{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1966 <br>KARAR NO\t\t: 2025/841<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/1435 Esas 2022/673 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 23.05.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23.05.2025<br><br>\tAydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.11.2022 tarih 2021/1435 Esas 2022/673 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankadan ticari kredi kullandığını, müvekkili şirketin kredi ödemesi için yatırdığı 26.500,00 TL'den 8.400,00 TL \"periyodik hizmet komisyonu\" adı altında davalı banka tarafından kesinti yapıldığını yapılan kesintinin yasal karşılığının bulunmadığını beyan ederek, yapılan kesintinin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, müvekkili banka ile davacı arasında genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini davacıya kredi kullandırıldığı, kredi sözleşmesinde davacının alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf hakkında bilgi verildiğini, davacıya bilgilendirme yapıldıktan sonra hür iradesi ile kredi sözleşmesinin imzalandığını, müvekkili bankanın uyguladığı işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede davalı bankanın periyodik hizmet komisyonu adı altında masraf tahsil etmesini haklı gösterecek bir hüküm bulunmadığı ve bu ad altında belirleyip ilan ettiği bir oran ya da tutar olmadığı, emsal bankaların müşterilerinden periyodik hizmet komisyonu adı altında tahsilat yaptıklarına yönelik yerleşmiş bir uygulamalarının bulunmadığı, yapılan tahsilatın hukuki bir dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ :Davalı vekili, kredi sözleşmesinde davacıdan alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf hakkında bilgi verildiğini, gerek banka internet sitesinde gerekse şubelerde ve gerek bankacılık düzenleme ve denetleme kurumu kendi internet sitesinde alınacak ücret ve komisyonların kalem kalem belirtilmek suretiyle ilân edildiğini, kredinin Bankalara belli başlı maliyetleri olduğunu, müşteriden tahsil edilen dosya masrafının her bir kredi tesisi işleminin Bankaya olan pek çok maliyetin bir kısmının karşılanmasını teminen müşteriden tahsil edildiğini, 2006/1 sayılı “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde faiz dışında sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğin 4. Maddesindeki “Bankalarca reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirlenir” hükmü uyarınca Bankaların kredilere uygulanacak azami faiz dışındaki menfaatleri serbestçe belirleme hak ve yetkileri bulunduğunu, ...'in 18.04.2022 tarihli yazısının ''periyodik hizmet bedeli gibi adlar altında ücret tahsil edilirken 01.03.2020 tarihinde uygulama değişmiştir..'' şeklinde olduğunu, ... Bank 01.03.2022 tarihli cevabında Nisan 2020 tarihinde yayınlanan ticari kredi komisyonları tebliği sonrası bu kalemde bir tahsilat yapılmadığını, ...bank'ın 20.09.2022 tarihli yazısında 2017-2019 yılları arasında uyguladığı komisyon miktarlarını belirttiği, ...'in 23.11.2022 tarihli yazısında 2017-2019 yılları arasında dönemsel hizmet komisyonu tahsilatı yapıldığını ifade ettiğini, dolayısıyla mahkemece emsal bankaların periyodik hizmet komisyonu tahsilatı yaptıklarına yönelik yerleşik bir uygulamanın olmadığının belirtilmesinin hatalı olduğunu,  2020 yılı başlarında yayınlanan tebliğ sonrası bu kalemde tahsilat yapılmasının sonlandırıldığını, bu tarihten önce uygulanmasında mevzuata aykırı bir yön olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. <br>\tGEREKÇE : Dava, davalı banka tarafından \"periyodik hizmet komisyonu\" adı altında davacıdan yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSomut olayda, davacı şirket tarafından davalı bankadan ticari kredi kullanıldığı ve kredi geri ödemesi sırasında davalı banka tarafından \"periyodik hizmet komisyonu\" adı altında davacıdan 8.400 TL tutarında kesinti yapıldığı, eldeki davanın iş bu bedelin istirdadı istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesinin bu husustaki son dönemdeki kararlarında sözleşme tarihine göre ikili ayrıma gittiği, 818 sayılı Borçlar Kanunun zamanında düzenlenen sözleşmeler yönünden sözleşmede bir oran belirtilmesi halinde bu oran, bir oran belirtilmemesi halinde bankanın T.C. Merkez Bankasına bildirdiği oran, bu da yok ise emsal banka uygulamalarına göre makul bir oran belirlenmesi gerektiği, sözleşme tarihi 6098 sayılı TBK döneminde ise sözleşme hükümleri yönünden aynı yasanın 19, 20 . maddesi uyarınca genel işlem koşulları yönünden incelemeye tabi tutulması, kredi sözleşmelerinde yer alan masraf tahsiline ilişkin hükümlerin yazılmamış sayılması sebebiyle oluşan boşlukların öncelikle bankanın 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3., 4. ve 6/2 maddeleri uyarınca belirleyip ilan ettiği oranlar, bankanın bu yönde yapmış olduğu bir ilan bulunmadığının tespit edilmesi halinde ise emsal banka uygulamaları gözetilerek doldurulması gerektiği yönündedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/12/2019 tarih 2018/4910 E -2019/8174 K,  30.09.2019  tarih 2018/5750 E- 2019/5991K, 26.09.2019 tarih 2018/4650 E-2019/5901K sayılı kararları).Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nun 07.07.2020 tarihli kararıyla 19. Hukuk Dairesi kapatılarak işleri 11. Hukuk Dairesi'ne devredilmiş olmakla Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin uygulamaları da dikkate alınarak uyuşmazlığın incelenmesi gerekmektedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 08.05.2019 tarih  2018/426 E, 2019/3029 K sayılı kararında ise genel işlem şartı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, sözleşmede bir oran belirlenmiş ise bu oranın uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Böylelikle Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 6098 sayılı TBK'dan sonra düzenlenen sözleşmelerde aynı yasanın 19, 20 maddeleri uyarınca genel işlem koşullarına yönelik denetim yapılmaması, yapılan kesinti konusunda varsa sözleşme hükümlerinin uygulanması görüşünde olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki dosyada, mahkemece davaya konu kredi sözleşmesi ve ilgili tüm belgeler, kredi sözleşmelerinin imzalandığı ve/veya borcun kapatıldığı dönemi kapsayan  zaman aralığında davalı banka tarafından Merkez Bankasına ticari kredilerle ilgili dava konusu iadesi istenen masraf kalemleri konusunda bildirilen ve ilan edilen oranlar ve bu husustaki emsal banka uygulamalarına göre karar verilmesi gerekmektedir. <br>Yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna göre; davalı banka tarafından tahsil edilen komisyon ile ilgili davacı şirketin bilgilendirildiğine <br>veya bu tahsilat işlemi ile ilgili talimat alındığına dair belge ibraz edilmediği, şube tarafından işbu masraf tutarı ile ilgili gerekli bilgilendirmenin ilan edildiğine dair belge ibraz <br>edilmediği, diğer bankalar tarafından bu ad altında alınan bir masraf kaleminin bulunmadığının belirtildiği, mahkemece söz konusu raporun hükme esas alındığı, diğer taraftan tahsil edilen masrafın zorunlu bir masraf olduğu veya yasal olarak 3.kişilere ödenmesi gereken kalemlerden olduğunun kanıtlanamadığı anlaşılmıştır. <br>\t Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında;  tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere göre; netice itibariyle ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığı, bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 200,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 415,4‬0-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 23.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bab00fbb43e3aa69","SID":"7f7b893be60638e7"}}