{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1915 <br>KARAR NO\t\t: 2025/826<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08.09.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/847 Esas 2022/513 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 22.05.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22.05.2025<br><br>\tAydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.09.2022 tarih 2021/847 Esas 2022/513 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA \t: Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine Çine İcra Müdürlüğü'nün 2021/429 E. sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, takibe konu bonodaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin gerek keşideci gerekse de alacaklı ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını iddia ederek, bono ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP\t: Davalı vekili, davacının kötü niyetli ve borcunu ödememek amacıyla dava açtığını, dava konusu kambiyo senedine dayanılarak 15.09.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 28.09.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının herhangi bir itirazının olmadığını bu nedenle icra dosyasının kesinleştiğini, kambiyo senedindeki imzaların davalıya ait olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, soruşturma dosyası ve davacının imza örneklerinin incelenmesine ilişkin İzmir Polis Kriminal Raporunda icra takibine konu edilen senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği; davacı vekilinin itirazları doğrultusunda imza incelemesi yapılmak üzere davacının mahkemede alınan imza örnekleri ve kurumlardan dosya arasına celp edilen imza asılları kıyaslanmak üzere dosya İstanbul ATK'ya tevdi edildiği, düzenlenen raporda icra takibine konu edilen senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davalı yanca kötü niyet tazminatı talep edilmişse de mahkemece verilen ihtiyati tedbir talebinin davacı yanca uygulanmadığı, icra takibinin devam ettiği, davalı yanın herhangi bir zararının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemenin kararına dayanak yaptığı gerek Çine C.Başsavcılığı’nın 2021/2719 soruşturma dosyasından alınmış İzmir Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 24.11.2021 tarihli uzmanlık raporu, gerekse İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi’nin 05.08.2022 tarihli raporunun bilimsel tespitler içermeyen, hüküm kurmaya ve denetime elverişsiz raporlar olduğunu, takip dayanağı bononun arka yüzündeki ciro imzası ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, İzmir Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü raporunun HMK'nun 211. maddesinde belirlenen, Yargıtay’ın kabul edip benimsediği yönteme, usul ve esaslara uygun olarak hazırlanmadığını, Yargıtay’ın hem ceza yargılaması hem de hukuk yargılamasında imza incelemesi usul ve esasları olarak benimsediği ve kabul ettiği yöntemin imza ve yazı incelemesinin sadece şahıslardan alınan yazı ve imza örnekleri üzerinde inceleme yapılmasını değil şahısların imzasının bulunması muhtemel yerlerden ve resmi kurumlardan imza örneklerinin getirtilmesi ve hem huzurda alınan imza örnekleri hem de resmi kurumlarda atılmış imza örnekleri üzerinde inceleme yapılması yöntemi olduğunu, uzmanlık raporunda yapılan incelemede ‘imzaların içerisindeki buklesel hareketlerin yapılışı’, ‘imzalar içerisindeki el kaldırma hareketlerinin yapılması’, ‘imzaların içerisindeki dönüş hareketlerin yapılışı’ ‘imzaların içerisindeki yatay çekiliş hareketlerin yapılışı’ hususlarında bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, raporda ulaşılan sonuca ve inceleme konusu ciro imzasının imzanın neden müvekkilinin eli ürünü olduğuna dair ekinde fotoğraf ve diğer görüntü teknikleriyle desteklenmediğini, müvekkilinden mahkeme huzurunda ayakta-oturarak, sağ ve sol elle alınan imza örnekleri ve resmi kurumlardan getirtilen mukayese imzaları ile davaya konu bono arkasında müvekkiline atfedilen ciro imzası arasında herhangi bir benzerlik söz konusu olmadığını, İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi’nin 05.08.2022 tarihli raporunun da bilimsel tespitler içermediğini, kanaatlerince grafoloji konusunda uzmanlıkları bulunmayan bilirkişilerce hazırlandığını, raporu hazırlayan bilirkişilerin grafoloji konusunda uzman olup olmadıkları veya bu uzmanlıklarını nasıl aldıklarının belli olmadığını, müvekkilinin lehtar sıfatıyla hiçbir zaman ne takibe konu bonoyu ne de başka bir bonoyu ciro imzası ile davalı alacaklıya devretmediği gibi davalı alacaklı ile arasında borç doğuran hiçbir hukuki ilişki olmadığını, takibe konu edilen bononun arka yüzüne müvekkilinin isminin yazılıp imzası taklit edilerek haksız ve kötü niyetle sahtecilik yapıldığını, Çine C.Başsavcılığı’nın 2021/2719 soruşturma numaralı dosyasından alınan İzmir Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 24.11.2021 tarihli uzmanlık raporunda ‘Senedin ön yüzündeki el yazıları ve borçlu imzalarının ..., ... ve ... elinden çıktıklarını gösterir nitelik ve yeterlilikte uygun kaligrafik bulgulara rastlanılmamıştır.\" tespitinin de bu beyanları desteklediğini, davalı alacaklının sadece müvekkili aleyhine icra takibi başlatmasının, senette keşideci sıfatıyla ismi ve imzası bulunan ... aleyhine icra takibi başlatmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının borcun varlığını kanıtlayamadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t:  Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavacı tarafça, bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı, davacının davalıya borçlu olmadığı iddia olunmaktadır. <br>\tÇine Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/2719 soruşturma dosyasında İzmir Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nden alınan 24.11.2021 tarihli uzmanlık raporunda dava konosu bononun arka yüzü 1. ciranta hanesindeki “... ...\" içerikli ciranta yazıları ve altında atılı olan ciranta imzasının davacının eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan 05.08.2022 tarihli raporda dava konusu senette arka yüzde \"...\"  \"...\" yazıları ve altında yer alan imza ile davacının mukayese yazı ve imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazıların ve imzanın davacının eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.<br>\tKambiyo senetleri kayıtsız ve şartsız para borcu ikrarı içermekte ve sebepten bağımsız (mücerret) senet niteliğinde olup, yerleşik Yargıtay uygulaması doğrultusunda senedin teminat senedi olduğu yahut açığa imza sonrasında senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu itirazlarının davacı tarafça yazılı belge ile ispatlanması gerekmektedir. Davacı tarafça bahsi geçen iddialar senetle yahut başkaca kesin delille ispat edilememiştir. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d667a4bc5e711f56","SID":"2df9b29246c2089c"}}