{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1561 Esas  - 2025/309 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1561 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/309<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:15/06/2022<br>NUMARASI\t\t:  2017/588 Esas 2022/432 Karar<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 28/08/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:11/04/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı  taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile dava dışı borçlu ... Bilişim Tem. Med. Yemek Sosyal Hizmetler ve İnş. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi gereğince borçlulara krediler kullandırıldığını, teminat mektubu ve çek yaprakları verildiğini, kredilerin ödenmediğini, teminat mektubu ve çek koçanları teslim edilmediğinden, borçluya Kazan Noterliği'nin 19/07/2016 tarih 10949 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, borçlulara gönderilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine, Ankara 5. İcra Müdürlüğü 2016/16222 E. sayılı dosyasından borçlular hakkında genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatına haiz davalı tarafından borca itiraz edildiğini, diğer borçluların itiraz etmediğini belirterek 51.284,00 TL nakdi ve 135.340,00 TL gayri nakdi toplam 186.624,00 TL takip talebinin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı hakkında başlatılan icra takibinin toplam miktarının 51.284,70 TL olduğunu, ikame edilen itirazın iptali davasında ise talep toplamının 186.624,00 TL olduğunu, davacı tarafın itirazın iptali davasında icra takibini aşacak şekilde talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davaya konu olan alacaktan davalının sorumlu olmadığını, davalının asıl borçlu firmadaki ortaklıktan 09/08/2012 tarihinde ayrıldığını, ortak olduğu dönemde firmanın bankaya borcu olmadığını, davalının ortaklıktan ayrıldıktan sonra yeni yetkililer ile yeniden sözleşme düzenlendiğini, böylece tüm eski sözleşmelerin geçersiz hale geldiğini, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Borçlar Kanununun 584. maddesine göre kefaletin geçerliliği için gerekli eş muvafakatnamesinin davalının eşinden alınmadığını, davacı bankanın 01/07/2012 tarihinden sonra sağladığı kredi borcu için 2012 öncesine ait bir kefilin sorumluluğuna gidemeyeceğini, davalıya banka tarafından 19/07/2016 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, davalının 27/07/2016 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile ihtara konu borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını bankaya bildirdiğini, davacı banka tarafından haksız icra takibi başlatıldığını, bu nedenle davanın reddi ile birlikte davacının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; dava konusu icra takibinde talep edilen alacağın dava dışı şirketin asıl borçlu, davalının müşterek ve müteselsil kefil olarak yer aldığı 10/08/2010 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, kredi sözleşmesinin imza tarihi itibariyle somut olaya 818 sayılı BK hükümlerinin uygulanması gerektiği, davalı vekilinin eş muvaffakati itirazını yerinde olmadığı, davalı kefilin kefalet tarihinden sonra şirket ortaklığından ayrılmasının davacıya karşı sorumluluklarını etkilemeyeceği, dava itirazın iptali davası olup icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğu, davacının icra takibine konu etmediği depo talebini itirazın iptali davası ile istemesi mümkün olmadığından 88.000,00 TL bedelli teminat mektubunun depo talebinin reddine, çeklerden kaynaklanan depo talebi yönünden de davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2016/16222 esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın 42.323,20 TL asıl alacak, 7.491,21 TL işlemiş faiz, 374,56 TL BSMV ve 1.095,73 TL masraf olmak üzere toplam 51.284,70 TL üzerinden takip şartlarında devamına, 88.000,00 TL bedelli teminat mektubu nedeniyle depo talebinin reddine, 47.340,00 TL çeklerden kaynaklanan depo talebi yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  yerel mahkemece verilen, davacının icra takibine konu etmediği depo bedelini itirazın iptali davası ile istemesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 88.000,00 TL bedelli teminat mektubunun depo talebinin reddine şeklinde verilen kararın usul ve yasalara aykırı olduğun, depo bedelinin reddi kararında belirtilen red gerekçesinin tamamen gerçek dışı olduğunu, Ankara 5. İcra Müdürlüğü 2016/16222 takip sayılı dosyası incelendiğinde nakdi ve gayrinakdi tüm taleplerin  takip talebinde yer aldığını, dosya içerisinde mevcut 20/03/2019 tarihli sunulan bilirkişi raporunda, aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte, gayri nakdi risklerin takip talebinde bulunduğunun tespit edildiğini, hal böyle iken yerel mahkemece verilen, 88.000,00 TL bedelli teminat mektubunun depo talebine yönelik red kararı usul ve yasalara da aykırı olduğunu bildirerek  yerel mahkemece  reddedilen miktar yönünden verilen kısmi red kararının kaldırılmasına  karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu kefalet 25/04/2012 tarihli GKS limit artırım sözleşmesine ilişkin olup TBK m.584 ek fıkrası 28/03/2013 ve sonrası uyuşmazlıklarda geçerli olup verilen kefaletin eş rızası olmadığından geçersiz olup  kararın  bu yönüyle  hatalı olduğunu, <br>Davalının borçlu şirketten 09/08/2012 tarihinde ayrıldığı, dava konusu kredinin  davalının şirket ile ilişiğinin kesilmesinden sonra kullanılmış olup davalı tüm sorumluluğunun  son bulduğunu, bu tarihten sonra davacı banka ile şirket arasında birden çok Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığını, böylece eski döneme ait sözleşmeler ve son bulan kefalet ilişkisinin  geçersiz hale gelmiş bulunduğunu, <br>Dava konusu teminat mektubunun  21/11/2017 tarihinde kısmen tazmin edilmiş olup bu husus dikkate alınmaksızın 42.323,20 TL asıl alacak üzerinden karar verilmesinin  hatalı olduğunu, yerel mahkemece alınan 20/03/2019 tarihli bilirkişi raporu ile \"...takibe konu 21/11/2017 tarihinde söz konusu teminat mektubu kısmen 23.149,54 TL olarak tazmin edildiğinden, 21/11/2017 tazmin tarihinden tahsil tarihine kadar 23.149,54  asıl alacak üzerinden %54 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği...\" tespiti yapıldığını, hal böyle iken 21/11/2017 tarihli ödemenin yapıldığı bakiye 23.149,54 TL kaldığı dikkate alınmaksızın 42.323,20 TL üzerinden verilen kararın  usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br><br>\tDava konusu Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2016/16222 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından dava dışı asıl borçlu şirket ... Bilişim Tem. Med. Yemek Sosyal Hizmetler ve İnş. Tic. Ltd. Şti., ..., ..., .... ..Şti ve davalı kefil ... aleyhine toplam 51.284,70  TL nakit alacağın tahsili, 88.000,00 TL teminat mektubu riskinin deposu, 47.340,00 TL çek risk bedelinin deposu istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı kefile 25/08/2016 tarihinde tebliğ olduğu, davalının 29/08/2016 tarihinde borca itiraz ettiği, davalı ...'nün itirazının 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde olduğu, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde  28/08/2017 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.<br>\tDavacı banka ile dava dışı borçlu  şirket arasında 10/08/2010 tarihli 600.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, ...'nün anılan sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, akabinde 25/04/2012 tarihinde sözleşme limitinin 500.000,00 TL daha artırıldığı, kefaletin ve limit artırımın, kefalet tarihinde yürürlükte bulunan BK'nun 484 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu anlaşılmıştır.<br>\tDavacı tarafından davalıya  gönderilen Ankara 17. Noterliği'nin 19/07/2016 tarih ve 10949 yevmiye numaralı ''Teminat mektubu kredilerine konu borçların 18.7.2016 tarihinde muaccel hale geldiği, muaccel hale gelen anapara, faiz, BSMV, kur farkı ve sözleşme gereğince ödenmesi gereken kalemlerden oluşan 48.455,83 TL ile iş bu ihtarnameye ilişkin masrafın 7 gün içinde ödenmesi ayrıca 88. 000 TL tutarındaki meri teminat mektubu bedelinin 7 gün içinde depo edilmesini,  bankaca verilen çek yapraklarının boş ve iptal edilen sayfalarının iade edilmesini, iade edilmez ise risk oluşturan 47.340. TL'nin 7 gün içinde depo edilmesi''  ihtarını içerir 19/07/2016 tarihli hesap kat ihtarnamesi davalı şirketin sözleşmedeki adresine 21/07/2016 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, davalı kefil ...'ye TK 21maddeye göre 22/07/2016 tarihinde tebliğ olmuştur. <br>\tYargılama aşamasında alınan bankacı bilirkişi kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporunda, davacı banka tarafından 28/03/2013 tarihinde ... A.Ş. lehine 85.000 TL tutarında 31/08/2015 tarihine kadar geçerli kesin teminat mektubu düzenlendiği, 07/08/2015 tarihinde mektup vadesinin 30/08/2016 tarihine uzatıldığı, 18/04/2016 tarihinde ... A.Ş.'nin yazılı olarak 85.000 TL mektubun tazminini talep ettiği, 19/04/2016 tarihinde banka tarafından “172650 TM Tazmin Mah Kısmi Tah” açıklaması ile 85.000 TL mektubun tazmin edildiği dosyaya kazandırılan dekont, yazışma ve mektup metinlerinden görüldüğü,  asıl borçlu firma ile davalı kefil ... hesaplarından yapılan 4 adet tahsilat ile 11/07/2016 tarihinde tazmin edilen teminat mektubu borç bakiyesinin 42.323,20 TL kaldığı, teminat mektubu borç bakiyesi 42.323,20 TL üzerinden 15/08/2016 tarihli takip talebi açıldığı, takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalı kefil ...'den toplam 42.323,20 TL asıl alacak, 7.491,21 TL işlemiş faiz, 374,56 TL BSMV  olmak üzere toplam 50.188,97 TL alacağı bulunduğu, takip tarihinden tahsil tarihine kadar 42.323,20 TL asıl alacak üzerinden %54 oranında  temerrüt faizi talep edilebileceği ,taraflar arasındaki sözleşmede gayrinakdi kredilerin kefilden depo edilmesine imkan veren açık bir hüküm bulunmadığı için teminat mektubu depo talebinin yerinde olmadığı, (ancak Mahkemece sözleşmenin 70. maddesi kapsamında kefilin müşterinin tüm borçlarından sorumlu olduğunun kabul edilmesi halinde 64.850,46 TL depo talebinin yerinde olduğu), takibe konu 21/11/2017 tarihinde söz konusu teminat mektubu kısmen 23.149,54 TL olarak tazmin edildiğinden, 21/11/2017 tazmin tarihinden tahsil tarihine kadar 23.149,54 TL asıl alacak üzerinden %54 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği, 15.8.2016 tarihli takip talebinde depo tale edilen 47.340,00 TL çek yasal ükümlülük tutarı için asıl borçlu elinde yasal  yükümlülük riski içeren çek kalmadığından depo talebinin gereği kalmadığı  tespit edilmiştir.<br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalı kefilin  icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı kefil ...'a başvuru koşullarının oluştuğu, davalı kefil yönünden bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davacının davasının  kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davacı ile davalı şirket arasında akdedilen 10/08/2010 tarihli  genel kredi sözleşmesinde davalı ...'nün müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tDavacı ve davalı vekilinin istinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalı kefile  başvuru koşulunun oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazı 88.000,00 TL bedelli teminat mektubunun depo talebinin reddi hakkında  kurulan hükme yöneliktir. <br>\tYukarıda açıklandığı üzere davacı ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalı ...  müteselsil kefil sıfatıyla yer almaktadır.<br>Yukarıda ayrıntısıyla izah edildiği üzere, 88.000,00 TL teminat mektubu riskinin deposu, 47.340,00 TL çek risk bedelinin deposu isteminin de ilamsız icra takibine konu edildiği, ancak mahkemece \"davacının icra takibine konu etmediği depo talebini itirazın iptali davası ile istemesi mümkün olmadığından 88.000,00 TL bedelli teminat mektubunun depo talebinin reddine\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.<br>\t Çekten ve/veya teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesi kefiller yönünden nakit alacağın dışında bir sorumluluk doğurduğundan bu hususta genel kredi sözleşmesinde açık hüküm bulunması gerekeceği, bir başka anlatımla, genel kredi sözleşmesinde müşterinin çekten ve/veya teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğuna ilişkin hüküm, müşteri hakkında yer alan hükümlerin kefiller hakkında da uygulanacağına yönelik bir atıf hükmü ile kefillerin de gayri nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olması sonucunu doğurmayacağı, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefilin sorumluluğunu düzenleyen  70. maddesinde , davalı kefillerin (çekten kaynaklanan) gayri nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı,  hal böyle olunca, kefillerin (çekten kaynaklanan) gayri nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olmadığı gözetilerek gayri nakdi alacak yönünden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı olduğu şekilde davacının icra takibine konu etmediği depo talebini itirazın iptali davası ile istemesi mümkün olmadığından 88.000,00 TL bedelli teminat mektubunun depo talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığı ve bu bağlamda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni göz önünde bulundurularak gerekçe yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği görülmüştür.<br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazı verilen kefaletin eş rızası olmadığından geçersiz olduğu, kefilin borçlu şirket ortaklığından ayrılması ile sorumluluğunun son bulacağı ve dava konusu teminat mektubunun  21/11/2017 tarihinde kısmen tazmin edilmiş olup bu husus dikkate alınmaksızın 42.323,20 TL asıl alacak üzerinden karar verilmesinin  hatalı olduğuna  yöneliktir. <br>\t6098 sayılı TBK m.581 vd. maddelerinde (818 sayılı BK m.483 vd.) kefalet sözleşmesi düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir (6098 sayılı TBK m.581; 818 sayılı BK m.483). Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır (m.583/1). 6098 sayılı TBK'ndan evvel yürürlükte olan 818 sayılı BK'nda ise kefalet sözleşmesinin geçerliliği, sözleşmenin yazılı olması ve kefilin sorumlu olacağı kefalet limitinin belirli olmasına bağlıdır. 6098 sayılı TBK 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 01/07/2012 tarihinden önce kurulan kefalet sözleşmelerinin geçerlilikleri 818 sayılı BK, 01/07/2012 tarihinden sonra kurulan kefalet sözleşmelerinin geçerlilikleri 6098 sayılı TBK hükümleri uyarınca tespit edilecektir.<br>\tSomut olaya gelince;  davalı kefilin  dava dışı borçlu  şirket ile davacı banka  arasında  tanzim edilen 10/08/2010 tarihli 600.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesini  imzalandığı, akabinde 25/04/2012 tarihinde sözleşme limitinin 500.000,00 TL daha artırıldığı, bu bağlamda kefalet sözleşmesinin 01/07/2012 tarihinden önce kurulduğu ve somut olaya 818 sayılı BK hükümlerinin uygulanması gerekeceği, ilk  derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere kefalette akdinin de yer aldığı 10/08/2010 tarihli resmi senedin 600.000,00 TL limitle düzenlendiği ve 25/04/2012 tarihinde sözleşme limitinin 500.000,00 TL artırıldığının  dosya kapsamıyla sabit olduğu,  kefaletin  10/08/2010  tarihinde verilip, limit artırımının 25/04/2012 tarihinde yapıldığından olaya 818 sayılı BK'nun 484.maddesi uygulanması gerekeceği, anılan yasa hükmüne göre de, kefaletin geçerli olabilmesi için yazılı yapılmış olması ve kefalet limitinin göstermiş olması yeterli olup, eş rızasının aranmadığı, davalı kefilin  şirketten ayrılmış olmasının kefil sıfatıyla imzaladığı sözleşmeden doğan borçtan sorumluluğunu sona erdirmeyeceği  anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tYine davalı vekilinin  21/11/2017 tarihinde yapılan kısmı tahsilata ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; dosya kapsamında yer alan  21/11/2017 tarihli dekonttan anlaşıldığı üzere  ''174677 NOLU TM KISMI TAZMİN'' açıklaması ile 23.149,54 TL tahsilat yapıldığı, icra takibine konu edilen ve nakde dönüşen 85.000,00 TL bedelli teminat mektubunun numarasının ''172650 '' olup, bahsi geçen  23.149,54 TL tahsilatın bu teminat mektubuna ilişkin olmadığı, bu bağlamda icra takibine esas ödeme olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek, 88.000,00 TL bedelli teminat mektubuna yönelik kurulan hükmün gerekçesi yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davacının davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olup davalı tarafça gayri nakdi alacak yönünden vekalet ücretine yönelik istinafı bulunmadığından yeniden kurulan hükümde  bu hususta  karar verilmemiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 3.503,26 TL harçtan peşin alınan 876,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.627,26 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\tB)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek gerekçe yönünden KABULÜ ile,<br>\t Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2022 tarih ve 2017/588 Esas 2022/432 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,<br>\tAnkara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2016/16222 esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın 42.323,20 TL asıl alacak, 7.491,21 TL işlemiş faiz, 374,56 TL BSMV ve 1.095,73 TL masraf olmak üzere toplam 51.284,70 TL üzerinden takip şartlarında devamına, <br>88.000,00 TL bedelli teminat mektubu nedeniyle depo talebinin reddine, <br>47.340,00 TL çeklerden kaynaklanan depo talebi yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,  <br>3- 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.503,26 TL harçtan, dava açılışında alınan 2.930,66 TL peşin harç ile 256,42 TL icra peşin harcın düşülmesi ile eksik alındığı anlaşılan 316,18 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,<br>4- Davacının  yargılama sırasında yapmış olduğu 31,40 TL başvurma harcı, 111,40 TL tebligat ücreti, 600,00 TL bilirkişi ücreti, toplamı 742,80 TL'nin davanın kabul/red oranı dikkate alınarak hesaplanan 204,12 TL'si ile dava açılışında alınan 2.930,66 TL peşin harç ve 256,42 TL icra peşin harcın toplamından oluşan 3.391,2‬0 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5- Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 7.467,01 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6- Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 16.807,23 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,<br>\tC)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 80,70 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, <br>\t2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 45,00 TL dosyanın istinafa gönderim gideri olmak üzere toplam 265,70 TL yargılama giderinin kabul/red oranı gözetilerek 12,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/03/2025<br><br><br>Başkan-         Üye -                Üye -                      Zabıt Katibi -<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"808c7e10f050f6bd","SID":"70557a93344382b6"}}