{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2209 <br>KARAR NO: 2025/726<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 09.09.2021<br>NUMARASI: 2020/368 Esas - 2021/549 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin seyyar olarak ve motorlu araçlarla diğer malların parekende ticareti ile iştigal ettiğini, davalı şirketin ise sürücüsü ile birlikte diğer özel araç kiralama faaliyetini yürüttüğünü, müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğunu 2019 yılında yapılan ticaretler neticesinde davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmemiş 3.047.743,49 TL borcu bulunduğunu, müvekkili şirketin bu borcu talep etmesine rağmen davalının söz konusu borcu ödemekten imtina ettiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, davalının icra dosyasına haksız ve dayanaksız olarak herhangi bir borcunun olmadığı gerekçesi ile itirazı üzerine takibin durduğunu, dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurduklarını ancak davalı ile herhangi bir anlaşmaya varamadıklarını, davalının tüm itirazlarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı yan ile 2019 yılındaki karşılıklı araç alım satımlarına istinaden davalı şirkete kesilen ve davalı şirkete teslim edilen davalı yanca herhangi bir itiraza uğramayan  alacağının faturalarla sabit olduğunu, davalının sabit olan borcuna rağmen kötü niyetli olarak icra takibini sürüncemede bırakmak amacı ile ödeme emrine itirazı üzerine huzurdaki davayı ikame ettiklerini beyan ederek müvekkili şirket tarafından davalı şirket ile var olan ticari ilişkiye istinaden davalı şirketten 3.047.743,49 TL lik alacağı sabit olduğundan söz konusu alacağın tahsili amacıyla müvekkili tarafından başlatılan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün... esas sayılı icra dosyasına davalının haksız dayanaksız ve hukuka aykırı itirazının iptaline asıl alacak , feri ve faize  itirazının iptaline, takibin iptaline, haksız ve hukuka aykırı itirazı nedeniyle davalının asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmezine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının müvekkili şirketten hiçbir alacağı olmadığını, herhangi bir borcun varlığı tespit edilmesi halinde bu borcun dava dışı ... AŞ'nin davacıdan alacağına mahsup edilmesi gerektiğini, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında gerçekleşen ticaret çerçevesinde davacının müvekkiline  yaptığı araç satışlarının yanı sıra müvekkili şirketin de davacıya satmış olduğu araçlar olduğunu, bu satışlara ilişkin faturaların mevcut olduğunu, iş bu karşılıklı satışlar sebebiyle taraflar arasındaki cari hesapların karşılıklı satış faturaları ile birlikte bilirkişi tarafından yapılacak inceleme neticesinde müvekkili davalının davacıya borçlu olmadığının açıkça ortaya çıkacağını, davalı şirketin pay sahipleri aynı zamanda dava dışı ... AŞ şirketin de %100 pay sahibi olduğunu, ancak kötü niyetli şirket yöneticileri nedeniyle pay sahipliklerinin tescil edilmediğini, buna karşılık davalı şirketin yöneticileri ...  ve ... , ... AŞ nin haklarının tespiti için İstanbul 6 ATM nin 2020/408 esas sayılı dosyasında ortaklığın tespiti davacı açtığını, bahsi geçen dava dışı ... AŞ davacı şirkete 140 dan fazla araç satışı gerçekleştirdiğini, satış hacmi neredeyse 30.000.000 TL olan bu araç devirleri neticesinde devir bedellerinin ... Şirketi tarafından tahsil edilip edilmediğinin tespit edilmediğini, huzurdaki davada davacı şirket ile dava dışı ... AŞ arasındaki cari hesap dökümleriyle birlikte incelenmesi gerektiğini, böylelikle davalı şirketin ve dava dışı şirketin sahiplerinin aynı olması sebebiyle eğer davalının davacıya borcu olduğu tespit edilirse bu borcun dava dışı şirketin davacı şirketten alacağına mahsup edileceğini, ancak dava dışı şirketin hisseleri gerçek pay sahipleri adına tescil edilmediğinden dava dışı şirketin davacı şirketten alacağını tespit edemediklerini, davalı , davacı ve dava dışı şirket arasındaki ilişki anlaşılınca dava dışı şirket ile davacı şirket arasındaki cari hesapların incelenmesinin gerekliliğinin ortaya çıkacağını, davalı şirketin tek pay sahibinin müteveffa  ...'ın olduğunu ...'ın vefatı ile şirket paylarının miras yoluyla eşi ... ve kızı ...'a intikal ettiğini, dava dışı şirketin kuruluşundan itibaren pay sahipleri ve yöneticileri ...'ın yeğenleri ...  ve ... olduğnu, ancak dava dışı şirketin asıl sermaye sağlayıcısı ve hak sahibinin müteveffa ... olduğunu, müteveffa  ... ve ...'ün imzalarının bulunduğu dava dışı şirketin hislerinin ilmühaberlerini bu kişilerden teslim almadığını, hisse devir sözleşmelerine , yönetim kurlu karar defterine dayanarak müteveffa ...'in mirasçıları ... ve ...'ın dava dışı şirketin hisselerini adlerine tescilini talep ettiğini ancak müteveffa amcaları ile sözlü devirlerini gerçekleştirmeyip dava dışı şirketten hak talep ettiklerini, müteveffa mirasçılarının dava dışı şirketin hisselerini hukuken alabileceğini anlayan  ... ve ...'ün dava dışı şirkete ait araçların neredeyse tamamını hukuka aykırı şekilde düşük bedellerle davacı şirkete devredip maddi menfaat sağladıklarını, davacı şirketin sahibi davalı şirketin müteveffa tek pay sahibi ...'ın vefatı ardından hakkın kötüye kullanılması suretiyle iş bu davayı açtığını , davalı şirket ve mevcut yöneticilerine karşı TCK 'da suç teşkil eden birçok eylemde bulunduklarını beyan ederek davanın reddine, davacının haksız icra takibi sebebiyle aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Takibin dayanağı olan ve dava konusu edilen faturalar davalı tarafın defterinde kayıtlı olup malın teslim edildiğine karine olduğu gibi davalı tarafında malın teslim edildiğine dair bir itirazı bulunmamaktadır.  Davacı defterlerine göre davacının 2.982.743,49 TL, davalı defterlerine göre ise davacının 3.047.743,49 TL alacağı bulunmaktadır. Aradaki fark 01.11.2019 tarihinde davalının vermiş olduğu ve davalı defterlerinde yer almayan talep edilen toplam alacaktan mahsup edilen 65.000 TL tutarlı çek kaydından kaynaklanmaktadır. Davalı tarafın bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunduğu ve davalı şirketinde imzasının blunduğu 17.02.2020 tarihli protokolün 1.c maddesinde de davacının  3.047.743,49 TL alacağı bulunduğu belirtilmiştir. Bu durumda davalı tarafın almış olduğu malın karşılığını ödediğini usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. Davalı taraf HMK hükümleri uyarınca ödemeye dair herhangi bir yazılı (makbuz ve dekont örnekleri vb) delil sunamadığı...\" gerekçesiyle,  İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinin 2.982.743,49 TL asıl alacak üzerinden ve takip talebinde talep edilen ticari faiz ile birlikte kaldığı yerden devamına, davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması ve alacağın likit olması nedeni ile toplam  alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasıyla, taraflar arasındaki ticari faaliyetten kaynaklandığını iddia ettiği faturalara ilişkin takip başlatıldığını, takibe süresi içinde itiraz etmiş olsalar da iş bu itirazın iptali istemiyle açılan davada davacının talepleri doğrultusunda takibin devamına karar verildiğini, icra inkar tazminatına hükmedildiğini, ancak ilk derece mahkemesinin yeterli inceleme yapmaksızın iş bu kararı verdiğini, hükme  esas olacak nitelikteki taleplerini dikkate almadığını,  Alacaklı davacı şirketin, müvekkili davalıdan hiç bir alacağı bulunmadığını, eğer borcun varlığı tespit edilirse, bu borcun dava dışı ... A.Ş.'nin davacıdan alacağına mahsup edilmesi gerektiğini, davalı şirketin, davacı şirket ve ... A.Ş. arasında üçlü bir ticari ilişki kurulduğunu, bu üçlü ilişkinin temeli de davalı şirketin ve ... A.Ş.’nin sahibinin tek bir kişi yani müteveffa ... olduğunu, iş bu üçlü ticari ilişki çerçevesinde tüm şirketler birbirlerinden araç devir alıp, birbirlerine araç devrettiklerini, bu üçlü alışveriş esnasında, ... iki şirketin de sahibi olduğu için şirketler arası mahsuplaşmalar ve muhasebesel hareketler, karmaşık hesaplamalara yol açtığını, yalnızca davalı ve davacı şirketler arasındaki değil, ... şirketi dahil bu 3 şirket arasındaki cari hesaplar incelenip taraflar arasındaki borç ve alacak tespit edilmesi zorunlu olup bu hususun tespiti için ... şirketinin de defterlerinin incelenmesi ilk derece mahkemesinden talep edildiğini, ...’ın vefatı ardından şirket payları miras yoluyla eşi ... ve kızı ...'a intikal ettiğini, bu sebeple davalı şirketin paysahipleri aynı zamanda dava dışı ... A.Ş. şirketinin de %100 pay sahipleri olduğunu, ne yazık ki kötü niyetli şirket yöneticileri nedeniyle pay sahiplikleri tescil edilmediklerini, Dava dışı ... A.Ş.’nin kuruluşundan itibaren paysahipleri ve yöneticileri ...’ın yeğenleri ... ve ... olduklarını, hâlbuki dava dışı bu şirketin asıl sermaye sağlayıcısı ve hak sahibi müteveffa ... olduğunu, müteveffa ..., ... ... ve ...’ün imzalarının bulunduğu ... A.Ş. hisselerinin ilmühaberlerini bu kişilerden teslim aldığını, iş bu ilmühaberlere, hisse devir sözleşmelerine, yönetim kurulu karar defterine dayanarak müteveffa ...’ın mirasçıları ... ve ..., ... A.Ş. hisselerinin adlarına tescili talep ettiklerini, ne yazık ki, müteveffa amcaları ile sözlü anlaşmaları ve hisse devirlerini gösteren yazılı resmi belgelere rağmen, bu kişiler hisse devirlerini gerçekleştirmeyip ... A.Ş.’de hak talep ettiklerini, hukuka aykırı bu eylemleri sebebiyle davalı şirketin paysahipleri olan ... ve ... İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/408 E. sayılı dosyasında ortaklığın tespiti davası açtıklarını ve davanın istinaf aşamasında olduğunu,  Bahsi geçen dava dışı ... A.Ş., davacı şirkete 140’tan fazla araç satışı gerçekleştirdiğini, satış hacmi neredeyse 30.000.000-TL olan bu araç devirleri neticesinde devir bedellerinin, ... Şirketi tarafından tahsil edilip edilmediğinin taraflarınca tespit edilemediğini, bu sebeple sundukları dilekçe ile ilk derece mahkemesinden, davacı şirket ve ... A.Ş. arasındaki cari hesap dökümlerinin bunun yanında 29.04.2021 tarihli celsede davanın ... A.Ş'ye ihbar edilerek defterlerinin incelenmesi tarafımızca talep edildiğini, ancak ilk derece mahkemesi talepleri nazara almadan,  davayı ihbar etmediği gibi defterleri de incelemediğini, emsal nitelikteki Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 20277/3643 19.02.2019 tarihli kararını sunduklarını, İstanbul  6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/408 E. sayılı dosyasının bekletici mesele talebimiz 28.01.2021 tarihli 1. duruşmada 6 nolu ara kararla hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, Huzurdaki davaya emsal nitelikteki bir çok Yargıtay kararını dilekçeye eklediklerini, bilindiği üzere yargılamanın amacı maddi gerçeği ortaya çıkararak hukuki güvenliği temin ettiğini, ancak yukarıda açıklamaya çalıştıkları hiç bir husus mahkemece gözetilmediğini, yeterli inceleme yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, dava dışı ... Şirketinin davalı müvekkile ait olduğunun tespitine ilişkin olarak açılan dava bekletici mesele yapılmadığını ve buna ilişkin ret kararı mahkemece gerekçelendirilmediğini, Yargılamanın her aşamasında talep olunmasına rağmen ...'ya ait defterler incelenmediğini, davanın ... şirketine ihbarı talebimiz mahkemece hiçbir şekilde  değerlendirilmediğini ve  yok sayıldığını, sonuç olarak ilk derece mahkemesinin yaptığı inceleme eksik olup, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma dair açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davalının cari hesap borcunun tahsili için takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalı ise davacıya borçlu olmadığını, alacağın tespiti halinde ise bunun dava dışı ... AŞ nin alacağından mahsup edilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince taraf ticari defter ve kayıtlarında inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alınmış, alınan bilirkişi rapor içeriğinde işaret edildiği üzere, davalının kendi kayıtlarında davacıya takip tutarı olan 3.047.743,49 TL borçlu göründüğü, davacının ise davalıdan kendi kayıtlarında 2.982.743,49 TL alacaklı görüldüğü, aradaki farkın davalı tarafından davacıya verilen ve davalı ödemesi olarak davacı defter ve kayıtlarında görülen 65.000,00 TL tutarlı çekten kaynaklandığı, davacı kayıtlarında davalı ödemesi olarak kayıtlı olan ancak davalı kayıtlarında yer almayan bu tutarın davalı lehine davacı alacağından mahsubu ile davacının takip tarihinde davalıdan talep edebileceği alacağın  2.982.743,49 TL olduğu sonucuyla kurulan hüküm isabetlidir. Her ne kadar davalı vekilince dava dışı ... A.Ş 'nin  de davacıdan alacaklı olduğu, bu alacağın davalı alacağından mahsubu gerektiği, bu konuda 17.02.2020 tarihli protokolün delil olarak değerlendirilmesi gerektiği, yine davalı şirketin ortaklarının dava dışı ...  Şirketinin de  aslında %100 pay sahibi  ortakları olduğunu, ancak ... A.Ş nin  yöneticilerinin haksız tutumları nedeniyle ortaklıklarının tescil edilmediğini, bu nedenle ... A.Ş' nin ortağı olduklarının tespiti için İstanbul 6 ATM 2020/408 E sayılı dosyasında açılan dava  dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, yine iş bu  davanın 3. Kişi ... A.Ş  şirketine ihbar edilmesi gerektiğini, bu yöndeki taleplerinin reddedilmesinin ve karşılanmamasının eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlamına geldiğini ileri sürerek karar istinaf edilmiş ise de, dava dışı ... A.Ş nin iş bu davada taraf olmadığı gibi ayrı tüzel kişiliği bulunan ve 3. Kişi durumunda şirket olduğu, yine davalının  delil olarak sunduğu protokolde davacının taraf olmadığı dikkate alındığında, davalı vekilinin bu konudaki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 156.133,52 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b683851bde61bfd","SID":"76d695de51be7d0d"}}