{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/835 <br>KARAR NO\t\t: 2025/757<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t\t : 2019/59 Esas 2021/684 Karar  <br>KARAR TARİHİ  \t : 07/12/2021<br>DAVA\t\t: TAZMİNAT <br>KARAR TARİHİ               : 18/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 18/04/2025<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br><br>G E R E Ğ İ     D Ü Ş Ü N Ü L D Ü<br><br>            DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle 02.12.2016 tarihinde davalı şirkete ait ... plakalı aracın, davalı sürücünün sevk ve idaresinde,  asli ve tam kusurlu olarak müvekkiline  ait olan ve çalışanı tarafından kullanılan ...  plakalı araca çarpması neticesi müvekkiline ait  araçta meydana gelen hasarın  kusurlu aracı sigortalayan ... Sigorta Şirketi tarafından 2049826160001 no’lu hasar dosyasından giderildiğini, ancak kazanç kaybı ve araçta meydana gelen değer kaybı zararlarının giderilmediğini, aracın kaza tarihinden sonra uzunca bir süre kullanılamaması nedeni ile müvekkilinin kazanç kaybına uğradığını, müvekkilinin araçta kadrolu ve SGK.'lı şöförünü çalıştıramadığını ancak maaş ödemesi ile trafik sigorta bedeli, bandrol ücreti, vergi gibi zorunlu ödemeler yaptığını ileri sürerek, ileride arttırılmak üzere 7.500,00 TL kazanç kaybı ile 12.500,00 TL değer kaybı toplamı 20.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte  davalılardan  müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.  <br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin, davalı şirketin çalışanı olduğunu, kazaya karışan aracın işleteni olmadığını, KTK.'na göre araç kazalarından hasar doğması durumunda öncelikli sorumlunun, araç işleteni yani araç maliki-davalı şirket olduğunu, müvekkili kusurlu kabul edilse bile, kanun maddesinin açık hükmüne göre zarardan doğrudan işletenin sorumlu olacağını, kazada müvekkilinin asli ve tam kusurlu olmadığını, ceza dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde tali derecede kusurlu bulunduğunu, davacıya ait aracın kaza geçmişinin tramer kayıtlarından sorgulanarak, aynı noktalardan daha önce hasarlanıp- hasarlanmadığı incelenerek,  hasarlanan parçalarına göre formülize edilerek, mevcut ise değer kaybı hesaplanması gerektiğini, davacının yapılması zorunlu giderleri de müvekkiline  yüklemeyi amaçladığını, tamir süresi boyunca ikame araç bedeli istenebilir ise de, davacının istediği bandrol ücreti trafik sigorta bedeli, araca ait vergiler vb. gider kalemlerin kaza ile doğrudan illiyet bağı bulunmadığından talebin mümkün olmadığını, davacının değer kaybı bedelinin 20.000,00-TL olduğunu belirterek  bunun 12.500,00-TL kısmını istediğini bildirip, belirsiz alacak davası ikame ettiğini, alacak miktarının belirli veya belirlenebilir olduğu durumlarda, belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı .... Şti.’ne cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın dava dışı ... Sigorta A.Ş. tarafından 0001-0210-17051513 no’lu poliçe ile sigortalandığını, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına aldığını, kaza sonrasında davacının aracında meydana geldiği iddia edilen değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunduğundan değer kaybından sigorta şirketinin sorumlu tutulması, davanın ... Sigorta A.Ş.’ne ihbarının gerektiğini, Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/29-102 s. dosyasında davalı ...’un tali kusurlu olduğunu tespit edildiğini, değer kaybı bedeli isteminin fahiş olduğunu, aracın daha önce bir kazaya karışıp karışmadığının tespitinin gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER                                :<br>Tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle;\"   02.12.2016 tarihinde davalı ... Şti.’ne ait ... plakalı aracın, davalı sürücü ...’un sevk ve idaresinde, % 25 oranda tali kusurlu olarak, davacıya  ait olan ve çalışanı ... tarafından kullanılan ...  plakalı araca çarpması sonucu, davacıya  ait  ...  plakalı araçta meydana gelen hasarın  kusurlu aracı sigortalayan ... Sigorta Şirketi tarafından giderildiği, kazanç kaybı ve araçta meydana gelen değer kaybı zararlarının giderilmediği, kaza nedeniyle davacı aracında meydana gelen 5.000,00-TL değer kaybı bedelinden davalıların %25 tali kusur oranında 1.250,00-TL kısmından sorumlu bulundukları anlaşılmış, kar kaybı istemi  konusunda bilirkişi incelemesine ticari defter kayıtlarını kesin süreli ihtarlara rağmen sunmayan davacının talebi TBK.’nun 50/2. md. uyarınca hakkaniyet ölçüsünde   davanın kısmen kabulüne;  davalı sürücü ...'un 02.12.2016 tarihli trafik kazasında %25 oranda kusuruna dayalı olarak 1.250,00-TL değer kaybı ile 350,00-TL kazanç kaybı toplamı 1.600,00-TL maddi tazminatın, 02.12.2016 kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ile ... Ltd. Şti.'nden müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin 18.400,00 TL isteminin reddine..\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Verilen kararın 2918 Sayılı Trafik Kanunun 88. Maddesi düzenlemesine aykırı olduğunu,  diğer yandan mahkemece davalıların  %25 kusurlu olduğundan bahisle verilen kararın illiyet bağı açısından da hatalı olduğunu, mahkemece zarar miktarlarının tespitine ilişkin bilirkişi raporlarına itirazların dikkate almayıp karara esas alınmayacak bilirkişi raporlarına dayalı olarak verilen kararın da hatalı olduğunu,  dosyadan alınan birden fazla raporlarda değer ve kazanç kaybına ilişkin tespitlerin birbiriyle çelişkili olduğunu, bu hususlarda bilirkişi raporuna itirazların belirtilmesine rağmen bu itirazların dikkate alınmadığını,  müvekkilin mantık kuralları gereği bu tek aracıyla taşıma yaptığı ve faturalarında bu işlere ait olduğunun kabulü gerekeceğinden aksi düşünceyle hazırlanan raporun karara esas alınamayacağı ve dosya içerisindeki belge ve bilgilerin de dikkate alınarak yeniden rapor alınması yerine hatalı ve kendi içinde çelişkili olan raporun karara esas alınmasının hatalı olduğunu, bu şekilde somut hiç bir veriye dayanmaksızın yapılan değer kaybı tespiti istikrar kazanan içtihatlara aykırı olup bu şekilde denetime elverişli olmayan raporun kabulünün mümkün olmadığını beyanla karar kaldırılarak  hükme esas alınabilecek rapor alınarak  davanın  kabulüne ve diğer yasal sonuçlarına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. <br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf isteminin reddi ile, ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>G E R E K Ç E<br><br>Uyuşmazlık, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan kazanç kaybı ve değer kaybı bedeline yönelik maddi tazminat isteğine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle  davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, bu karara karşı  davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.<br>6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir;  HMK'nun 357 inci maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.<br>Davacı vekili davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesine açmış, mahkemece Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilerek, yargılamaya Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinde devam olunmuştur.<br>Öncelikle Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/11/2018 tarihli 2018/548  Esas 2018/560 Sayılı kararı teknik anlamda bir görevsizlik kararı değil, doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesine açılan davanın Aliağa Adliyesinde Ticaret Mahkemesi bulunmaması nedeniyle Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine ilişkin, gönderme kararı niteliğindedir.<br>Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.  Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler.<br>Türk Ticaret Kanunun 5.maddesi uyarınca aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne aittir. Aynı yasanın 4.maddesinde ise ticari davalar düzenlenmiş olup, buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili  hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda ve yasa maddesinde sayılan yasal düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan davaların  ticari dava olacağı öngörülmüştür.<br> Türk Ticaret Kanun'un 11.maddesinde  ticari işletme şu şekilde tanımlanmıştır. \"(1) Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.  (2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır,  Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararname ile  belirlenir.\" Yine aynı yasanın 12.maddesine göre tacir, bir  ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişidir.  15.maddesinde ise;  \"İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.\" düzenlemesi bulunmaktadır.<br>5362 Sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'un 3/a maddesine göre; \"Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler\"dir. <br> Türk Ticaret Kanun'un gerek 11.gerekse 15.maddesinde öngörülen sınırı belirleyen Bakanlar Kurulu kararı ise 21.07.2007 yürürlük tarihli, 207/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı olup, söz konusu Bakanlar Kurulu kararı:\"Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı  MADDE 1 – (1) 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından;a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,<br>             Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,<br>             b)213 Sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri,          kararlaştırılmıştır.\"şeklindedir.<br>Yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu kararında tacir ile esnaf arasındaki sınırın belirlenmesinde gözetilecek değerler yönünden Vergi Usul Kanun'un 177.maddesine atıfta bulunulmuş olmakla dava tarihi itibariyle  bahsi geçen yasa maddesindeki düzenleme; \"Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler:(1)1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (168.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (230.000 TL) lirayı aşanlar; 2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (90.000 TL) lirayı aşanlar; 3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte  yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (168.000 TL) lirayı aşanlar...\"şeklindedir.<br> Somut olayda; davacı gerçek kişi aracın ticari araç olduğu ve ticari faaliyette kullanıldığını belirterek tazminat isteminde bulunmaktadır. Trafik Tescil kaydında ... plakalı aracın niteliğinin \"Çekici\" vasfı ve kullanım amacının \"Ticari\" olarak gösterildiği görülmekle beraber, İDM'nce   davacının yaptığı iş itibarıyla tacir olup olmadığı araştırılmamış, davacının tacir olduğu kabulü ile yargılamaya devam edildiği görülmüştür. Yargılama safahatinde davacının delil olarak bildirdiği ticari defterleri sunamadığı , dosyaya sunduğu faturaların da \"...-...\" adına düzenlendiği, mevcut delil durumu ve araştırmanın davacının tacir sıfatının kabulü için yeterli kabul edilemeyeceği alaşılmıştır.  <br>Bu halde, Vergi Usul Kanuna göre bir kimsenin esnaf sayılması, Ticaret Kanunu yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmeyeceği gibi ticaret siciline ya da odaya kayıtlı olmamasının, tacir olmadığına kesin kanıt sayılmayacaktır. Davacının   sahibi olduğu işletmenin,  Türk Ticaret Kanunu ve Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları hakkında Kanunun yukarıda belirtilen ilgili hükümleri ile yapılan atıf uyarınca   Vergi Usul Kanunu 177.maddesindeki sınırları aşan miktarda gelirinin bulunup bulunmadığının tespiti ile  davacının tacir sayılıp sayılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. <br>Mahkemece ilgili vergi dairesi müdürlüğünden, davacının kaza ve dava tarihi gözetilerek vergi beyannamelerinin getirtilip incelenmesi, tacir-esnaf  kaydının olup olmadığının araştırılması ve yukarıda açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak davacının Türk Ticaret Kanunu,  Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Hakkında Kanunun yukarıda belirtilen ilgili hükümleri ile yapılan atıf uyarınca   VUK 177.maddesindeki sınırları aşan miktarda gelirinin bulunup bulunmadığının tespiti ile tacir olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre,  görevli mahkemenin tayin edilmesi gerekmektedir.<br>Davacının tacir sayılması halinde uyuşmazlık konusunun her iki taraf için de ticari işletmeleriyle  ilgili olması karşısında ticari dava niteliğinde sayılması gerekeceğinden uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olacağı, aksi halde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olacağı nazara alınarak davanın görev yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, gerekli araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile esastan  karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden, bu hususun resen istinaf sebebi olarak kabulü gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı asilin istinaf isteminin kabulüyle 6100 Sayılı HMK'nun 355. ve 353/1. fıkra (a-3) ve (a-6) bendi gereğince kararın esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İDM'ne gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK'nun 353/1-(a) bendine göre; Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükme bağlanmıştır.<br>Aşağıdaki durumlar arasında;<br>(a-3) bendinde \"Mahkemenin görevli.. olmasına rağmen görevsizlik ... kararı verilmiş olması veya mahkemenin görevli ... olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması\" <br>(a-6) bendinde; \"mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” sayılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre ; ilk derece mahkemesi'nce davacının esnaf mı ya da tacir mi olduğu araştırılmadan ve yukarıda gerekçede yer verilen tacir sıfatının belirlenmesine ilişkin hususlar dikkate alınmadan Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan;  davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-3) ve (a-6) bentleri ile 355 madde hükmü gereğince esası incelenmeden  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacının diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M  :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1- İlk derece mahkemesi'nce davacının esnaf mı ya da tacir mi olduğu araştırılmadan ve yukarıda gerekçede yer verilen tacir sıfatının belirlenmesine ilişkin hususlar dikkate alınmadan Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan;  davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>2- Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2019/59 Esas - 2021/684 Karar sayılı, 07/12/2021 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra  (a-3) ve (a-6) bentleri ile 355 madde hükmü gereğince ESASI İNCELENMEDEN  KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesi Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davacının diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, <br>5-Davacının peşin yatırdığı 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına,<br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, <br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 18/04/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a2160bdf917f6d9","SID":"857ebcb384fb8321"}}