{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1737 Esas<br>KARAR NO:2025/565 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2020/105 Esas- 2022/272 Karar<br>TARİH:13/04/2022<br>DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:10/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacının davalıya araç kiralama hizmeti verdiğini, bu ticari ilişki nedeniyle davacı tarafından kesilen faturalardan dolayı 27.276,00 TL alacaklı olduğunu, borcun ödenmemesi ödenmemesi üzerine 23.Noterliği' nce gönderilen 16.01.2020 tarih ve ... nolu ihtarla da davalıya bildirildiğini, 29.01.2020 tarihinde Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının kısmi itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptali ve takibin devamına, davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı ... davalı firmaya nakliye hizmeti sunduğunu ve pek çok fatura kesildiğini, davalı firma kayit ve evraklarının inceleme altına alınmasını, takip tarihi itibari ile davalının davacı firmaya 2.649.17 TL borcunun bulunduğunun anlaşılması üzerine bu tutarın icra dosyasına ödendiğini beyan ederek davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 13/04/2022 tarih ve 2020/105 Esas- 2022/272 Karar sayılı kararında;\"Dava, hukuki niteliği itibariyle ticari nitelikteki taşınır kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır.Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; taraflar arasında iddia olunan ticari ilişki nedeniyle bakiye fatura alacağının ödenmemesinden kaynaklı davalı aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Celp edilen ... sayılı dosyasının incelenemesinde; 27.276,00 TL asıl alacak, 1.314,29 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.590,29 TL için takip başlatıldığı, süresinde itiraz edildiğinden takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Dosya mübrez bilirkişi raporunda özetle; 1-) Davacı' ya ait 2019 yılı yasal defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğunun değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 2-) Davalı” ya ait 2019 yılı yasal deflerlerin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğunun değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 3-) Davacı ile davalı arasında bir sözleşmenin dava dosyasında var olmadığı, 4-) Sayın Mahkeme tarafindan davacının yasal defterleri ve yapılan işlemlerinin doğru ve gerçeği yansıttığının kabul edilmesi halinde 29.01.2020 TAKİP tarihi itibariyle 26.010,58 TL ASIL ALACAKLI ve 96,20 TL İşlemiş Faiz olmak üzere (26.010.514-96,20-26.106, 71) 26.106,78 TL toplamı alacaklı olduğunun değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 5-) Sayın Mahkeme tarafından 28.07.2018 tarihli tutanak ve bu tutanağa istinaden düzenlenen 01.10.2019 tarih ... nolu 23.361,64 TL tutarlı davacıya tehliğ cdilmemiş hasar faturasının kabul edilmesi halinde davalımın davacıya 2.64917 TL ASIL BORÇLU olduğunun değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu. 2.649.17 TL asıl borcun ilgili icra dairesine yatırıldığının savunmada belirtildiği, 6-) Somut olayda, davacı şirket tarafından Kartal ...Noterliği 16.01.2020 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamede işbu ihtarnamenin tarafınıza tebliğinden itibaren 3 (Üç) gün içerisinde 27.276,10 TL fatura bedelinin ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin 17.01.2020 tarihinde tebliğ olduğu, temerrüt' ün 20.01.2020 tarihinden itibaren başlaması gerektiğinin değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 7-) İcra takibinin davalıya 03.02.2020 tarihinde tebliğ edildiği. davalı borçlu ise 05.02.2020 tarihinde itiraz dilekçesini verdiği, dolayısıyla davalı 7 günlük yasal sürede itiraz ettiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Bilirkişi ek raporunda ise; davacı vekilinin kök rapora yapılan itirazlarında, kök rapordaki kanaati değiştirecek herhangi bir maddi olguya rastlanmamış olduğunun anlaşıldığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamına göre;Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller ile denetlenip benimsenen ve somut olaya uygun görülen bilirkişi raporundaki gerekçeler ve hesaplamalara göre;  davacı tarafından davalı aleyhine cari hesaba bağlı alacak nedeniyle takibe başlandığı, tarafların tacir olması nedeniyle her iki tarafından ticari kayıtları üzerinde mali müşavir tarafından inceleme günü verildiği, alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 26.010,51 TL asıl alacağı bulunduğu ancak, davalı tarafından 01/10/2019 tarihli ve ... fatura numaralı 23.361,64 TL bedelli fatura ile davacıya iade faturası kestiği, faturanın e arşiv fatura şeklinde elektronik ortamdan iletildiği, yine davalının 2649,17 TL ödemesinin bulunduğu anlaşıldığından davacının alacağını ispat edemediğinden  davanın reddine karar verilmiştir...\"gerekçesi ile,''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/105 E., 2022/272 K. ve 13.04.2022 tarihli ilamı ile \"DAVANIN REDDİNE\" yönelik karar verilmiş olup, bu kararın hukuka/yasaya/usule aykırı olduğundan istinaf kanun yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu;Müvekkil şirket ile davalı arasında iş ilişkisi mevcut olduğunu, müvekkilinin, davalıya araç kiralama hizmeti verdiğini, bu ticari ilişki nedeniyle müvekkil tarafından kesilen ... numaralı 31.08.2019 tarihli 13.299,48 TL tutarlı fatura alacağı, 008191 numaralı 30.09.2019 tarihli 13.876,62 TL tutarlı fatura alacağı toplamda 27.276,00 TL ödenmesi gereken tarihte ödeme yapılmadığını, davalıya ödeme hususunda müvekkil tarafından sözlü olarak defalarca uyarıda bulunulduğunu, akabinde davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılamadığını, borcun ödenmesi gerektiği hususunun Kartal ... Noterliği’nce gönderilen 16/01/2020 tarih ve... numaralı ihtarla da davalıya bildirildiğini, davalı tarafın ihtarı bizzat tebliğ aldığını, ancak hem cevap vermediğini hem de gereğini yapıp borcunu ödediğini, bu nedenle davalı taraf aleyhine  29/01/2020 tarihinde ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, Davalı/borçlu ödeme emrinin kendisine tebliğinden sonra icra dosyasına kısmi itiraz dilekçesi sunduğunu işbu dilekçesinde sadece alacağın kabul edilen kısmı dışında kalan 24.626,83 TL’lik kısmına, faiz alacak iddiasının tamamına olmak üzere takibin toplam 25.941,12 TL’lik kısmına, icranın ferilerine itiraz tutarın tamamına itiraz ettiğini, borçlunun işbu itiraz dilekçesi neticesinde 07/02/2020 tarihinde ... tarafından İİK m.62 ve m.66 uyarınca takibin durdurulmasına karar verildiğini,Kararın dayandırıldığı, dosya kapsamında tanzim edilen 19.04.2021 tarihli ek bilirkişi raporunun itirazları doğrultusunda yeniden incelenmiş ancak bilirkişi kök raporu ile aynı doğrultuda tespitlere yer verildiğini; öncelikle 27.275,80 TL tutarındaki alacağın (faturanın toplamının ortaya çıkardığı miktar) müvekkil tarafından davalı tarafa kesilen 31.08.2019 tarih ve ... numaralı 13.399,18 TL tutarlı ve 30.09.2019 tarih ... numaralı 13.876,62 TL tutarlı  iki faturanın toplamının zaten 27.275,80 TL olduğunu, dolayısıyla davalı tarafın müvekkil şirketten herhangi bir alacağı olmadığı gibi, bilirkişi tarafından inceleme konusu olmayan hasar faturasının alacaklarından mahsup edilmesinin ise hukuka aykırı olup, gerek bilirkişi gerekse yerel mahkeme tarafından hatalı bir inceleme yapılmasına neden olduğunu, Ayrıca huzurdaki davanın konusu, müvekkilin davalı şirkete nakliye hizmeti sunması ve bu hizmetine istinaden davalıya kesmiş olduğu faturaların ödenmemesinden ileri geldiğini, ancak ne var ki gerek davalı gerekse de bilirkişi 28.07.2018 tarihinde gerçekleşen kaza nedeniyle müvekkilin alacağını bertaraf edecek şekilde hesaplama yaptığını, nitekim söz konusu hasar faturasının da müvekkile tebliğ edilmediğini, bu nedenle hasar faturasının müvekkilin alacağından mahsup edilmesinin hukuka aykırı olup, mahkemenin böyle bir inceleme yapılması için bilirkişiye görevlendirme yapılmamış olmasına rağmen bilirkişinin hasara ilişkin faturayı müvekkilin alacağından mahsup etmesinin, işbu hukuka aykırı raporun yerel mahkeme hükmüne esas alınmasının kabulünün mümkün olmadığını ve kanun lafzına da aykırılık teşkil ettiğini, Davalının, icra dosyasına yapmış olduğu itirazda en başından beri haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının fatura borcu olduğunun sabit olduğunu, davalı tarafın itiraz dilekçesinde belirtmiş olduğu \"Müvekkil firma hesaplarının kontrol edilmesi ile müvekkil firmanın alacak iddiasında bulunan tarafa 2.649,17 TL borcu bulunduğu anlaşılmıştır.\" şeklinde beyanda bulunduğunu, ancak borcun ödendiğine dair dosyaya tek bir ödeme dekontu dahi sunmadığını,Müvekkilinin, davalı firmaya araç kiralama hizmeti verdiğini, bu ticari ilişki nedeniyle müvekkil tarafından kesilen ve davaya konu olan faturaların bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, her nasılsa davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının kısmi bir ödeme yaptığını, ancak bu ödediği miktarın ne için olduğunu, miktarı neye göre tespit edip ödediğini kendilerine ve mahkemeye açıklamadığını,Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacir, talep üzerine fatura düzenlemek ve bedel ödenmişse bu hususu da faturada göstermek zorundadır (TTK m. 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. (TTK m. 21/2). Huzurdaki dava açılmadan ve davalı aleyhine icra takibine başlanmadan önce kendileri tarafından davalıya Kartal ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı, 16.01.2020 tarihli ihtarnamesi ile söz konusu fatura bedellerinin kendilerine ödenmesinin istenmiş olup, davalı söz konusu ihtara süresi içerisinde hiçbir cevap vermediğini, bu nedenle TTK m.21/2 hükmü uyarınca gerek ihtarnameye gerekse de davaya cevap dilekçesinde faturanın içeriği hakkında herhangi bir itirazda bulunmayıp, genel olarak davalının böyle bir borcu bulunmadığını iddia etmesinin hiçbir hukuki hükmü olmadığını, davalının söz konusu faturaları da ilgili maddede belirtilen şekilde kabul etmiş sayıldığını, yerel mahkemece bu hususların değerlendirilmesi gerekirken, bilirkişi gibi eksik inceleme ile hukuka aykırı hüküm tesis ettiğini, Fatura İçeriğinin kabul edilmiş sayılmasının şartları:A. Taraflar Arasında Sözleşme İlişkisinin Varlığı,B. Faturayı Gönderenin Tacir Olması, C. Fatura İçeriğine İtiraz Edilmemiş Olması Davalının, huzurdaki dava ve takip açılmadan önce ihtarname gönderilerek temerrüte düşürüldüğünü, ayrıca davalının, söz konusu faturalara itiraz etmediğini, bu nedenle, tarafların arasında ticari ilişkinin varlığı, müvekkilin tacir olması ve davalının faturaya itiraz etmediği bir bütün olarak ele alındığında davalının söz konusu faturaları kabul ettiğinin açık olduğunu beyan etmiştir.YARGITAY 11. H.D., 23.03.1988 tarih, 1988/6471 E. ve 1988/1267 K.<br>\"KARAR:Davacı vekili, müvekkilinin, davalıya sattığı mal karşılığı (256.921.TL) alacaklı olduğu halde yapılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek bu paranın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili ise müvekkilinin faturada gösterilen malı teslim aldığını, ancak bedelini ödediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.Mahkeme; toplanan delillere göre, davalının aldığı malın bedelini ödediğine dair yazılı belge ibraz edemediği gerekçesi ile ( 256.921 TL ) nın davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar vermiştir. Hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. BK’nın 182. maddesi hükmünce alım satımlarda  her iki tarafın borçlarını aynı zamanda ifa etmiş olmaları yolunda bir ilke kabul edilmiş ise de;malın davalıya reslimi 8.1.1986 tarihinde yapılmış olmasına rağmen davacı tarafından düzenlenen 11.1.1986 tarihli  faturanın kendisine tebliğ edilmiş olduğu davalı tarafından kabul edilmiş bulunmaktadır.Fatura,   açık  fatura   niteliğinde olduğundan bunu tebellüğ eden davalının TTK. 23/2 nci maddesine göre  8 gün içinde  bir  itirazda bulunmadığından böylece  mal bedelinin  ödenmediğini de kabul etmiş  durumuna düşmüştür. bu sebeple bedelin ödendiğini ispat,  davalıya ait olacağından ve davalı da bu hususu ispat edemediğinden davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.. \"Yargıtay kararından da sabit olunduğu üzere huzurda ikame edilen davada ispat külfetinin davalıda olup, davalının somut gerçeğe aykırı iddialarını ispatlayamadığını, Ticari bir malın tacirler arasında satımını belgeleyen faturanın satıcı tarafından kesilip alıcıya iletildiğinde alıcı içeriğini kabul ediyorsa ticari defterine işler ve bedelini anlaşma doğrultusunda öder.Eğer fatura içeriğini kabul etmiyor ise faturanın kendisine tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde ticari defterine işlemeden ve itirazını bildirmek suretiyle yazılı olarak fatura aslını iade eder.Dosya kapsamı incelendiğinde; davalının, cevap dilekçesinde de söz konusu faturalara ilişkin bir itirazda bulunmayıp, aksine faturaların varlığını kabul ettiğini ancak davalının böyle bir borcu olmadığını iddia ettiğini, davalanın borçlu olmamasının nedeninin, müvekkil tarafından görevlendirilen araç sürücüsünün davalıya ait transpaletin hasar görmesi üzerine kendilerinin söz konusu hasara ilişkin fatura düzenleyip müvekkile yansıtmaları olduğunu, ancak müvekkilin işçisinin sebep olduğu bir hasarın (kabul anlamına gelmemekle beraber) neden davalı tarafından müvekkilin alacağından mahsup edilmiş olduğunun anlaşılamadığını, bilirkişi ve yerel mahkeme tarafından bunun alacaklarından mahsup edilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, zira söz konusu hasarın müvekkilin daha önceden düzenlenen fatura alacağı ile ne gibi bir ilgisi bulunduğunun da anlaşılamadığını, nitekim taraflar arasında bir hasarın meydana gelmesi halinde bu zararın karşı tarafın kesmiş olduğu fatura alacağından mahsup edileceğine dair bir anlaşma, sözleşme hükmü de mevcut olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, ayrıca eğer ki müvekkilin şoföründen kaynaklanan bir zarar meydana gelmişse, davalı tarafın bu zararın tespiti için profesyonel birinden yardım alması gerektiğini, neden kendisine ihtarname gönderildiği halde cevap vermediğini ve temerrüde düştüğünü, ortada bir zarar varsa evvela bu zararın kimden kaynaklandığını, nasıl bir zarara sebebiyet verdiğini, zararın telafisi için ne kadar harcama yapılması gerektiği ile ilgili bir araştırmanın yapılıp buna göre bir müvekkile bir fatura çıkartılması gerektiğini, davalının bilirkişi marifetince bir tespit yaptırıp, bedelin tazmini için müvekkile ihtarname gönderebileceğini, dava açabileceğini, icra takibi başlatabileceğini, ancak davalının kimden kaynaklandığı belli olmayan bir zarardan dolayı, ve bu davayı bahane göstererek müvekkilini haksız çıkarmaya kötü niyetle ve mahkemeyi yanıltma saiki ile çalıştığını, ayrıca müvekkilin, aracını davalı firmaya tahsis ederek davalının nakliye işlemlerini yapmasını sağladığını, yani müvekkil firmaya ait aracın, davalı firmaya şoför vasıtasıyla getirildiğini, aracın davalı firmada park halinde bırakıldıktan sonra davalının çalışanlarının yükleme yaptığını, bu noktada da müvekkilin şoförünün hiçbir şey yapmamasına rağmen davalının kendi kusurunu müvekkile hasretmeye çalışmasının hakkaniyete aykırı düştüğünü, huzurda ikame edilen davada tüm bu hususların değerlendirilmesi gerekirken ve bu hususlar dosya kapsamında mahkemeye bildirilmişken yerel mahkemenin eksik inceleme ve işbu davaya asıl konu hususları değerlendirmeden hukuka/yasaya/usule aykırı suretle hüküm tesis ettiğini, işbu hukuka aykırı hükmün, hakkaniyete aykırı olduğu kadar gerek Yargıtay'ın kararlılık kazanmış yerleşik içtihatlarına gerekse ilgili tüm kanun lafzına aykırı olduğunu, davalı/borçlunun icra dosyasına kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu nedenle öncelikle davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptalini talep ettiklerini, ayrıca söz konusu icra takibine konu alacağın likit bir alacak olup davalı tarafından da borcun varlığının açıkça bilindiğini, buna rağmen kötü niyetli olarak kısmi itirazda bulunmuş olup alacağın tamamının tahsilini sürüncemede bırakma amacı taşıdığını, alacağın likit bir alacak olması ve davalının kötü niyetli olarak itiraz ederek takibin durdurulmasına sebebiyet vermesinin müvekkilin alacağını sürüncemede bıraktığını, daha fazla zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, işbu nedenle davalı aleyhine asıl  alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini,İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/105 E., 2022/272 K. Sayılı dosyasında hükmedilen davanın reddine ilişkin kararın yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması/ düzeltilmesi/ yeniden hüküm tesis edilmesine yönelik karar verilerek, dosya kapsamında ivedilikle tehir-i icra kararı verilmesine ve talepleri doğrultusunda tehir-i icra talepli olarak davanın kabulüne, davalı/ borçlunun ...  sayılı icra dosyasına yapmış olduğu kısmi itirazın iptali  ile takibin devamına, davalı/ borçlu aleyhine asıl  alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen \"Araç Tahsisatlı Tedarikçi Sözleşmesi\" kapsamında davacı tarafından davalıya verilen dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu sürücülü araçların tedariki hizmeti bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında 01/02/2018 tarihli \"Araç Tahsisatlı Tedarikçi Sözleşmesi\" akdedildiğine, sözleşme kapsamında davacının davalıya dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu nakliye hizmeti verdiğine, davalı tarafından davacıya kısmi ödeme yapıldığına ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki temel ihtilaf; davacının aracına 28/07/2018 tarihinde yükleme yapıldığı sırada araç rampadayken davalıya ait transpaletin düşüp hasar görmesinden dolayı davalı tarafından düzenlenen, davacıya tebliğ edilmeyen ve davacı tarafın defterlerinde kayıtlı olmayan 01/10/2019 tarih ve 23.361,64 TL bedelli yansıtma faturasının davacı alacağından mahsup edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.İhtilafa sebep olan ve davalı ile davacı şoförü arasında 28/07/2018 tarihinde tutulan ve uyapta bulunan tutanakta aracın rampada olduğu sırada aracın içindeki pickerin rampadan düştüğünün belirtildiği, şoförün tutanağı imzaladıktan sonra imzasının altında \"araç rampada sabit duruyordu, hareket halinde değildi\" şerhini düştüğü, bunun dışında tutanakta söz konusu olayın kimin kusuru ile meydana geldiğine, hangi sebeple meydana geldiğine, davacının kusurlu olduğuna gösteren bir duruma, hasar bedelinin ne kadar olduğuna ve nasıl tespit edildiğine ilişkin bir tespit içermediği, hasara ilişkin herhangi bir fotoğraf veya fatura dosyaya sunulmadığı gibi, olaydan bir yıldan fazla süre sonra düzenlenen 01/10/2019 tarih ve 23.361,64 TL bedelli yansıtma faturası da davacı tarafa tebliğ edilmemiş olup, davalı tarafından düzenlenen yansıtma faturasının dayanak belgeleri ispat edilmemesine ve davacı tarafından kabul edilmemesine rağmen Mahkemece gerekçesi dahi belirtilmeksizin davacı alacağından mahsubu isabetli olmamış, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,2-İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/04/2022 tarih ve 2020/105 Esas ve 2022/272 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 3-Davanın KABULÜ İLE;-Davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takip dosyasındaki takibe yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 24.626,83 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen ve değişen oranlarda işleyecek ticari faizi ile birlikte aynı koşullarda devamına,-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden davalıdan alınması gereken 1.682,26 TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 420,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.261,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 420,56 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 474,96 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 89,50 TL tebligat/posta gideri ve  800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 889,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,9-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 24.626,83 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,12-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 72,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 292,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 13-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 14-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara  tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dbec6870190e0a73","SID":"e0e154adba946395"}}