{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İncelenen Kararın<br>Mahkemesi:Antalya 2. Ticaret Hukuk Mahkemesi<br>Tarihi:11/11/2022<br>Davanın Türü:Maddi ve Manevi Tazminat (Eser Sözleşmesi)<br>Karar Yazım T:13/05/2025<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü;<br>I. DAVA<br>Davacı vekili açtığı dava ile; ...'da kurulu bir firma olan davacı şirketin bina dış cephe sistemlerinin tasarım ve inşaatı işini yaptığını, Amerika ...'ta yapılacak olan bir inşaatın özel dış cephe camlarının temini ve montajı işini üstlenen davacının, bu işte kullanılacak olan camların üretimi için davalı şirketle anlaştığını ve sözleşmede yer alan ürünleri iki ayrı sipariş mektubuyla davalıya sipariş ettiğini, bu kapsamda davalıya ... USD'nin üzerinde ödeme yapıldığını, davalının ilk siparişe konu ürünlerin bir kısmını ciddi şekilde ayıplı olarak teslim ettiğini, ikinci siparişe konu ürünlerin ise, davacıya hiç teslim edilmediğini, davacının talep etmesine karşın ödediği tutarları iade alamadığını ve uğradığı zararlarının tazmin edilmediğini, davacının hem ürünleri başka bir üreticiden temin etmek zorunda kalması nedeniyle fiyat farkından kaynaklanan zarara uğradığını, hem de iş sahiplerine karşı taahhütlerinin ve inşaat projesinin gecikmesi sebebiyle ciddi zararları oluştuğunu ve ayrıca itibar kaybına uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... USD, ... Euro ve 220,80 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Taraflar arasında herhangi bir sözleşme akdedilmediğini, doğrudan sipariş üzerine anlaşma ile üretim yapıldığını, taraflar arasında üretim aşamasında yapılan yazışmaların davacının kusursuz olmadığını ortaya koyduğunu, mail ortamında yapılan son anlaşmaya göre tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden hiçbir talepte bulunmayacaklarını, davacının yaptığı ödeme toplamının ... USD olduğunu, davacının siparişte olmayan çıtaları istemesi ve siparişi değiştirmesinden dolayı gecikme oluştuğunu, ayrıca bu çıtaları davacının davalıya gönderdiğini, yapılan imalatların bir kısmının ayıplı olduğunun davacı tarafça teslimden çok sonra bildirildiğini, davalının müşteri memnuniyeti ilkesi gereğince zamanında yapılmayan bu ayıp ihbarına rağmen ayıpları gidermek istediğini, davacının talep edebileceği tek şeyin son anlaşmada yazan 48 adet boyalı cam ile kullanılmayan çıtalar olduğunu, davalının bunları göndermeye hazır olduğunu, ancak davacı istemediği için gönderilemediğini, gecikme davalıdan kaynaklanmadığından cezai şart istenilemeyeceğini, davacının dava dışı ... firmasına yaptırdığı camlar ile davalıdan istediği camların aynı özelliklerde olmadığını, bu firmadan istenilen camların imalat şeklinin değiştirildiğini, zira davalıdan istenildiği şekilde imalat yapılamayacağını davacıda kabul ettiğinden tazminat talep haklarının bulunmadığını, davacının personellerinin ziyaretlerinin kendi talepleriyle deneme üretimi için olduğunu, montaj konusunun davalının taahhüdünde olmadığını, davacının manevi zarara uğramadığını ve manevi tazminatı gerektirecek bir durum bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Dairemizin ortadan kaldırma kararından sonra yeniden yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesi, Mahkemece yapılan yargılama sonucu 06/03/2020 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile yine mahkemece alınan bilirkişi raporları ve davacı vekili tarafından delil listesi ıslahı yoluyla ibraz edilen ... Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesi dosyaya ibraz edilen teknik bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden; davacı tarafından sözleşme gereği davalıya gönderilen iki adet siparişten birincisinin ebat ve teknik nitelikleri itibariyle ayıplı olduğu, davacı tarafça teslim edilen camların sadece ... -USD'lik kısmının kullanılmış olduğu, geri kalan kısmının kullanılamayacak derecede ayıplı olduğu, ikinci siparişin ise davalı tarafça hiç gönderilemediği, eksik teslim edilen camlardaki ayıpların davalının kusurundan kaynaklandığı ve davalının sorumluluğunda olduğu, davacı tarafından sözleşme gereği davalıya 4.288,30.-USD nakliye ödemesi de dahil olmak üzere ....-USD ödeme yapılmış olduğu, dava tarihine kadar davalı tarafından iade edilmiş herhangi bir ödeme bulunmadığı, davacının camların eksik ve ayıplı çıkması nedeniyle dava dışı üçüncü bir firmadan cam sipariş ederek temin etmek zorunda kaldığı, fakat dava dışı firmaya verilen siparişlerin davalı şirkete verilen siparişlerden tamamen farklı özellik ve ebatlarda olduğu, sözleşmede gecikme halinde toplam siparişin % 10'unu geçmeyecek oranda cezai şart ön görüldüğü, davacı tarafından davalıya Beyoğlu 3. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ifa konusunda temerrüt ihtarnamesi gönderildiği, ihtarnamenin 12/11/2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, ihtarnamede davalıya 15 günlük süre verildiği, tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; davalının sözleşme gereği teslim etmediği ve ayıplı teslim ettiği ürünler nedeniyle iade etmesi gereken ....-USD ödeme ile birlikte sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tutarı olan toplam sipariş bedeli olan ...-USD'nin % 10'u olan 5.641,88.-USD cezai şart tutarı olmak üzere toplam ...-USD'yi ihtarname ile temerrüde düştüğü 28/11/2016 tarihinden itibaren yine 220,80.-TL ihtarname masrafının da dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının dava dışı firmadan sipariş ettiği mallarla davalıdan sipariş ettiği malların birbirinden farklı özellik ve ebatlarda olması ve sözleşmede de hüküm altına alınmamış olması nedeniyle siparişler arasındaki bedel farkı ve yine personel giderleri gibi masrafları talep edemeyeceğinden fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı tarafça davadan sonra 08/01/2019 tarihinde yapılan ....-USD iadenin infaz aşamasında göz önüne alınmasına, yine davacı tarafından açılan manevi tazminat davası yönünden de davalının haksız ve kusurlu olarak davacıyı itibarını zedeleyecek, kişilik haklarına haksız saldırı sayılabilecek bir eylemi ve manevi bir zarar ispatlanmadığından davacının manevi tazminat talebinin de reddine karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 06/04/2022 tarih, ... esas, ... karar sayılı ilamı ile; \"Davalı iş sahibi şirket, davacının dayandığı sözleşmenin yetkili olmayan kişi tarafından imzalanması nedeniyle bağlayıcı bulunmadığını, davacı ile aralarında herhangi bir sözleşme akdedilmediğini ileri sürmüş ise de, doğrudan sipariş üzerine anlaşma ile üretim yapıldığı ve kısmen teslimin gerçekleştiği belirtilmekle, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğunun kabulü gerekmektedir. Davacı açtığı davada, diğer taleplerinin yanında yapılmadığını iddia ettiği iş bedeli ile kalan işi başka bir yükleniciye yaptırmasından dolayı oluştuğunu ileri sürdüğü zararını talep ettiğine göre, sözleşmeden dönüldüğünün kabulü gerekir. Dosyada mevcut, taraflar arasında yapılan yazışma içerikleri de bu hususu teyit etmektedir. 6098 Sayılı TBK 125. maddesinde, borçlunun temerrüdü halinde alacaklının seçim hakları düzenlenmiş olup, alacaklı sözleşmeden dönme yolunu seçmiş ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zarar (menfi zarar) kapsamında kalmayan müspet zararlarını isteyemez. Gecikme cezası ve cezai şart alacağı müspet zarar kapsamında kaldığından, sözleşmede aksine açık bir hüküm olmadıkça sözleşmeden dönen tarafın bunları isteyebilmesi mümkün değildir. Ancak, sözleşmede feshedilmeyen süre varsa bu süreyle sınırlı olmak üzere, bu süreden sonra yapılan feshe rağmen cezai şart alacağı talep edilebilir. TBK'da ifaya ekli ceza ile ilgili olarak yer alan; ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir (TBK 179/2 m) düzenlemesi de aynı sonucu içerir şekilde, ancak akdin ifasının istenmesi halinde bu cezanın istenilebileceğini, sözleşmeden dönen tarafın sözleşmede aksi düzenleme bulunmaması halinde akdin ifasından vazgeçmiş olması nedeniyle ifaya ekli cezayı da isteyemeyeceğini ortaya koymaktadır. Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen cezai şartın ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup olmadığı, talep edilme koşullarının mevcut bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden ve bu hususta herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin yazılı olduğu şekilde cezai şarta hükmedilmesi doğru olmamıştır.\" gerekçeleriyle mahkemenin kararının kaldırıldığı, mahkemenin ... esas sırasında kaydı yapılarak yargılamaya devam olunduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 06/04/2022 tarihli ilamında; taraflar arasındaki sözleşmenin 5.maddesinde düzenlenen cezai şartın ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup olmadığı, talep edilme koşullarının mevcut bulunup bulunmadığının değerlendirilmeden ve herhangi bir gerekçeye yer verilmeden cezai şart hükmedilmesinin doğru olmadığı bildirilmiş olup, mahkemece yapılan yargılamanın 16/09/2022 tarihli celsesinde davacı vekilinin beyanında; ilamda sözleşmeden döndükleri yönünde bir belirleme yapıldığını, hiçbir zaman sözleşmeden dönmediklerini, sözleşmeden dönmediklerini aynen ifadan vazgeçerek müspet zarar ve cezai şart talebinde bulunduklarını yinelediklerini, sözleşmeden dönülmediğini, dönüldüğü kabul edilse dahi cezai şart talep edilebileceğini, cezai şartın üst sınıra ulaştığını beyan ettiğinin anlaşıldığı, mahkemece sözleşmenin incelenmesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 5.maddesinde düzenlenen cezai şartın ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu, aksine sözleşmede bir düzenleme olmadığı için sözleşmeden dönme halinde istenemeyeceği, buna göre de sözleşmeden dönen davacı tarafın cezai şart talep edemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığı  gerekçesiyle maddi tazminat davası yönünden davanın kısmen kabulü ile, ....-USD alacağın 28/11/2016 tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD cinsi dövize uygulanan en yüksek oranda faiziyle birlikte, 220.80.-TL ihtar masrafının da dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davadan sonra 08/01/2019 tarihinde yapılan ....-USD ödemenin infazda göz önüne alınmasına, manevi tazminat davası yönünden; davanın reddine  karar vermiştir.<br>IV. İSTİNAF <br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>B. İstinaf Nedenleri<br>Davacı vekili, taraflarınca sözleşmeden dönülmediği, aksine her aşamada sözleşmeden dönmedikleri, aynen ifadan vazgeçerek nispet zarar kapsamında ikame mal fiyat farkı ve cezai şart talebinde bulunduklarını yineledikleri, ancak mahkemenin itirazlarını dikkate almadığı, davalının hem temerrüte düştüğü, hem de ayıplı ifada bulunduğu, bu kapsamda davacının uğramış olduğu nispet zararları talep ettiği, ikame mal fiyat farkı da tipik bir müspet zarar kalemi olduğu, sözleşmeden dönüldüğünün ikame mal alımına dayandırılmasının TBK'nun temerrüt ve ayıplı ifa hükümlerinin alacaklıya sağlamış olduğu bütün imkanların yok sayılması anlamına geldiği, sözleşmeden dönülmüş olsa bile cezai şart talebinde bulunulabileceği, cezai şartın ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olduğu, sözleşmenin 5.maddesinin ikinci paragrafının birinci cümlesi ile cezai şart talebinin saklı tutulduğu, bu haliyle TBK'nun 179/1 maddesindeki aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça hükmünün burada uygulanamayacağı, zira sözleşmede aksinin anlaşıldığı, itibar kaybı yaşayan davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>Davalı vekili,  Mahkemece 2 ayrı bilirkişi kurulundan iki ayrı rapor alındığı, bu iki raporun  birbiri ile örtüşen kısımlarına itirazlarının olmadığı,  iki raporda birbiri ile çelişen kısımlara itiraz ettikleri, davalı tarafın üretmiş olduğu camlarda ayıplı imalat bulunduğunun doğru olduğu, bu ayıpların üretim yapıldıktan sonra ortaya çıktığı, zira, ilk üretilen numunelerin küçük ebatlarda üretildiği, bu üretilen örneklerin davacı tarafça kabul edilerek onay verilmesinden sonra gerçek boyutlarda üretim yapılınca hataların ortaya çıktığı, ayıplı imalat ortaya çıktıktan sonra sebebinin tespit edildiği, davalının ayıp nedenlerini davacıya bildirerek ayıpsız imalat için çeşitli çözüm önerilerini davacıya sunduğu, ayrıca ayıplı ürünlerin geri gönderilmesi istediği, ancak, bu taleplerin davacı tarafça kabul edilmediği, imalatların aynı şekilde yapılması konusunda ısrarcı olunduğu, hatta kendi teknik elemanlarını fabrikaya gönderip, imalat sürecine dahil olup birçok yeni yöntem ile aynı şekilde üretim yaptırmakta ısrarcı olunduğu, bu şekilde fazla miktarda cam zayiatına sebebiyet verildiği, davacının siparişi olan “...” ürünlerin üretiminin mümkün olmadığının, davalı tarafından davacıya bildirildiği, ancak hiçbir şekilde davalı üreticinin çözüm önerisinin kabul edilmediği, davacının, davalı tarafından gösterilen çözüm önerileri kabul edilmediği halde, daha sonra ... firmasına verilen siparişlerin, davalı firmadan istenilen nitelikte sipariş verilmemesinin asıl nedeninin, davacı tarafın kendi verdikleri siparişlerin boyutsal ve niteliksel olarak hatalı olduğunu kabul edip değiştirmesinden kaynaklı olduğu, özellikle, davacı tarafın ilk yapılan üretimin hatalı çıkması ve bizzat davacının Türkiye’ye gönderdiği elemanların da aynı şekilde hatasız üretim yapamaması sebebiyle, bu şekilde cam üretmenin mümkün olmadığı, bu üretimin iptal edilmesi ve sözleşmenin feshi yönündeki davacı tarafça tekliflerinin kabul edilmemesi sebebiyle davalı firmanın zarar miktarının arttığı,  en son yapılan anlaşmanın feshinin davacı tarafça tek taraflı olarak yapıldığı, davalının verdiği cevaplarda nakliye aracının Türkiye’de bayram tatili olması sebebiyle bulunamadığı ancak davacı tarafça da nakliye bulmaya çalıştıkları ancak onlarında bulamadıklarının anlaşıldığı, davacının çıtalar ile ilgili taleplerinin ise, ilk siparişte istenen hususların sonradan değiştirilmiş olması ve sonrasında Türkiye’de bulunmayan çıtaların üretimi için çıtaların ücretinin istenecek olduğu yönünde gönderilmeden önce hiçbir yazışmasının bulunmaması ve gönderilen çıtaların baş aparatlarını Türkiye’de bulunanlardan farklı olması bunların gönderilmeyip Türkiye’de bulunanlarla imal edilmeye çalışılmış olması hatalı üretimin yol açmış olabileceği ancak en önemli etken olan camların yönünden yapılacak olan basit bir değişiklik isteğinin kabul edilmesi ve daha sonra yeni tedarikçiden bu hususta değişiklik yapılmış olması sebebiyle davacı tarafın isteklerinde haklı olmadığının açıkça ortada olduğu, ikinci bilirkişi raporunda açıkça ...-USD’lık sevkiyat yapıldığının bildirildiği, oysa yapılan sevkiyat miktarının faturalardan belli olduğu gibi dava dilekçesinin 4.sayfasında “ilk sipariş (...) ayıplı ve kullanılamaz halde teslim edilmiştir. İkinci sipariş ise (...) hiç teslim edilmemiştir.” şeklinde beyanda bulunulduğu, davacının, bu beyanının aksine, bir kısım malları kullandığı, bazı hususların raporda hiç dikkate alınmadığı, nakliye bedelinin davacıya ait olduğu hususunun gözden kaçırıldığı, davacının siparişinde olmayan şekilde çıtaları değiştirdiği, bu hususla yapılan üretimde farklılık olduğunun dikkate alınmadığı, üretim yapılan camların ebatlarında hata olmadığı, camların boyalı kısımlarında ölçü hatası bulunduğu, gecikmenin tamamen davalıdan kaynaklanmadığı, hesaplamanın doğru yapılmadığı, davacı şirketin davalıya yaptığı ödeme toplamının, ...–USD+ 4.258,00–USD (nakliye) olmak üzere toplam ...–USD olduğu, aradaki fark 165 euro banka masrafı kesilerek davalı şirketin hesabına girdiği, davacıya ...–USD geri ödeme yapıldığı, ancak bu hususun rapordaki tabloda yer almadığı, gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>C. Gerekçe <br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.<br>2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı<br>İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>3. Değerlendirme <br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin istinaf incelemesine konu kararında, dosyadaki mevcut delillere göre yaptığı değerlendirmeye, takdire,  ortaya koyduğu gerekçeye  ve ayrıca dairemizin ortadan kaldırma kararı doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılmış olmasına göre, mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı yapılan istinaf incelemesi sonucu anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının  HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>V. KARAR<br>1)Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2)Davacıdan alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 161,40 TL harcın mahsubuyla bakiye 454,00 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>3)Davalıdan alınması gerekli  9.614,75 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 2.403,68 TL harcın mahsubuyla bakiye 7.211,07 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>4)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 13/05/2025 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi.\t\t\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b896b993e8913a5c","SID":"374347075b6227da"}}