{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1990 <br>KARAR NO\t\t: 2025/845<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16.09.2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/535 E. - 2022/705 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 23.05.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23.05.2025<br><br>\tİzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.09.2022 tarih 2020/535 E. - 2022/705 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davalı ile davacının yetkilisi olduğu ... Limited Şirketi ile davalı arasındaki ticari iş dolayısıyla davalıya toplam 17 adet senet verildiğini, bu senetlerin davacının yetkilisi olduğu şirket adına imzaladığını, 05/10/16 düzenleme tarihli 12 adet senet yönünden şahsen borçlu olmayı kabul etmeyerek şirket yetkilisi sıfatıyla iki imzasını da şirket kaşesi üzerine attığını, 18/12/15 düzenleme tarihli 5 senetteki 2 imzadan birini kaşe üzerine, diğerini ise kaşe dışına atarak bu senetler nedeniyle şahsen de borçlu olmayı kabul ederek aval olduğunu, davalı tarafından başlatılan icra takibinde ise davacının tüm borçtan şirket yanında şahsen  de sorumlu tutulduğunu belirterek 5 adet senet dışındaki senetlerdeki her iki imzanın da şirket kaşesi üzerine atılmış olup, şirketi temsilen atılmış olduğundan davacının bu borçtan sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, somut olayda davacının ödeme emrine süresinde itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini, daha sonra çift imza attığı 17 senetten 12'sini aslında yalnızca şirket adına imzalamak istediğini ileri sürdüğünü, davacının kalan 12 senette ikinci imzasının da avalist olma iradesiyle atıldığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davacının temsilcisi olduğu şirket için davalı lehine bonolar düzenlediği, düzenlenen on yedi adet bonodan;<br>\t-30.01.2017 vade, 05.10.2016 düzenlenme tarihli 1200 EURO bedelli senet,<br>\t-30.02.2017 vade, 05.10.2016 düzenlenme tarihli 1200 EURO bedelli senet,<br>\t-30.03.2017 vade, 05.10.2016 düzenlenme tarihli 1200 EURO bedelli senet,<br>\t-30.04.2017 vade, 05.10.2016 düzenlenme tarihli 1200 EURO bedelli senet,<br>\t-30.05.2017 vade, 05.10.2016 düzenlenme tarihli 1200 EURO bedelli senet,<br>\t-30.06.2017 vade, 05.10.2016 düzenlenme tarihli 1200 EURO bedelli senet,<br>\t-30.07.2017 vade, 05.10.2016 düzenlenme tarihli 1200 EURO bedelli senet,<br>\t-30.08.2017 vade, 05.10.2016 düzenlenme tarihli 1200 EURO bedelli senet,<br>\t-30.09.2017 vade, 05.10.2016 düzenlenme tarihli 1200 EURO bedelli senet,<br>\t-30.10.2017 vade, 05.10.2016 düzenlenme tarihli 1200 EURO bedelli senet,<br>\t-30.11.2017 vade, 05.10.2016 düzenlenme tarihli 1200 EURO bedelli senet,<br>\t-30.12.2017 vade, 05.10.2016 düzenlenme tarihli 1285 EURO bedelli senetler üzerindeki kaşe üzerinde düzenleyenin iki adet imzası bulunduğundan, bonolar açısından davacının avalist olma iradesinin bulunmadığı gerekçesiyle bu bonolar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tMahkemece 08.12.2022 tarihli ek kararla davacı vekilinin muhtıra tebliğine rağmen yatırması gereken istinaf harçlarını yatırmadığı gerekçesiyle istinaf başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verildiğinden, davacı vekilinin istinaf itirazları açısından Dairemizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. <br>\tİSTİNAF NEDENLERİ :Davalı vekili, somut olayda davacının tek pay sahibi olduğu şirket tüzel kişiliğini kötüye kullandığı ve faaliyetlerine serbest meslek erbabı olarak devam ettiği ileri sürülerek, buna ilişkin bir takım deliller gösterilmesine karşın, bu konuda mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadığını, bu yönüyle kararın eksik olduğunu, kararın gerekçeli olması gerekirken, mahkemece hangi gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiğinin gerekçelendirilmediğini, davacının tek pay sahibi olduğu şirketin tüzel kişiliğini alacaklılarına ödeme yapmamak için kötüye kullandığını, bu sebeple takibin davacıya da yöneltilmesinin doğru olduğunu, tüm Senetler Üzerinde tek kaşe iki imza bulunduğunu, davacının ise bu senetlerden yalnızca 5'ini avalist olma iradesi ile imzaladığını iddia ettiğini, bu durumun güven teorisi çerçevesinde yorumlandığında tüm senetler üzerine atılan imzanın avalist olma iradesi ile atıldığının kabul edilmesi gerektiğini, TTK'nun 701/3maddesinde \"Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır.\" hükmünün bulunduğunu, dolayısıyla davacının senetlere çift imza atmasının, iki hukuki işlem yapma iradesini açıkça ortaya koyduğunu, davacının herhangi bir cebir veya yönlendirmeye maruz kalmadan, matbu olarak \"imza\" kısmı bulunmayan senetlere kendi hür iradesiyle çift imza attığını, senedin, düzenleyenin TTK.nun 671/I-h maddesi uyarınca senedi tanzim edenin imzasını taşıması gerektiğini, bunun kaşenin üstüne veya yanına atılması gibi zorunluluk bulunmadığını, bonoda sorumluluğun tek bir imza ile doğduğunu, birden fazla atılan imzanın imza sahiplerini duruma göre asıl borçlu veya aval veren konumuna soktuğundan çift imza atması halinde avalist olarak da sorumlu olacağını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2013/13411, K.2013/18159 “…dava konusu kambiyo senedi, davacılar tarafından tek imza ile imzalanabilecek iken, çift imza ile imzalandığı, tek imzanın siteyi temsilen atıldığı varsayılsa dahi ikinci imzanın aval için imzalandığı, dolayısıyla davalıların asıl borçlu olarak olmasa bile aval veren olarak borçtan şahsen sorumlu bulunduklarını\" istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>\tGEREKÇE :Dava, icra takibine konu bir kısım bonolar yönünden davacının avalist olma iradesinin bulunmadığı iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSomut olayda, davacı takip konusu bonolardan on iki adedinde düzenleyen şirketin kaşesi üzerine atılan iki adet imzanın bulunduğunu, bu bonolar açısından davacının avalist olma iradesinin bulunmadığını, kaşe üzerine bir; kaşe dışına bir imza atılan beş adet bono yönünden ise davacının avalist olma iradesi bulunduğu iddiasıyla takibe konu 12 adet bono yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Eldeki davada, davacının dava dışı ... Şirketinin yetkili temsilcisi olduğu ve dava dışı bu şirket ile davalı şirket arasındaki ticari iş nedeniyle davalıya toplam 17 adet senet verdiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davacı tarafından şirket kaşesi üzerine atılan çift imza nedeniyle takibe konu 12 adet bono yönünden avalist olma iradesinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>\t6102 sayılı TTK'nun 678. maddesine göre temsilcisi olmadığı halde şirket adına düzenlenen bonolar bakımından düzenleyenin bizzat sorumlu olması gerektiği, diğer taraftan şirket kaşesi üzerinde aynı kişiye ait çift imza olması halinde diğer imzanın aval imzası olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacının şirket kaşeleri üzerine attığı imzaları şirketi temsilen attığının kabulü gerektiği, yine davacının kaşe üzerindeki ikinci imzasının avalist imzası olduğu anlamına gelmeyeceği, şirket kaşesi dışında bulunan imzaların aval imzası olduğu, bu durumda 6102 sayılı TTK'nun 702/2. maddesine göre avalistlerin şekil noksanlığı dışında sorumluluklarının sona ermeyeceği ilkeleri göz önünde bulundurulmalıdır. (Yargıtay 19. HD'sinin 2018/3222 E-2020/1089 K sayılı kararı)<br>\tBu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, mahkemenin tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, özellikle de Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre şirket kaşesi üzerinde atılan imzalar yönünden davacının şirketi temsilen imza attığının kabul edilmiş olmasına, kaşe üzerinde çift imza bulunmasının diğer imzanın avalist imzası olduğu anlamına gelmemesine, kaşenin dışına atılan imzaların avalist imzası olarak değerlendirilmiş olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.  <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 7.063,30 TL'den peşin alınan 1.766,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.296,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 23.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5cfcd2c96d50e7b8","SID":"37f49768f5cd851d"}}