{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/720 Esas<br>KARAR NO:2025/749 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2022/592 Esas - 2025/77 Karar<br>TARİHİ:06/02/2025<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:02/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... sayılı dosyasının dayanağının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 22.04.2021 tarih, 2020/318 E., 2021/540 K. Sayılı kararı olduğunu, anılan kararda müvekkilinin davalılardan alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davalıların dava dışı... A.Ş. üzerinden müvekkili şirket ile ticaret gerçekleştirdiklerini şahsi sorumluluklarından dolayı ... ve ... hakkında İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 6.032.488,00-TL talepli alacak davası açıldığını, dava sonucunda alacağın ispat edildiğini, müvekkili şirket alacağının HMK md. 303 gereği sabit olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 43. Hukuk Dairesi'nin 2020/318 Esas, 2021/540 Karar sayılı 22/04/2021 tarihli hükmünün borç ilişkisi ile ilgili olarak yapılan tespitin sadece karara bağlanan kısmi dava yönünden değil, tüm borç ilişkisi yönünden ispat niteliği taşıdığını belirterek bu aşamada bakiye 23.967.512-TL anapara alacağının ve takibe kadar işlemiş 21.798.616,32-TL ticari avans faizinin tahsiline yönelik ... sayılı dosyasındaki itirazların iptaline ile davalıların %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın haksız ve kötü niyetli olarak zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, davacı tarafın ilamsız icra takibine konu ettiği ilamın kesinleşmediğini, taraflar arasındaki kısmi alacak davasının halen derdest olduğunu, davacı tarafın icra takibinde dayanmadığı belgelere itirazın iptali davasında dayanamayacağını, dava dilekçesinde dava konusu edilen alacağın hukuki sebebinin belirtilmediğini ve bu yönü ile  somutlaştırılma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, kısmi alacak davasında davacı tarafça  dayanılan belgeler üzerindeki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, kefalet senetlerinin kesin hükümsüz olduğunu, borcun dış üstlenilmesi sözleşmesinin unsurlarının oluşmadığını, 06.08.2014 tarihli beyan ve taahhütname başlıklı belgenin  teminat amacı taşıdığı  kabul edilse dahi bu belgenin kefalete ilişkin şekil şartına tabi olduğunu ve  kesin hükümsüz olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 06/02/2025 tarih ve  2022/592 Esas - 2025/77 Karar sayılı kararında;\"......Takip alacaklısı tarafından, ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (bkz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesinin 2023/1050E., 2024/2331 K. sayılı kararı) Somut olayda davaya konu icra takibinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2020/318 Esas ve 2021/540 Karar sayılı dosyasından verilen hükme dayandırıldığı, işbu davanın davacı ile dava dışı ... Şirketi arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında verildiği iddia olunan kefalet senedi ve taahhütnameye dayandırıldığı, anılan ilamda hükmedilen alacağın daha önce başka bir icra takibine konu edilerek tahsil edildiği, hükmedilen miktarın dışındaki talep yönünden mahkeme ilamında herhangi bir eda hükmü mevcut olmadığı, davacının takip talebinde ve açıklamalar kısmında borcun kaynağını göstermediği,  dava dilekçesinde dayandığı alacak ilişkisinin icra takibinde yer almadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır. Öte yandan üst derece mahkemesi tarafından yapılacak incelemede davacının anılan takip talebi kapsamında alacağını isteyebileceği sonucuna varılması halinde yargılamanın uzamasına sebebiyet vermemek adına takip öncesi işlemiş faiz yönünden bilirkişi marifetiyle hesaplama yaptırılmıştır. \"gerekçesi ile,''1-Davanın usulden reddine,'' oy çokluğu  ile karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi gereğince itirazın iptali istemine ilişkin olduğunu, anılan maddede alacaklının alacağını takip yolu ile tahsiline yönelik temel dayanağı sağladığını, bu çerçevede alacak ilişkisinin temelleri ve kanuni haklarının net bir biçimde ortaya konduğunu, İstanbul ...İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasının eldeki kısmi alacak davasının kabulüne dair ”İstinaf\" kararına dayanılarak açıldığını, iş bu icra takip talebinde açıkça; \"İşbu takip, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 22/04/2021 tarih 2020/318 E, 2021/540 K.sayılı kararında tespit edilen 30.000.000 TL'lik alacağın 23.967.512 TL’lik kısmının tahsiline ilişkindir. Söz konusu alacağın 6.032.488-TL’lik kısmı ... sayılı dosyası ile takibe konulmuştur\" izahatnın yer aldığını, bu izahat doğrultusunda, takipte dayanak gösterilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesinin 2020/318 Esas, 2021/540 K sayılı kararı ile incelendiğini ve denetlendiğini, İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1421 Esas 2018/1261 Karar sayılı dosyasına ve bu dosyalar içerisinde mübrez, yargı denetiminden geçmiş evraklara dayanıldığının sabit olduğunu, yapılan yargılamada davalı/borçluların \"Beyan ve Taahhüt\" başlıklı belge ile ortağı oldukları dava dışı... A.Ş. Ünvanlı şirketin toplam 30.000.000-TL borcunu üstlendiklerini ve bu miktardan sorumlu olduklarını, temerrüt tarihinin 10.Eylül.2014 olduğunun tespit edildiğini, kısmi dava olduğu için taleple bağlı kalınarak 6.032.488-TL'nin 10/09/2014 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline hükmedildiğini ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan incelemede kararın onandığını, hal böyle iken, yerel mahkemenin \"davacının takip talebinde ve açıklamalar kısmında borcun dayanağını göstermediği\" gerekçesi ile davanın usulden reddine karar vermesinin doğru olmadığını,Taraflar arasındaki ilişki ve davaya kadar olan gelişmelere bakıldığında İtirazın iptali davasının usulden reddinin kanuna, hukuk düzenine ve Yüksek Mahkeme Kararlarına uygun olmadığını,Davacı tarafından taraflar arasında akdedilen sözleşmeye dayanılarak 30.000.000-TL alacaklı olduğunun tespiti için “fazlaya dair haklar saklı”  tutulmak suretiyle davalılar aleyhine İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1421 Esas 2018/1261 esas sayılı dosyası ile şimdilik kaydı ile 6.032.488-TL için  kısmi alacak davası açıldığını, gerekçeli kararda belirtildiği üzere, hükme esas alınan bilirkişi raporunda,\"Davacı tarafın yasal defterlerinde müflis ... şirketinden cari hesap bakiyesi ve karşılıksız çek bedeli olarak dava tarihi itibariyle 13.273.595,85-USD karşılığı 32.465.897,74-TL tutarında alacaklı olarak göründüğü, davalıların ortağı olduğu müflis ... A.Ş.'nin  ticari defterlerinde davacıya cari hesap bakiyesi ve karşılıksız çek bedeli olarak iflas tarihi itibariyle 13.273.595,85-USD karşılığı 36.759.888,07-TL tutarında borçlu olarak göründüğü, davacı şirket vekilinin müflis şirketin iflas masasına 14.394.638,00-USD karşılığı 39.996.940,16-TL'lik alacak talebi ile ilgili olarak iflas masası tarafından 04.03.2016 tarihli kararı ile 552,44-TL eksiğiyle, 39.996.387,72-TL olarak sıra cetvelinin 4.sırasına (Kayıt Nd:21) kaydının yapılmasına karar verildiği, bu durumda davacı ile dava dışı müflis şirket arasında alacak/borç konusunda herhangi bir mutabakatsızlığın olmadığının anlaşıldığı..., Mahkemece davacının alacaklı olduğunun kabulü halinde davalıların temerrüdünün oluştuğu (ihtarnamede 7 gün süre verilmiş olup ihtarname davalılara 02.09.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir) 09.09.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte Mahkemece takdir edilen alacak tutarını talep edebileceği görüş ve kanaatine vardıklarını\" bildirmişler, Mahkemece 06.12.2018 tarihinde \"Davanın kabulü ile; 6.032.488-TL'nin 10 Eylül 2014 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesine\" hükmolunduğunu, bu kararı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2020/318 Esas, 2021/540 Karar sayılı 22/04/2021 tarihli kararı ile;“davalıların asıl borçlu şirketin 30.000.000 tl’lik borcunu üstlenmiş oldukları ve borçtan sorumlu oldukları sonuç ve kanaatine varılmıştır.Yukarıda açıklanan bu gerekçeler doğrultusunda, sonucu itibari ile doğru olan ilk derece mahkemesinin gerekçesi düzeltilmesi gerekmiş olup, davalıların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile davacının talebi ile bağlı kalınarak talep gibi, 6.032.488-TL’nin davalılardan temerrüt tarihi olan 10.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.” hükmünün ihdas olunduğunu,Alacağa dair zamanaşımını kesmek zarureti de bulunduğundan, İstinaf Kararına dayanılarak  bakiye alacak miktarının İstanbul ...İcra dairesinin ... sayılı dosyasından ilamsız takip yolu ile talep edildiğini, borçluların bu takibe hiçbir borçları olmadığı  yönünde itirazda bulunduklarını, üzerine İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinde huzurdaki itirazın iptali davasının ikame olunduğunu, bakiye alacak için dava yerine icra takip yolunu seçerek ilamsız takibe girişildiğini, takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açmak mecburiyetinde kalındığını,İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2022/592 Esas sayılı dosya ile itirazın iptali davası devam ederken 16.02.2023 tarihinde Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2021/5372 Esas ve 2023/892 sayılı ilamı  ile davalı/borçluların tüm temyiz itirazları ret edilerek kısmi davanın onandığını, böylece itirazın iptali davası devam ederken kısmi davanın kesinleştiğini, Yargıtay onaması ile davalıların tüm itirazlarının uyuşmazlık konusu olmaktan çıktığını, Somut olayda, kısmi davada alınan ve kesinleşen hükmün dayanağını teşkil eden tüm belgeler ve bilirkişi raporlarının kesin delil mahiyetini aldığını, yerel mahkemenin davada kesinleşen olguları bağlayıcı kabul ederek alacağın dayanağı olan belgelerin tamamına dayanıldığını ve bu belgelerin de İstinaf kararında yer aldığınının kabul etmesinin usul ve yasaya uygun olacağını, ancak bu davanın usul yönünden ve alacağın neye dayandırıldığının takipte belli olmadığı gerekçesi ile reddedilmesinin talihsiz bir karar olduğunu,İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/592 esas sayılı dosyasında yargılamanın tamamlandığını, tüm deliller ve belgelerin toplandığını ve bilirkişi incelemesi yapıldığını, bilirkişi raporunda icra takibine konu bakiye alacak tutarı ve takibe kadar işlemiş temerrüt faizi denetime elverişli, detaylı olarak tespit edildiğini, Alacakları İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi 2020/318 Esas 2021/540 sayılı kararı ile denetlenen İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1421 Esas 2018/1261 esas sayılı dosyasına ve adı geçen dosyalar içerisindeki evraklara dayandığı bu sebeple taraflar arasındaki esas uyuşmazlığın “Beyan ve Taahhüt “ başlıklı belgeye dayandığı belgenin istinaf mahkemesince borç üstlenmesi sözleşmesi olarak kabul edildiğini ve davalılar tarafından dava dışı... İsimli şirketin toplam 30.000.000 TL borcunun üstlenildiğinin tespit edilerek istinaf itirazlarının red edildiğini, bilaharede yargıtay incelemesinden geçerek onandığının izah edildiğini,Takip talebinde alacağın dayanağı açıkça izah edilmesine rağmen, yerel mahkemenin alacağın neye dayandığının takipte belirtilmediği gerekçesinin Yüksek Mahkeme Kararlarına da aykırı olduğunu,Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi 2022/981 E.2022/953 K sayılı kararında özetle;“Somut olayda dava itirazın iptali istemine ilişkin olup her nekadar yerel mahkemece icra takibinde borcun sebebinin neden kaynaklandığının açıkca belirtilmediği ve takibe dayanak herhangi bir evraka rastlanılmadığından bahisle usulden red kararı verilmiş isede yukarıdaki Yargıtay Kararında da bahsi geçtiği üzere dosya kapsamına göre somut olayda takip dayanağı belgenin takip talebine eklenmemiş olmasının takip hukukunu ilgilendiren bir husus olduğu davacı tarafca her nekadar dava dilekçesinde de borcun sebebi gösterilmemişsede mahkemece öncelikle HMK 119 maddesinin e.f.g. bentlerinin işletilmesi yerine yapılan tensiple davacı tarafa delilleri için kesin süre verildiği ve banka şubelerine müzekkere yazılarak belgelerin teminini müteakkip bilirkişi raporuda alındığı davalının beyan dilekçesine göre borcun kredi kartı alışverişinden kaynaklandığının kabul edildiği bu nedenlerle dosya kapsamına göre usulden red kararı verilmesinin hakkaniyete uygun bulunmamıştır. \"Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin 2022/981 E., 2022/953 K. sayılı ilamında, alacak ilişkisinin somut delillerle ispatlanmış olmasına rağmen takip talebindeki eksikliklerin usulden ret gerekçesi olarak görülmesinin hakkaniyete aykırı olduğuna dikkat çekilmiştir.Aynı ilkeler, somut davaya da uygulanmalıdır.\" borçlunun, bu borcunu ödememek isteğinde olması hukuken korunacak bir olgu olmadığını, Huzurdaki davada, böyle bir olgunun da mevcut olmadığını, takip talebinde alacağın dayanağı İstinaf Mahkemesi kararının açıkça gösterildiğini, kararın takibe eklendiğini, bu ilama konu yargılama dosyasındaki tüm belgelere dayanıldığının açık olduğunu, kaldı ki, itirazın iptali davası ikame olunduğunda da, delil listesinde ayrıca ve açıkça yargılama dosyasındaki belgelerin tekrar gösterildiğini, kısmi davada, alacağın tamamının tespiti konusunda ise Yüksek Mahkeme'nin içtihatlarının çok net olduğunu, Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın redle sonuçlanması halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı; kısmi dava kısmen kabul kısmen redle sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı; kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağının kabul edildiğini, ikinci davaya bakan mahkemenin, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlı olduğunu, burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hale geldiğini, zira, kesin hüküm bulunan bir konuda, mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmadığını, bu yönün kamu düzenine ilişkin olduğunu, mahkemeler ve Yargıtay’ca doğrudan doğruya (res’en) göz önünde tutulmaması gerektiğini,Kısmi dava sürerken ek davanın açılmış olması halinde davalı ilk itirazda bulunarak birleştirme istememişse kısmi dava ile ek davanın birleştirilemeyeceğini, ancak ek davaya bakan mahkemenin kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapması gerektiğini, çünkü kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edeceğini, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümün ek dava için kesin hüküm teşkil edeceğini, açıklanan hususların Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.02.1980 gün ve 1980/9-73 esas, 1980/186 karar sayılı; 02.06.1982 gün ve 1981/11-1130 esas, 1982/549 karar sayılı ve 09.11.1988 gün ve 1988/15-572 esas, 1988/898 sayılı kararlarında da açıkça vurgulandığını, Kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan raporun tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapıldığını, tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleştiğini ve taraflar yönünden yargısal denetim yolları tüketilerek usulü kazanılmış haklar gerçekleşmişse kesin delil olarak değerlendirilmesi gerekeceğini, bu nedenledir ki, bilirkişi raporlarının takdiri delil oldukları kuralının ise de somut olay özelliklerine göre kesin delil niteliği alabileceklerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini,Somut olayda da; davacı tarafından davalı aleyhine açılmış bulunan ve yukarıda ayrıntıları ile safahatı açıklanan kısmi dava taleple bağlı kalınarak sonuçlandığını, böylece davaya dayanak alınan hukuki ilişkinin varlığı saptanarak, davalının sorumluluğunun da kesinleşen bu hükümle tespit edildiğini, bu kararın tespite ilişkin bölümünün sonradan açılan eldeki ek dava için kesin hüküm oluşturacağında kuşku bulunmadığını, bu doğrultuda, huzurdaki davaya konu alacak taleplerinni de aynı şekilde kesin hüküm ilkesine tabi olduğunu,İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/592 Esas ve 2025/77 Sayılı Kararının oybirliği ile verilemediğini, Muhalefet Şerhi incelendiğinde  iddia ve savunmalarının haklılığının anlaşılacağını, muhalefet şerhinde;“İtirazın iptaline konu takip dosyasının takip talebinin incelenmesinde:\"İşbu takip, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 22/04/2021 tarih 2020/318 e, 2021/540 k. Sayılı kararında tespit edilen 30.000.000-TL'lık alacağın, 23.967.512,00-TL lık kısmının tahsiline ilişkindir. Söz konusu alacağın 6.032.488,00-TL lık kısmı ...sayılı dosyası ile takibe konulmuştur.Her ne kadar takibe sıkı sıkıya bağlılık prensibi itirazın iptali davalarında kendine yer bulsa da somut olayda davacı taraf takibin sebebi olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi'nin 2020/318 E 2021/540 K sayılı kararında tespit edilen 30.000.000,00-TL'lık alacağın bakiye kısmının tahsilini talep ettiğini açıklamıştır.Dolayısıyla davacı tarafından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2020/318 Esas 2021/540 sayılı kararı ile denetlenen İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1421 Esas 2018/1261 esas sayılı dosyasına ve adı geçen dosyalar içerisindeki evraklara dayandığı anlaşılmıştır.Bu sebeple taraflar arasındaki esas uyuşmazlığın “... “ başlıklı belgeye dayandığı belgenin istinaf mahkemesince borç üstlenmesi sözleşmesi olarak kabul edildiği ve davalılar tarafından dava dışı ... İsimli şirketin toplam 30.000.000 TL borcunun üstlenildiğinin tespit edilerek kısmi dava olarak İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen karara karşı İstinaf itirazlarının esastan reddine karar verildiği Yargıtay’ca yapılan inceleme de ise kararın onandığı anlaşılmıştır. ...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce tartışılarak çözümlendiği ve verilen kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleşmiş olması nedeniyle mahkememizi de bağlayıcı hale geldiği kanaati hasıl olduğundan davacının takibinin usulüne uygun olarak başlattığı kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmesi kanaatinde olduğumdan Sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmemekteyim.” şeklinde açıklama yapıldığını,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 303. maddesi gereğince, kısmi davalarda yer alan alacağın tamamına ilişkin tespit kısmının kesin hüküm niteliği taşıdığını, bu bağlamda kısmi davadan doğan ve kesinleşen alacak miktarının tahsiline yönelik yapılan takibin tamamen kanuni bir hak olduğunu,Sonuç olarak;Huzurdaki davaya konu icra takibinin; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nce yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 2020/318 Esas, 2021/540 Karar sayılı 22/04/2021 tarihli kararı ve bu kararda yer bulan; “davalılar tarafından... A.Ş.’nin borçları için verilmiş toplam tüm kefaletlerin toplamı 30.000.000 TL borcu kabul edilerek asıl borçlu şirketin borcu üstlenilmiştir. Dosya kapsamından asıl borçlu ... şirketinin iflas ettiği, davacı şirkete cari hesap ve ödenmeyen çeklerden dolayı 12.273.595,85-USD karşılığı 36.759.888,07-TL borcunun bulunduğu ve iflas masasınca da 04.03.2016 tarihi itibari ile 39.996.387,72-TL olarak sıra cetvelinin 4.sırasına kaydının yapıldığı sabit olup, davalıların asıl borçlu şirketin 30.000.000 TL’lik borcunu üstlenmiş oldukları ve borçtan sorumlu oldukları sonuç ve kanaatine varılmıştır.Yukarıda açıklanan bu gerekçeler doğrultusunda, sonucu itibari ile doğru olan ilk derece mahkemesinin gerekçesi düzeltilmesi gerekmiş olup, davalıların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile davacının talebi ile bağlı kalınarak talep gibi, 6.032.488-TL’nin davalılardan temerrüt tarihi olan 10.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.” hükmüne dayandığını, takip talebinde bu hususların açıkça yer aldığını, bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin16.02.2023 tarih  2021/5372 Esas ve 2023/892 sayılı ilamı ile onandığını ve kesin hüküm haline geldiğini,İstinafa konu İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin yargılamada tüm dosyaları toplamış ve bilirkişi incelemesi yaptırmış olduğunu, bilirkişi raporunda, ... sayılı takibinde 23.967.512,00 TL asıl alacağa 10.09.2014- 07.07.2021 tarihleri arasında tahakkuk eden faiz tutarının 21.267.555,36 –TL olduğunun hesap edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, İİK. 67 Madde uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın usulden reddine,'' oy çokluğu  ile karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davaya konu... sayılı dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı ... Şirketi tarafından davalı/borçlular ... ve ... hakkında takip dayanağı olarak \"İş bu takip, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 22/04/2021 tarih 2020/318 E. , 2021/540 K. sayılı kararında tespit edilen 30.000.000,00 TL.lik alacağın 23.967.512,00 TL.lik kısmının tahsiline ilişkindir. söz konusu alacağın 6.032.488,00tllik kısmı... sayılı dosyası ile takibe konulmuştur,\" şeklinde açıklama yapılarak 23.967.512,00 TL asıl alacak + 21.798.616, 32 TL. İşlemiş faiz olmak üzere toplam:  45.766.128,32- TL. Alacağın tahsili talebiyle 07/07/2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.İş bu davadan önce Davacı ... Şirketi tarafından, davalılar ... ve ... hakkında İstanbul 7 ATM.'nin 2014/1421 Esas sayılı dosyası ile; Davacı, kağıt üretimi ve pazarlanması işinde faaliyet gösterdiğini, davalıların pay sahibi ve yöneticisi oldukları ... AŞ ile uzun süredir ticari ilişkilerinin olduğunu, ...AŞ’nin kağıt alımı için müvekkiline başvurmuş ise de, yeterli teminat gösteremediği için satımın gerçekleşmediğini, bunun üzerine, davalıların satışın şirketleri ... AŞ üzerinden yapılması teklifinde bulunduklarını, bu teklifin kabul edilmesi üzerine, mal tesliminin ... AŞ cirolu ...AŞ çekleri karşılığında yapılmaya başlandığını, bu uygulamanın 2012 yılına kadar devam ettiğini, bu çerçevede, ... AŞ’nin borçları için davalıların 08.05.2009 tarihli 5.000.000 TL limitli müteselsil kefalet sözleşmelerini imzalayarak müvekkiline verdiklerini,  bir süre sonra davalıların talebi üzerine, bu yöntemle ticarete ... AŞ yerine yine tüm payları davalılara ait olan ...AŞ üzerinden devam edilmeye başlandığını, bu kez, bu şirketin borçlarının teminatı olarak 26.12.2012 tarihli 8.000.000 TL limitli müteselsil kefalet sözleşmesini imzalayarak müvekkiline verdiklerini, böylece, ...AŞ’ye teslim edilen malların bedelinin ...AŞ çekleri ile ödenmeye başlandığını, siparişlerin artması üzerine, davalıların 16.12.2013 tarihli kefalet sözleşmesi ile limiti 17.000.000 TL’ye ve 22.05.2014 tarihli kefalet sözleşmesi ile 30.000.000 TL’ye yükselttiklerini, çek bedellerinin ödenmesinde sıkıntı yaşanması ve yerine verilen ileri tarihli yeni çeklerin vadelerinde karşılıksız çıkması üzerine, davalıların müvekkiline 06.08.2014 tarihli “...” başlıklı belgeyi imzalayarak verdiklerini, bu taahhüde rağmen ...AŞ çeklerinin ödenmediğini, şimdilik karşılıksız çıkan 13 adet çeke dayalı olarak 2.695.000 Usd karşılığı 6.032.488,00 TL’nin tahsili için başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığını, bu borçtan  kefalet sözleşmeleri gereğince, davalıların sorumlu olduğunu, sonradan imza inkarının ve kefalet sözleşmelerinin şekil şartlarına haiz olmadığından geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu iddiasıyla  6.032.488,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline  karar verilmesini talebiyle alacak davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 06/12/2018 Tarih ve 2014/1421 Esas - 2018/1261  Karar sayılı kararı ile ; Davanın Kabulü ile; 6.032.488 TL'nin 10 Eylül 2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiş, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 43 HD.' since yapılan inceleme sonucunda 22/04/2021 Tarih ve  2020/318 Esas - 2021/540 Karar sayılı kararı ile; ''.... Bu durumda, anılan belgenin kefalet sözleşmesi olarak düzenlenmediği sabit olup, bu sözleşmede, davalılar tarafından, ...AŞ’nin borçları için verilmiş toplam tüm kefaletlerinin toplamı 30.000.000 TL borcu kabul edilerek asıl borçlu şirketin borcu üstlenilmiştir. Dosya kapsamından, asıl borçlu İnterpap şirketinin iflas ettiği, davacı şirkete cari hesap ve ödenmeyen çeklerden dolayı 12.273.595,85 Usd karşılığı 36.759.888,07 TL borcunun bulunduğu ve iflas masasınca da,04.03.2016 tarihi itibari ile 39.996.387,72 TL olarak sıra cetvelinin 4. Sırasına kaydının yapıldığı sabit olup, davalıların asıl borçlu şirketin 30.000.000 TL’lik borcunu üstlenmiş oldukları ve borçtan sorumlu oldukları sonuç ve kanaatine varılmıştr.Yukarıda açıklanan bu gerekçeler doğrultusunda, sonucu itibari ile doğru olan ilk derece mahkemesinin gerekçesi düzeltilmesi gerektiği gerekçesi ile,'' Davalılar vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; istinafa konu ilk derece mahkemes kararının HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına; Davanın Kabulü ile; 6.032.488 TL'nin 10 Eylül 2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesine, temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiş, Uyap sisteminden yapılan inceleme sonucunda  kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD.nin 16.02.2023 Tarih ve 2021/5372 Esas - 2023/892 Karar sayılı kararı ile; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, karar verildiği anlaşılmıştır.Somut olayda davacı taraf, İstanbul BAM 43 HD.' sin 22/04/2021 Tarih ve  2020/318 Esas - 2021/540 Karar sayılı kararı ile tespit edilen ;  Davalıların asıl borçlu şirketin 30.000.000 TL’lik borcunu üstlenmiş oldukları ve borçtan sorumlu olduklarına yönelik tespit uyarınca İstanbul 7 ATM.'nin 2014/1421 Esas sayılı dosyası ile talep edilmeyen bakiye 23.967.512,00 TL. Asıl alacak ve temerrüt faizinden oluşan alacağın tahsili talebiyle başlatmış olduğu icra takibine davalı tarafın haksız itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.İtirazın iptali davası, takip hukukuna sıkı sıkıya bağlı olup yukarıdaki açıklamalar ve tespitler gözetildiğinde; Davacı tarafça davaya konu icra takibi ile, İstanbul  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 22/04/2021 Tarih ve 2020/318 E, 2021/540 K. Sayılı kararının icraya konulmadığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'ne konu  İstanbul 7 ATM. Tarafından verilen 06/12/2018 Tarih ve 2014/1421 Esas - 2018/1261  Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine  İstanbul BAM 43 HD.' sin 22/04/2021 Tarih ve  2020/318 Esas - 2021/540 Karar sayılı kararı ile tespit edilen ;  Davalıların asıl borçlu şirketin 30.000.000 TL. ’lik borcunu üstlenmiş oldukları ve borçtan sorumlu olduklarına yönelik tespit uyarınca o davada talep edilmeyen bakiye 23.967.512,00 TL.lik kısmın tahsili talebiyle davaya konu icra takibinin başlatıldığı, takip ve davaya konu alacağa dayanak olarak da   İstanbul BAM 43 HD.' sin 22/04/2021 Tarih ve  2020/318 Esas - 2021/540 Karar sayılı kararının delil olarak gösterildiği, bu durumda mahkemece, taraf delilleri toplanarak yapılacak yargılama sonucunda davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a.4,6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine,  karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2025 tarih ve  2022/592 Esas - 2025/77 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4,6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d697dc6e0a0f1759","SID":"af8332b25ff28bae"}}