşok yöntemiyle sayaca müdahale edildiği iddia olunmuştur. Bu iddiayla ilgili yasal prosedür  öncelikle sayaç sökülerek yerine uygun bir sayaç takılması, sökülen ve takılan sayaçlarla ilgili EK-6’da yer alan sayaç değiştirme tutanağı düzenlenmesi, sökülen sayaçla ilgili laboratuvar incelemesi yapılması, inceleme sonucunda EK-5’te yer alan kaçak tespit tutanağının düzenlenmesi şeklindedir. Ancak somut olayda bu prosedür işletilmemiştir. Yine tanzim edilen kaçak elektrik tespit tutanağı da usulüne uygun değildir, işyerinde güç kaynaklarının sayısı türü, kw değerleri ve tüketim miktarları belirtilmeden alelade bir rapor tanzim edilmiştir. Yine kaçak tespitinin yapıldığı tarih ile tutanağın imzalandığı tarih de farklı tarihlere karşılık gelmektedir, bu husus da tutanağın sonradan düzenlendiğini, farklı personellerce tanzim edildiğini göstermektedir. Haliyle yönetmeliğe açıkça aykırı olarak tanzim edilen kaçak tespitinden ötürü davacının davalıya borçlu olması olanaksızdır. Bu husus da davacıya yapılan tespitin gerçekçi olmadığını ortaya koymaktadır. Yine kabul anlamı taşımamak kaydıyla kaçak tespit tutanağında, işyerindeki güç kaynaklarının sayısı, türü, kw değerleri ve tüketim miktarları belirtilmeden bir tespit yapılmıştır. Diğer bir anlatımla davalı şirketin 1.299.758,11 TL tutarlı bir faturayı hangi değerleri esas alarak tanzim ettiği de anlaşılmamaktadır. Bu açıdan faturadaki bedele de açıkça itiraz etmekteyiz. Kaçak tespiti hakikaten usulsüz yapılmıştır, tespiti yapılan bedel de dayanaksızdır ve fahiştir. Görüleceği üzere davacı hakkında yapılan kaçak tespit işlemi gerek mevzuata aykırı tanzim edilmesi ve gerekse gerçeği yansıtmamasından ötürü yasal ve hukuki değildir. Ancak bu tespit işleminden ötürü davalı şirket, bölgede tekel olmasının sağladığı güçle, yine alternatif bir enerji şirketinin de bulunmamasının da etkisiyle davacıyı elektrik enerjisini kesmekle tehdit etmiş ve bu baskıyla davacıdan ihtirazı kayıtla ödemesi yapılan 22.10.2024 tarihinde 216.628,11 TL ve 11.975,88 TL'yi, 02.12.2024 tarihinde de 229.493,59 TL'yi tahsil etmiştir. Davacının davalıya kaçak tespit faturasından kaynaklı herhangi bir borcu yahut kabulü bulunmamaktadır. Hatalı ve keyfi bir işlem tesis edilmiştir. Bu noktada kaçak tespit faturasından ötürü davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ve yargılama süresince davacının icra ve elektrik kesintisi tehdidinden ötürü ödeyeceği bedellerin de avans faiziyle birlikte istirdatı gerekmektedir. Bundan başka davacıdan haksız olarak tahsil edilen  216.628,11 TL ve 11.975,88 TL ve 229.493,59 TL'nin iadesi için de ayrıca dava ikame edilecektir, bu aşamada iadeye ilişkin haklarımız saklıdır. İşbu usulsüz işlemle ilgili davalı şirketin Turgutlu yetkilileriyle görüşme sağlanmış, yapılan görüşmede yanlışlık yapıldığını kabul etmişlerdir, bu durumun ortaya çıkması üzerine tartışma da yaşanmıştır, davalı şirket çalışanlarının kişisel ve keyfi tavırları yüzünden aleyhe ve haksız bir tespitin yapıldığı öğrenilmiştir. Ancak buna rağmen davalı şirket tarafından bir çözüm sunulmadığı gibi davacıdan baskıyla ödemeler tahsil edilmiştir. Haliyle davacıya sürecin yargı yoluyla çözülmesinden başka bir olanak da kalmamıştır. Bundan başka davacının işyeri, bir fabrikadır, halihazırda 10 çalışanı bulunmaktadır,  yine  burası sanayi tipi makinelerin kullanıldığı, almış olduğu siparişlere göre sürekli olarak imalat/üretim yapan aktif bir işyeridir. Ekte de işyerinin görselleri sunulmuştur. Bu açıdan elektrik enerjisi davacının işyeri için faaliyetlerinin devamlılığı için zaruridir. Bu noktada davacının haksız bir uygulamaya maruz kalmasından ötürü faaliyetlerinin durmaması adına, yargılama süresince davacının elektrik enerjisinin kesilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmekteyiz. Her ne kadar bu aşamada karşı taraf ile yapılan taahhüt gereği davacıya elektrik arzı sağlanmış ise de; müvekkilin haksız bir faturayı ödemesi yerinde olmadığı gibi,  kalan bakiye fatura bedelini de ödemeye mecbur bırakılması isabetsizdir. Öyle ki yapılan taahhütname gereği 30.12.2024 tarihinde ödenecek olan 216.626,00 TL'yi, davacının ödeme durumu yoktur. Bu noktada müvekkil, elektrik enerjisinin kesilmesi tehlikesi ile karşı karşıyadır. Elektrik enerjisinin kesilmesi halinde de müvekkilin, iş ve faaliyetlerine devam edemeyeceği, bu durumun davacının mesleki/ticari itibarını ve iş potansiyelini kaybetmesine mahal vereceği açıktır. Bu yönüyle davacının telafisi güç bir mağduriyete maruz kalmaması açısından dava süresince ivedilikle tedbiren elektrik enerjisi arzının devamına, -işleyecek fatura bedellerinin düzenli olarak ödenmesi dışında- herhangi bir ödeme yükümlülüğüne tabi tutulmaksızın davacıya kesintisiz elektrik enerjisi sağlanmasına devam olunması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmelidir. Bir diğer husus ise, ortada haksız bir şekilde tanzim edilmiş bir fatura söz konusudur.  Bu sebeple müvekkilin söz konusu faturayı ödemeye mecbur bırakılması yerinde değildir. Ancak ne var ki davalı şirket söz konusu faturanın ödenmemesi halinde icra takibine konu etmektedir. Bu noktada davacının muhtemel hak ve menfaatlerinin zedelenmemesi adına  aleyhinde açılacak muhtemel icra takibinin durdurulmasına yönelik İİK md. 72/1 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini de mahkemenizden talep edilmektedir. Yukarıda izah edildiği üzere, davacının davalıya borcu bulunmamaktadır, davcı kaçak kullanım yapmamıştır, tespit gerçeği yansıtmamaktadır, yine yasal mevzuata uygun usulünce yapılmış bir tespit de söz konusu değildir, davacının davadaki haklılığı ortadadır, arabuluculuk süreci de olumsuz neticelenmiştir, son tutanak ektedir. Bu bağlamda dava konusu faturadan ötürü davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespiti, yargılama süresince davacının ödeme yapması halinde bu bedellerin avans faiziyle birlikte tahsili için davaya istirdat davası olarak devam edilmesine ilişkin işbu davayı açma gereği doğmuştur. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; Davacı müvekkile dava süresince -işleyecek faturalar dışında- ayrıca herhangi bir ödeme yükümlülüğüne tabi tutulmaksızın mevcut elektrik enerjisi kesilmeden elektrik arzının sağlanmasına devam olunması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı şirkete ara kararın gereği için müzekkere yazılmasına, Dava konusu EG12024000008814 nolu ve 16.10.2024 tanzim tarihli 1.299.758,11 TL tutarlı faturaya istinaden davacı aleyhine açılacak icra takibinin durdurulması hususunda  ihtiyati tedbir kararı verilmesine, <br>Davanın kabulüyle, dava konusu EG12024000008814 nolu ve 16.10.2024 tanzim tarihli 1.299.758,11 TL tutarlı faturadan ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama süresince ödenecek olan bedellerin avans faiziyle birlikte istirdatına, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükenmesine, karar verilmesi arz ve talep olunur.\" şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ  ARA KARAR ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi \"... 6100 Sayılı HMK'nun 390/1 maddesinde ihtiyati tedbir, dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemede, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edileceği, aynı yasanın 390/3 fıkrasında ise, tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esas yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir, davacının ihtiyati tedbire ilişkin talebi yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında değerlendirildiğinde; mevcut delil durumu dikkate alındığında yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı, uyuşmazlık konusunun yargılamayı gerektirdiği ve davanın esasını çözer nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyecek olması dikkate alınarak şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine ...\" ifadelerini içeren gerekçelerle ihtiyati tedbir reddine  dair  ara kararı vermiştir<br>İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:<br>Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br> Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; davacının iş yerinin bir fabrika olduğunu, iş yerinde sanayi tipi makinelerin bulunduğunu, elektriğin davacının iş yeri için faliyetlerinin devamlılığı için gerekli olduğunu, davacıya kesilen faturanın usul ve yasaya aykırı bir şekilde kesildiğini, haksız bir faturadan dolayı elektriğin kesilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir kararı talep ettiklerini aksi takdirde elektrik kesintisinden dolayı zor duruma gireceğini, ilk derece mahkemesince verilen kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek verilen ara kararın kaldırılarak tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit davasıdır. <br>İstinafa konu ara karar ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının istinafen incelenmesine ilişkindir. <br>Davacı  vekili yukarıda belirtilen  gerekçelerle  menfi tespit davası   açarak elektrik  enerjisinin  kesilmemesi  için ihtiyati tedbir  isteminde bulunmuştur <br>İlk derece mahkemesi 22/12/2024 tarihli ara kararı ile yaklaşık haklılığın ispat edilmediği ihtiyati tedbir koşullarının bulunmadığı uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile ihtiyati tedbir isteminin reddine dair ara kararı vermiştir. Bu ara kararına karşı davacı vekili tarafından kararın haksız olduğu faturanın haksız olarak  tanzim  edildiği  telafisi imkansız   çorlukların  meydana  geleceği   gerekçeleri ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Somut olayda kaçak elektrik tespit tutanağı mevcuttur. Davacı taraf yaklaşık haklılığını ortaya koyacak herhangi bir delil bu aşamada sunmamıştır. Öte yandan elektrik enerjisinin açılması da bu  davanın konusu değildir. İlk derece mahkemesinin vermiş olduğu ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara karar usul ve yasaya uygun bulunmakla davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353 (1)-b-1 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir. <br>İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davada ki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından ileri sürülen istinaf itirazlarının HMK'nın 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. <br> HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  Tarih ve 2024/1067 Esas sayılı ara kararının  usul ve yasal düzenlemelere uygun olduğundan davacının karara yönelik istinaf başvurusunun  HMK 353(1)-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf talebinde bulunan davacı taraftan alınması gerekli harç maktu harç olup, peşin alındığından yeniden tahsiline yer olmadığına,<br>3-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 258/3 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 06/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"60af273af92fb005","SID":"1ef308c3015eeafc"}}