{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/310 <br>KARAR NO:2025/694<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:17.02.2021<br>NUMARASI:2019/651 Esas - 2021/105 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Taşıma sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen taşıma sözleşmesi gereğince, davalının tüm gümrük işlemleri dahil olmak üzere yükün İtalya'dan Türkiye'ye taşınması işini üstlendiğini,  davalı şirketçe sözleşme konusu ... sayılı Ata karnesine bağlı emtianın İtalya'dan Türkiye'ye getirildiğini, ancak bu karne hakkında İtalya'da soruşturma açıldığını, ödeme yapılıncaya kadar müvekkiline karne verilmeyeceğinin bildirildiğini, durumun ... tarafından müvekkiline gönderilen 10.04.2017, 24.11.2017, 04.12.2017 ve 22.10.2018 tarihli yazılarla bildirildiğini, İtalya makamlarınca başlangıçta 7.449,93 Euro tutarında hesaplanan gümrük vergi ve resimlerinin müvekkilince ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, tutarın müvekkili tarafından yapılan müracaat ve itirazlar sonucu 2.671,70 Euro'ya düşürüldüğünü, ... tarafından ... aracılığı ile uluslararası kefil kuruluş sıfatı ile İtalya kefil kuruluşuna 2.671,70 Euro ödeme yapıldığını ve bunun müvekkilince ... hesabına 25.04.2019 tarihinde ödendiğini ve İtalya gümrük makamlarınca müvekkilinin ... karnesi hakkında başlatılan takibatın kapatıldığını,  taraflar arasındaki sözleşmenin 4.7.maddesi uyarınca yükün İtalya sınırları dışına çıkarılması için ödenmesi gereken gümrük işlemlerinin taşıyan tarafından yapılacağını, 4.8. maddesinde taşımada kullanılacak araçlara ilişkin izinlerin alınması evrak ve belgelerin düzenlenmesi ile bunlardan kaynaklı eksikliklerden doğacak maddi zararlardan taşımacının sorumlu olacağını, sözleşmenin 10.4. maddesinde de her türlü vergi ve belge düzeni ile bunlardan kaynaklanacak zararlardan taşımacının sorumlu olacağının düzenlendiğini, davalının tüm işlemleri gereği gibi yaptığını ileri sürerek ödemeden imtina ettiğini, davalının ... karnesi ile malın geri taşınma sürecinde İtalya gümrük makamlarından ... karnesine gerekli kaşe ve imzaları almadığını, taşıma yanında gümrük işlemlerini de taahhüt eden davalının haksız olduğunu, alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, takibe yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin taşıma sözleşmesinde kararlaştırılan tüm edimlerini ifa ettiğini, uluslararası taşımalarda ihracatçı ve ithalatçıların gümrük iş ve işlemlerini yürüttüğünü, bunun için gümrük müşaviri işletmecilerden hizmet alındığı, ihtilafa konu taşımada gümrük iş ve işlemleri ile hizmetlerinin müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını, davalının akdi yükümlülüğünün taşıma konusu yükün İtalya'ya götürülmesi ve tekrar Türkiye'ye geri getirilmesinden ibaret olduğunu, bunun da sözleşmeye uygun şekilde yerine getirdiğini, malın taşınması sırasında gidiş ve dönüşte dört  kez denetimden geçtiğini, malın geri dönüşte davacı yana teslim edildiğini,  aradan geçen 4 yıl sonra dava açılmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının İtalya gümrük idaresine karşı yeterli ve gerekli savunmayı tam yapamayan ...’dan talepte bulunması gerektiğini, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, emtianın 21.05.2015 tarihinde ... numaralı... karneli olarak ... numaralı T1 ihracat beyanına bağlanarak Erenköy Gümrüğünden çıkışının yapıldığı, 06.06.2015 tarihinde ise ... numaralı ... karneli olarak ... numaralı T2 ile yurda geri dönüşünün sağlandığı, gümrük hizmetinin dava dışı Kızılkaya Gümrük Müşavirliği tarafından sağlandığı, antrepoya alınan malın sevk evrakının da davacıya sunulduğunu, İtalya gümrük otoritesinin ... karnesi için işlem başlatmasını gerektiren bir durum olmadığını, CMR ve TTK hükümlerine göre davacının gümrük iş ve işlemlerinden sorumlu olduğu, bir zararı var ise bunun sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceği, davacının ağır kusurlu ve kötü niyetli bir şekilde takibe giriştiği savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Tüm dosya kapsamı, dosyada mevcut incelenen ... Karnesi içeriği, tüm deliller ve alınan uzman bilirkişi kurulu raporu ile taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri hep birlikte değerlendirildiğinde, sözleşme ile davalı taşıyıcının İtalya'ya ... Karnesi içeriği  37 araçlık eşyanın geçici ihracı ve sonra Türkiye'ye geçici ithali (transit taşıma)  işi yanında, gümrük makamlarına ...Karnesini ibraz suretiyle tüm gümrük işlemlerini de yaptırma işini üstlendiği, bu işi ilgili gümrük mevzuatına uygun şekilde yerine getirmesinin sözleşmeden doğan sorumluluğu ve edimlerinden olduğu, ancak edimini gereği gibi yerine getirmediği, eşyanın İtalya'dan çıkışına dair ... Karnesinin ilgili sayfasına yaptırılması gereken çıkış onayını yaptırmadan Türkiye'ye eşyayı geri ithal taşımasını yaptığı, bu nedenle davacı karne hamilinin İtalyan gümrük makamlarınca yasal takibe uğramasına ve ödeme yapmak zorunda kalmasına-zarara uğramasına neden olduğu, davacının girişim ve itirazı üzerine ilk olarak 7.449,93 Euro olarak bildirilen tutarın 2.671,70 Euro'ya düşürülmesinin sağlandığı, dolayısıyla davacının zararın doğmasına veya artmasına neden olmadığı gibi aksine azalmasını temin ettiği, uyuşmazlık her ne kadar uluslararası kara taşıma sözleşmesi kaynaklıysa da davadaki talebin taşıma işlemine-taşıma ücretine-taşınan eşya ziya ve hasarına veya taşıma gecikmesine dayalı bir zarar/tazminat talebi olmadığı, bu nedenle  CMR hükümlerinin ve taşıyıcının sınırlı sorumluluğu hükümlerinin uygulanamayacağı, taşıma işiyle birlikte davalı tarafından üstlenilen yan edim olan... karnesi gümrük giriş-çıkış işlemlerini yaptırma ediminin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle taşıtanın uğradığı ve taşıma işlemi tamamlandıktan sonra ortaya çıkan zarar talebine ilişkin dava açıldığı, bu durumda TBK md 112 ve devamında düzenlenen borcun ifasına ilişkin genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği, bu nedenle davacının uğradığı zarardan davalının sorumlu olduğu, uzman bilirkişi kurulu raporunun ilgili mevzuatına ve dosya kapsamına uygun, denetime  açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektiren bir delil ve itirazın ise davalı tarafça sunulamadığı, bu nedenle davalının takibe itirazının haksız olduğu, davacının yabancı para cinsinden İtalya makamlarına (kefil kuruluş ... İtalya'ya ödedikten sonra... hesabına ödeme yoluyla) ödemek zorunda kaldığı zararı yine yabancı para cinsinden ve 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesine göre Euro cinsi mevduata Devlet bankalarınca uygulanan yıllık mevduat faizi  işletilerek davalıdan talep konusunda seçimlik hakkı bulunduğu, davacının takip öncesi davalıya 17/06/2019 tarihinde tebliğ edilen noter ihtarıyla verdiği 7 günlük sürenin sonunda davalının temerrüdünün oluştuğu, bu nedenle 25/06/2019 temerrüt tarihi ile takip tarihi 08/07/2019 arasında işlemiş faiz talep edilebileceği, takip talebinde de bu şekilde talepte bulunulduğu ve uygulanan faiz oranının da 3095 sayılı Kanun 4/a maddesine göre ... tarafından ilan edilen ve takip tarihinde geçerli olan faiz oranı (yıllık %6) olduğu...\" gerekçesiyle davanın kabulü davalının ... takip dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin 2.671,70 Euro asıl alacak, 5,71 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.677,41 Euro üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun 4/a maddesine göre faiz işletilmek suretiyle takibin aynı koşullarda devamına, alacağın %20'si oranında 535,48 Euro karşılığı 3.537,60 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile ... sayılı ... karneli eşyanın İtalya’dan getirilmesinin kararlaştırıldığını, dava dilekçesinde İtalya’dan getirilen emtia hakkında İtalya gümrük makamlarınca takibat açıldığı ve ... tarafından uluslararası kefil kuruluş sıfatıyla, İtalya kefil kuruluşuna 2.671,70 Euro ödeme yapıldığı, bu tutarın davacı tarafından ödenmemesi durumunda ... tarafından kendilerine ... karnesi verilmeyeceğinin bildirildiği ve buna istinaden bu tutarın ödenerek takip başlatıldığının iddia edildiğini, Mahkemece yapılan yargılamada yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verildiğini, TTK'nın  850/2. maddesinde “Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır” hükmü bulunduğunu, dolayısıyla  855. maddede yer alan zamanaşımı hükümlerinin de bu davada uygulanması gerektiğini, anılan maddeye göre ölüm dışındaki taleplerin bir yılda zamanaşımına uğrayacağını, taşıma işinin 21.05.2015 tarihinde yapıldığını ve dört yıl sonra açılan davanın zamanaşamı nedeniyle reddi gerektiğini, mahkemenin kabulünün hukuk güvenliğine aykırı olduğunu,  zira benzer kararlarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, ödenen zararın rücusuna ilişkin taleplerin CMR'nin 32. maddesine göre bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun kabul edildiğini, Dava konusu uyuşmazlığa öncelikle sözleşme türüne ilişkin özel hükümlerin uygulanması gerektiğini, özel hüküm bulunmayan durumlarda genel zamanaşımı hükümlerinin uygulanabileceğini, uluslararası taşıma sözleşmesinin farklı şekilde değerlendirilerek TBK'nın 112 ve devamı maddelerinde bulunan borcun ifasına ilişkin genel hükümlere göre hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğunu, Müvekkilince husumet itirazında bulunulmasına rağmen, bu itirazın gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, müvekkilinin taşımacılık, depolama ve lojistik hizmet verdiğini, uygulamada ithalat ve ihracat firmalarının gümrük işlerinin yerine getirilmesi adına bir gümrük müşavirliği şirketiyle anlaştıklarını, bu kişilerin tüm gümrük işlemlerini yaptığını, müvekkilinin gümrük işlemleri ile sorumlu olmadığını,CMR Konvansiyonuna göre, taşıyıcının sorumluluğunun yükün teslim aldığı andan teslim edinceye kadar yükün kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasar ile yükü belirli bir süre içinde teslim etmediği takdirde meydana gelen gecikme ile sınırlı olduğunu, Konvansiyonun 11. maddesine göre gümrük belgelerinin doğruluğundan taşımacının sorumlu olmadığını, aksine meydana gelen zarardan gönderenin taşımacıya karşı sorumlu olduğunu,CMR Konvansiyonunun 17. maddesine göre, kayıp, hasar veya gecikmenin istek sahibinin hatası veya ihmalinden kaynaklanması halinde bu zararların talep edilemeyeceğini, TTK'nın 860/1. maddesi uyarınca gönderenin, eşyanın tesliminden önce, resmî nitelik taşıyan, özellikle gümrük işlemleri için gerekli bulunan bilgileri taşıyıcıya vermek ve söz konusu belgeleri taşıyıcının tasarrufuna bırakması gerektiğini, gümrük belgelerinin tamamlanmasının mevzuatta gönderene bırakıldığını, müvekkilinin ise emtiayı Türkiye’den İtalya’ya ulaştırıp, aynı şekilde İtalya’dan tekrar teslim yeri olan Türkiye’ye geri getirmeyi üstlendiğini, edimin eksiksiz yerine getirildiğini,Müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini ve kendisine kusur yüklenemeyeceğini, müvekkilinin sınırlı sorumluluğunun bulunduğunu, mevzuatta .. karnesi ile yapılan ithalat ve ihracat işlemlerinde taşımacıya bir sorumluluk yüklenmediğini, taşınan emtianın gümrük bölgesine alındıktan sonra tam olarak karne hamili veya temsilcinin sorumluluğuna geçtiğini, sözleşmenin 4.10. maddesinin müvekkiline ibraz ve onay yükümlülüğü getirmediğini, bu yükümlülüğün mevzuat gereği karne hamiline veya yetkili temsilcisine ait olduğunu,... tarafından davacıya gönderilen yazıda “eşya adedinin belirtilmemiş olması nedeni ile ilgili gümrük idaresine göndermiş olduğumuz delillerin kabul edilmediği ve bu neden ile gümrük vergi ve resimlerinin ödenmesinin talep edildiği belirtilmektedir.” şeklinde ibare bulunduğunu, davacı şirket Ata karnesi alınırken eşya adedi, eşya türü vs. gerekli tüm bilgilerin belirtilmesi ve ... karnesi veren kurum tarafından da bu bilgilerin işlenmesi gerektiğini, Ata karnesi alınması şartlarında ve ... karnesi sorumluluklarında belirtildiği üzere; “Karne verildikten sonra, karnenin ön kapağının arkasındaki listeye veya eklenen yapraklara başkaca bir kalem ilave edilemez. Karnenin kapağı, karne hamili tarafından imzalanır ve karneyi veren ilgili Odaca onaylanır.” hükmü bulunduğunu, müvekkilinin ... karnesi üzerinde oynama ekleme yapılamayacağını, bu nedenle Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın zamanaşımı, husumet ve esas yönlerinden reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taşıma sözleşmesi kapsamında davacı taşıtanın uğradığı zararın tazmini amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen 18.06.2015 tarihli taşıma sözleşmesi ile davacıya ait emtiaların İtalya'dan Türkiye'ye davalı şirketçe taşınması kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 3. maddesinde, konu ve taşınacak yük belirlenmiş olup, sözleşmenin 4. maddesinde ise taşıyanın yükümlülükleri düzenlenmiştir. Taşıma işlemlerinde ithalat ve ihracat işlemleri bulunması hâlinde gönderenin bunları başka bir kişiden hizmet alarak yerine getirmesi mümkün olduğu gibi, bu işlemlerin yapılması sözleşme ile taşıyana da bırakılabilir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4. maddesinde de gümrük işlemlerinin taşıyan tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle gümrük işlemlerinde taşıyanın bir kusurunun bulunması hâlinde bundan kaynaklanan zarardan kural olarak taşıyan sorumlu tutulması ve gönderenin ödediği gümrükleme hatasından kaynaklanan zararların taşıyandan istenilmesi mümkündür. Gümrük ile ilgili edimler, taşıyan tarafından taşıma edimine ek olarak üstlenilmiştir. Sözleşme tipik bir yurt dışı taşıma hizmeti olup, karakteristik edim taşıma edimidir.Yükün İtalya'dan Türkiye'ye taşınması nedeniyle uyuşmazlık hakkında CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Davacı, sözleşmede davalının yerine getirmesi gereken gümrük işlemlerinin eksik yapılması nedeniyle İtalya gümrük makamlarının düzenlediği cezayı ödemiş, 25.04.2019 tarihli makbuz ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin uluslararası kefaleti nedeniyle ödediği 2.671 Euro davacı tarafından TOB'a ödenmiştir. Davacı ödediği bu miktarın tahsili talebini davalıya Beşiktaş ... Noterliğinin 13.06.2019 tarihli ihtarını göndermiş, ihtarın tebliği üzerine davalı Beyoğlu ... Noterliğinin 01.07.2019 tarihli ihtarı ile cevap vermiştir. İhtara rağmen ödenmeyen alacağın tahsili amacıyla davacı tarafından 08.07.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Bu durumda öncelikle talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Uyuşmazlık öncelikle, zamanaşımının hangi tarihte başladığı ve uygulanması gereken hukuk normunun tespiti ile alacağın zamaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, zararın TBK'nın 112. maddesi uyarınca giderilmesi gerektiği, bu nedenle talebin TBK'nın 146. maddesinde düzenlenen on yıllık genel zamanaşımına tabi olduğu kabul edilerek zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. Oysa talep, taraflar arasında düzenlenen yurt dışı taşımaya ilişkin sözleşmeden kaynaklandığından, CMR'de belirlenen özel zamanaşımı süresinin değerlendirilmesi gerekmektedir. TBK'nın 112. maddesi, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde, borçlunun, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olacağını düzenlemiştir. Bu genel hüküm her türlü sözleşme ilişkisinde uygulanır. Ancak TBK'nın 146. maddesinde genel zamanaşımı süresi belirlendikten sonra, 147. maddesinde bazı sözleşme türleri için beş yıllık zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Bu nedenle, sözleşme ilişkisine TBK'nın 112. maddesinin uygulanması, mutlaka TBK'nın 146. maddesinde düzenlenen on yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerekli kılmamaktadır. TBK'nın 146. maddesinde, kanunda ayrı bir süre düzenlenmemesi hâlinde, her alacağın on yıllık zamaaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir. Tüm borç ilişkileri TBK'da düzenlenmemiş olup, TTK'da düzenlenen taşıma ve  sigorta sözleşmeleri için bu yasalarda ayrıca zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir. Ülkemizce onaylanarak iç hukukumuzun parçası hâline gelen CMR Konvansiyonu'nda da zamanaşımı bakımından özel düzenleme bulunmaktadır. Anılan Konvansiyon'un 32/1. maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi bir yıl olarak kabul edilmiş, taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması hâlinde ise üç yıl olarak belirlenmiştir.  Öte yandan, CMR’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacaktır. CMR Konvansiyonunun 32. maddesinde, \"Bu anlaşma gereğince yapılan taşımalardan doğacak davalann bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır ve şu tarihlerde başlar: a) Teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren,b) Tam kayıplarda, kararlaştınlan zaman suresi bitiminden 30 gün sonra kararlaştınlmış zaman süresi yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60'ncı günde, c) Bütün diğer durumlarda, taşıma anlaşmalannın aktedildiği tarihlerden üç ay sonra zaman süresinin başladığı gün sayılmaz. 2. Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişik belgeleri de iade edinceye kadar zaman süresini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. İstemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez. 3.Yukandaki 2 nci paragraf hükümlerine bağlı olarak, zaman süresinin uzatılması, davaya bakan mahkemenin kararma göre düzenlenir. Bu karar aynı zamanda yeniden dava açma haklarını da düzenler.4. Zaman aşımı ile düşen dava açma hakkı, karşıt istek veya vereceğini alacağına sayışma yoluyla kullanılmaz.\" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü gibi zamanaşımı süresi kural olarak bir yıl olup, bazı durumlarda üç yullık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Zamanaşımının durması ve kesilmesine ilişkin ise iç hukuk kurulları uygulanacaktır. Maddenin   1. bendinde zamanaşımının başangıç süreleri belirlenmiş olup, c bendinde  ise ütün diğer durumlarda, taşıma anlaşmalannın aktedildiği tarihlerden üç ay sonra zaman süresinin başladığı gün sayılmaz düzenlemesi  getirilmiştir.Buna göre somut olayda zamanaşımı süresi, sözleşmenin düzenlendiği 18.06.2015 tarihinden üç ay sonra başlamıştır. Esasen 2015 yılı Kasım ayı itibariyle de taşıma konusu emtialar teslim edilerek taşıma sözleşmesi ifa edilmiştir. Bu durumda bir yıllık zamanışımı süresinin 2016 yılı Kasım ayında, kabul edilmesi hâlinde üç yıllık zamanaşımı süresinin ise 2018 yılı Kasım ayında dolduğu anlaşılmıştır. Bu süre içinde TBK'nın 153 ve 154. maddelerine göre zamanaşımını kesen veya durduran bir nedenin bulunduğu iddia ve ispat edilmediği gibi, yapılan incelemede de anılan maddelerde belirtilen nedenlere rastlanılmamıştır. Bu durumda esasen ödeme, dava ve ihtar tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolduğundan, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekmektedir. Ödemenin zamanaşımı süresinin dolmasından sonra yapılmış olması, bu sözleşme için Konvansiyon'da belirlenen zamanaşımı hükmünün uygulanmasına engel olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, 2-Alınması gerekli 615,40 TL karar ilam harcından, peşin alınan 217,29 TL'nin mahsubu ile bakiye 398,11 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT  uyarınca belirlenen 17.685,36 TL vekalet ücretinin davacıdan  alınarak davalıya verilmesine,5-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,6-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı  tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 50,00 TL istinaf posta gideri olmak üzere toplam 212,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b531277d5058efb0","SID":"2d8db3bb30729f14"}}