{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/124 <br>KARAR NO:2025/678<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:24/06/2021<br>NUMARASI:2020/38 Esas,  2021/501 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne  dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında Karaman Merkez ... Mahallesi ... ada ... parselde bulunan taşınmaz için 5+5+2 yıl süreli ve 600.000 USD bedelli kira sözlemesi düzenlendiğini, 11.03.2011 tarihli Fesih Protokolü ile aynı taşınmazda 25.09.2007 tarihinde müvekkili lehine 15 yıl süreyle tescil edilen intifa hakkının 600.000 USD bedel karşılığında süresinden önce sonlandırıldığını, fesih protokolü çerçevesinde müvekkilinin, davalı şirketten 600.000 USD intifa hakkı bedeli alacağı doğduğunu, alacağın müvekkilince düzenlenen 11.03.2011 tarih ... no.lu ve 1.134.145,20 TL bedelli fatura ile istendiğini, intifanın süresinden önce sona erdirilmesi nedeniyle doğan alacağı olan 600.000 USD'yi müvekkilince düzenlenen 11.03.2011 tarihli faturaya binaen toplam kira bedeline karşılık mahsup edildiğini, bu şekilde toplam kira süresine ilişkin tahakkuk eden kira bedelinin tamamının davalıya ödendiğini, davalı şirketin ikinci kira dönemine ilişkin kabul iradesini yazılı olarak göstermediğini, işlememiş kira süresine tekabül eden bedelleri müvekkili şirkete iadeyle yükümlü olduğunu, faturaların davalıya usulüne uygun tebliğ edildiğini, alacağın ödenmemesi ... sayılı dosyasından başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, kira sözleşmesinin erken feshi durumunda işlemiş kira süresi esas alınarak hesaplanacak faizi ile birlikte ödeneceği kira sözleşmesinde kararlaştırıldığından davalının faize itirazının yerinde olmadığını ileri sürerek, davalının ... sayılı dosyasına yönelik itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı şirketin alacak iddiasını dayandırdığı 11.03.2011 tarih ... no.lu 1.134.145,20 TL bedelli fatura sonrasında davalı şirketçe 11.03.2011 tarih ... no.lu 1.134.145,20 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, davacı şirketçe bu faturaya itiraz edilmediğini, karşılıklı faturalaşma sonrasında tarafların bir birlerinden alacakları kalmadığını, bu nedenle davacının düzenlediğini 11.03.2011 tarihli 1.134.145,20 TL bedelli faturaya dayalı alacağının olduğunu iddia edilemeyeceğini, intifa hakkının müvekkilince süresinden önce sona erdirildiği iddiasının yerinde olmadığını, taraflar arasında düzenlenen akaryakıt bayiliği sözleşmesi gereğince davacı şirket lehine 25.09.2007 tarihinden itibaren 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, 15 yıllık intifa süresini 5 yılla sınırlayan ve sona erdirenin yasal mevzuat olduğunu,  davacı şirketçe 25.09.2007 tarihinden itibaren 15 yıllık intifa süresine karşılık USD cinsinden ödeme yapılmamasına rağmen, davacı şirketin 11.02.2011 tarihli fesih protokolü ile intifa hakkının 600.000 USD bedelle süresinden önce sonlandırıldığını iddia ettiğini, müvekkili şirketin fesih protokolünün tarafı ve imzalayanı olmadığını, müvekkili şirketin davacı şirkete kira sözleşmesini fesih ettiği yönünde herhangi bir ihtarı bulunmadığını, sulh hukuk mahkemesinin bu davaya bakmakla görevli olmadığını, davanın hak düşürücü ve zamanaşımı süresinden sonra açıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Davacı ... ile davalı şirket arasında davanın konusunu teşkil eden 11.03.2011 tarihli 5+5+2 olmak üzere toplam 12 yıl süreli (tapuya göre 11 yıl 6 ay 18 gün süreli) kira sözleşmesi akdedilmiş ve kira sözleşmesi 11.03.2011 tarih ve ... yevmiye numaralı işlem ile tapu siciline şerh edilmiştir. Toplam kira süresi için belirlenen kira bedeli 600.000  USD’dir. Davaya konu olan alacak; kira sözleşmesinin 4. maddesi gereğince yıllık 50.000 USD üzerinden , davacı ... nin ikinci 5 yıl için 250.000 USD ve üçüncü 2 yıl (tapu ve şerh tescil istemine göre 1 yıl 6 ay 18 gün) için 100.000 USD  olmak üzere toplam 7 yıl için ödediği 350.000 USD kira bedelidir. Davalı şirket  11.03.2011 kira sözleşmesi tarihinden sonra işleyen 1.5 yıllık dönemin sonunda;  kira sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca 'ikinci kira dönemine' ilişkin kabul iradesini yazılı olarak göstermemiştir. Davacı ... kira sözleşmesinin 3/2 fıkrası gereğince akdin sona ermesi nedeniyle, ikinci 5 yıllık dönem için 250.000 USD +üçüncü 2 yıllık dönem için 100.000 USD olmak üzere toplam 350.000 USD +KDV (413.000 USD) karşılığı olarak  icra takibinin dayanağı olan 23.08.2016 tarihli ... nolu 413.000,00 USD kira bedeli iadesi faturasını (350.000,00 USD+KDV) 23.08.2016 tarihli ... nolu 103.411,07 USD işlemiş faiz faturasını (87.636,50 USD+KDV)  düzenlemiştir. Kira sözleşmesinin 7/B maddesi gereğince kira bedelinin davalıya ödendiği 11/03/2011 tarihinden 23.08.2016 tarihli ve ... numaralı fatura tarihine kadar işleyen Libor (Londra bankalararası para piyasasında likiditesi yüksek bankaların birbirlerine Amerikan doları üzerinden borç verme işlemlerinde uyguladıkları faiz oranı) +5  sözleşme faizi bilirkişi raporunda 107.704,40 USD olarak hesaplanmıştır. Mahkememizce ... sayılı takip dosyasında 413.000,00 USD asıl alacak 107.704,40 USD işlemiş faiz olmak üzere 520.704,40 USD üzerinden itirazın iptaline takibin devamına fazla istemin reddine 413.000,00 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren libor+5 oranında sözleşme faizi yürütülmesine, alacak yargılamayı gerektirdiği...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının... sayılı dosyasına yönelik itirazının 413.000,00 USD asıl alacak 107.704,40 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 520.704,40 USD üzerinden iptaline, 413.000,00 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren libor+5 oranında sözleşme faizi yürütülmesine, alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin ve fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacının davasına dayanak olarak sunduğu 11.03.2011 tarihli fesih protokolünü imzalayanlar arasında müvekkili şirketin bulunmadığını, sözleşmenin davacı ile dava dışı ...AŞ arasında imzalandığını, müvekkili şirketin imzasının bulunmadığı ve tarafı olmadığı bir sözleşmeden doğduğu iddia edilen bir alacaktan (intifa fek bedeli) sorumlu tutulması ve sözleşmenin taraflarına has bazı yükümlülüklere katlanmasının yasaya aykırı olduğunu, Gerekçeli kararda, davalı şirketin kira sözleşmesinin tarafı ve intifa tesis edilen taşınmazın maliki olduğu gerekçesiyle husumete itirazının reddine karar verilmesine rağmen, davaya dayanak olarak gösterilen 11.03.2011 tarihli fesih protokolünün müvekkilince imzalanmadığını, takip ve davaya konu fesih protokolünde müvekkili şirketin imzasının bulunmaması hususunun göz ardı edilmesi ve müvekkilinin tarafı olmadığı bir fesih protokolünden sorumlu tutulmaya çalışılmasının sözleşmenin nispiliği ilkesine aykırı olduğunu,Ticaret mahkemesinin kiracılık kararının sulh hukuk mahkemesinin görevsizlik kararı ile çeliştiğini, yargılamanın 4. celsesinde verilen 2 no.lu ara kararda taraflar arasında bayilik ilişkisinin bulunmadığı, kiracı ve kiralayan ilişkisinin bulunduğunun belirlendiğini, bütün hukuki değerlendirmelerin davacı ile davalı arasındaki ilişkinin kiracı kiralayan ilişkisi olması üzerinden yapıldığını, oysa İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararında taraflar arasında kira sözlemesinin bayilik sözleşmesine binaen yapıldığı ve sözleşmenin bayilik sözleşmesi olduğunun belirlendiğini, ticaret mahkemesince bu nitelemenin kabul edilerek davaya bakıldığını, buna rağmen mahkemenin taraflar arasındaki ilişkiyi kiracı kiralayan ilişkisi olarak değerlendirmesinin görevsizlik kararındaki tespitlere aykırı olduğunu, bu halde mahkemenin görevsiz olacağını ve kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğini,Davacı şirketin 25.09.2007 tarihinden itibaren 15 yıllık intifa süresine karşılık davalı şirkete USD cinsinden herhangi bir ödeme yapmadığını, dava süresince sanki intifa hakkının tesisi için daha önce davalıya USD cinsinden ödeme yapmış izlenim yaratıldığını, davacının 15 yıllık intifa hakkının tesisi için müvekkili şirkete ödeme yapmadığını, incelenen ticari defterlerde intifa için ödeme yapıldığına rastlanmadığını, ödeme yapılmayan ve bu yüzden işlememiş sürelere ilişkin olarak talepte bulunulmasının kötü niyetli olduğunu,25.09.2007 tarihinde düzenlenen 15 yıl süreli kira sözleşmesinin Rekabet Kurumunun 12.03.2009 tarihli bildirisine aykırı olduğunu, taraflar arasında kira sözleşmesi başlığı altında imzalanan bayilik sözleşmesinin, 5+5+2 yıl olarak imzalanması, her 5 yılın sonunda müvekkilinin sözleşme yenilemeye mecbur bırakılması, aksi halde bir takım maddi yaptırımlara maruz bırakılmasının geçersiz olduğunu, bu durumun bilirkişi raporu ile de belirlendiğini, 25.05.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda yer verildiği üzere, sözleşmenin bireysel muafiyet kapsamında olmaması durumunda; Rekabet Kurumu kararlarına aykırı olan bu sözleşmenin geçersizliğine ve geçersiz sözleşmeye dayandırılarak açılan davanın reddi gerektiğini, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu,Tarafların karşılıklı faturalaşması ile borcun kayden sıfırlandığını, davacının 11.03.2011 tarih ... no.lu 961.140 TL anapara 173.005,20 TL KDV olmak üzere 1.134.145,20 TL bedelli faturasına karşı müvekkilince 11.03.2011 tarih ... no.lu 961.140 TL anapara, 173.005,20 TL KDV olmak üzere toplam 1.134.145,20 TL bedelli fatura düzenlediğini ve borcun sıfırlandığını, nakdi olarak ödenmiş bir kira bedelinin bulunmadığı ve tarafların karşılıklı faturalaşmalar sonucunda birbirlerinden intifa bedeli ve kira alacağının olmaması karşısında alacak bulunmadığını, müvekkili adına düzenlendiği belirtilen 23.08.2016 tarihli ... ve ... yevmiye nolu faturaların müvekkilinin kayıtlarında yer almadığını, bu faturaların davacıya noter aracılığıyla iade edildiğini, faturaların tek başına alacağın varlığını kanıtlamadığını, alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmeden karar verildiğini, görevsiz mahkemede ve ticaret mahkemesinde alınan raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmeden karar verildiğini,  kararın Anayasanın 141 ve HMK'nın 297. maddesine göre gerekçelendirilmeyerek adil yargılanma hakkını ihlal edildiğini,Mahkemece dava konusu olayın değerlendirmesinde hataya düşüldüğünü, cevap dilekçesinde belirtilen hususlar üzerinde durulmadan, deliller toplanmadan, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi hakkında değerlendirme yapılmadan, dosyadaki iki farklı rapor arasındaki çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, takip konusu alacağa  takip tarihine kadar faiz işletilmeyerek işlemiş faiz alacağının eksik hesaplandığını, taraflar arasında akdedilen 5+5+2 yıl süreli kira sözleşmesinin, davalının ikinci kira dönemine ilişkin kabul iradesini göstermemesi nedeniyle sona erdiğini, sözleşmenin 7. maddesinde, kiralayanın sözleşmenin ilk 5 yıllık dönemi sonunda sona ermesi halinde ödenen bedelin\"Sözleşmenin imza tarihinde geçerli 12 aylık Amerikan Doları (USD) Libor+5 üzerinden, işlemiş kira süresi esas alınarak hesaplanacak faiziyle birlikte\" ödeneceğinin düzenlendiğinden, davalının  bu kira bedelini takip tarihine kadar işlemiş faiziyle birilikte ödemesi gerektiğini, sözleşmenin 7.maddesi uyarınca müvekkilince işlememiş kira süresine tekabül eden 350.000 USD+KDV'ye ilişkin \"Aroma istasyonu kira söz. fesih bedeli\" açıklamalı 23.08.2016 tarihli, ... nolu, KDV dahil 413.000 USD bedelli fatura, kira bedelinin ödendiği tarihinden sözleşmenin sona erdiği tarihine kadar geçen 11.03.2011-11.03.2016 tarihleri arası işlemiş faize ilişkin \"Aroma istasyonu kira söz. fesih bedeli faizi\" açıklamalı KDV dahil 23.08.2016 tarihli, ... nolu, 103.411,07 USD bedelli fatura düzenlendiğini, fatura tarihinden takip tarihine kadar geçen 23.08.2016-04.08.2017 tarihleri arası dönem için asıl alacağa 24.375,93 USD tutarında faiz işletilmiş olup, bu tutarın fatura tarihine kadar işlemiş faize ilişkin 103.411,08 USD bedele ilave edilerek (103.411,07 USD ve 24.375,93 USD) takipte takip tarihine kadar işlemiş faiz 127.787 USD toplam alacağın ise 540.787 USD olarak belirlenmesi gerektiğini,Takip konusu alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, alacağın davalının tarafı olduğu kira sözleşmesine dayandığını, sözleşmede birinci beş yıllık kira döneminin hitamından 3 ay önce, ikinci döneme tekabül eden kira süresi için geçerli olmak üzere, kira ilişkisini devam ettirme yönünde kabul iradesi göstermediği takdirde sözleşmenin beşinci kira döneminin hitamında sözleşmenin 7. maddesinde düzenlendiği şekilde sona ereceğinin düzenlendiğini, aksi halde sözleşmenin 7.A. maddesinde \"Kira Sözleşmesi'nin ilk 5 yıllık dönemi müteakip sona ermesi halinde 350.000 USD+KDV'yi, sözleşmenin imza tarihinde geçerli 12 aylık Amerikan Doları (USD) Libor+5 üzerinden, işlemiş kira süresi esas alınarak hesaplanacak faiziyle birlikte iade etmeyi\" kabul edildiğini, kira sözleşmesinden doğan alacağın likit olması nedeniyle kararın bu yönü ile hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasında bayilik sözleşmesinin ifası kapsamında düzenlenen kiralama sözleşmesi nedeniyle davacı tarafından yapılan fazla ödemeler ile kira sözleşmesindeki temerrüt hükümlerine göre takip öncesi işlemiş faizlerinin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamındaki dava ve cevap dilekçesi ile ikinci cevap dilekçesi ve tarafların diğer beyanlarından anlaşılacağı üzere davacı ile davalı şirket arasında mülkiyeti davalı şirkete ait olan Karaman Merkez, ... ... ada ... parsel sayılı taşınmaz için kira sözleşmesi düzenlenmiştir. Kira sözleşmesinin davacı ile davalı şirket arasında düzenlendiği ve bu sözleşmenin tapu sicilin 11.03.2011 tarihinde şerh edildiği anlaşılmıştır. Anılan kira sözleşmesi birinci dönemi 5 yıl, ikinci dönemi 5 yıl ve üçüncü dönemi 2 yıl olmak üzere 12 yıl için düzenlenmiş olup sürenin hesaplama şekli sözleşmenin 3.maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin 2. maddesinde bu sözleşmenin bayilik sözleşmesi kapsamında düzenlendiği kabul edilmiştir. Sözleşmenin 4. maddesinde ilk dönem için 250.000,00 USD, 2.dönem için 250.000,00 USD ve son dönem için 100.000,00 USD kira ödeneceği kararlaştırılmış olup ödeme şekli ve zamanı 4.2. maddede düzenlenmiştir. Kiralayanın sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkı sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde ile 3/2. maddede birinci ve ikinci kira döneminin sona ermesinden sonra 3 ay önce kira ilişkisinin devamı yönünde kiraya verenin bir iradesinin bulunmaması halinde kira ilişkisinin sona ereceği düzenlenmiştir.Tapu kaydı ve dosyadaki bilgilere göre kira sözleşmesi 11.03.2011 tarihinde düzenlendiği ve 5 yıllık ilk dönemin 11.03.2016 tarihinde sona erdiği, tapu kaydına göre 22.09.2022 tarihinde sona ermesi gereken 5+2 dönemlik kira sözleşmesinin icra edilmediği anlaşılmıştır.Kira sözleşmesinin yanı sıra davacı ile dava dışı ... AŞ arasında bir bayilik sözleşmesi düzenlendiği ve bu kapsamda davalıya ait dava konusu taşınmaz üzerine 22.05.2007 tarih,... yevmiye numarası ile 15 yıl süreli intifa hakkı tescil edildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 11.03.2011 tarihi itibariyle sona erdirilmesinin ve intifa hakkının bakiye 600.000,00 USD ivaz mukabilinde sona erdirilmesi hususunda bayilik sözleşmesi taraflarının anlaştığı görülmüştür. Bayilik sözleşmesi davalı ile yapılmamış olsa dahi intifa bedelinin bayilik sözleşmesinin tarafı olmayan taşınmaz sahibine ödenmesi ve intifa bedelinin fekkine ilişkin davacı tarafından düzenlenen 11.03.2011 tarihli, ...nolu intifa fek bedeli açıklamalı 1.134.145,20 TL bedelli faturanın davalı tarafından alınarak ticari defterlere kayıt edilmesi nedeniyle davalının husumet ehliyetinin bulunduğu ve bayilik sözleşmesi ile ilişkili alacak bakımından mahkemenin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Taraflarca yapılan açıklamalar ve ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ile tarafların dava dışı bayi ile olan ilişkileri ve alacağın hangi hukuki nedenden kaynaklandığı tam olarak anlaşılmamaktadır. Davada müphem vaka veya olguların bulunması halinde HMK'nın 31. maddesi gereğince hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Dosya kapsamındaki açıklama ve faturalardan, davacının kiralama sözleşmesinin 4. maddesi kapsamında bir ödeme yapıp yapmadığı, başka bir anlatımla ifa edilen ilk 5 yıllık dönem için sözleşme tarihinde veya sonrasında herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı anlaşılmamaktadır. Dava dilekçesinin 2. maddesinin 2 ve 3. paragrafındaki açıklamalardan 11.03.2011 tarihli 1.134.145,20 TL bedelli intifa fek bedeli açıklamalı faturanın, sanki kira sözleşmesinin tüm dönemleri için kira bedeli olarak ödendiği anlaşılmaktadır. Oysa fatura ve intifanın kaldırılmasına ilişkin fesih protokolü dikkate alındığında, davacının, kira sözleşmesinde ödeme şekline ilişkin 4. madde de peşin ödeme hükmü bulunmasına rağmen bu ödemenin yapılıp yapılmadığı veya faturanın kira bedeli ödemesinin mahsubu şeklinde düzenlenip düzenlenmediği konusunda açıklamaya ihtiyaç duyulmaktadır. Aksi hâlde davacının, ifa edildiği kabul edilen 5 yıllık kira bedelini ödemesi ve intifanın bakiye dönemi bedelinin tahsilinin istenmesi gerekirdi. Ancak dava dilekçesindeki karmaşık anlatımlardan tarafların ticari ilişkiyi ne şekilde yürüttüğü anlaşılmamaktadır. Bu nedenle borcun doğumuna ve yukarıda belirtilen faturaya ilişkin açıklama yapılması gerekmektedir.Diğer yandan belirtilen dava dilekçesinin ikinci sayfasındaki açıklamadan anlaşılacağı üzere, intifa borçlusu tarafından fek nedeniyle ödenmesi gereken intifa bedelinin ödenmemesi üzerine davacı tarafından, bu ödemenin kira borcuna mahsup edildiği ve sözleşmenin 7. maddesine göre 2. ve 3. kira dönemleri için faiz de işletilerek 23.08.2016 tarihli 103.411,07 TL, 23.08.2016 tarihli 413.000,00 USD bedelli iki faturanın düzenlendiği ve bu faturaların kira bedeli açıklamalı olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece taraf defterleri üzerinde inceleme yapılarak alınan bilirkişi raporunda, 2011 yılında düzenlenen faturanın her iki taraf defterinde kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Ancak davalı defterlerinde yapılan incelemede faturanın aynı tarihte müşteri hesaplarına devredildiği şeklinde bir açıklamaya yer verilmiş olup, bu açıklamanın ne anlama geldiği anlaşılmamıştır.Takip konusu olan iki faturanın ise davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığına ilişkin bir açıklamaya raporda yer verilmemiştir. Davalı vekili 11.03.2011 tarihli faturanın iade edildiğini, takip konusu edilen 23.08.2016 tarihli iki adet faturanın ise davalıya tebliğ edilmediğini ve ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını savunmuştur. Bu durumda davacı ve davalı defterlerindeki kayıtların tablo hâline getirilerek, takip konusu iki adet faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davalı defterlerinde kayıtlı değil ise faturaların usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilip edilmediği, iade faturası düzenlenmiş ise bunun faturaya itiraz anlamına gelip gelmediği ve iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olup olmadığının belirlenmesi gerekir.Mahkemece belirtilen şekilde bir açıklama istenmeden ve inceleme yapılmadan, taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği, davacının alacağına dayanak olarak gösterilen borcun hangi ödeme veya hukuki nedenden kaynaklandığı değerlendirilmeden ve bu değerlendirmeye göre hangi tarihte temerrüt oluştuğu ve takip öncesi işlemiş faiz alacağının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden yetersiz bilirkişi raporuyla karar verilmesi doğru olmamıştır. İntifa bedeline ilişkin faturanın davalı tarafından kabul edilmesi ve defterlere kayıtlı olması hâlinde bu fatura ve fesih protokolüne göre iadesi gereken intifa bedeli belirlenmelidir. Aksi hâlde, intifanın bakiye bedelinin iade ile yükümlü olan ancak fazladan kira tahsil eden davalının iadesi gereken tutar intifanın terkin tarihi belirlenerek bakiye süreye göre hesaplanmalı ve kira borcuna mahsup edilen intifa terkin bedeli belirlenmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile ve deliller tam toplanmadan karar verilmesi nedeniyle tarafların esasa ilişkin istinaf başvuru nedenleri incelenmeden, ilk derece mahkemesi kararının belirtilen nedenlerle kaldırılmasına karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıranlara iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 24.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38e2711e046d1883","SID":"933a504f3ed869f4"}}