{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/906 <br>KARAR NO\t\t: 2025/892<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN  <br>MAHKEMESİ\t: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t\t: 2019/261 Esas 2021/102 Karar<br>KARAR TARİHİ\t: 18/11/2021<br>DAVA\t\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 07/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/05/2025<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi;<br>G E R E Ğ İ     D Ü Ş Ü N Ü L D Ü<br><br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile diğer davalı yüklenici firma ...  A.Ş'nin ... Belediyesi kanalizasyon işlerini yapmak üzere anlaşmaya vardığı, bu anlaşma doğrultusunda yüklenici firma çalışmalara başlarken, davalı yüklenici firmanın elemanlarınca gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmaması sonucu müvekkilinin oğlunun park halinde duran ... plakalı araçta ciddi zarar ve değer kaybı meydana geldiğini,  yüklenici firma yetkilisinin olayın ardından müvekkiline ait araçta oluşan her türlü zararı karşılayacağını beyan etmiş ise de, müvekkiline hiçbir ödeme yapmadığını,  müvekkilinin aracını kullanamadığından iş kaybının da meydana geldiğini, müvekkiline ait araçta oluşan zarardan davalı yüklenici firma ve ... Sigorta'nın sorumlu olduğunu, davalılara ihtarname çekilmesine rağmen davalılarca ihtarnameye cevap verilmediğinden bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL masraf ve aracı kullanamamaktan kaynaklı iş kaybı ve 10.000,00 TL değer kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekilinin 01.11.2021 tarihli somutlaştırma dilekçesinde dava konusu olay nedeniyle davalı taraftan 10.000 TL değer kaybı, 9.500 TL hasar bedeli ve 500,00 TL'de aracı kullanamamaktan iş kaybı talep ettikleri bildirilmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı ... vekili  cevap dilekçesinde özetle; İdarece diğer davalı firma ... A.Ş'ye ihale edilen iş kapsamında basınç testi çalışması esnasında döşenen borunun delinerek patlaması sonucu ortaya çıkan püskürtü sonucu davacıya ait araca isabet eden parçalar nedeniyle hasar meydana geldiği, yüklenici firmanın sebep olduğu hasardan ve zarardan müvekkili idarenin sorumlu olmadığı, oluşan hasardan müvekkili idarenin değil, yüklenici firma olan ... A.Ş'nin sorumlu olduğundan bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş vekili  cevap dilekçesinde özetle;  ...\" A.Ş'nin müvekkili şirket nezdinde 22.01.2016 - 16.03.2018 tarihleri arasında .... Poliçesi ile sigortalı olduğu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğu, davacı tarafça 11.11.2016 tarihinde müvekkili şirkete değer kaybı alacağı için başvuruda bulunulduğu, ancak ilgili poliçede değer kaybı alacağının teminat dışı bırakıldığından müvekkili açısından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... A.Ş vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle; davacının talebi üzerine müvekkilinin hakedişlerinden diğer davalı ... tarafından davacının zararına ilişkin olarak 12.578,78 TL davacıya ödenmek üzere kesinti yapıldığı, bu sebeple müvekkilinin davacının zararına ilişkin olarak ödemeleri yaptığı, ancak alacağın diğer davalı ... uhdesinde bulunduğu, ayrıca davacı tarafa ait araçta meydana gelen hasarın ne olduğuna, araçta hangi parçaların değişim ve boya işlemine maruz kaldığına dair bir açıklama yapılmadığı ve bu yönde de bir delil ibraz edilmediğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan yargılama sırasında 2017/275 Esas, 2018/853 Karar sayılı karar ile iş bu dava İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğundan bahisle  yetkisizlik kararı verildiği ve iş bu yetkisizlik kararı tarafların istinaf etmemesi üzerine kesinleştiği ve dosyanın İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen esasına kaydedildiği görülmüştür.<br>DELİLLER                                :<br>Hasar dosyası, tramer kayıtları, bilirkişi raporu tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle;\".. yukarıda anlatılan tüm gerekçelerle aynen benimsenip hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporu gereğince diğer davalılar ... ve ...  A.Ş açısından ise davacı talebi ile bağlı kalınarak davanın   kabulüne, araçtaki hasar bedeline ilişkin 9.500,00 TL, araçtaki değer kaybına ilişkin 10.000,00 TL ve ikame araç bedeline ilişkin 500,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 12.04.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur. Davacı vekili tarafından her ne kadar dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminata kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiş ise de,  dosyada bir sureti bulunan ve davacı tarafça davalılara keşide edilen Manisa 2. Noterliği'nin 24.03.2017 tarihli ihtarnamesinin her iki davalıya da 27.03.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve iş bu ihtarnamede tebliğden itibaren geçerli olmak üzere taraflara 15 günlük süre verildiği görülmekle iş bu sürenin ilavesiyle her iki davalının 12.04.2017 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek her iki davalı açısından temerrüt tarihi bu tarih olarak kabul edilerek ..\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davalı  ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İdarece diğer davalı firma ... A.Ş'ye ihale edilen iş kapsamında basınç testi çalışması esnasında döşenen borunun delinerek patlaması sonucu ortaya çıkan püskürtü sonucu davacıya ait araca isabet eden parçalar nedeniyle hasar meydana geldiği, yüklenici firmanın sebep olduğu hasardan ve zarardan müvekkili idarenin sorumlu olmadığı, oluşan hasardan müvekkili idarenin değil, yüklenici firma olan ... A.Ş'nin sorumlu olduğunu, alınan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, davacının araç mahrumiyeti alacağı talep etmediğini, bu zararın da oluşmadığını ifadeyle  İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/261 E. 2021/1026 K. Kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, davanın reddine dair yeni bir hüküm tesis edilmesini talep etmiştir.<br>Davalı  ... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı dilekçesinde ikame araç bedelini değil aracı kullanamadığı için iş kaybını istemekle birlikte istediği miktar da belli olmadığını, davacının araçsız kalacağı ve başka araç kiralayacağı günler için herhangi bir bedel dava dilekçesinde talep edilmediğini, araç değer kaybına ilişkin olarak tüm raporlarda aracın kaza tarihinden sonra 2. el piyasasındaki değerini 82.000 TL olarak belirtilmişse de 2. el piyasası derken bilirkişinin hangi kaynakları esas aldığına dair hiçbir ibare olmadığını,  Araç hasar bedeline ilişkin olarak da raporda yer verilen hesaplamalar ekspertiz raporları ile neredeyse birebir olup başkaca bir yönden hesaplama yapılmadığını ifadeyle İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/261 E. 2021/1026 K. Kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, davanın reddine dair yeni bir hüküm tesis edilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Taraflar istinafa cevap vermemiştir.<br><br>G E R E K Ç E <br><br>Uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle değer kaybı, hasar bedeli ve araç mahrumiyet zararı  isteminden kaynaklanmaktadır. <br>İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir;  aynı Kanunun  357. maddesine göre de;  İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.<br>Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.<br> 4721 Sayılı TMK'nun 6 ıncı, maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan  her  biri  hakkını   dayandırdığı  olguların  varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.<br>Bilindiği üzere, kusursuz zorumluluk türlerinden olan 6098 Sayılı TBK'nun 69 maddesi gereğince bir binanın veya yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden dolayı oluşan zararı gidermekle yükümlüdür.<br>Yargıtay kararlarında, öğretide bina ve yapı malikinin sorumluluğunun objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan \"ağırlaştırılmış\" \"olağan sebep sorumluluğu\" olarak isimlendirilen bir kusursuz sorumluluk halidir. Zarar ile özen eksikliği arasında uygun nedensellik bağının sorumluluk için yeterli olup özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi durumlarda kusur aranmayacaktır. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir. <br>Başka bir anlatımla,bir bina ve yapı tesis ve benzerlerinin zarara neden olması durumunda yapı malikinin sorumlu tutulabilmesi için zararın bina ve yapının yapımı veya bakımındaki özen eksikliğinden doğmuş olması zarar ile yapımı veya bakım eksikliği arasında uygun bir nedensellik bağı bulunması yeterlidir. Genel bir tanımla toprağın altında yada üstünde sürekli ya da geçici, doğrudan veya dolaylı olarak toprağa bağlı olan, kurulmuş, dikilmiş, takılmış, döşenmiş, eklenmiş tüm nesnelere yapı eseri denilir. <br>Yapı malikinın yapım ve bakım sorumluluğunu bir yükleniciye devretmiş ise zarar gören 6098 sayılı TBK'nun 69 maddesi gereğince kusursuz sorumluluk ilkesine dayanarak malike dava açabileceği gibi 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince yükleniciye karşı da haksız fiil hükümlerine göre dava açabilecektir.<br>Yine, 6098 Sayılı TBK'nın 61. Maddesi uyarınca; birden çok kişi birlikte bir zarara neden oldukları veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacaktır. Davalılar arasındaki sözleşmenin sorumluluğa ilişkin hükümleri sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiler bakımından geçerli olmayacağından aynı yasanın teselsül hükümlerini düzenleyen 163. Maddesi uyarınca ise; alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.<br> Kural olarak, gerek kusura dayalı, gerekse kusursuz sorumluluk hallerinde haksız eylemle zarar arasında illiyet bağının varlığını davacı ispat etmelidir.<br>Somut olayda; davalılardan ... ve ... A.Ş arasında imzalanan ... İli ... İlçesi ... Arası İletim Hattı İnşaatı İşine Ait  sözleşme kapsamında davalılardan ... A.Ş'nin yüklenicisi olduğu işle ilgili olarak yapılan çalışmalar sırasında kanalizasyon borusunun patlaması ve çıkan bypass malzemesinin park halindeki davacıya ait ... plakalı araç üzerine sıçraması neticesinde davacıya ait araçta hasar meydana geldiği belirlendiğine göre; davacının zararı ile davalıya ait kanalizasyon borusunun patlaması arasında illiyet bağı bulunduğu sabit olduğundan;  davacı haksız eylem nedeniyle zarar gören 3. kişi konumunda olup,  davalı ... zarara sebep olan yapı sahibi sıfatıyla  davacının  zararının tamamından  teselsül hükümleri uyarınca sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığından davalı ... vekilinin anılan hususlara  değinen tüm istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>Zarar yönünden  hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Araçta oluşan hasarın ağırlığı, aracın tamirini ekonomik kılmaz ve araç pert/total işlemine tabi tutulursa zarara uğrayanın talep edebileceği tazminat miktarı, aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç değerinden pert total değerinin mahsubu ile bulunacak gerçek zarar ile benzer nitelikteki bir aracı temin edebileceği makul bir süredeki ikame araç bedeli/kazanç kaybından ibarettir. Aracın onarımının ekonomik olmamasına rağmen zarar gören onarım yaparak kullanmış olsa bile  pert-total uygulaması ile belirlenen zarardan fazlasını isteyemeyeceği gibi, böyle bir araç için değer kaybı da söz konusu olmayacağından sadece muadil bir aracın yeniden satın  alınması için geçen süre bakımından ikame araç bedeli istenilebilir. Zarar gören oluşan zararın üstünde bir yarar sağlayamaz. <br>İDM'ce alınan 01.12.2020 tarihli raporda; 05.11.2016 tarihinde ... kanalizasyon işlerini yapan firma olan davalı ... A.Ş'nin çalışmaları esnasında kanalizasyon borusunun patlaması ve çıkan bypass malzemelerinin davacıya ait park halinde olan  ... plakalı araç üzerine komple sıçraması neticesinde davacıya ait araçta hasar  meydana geldiği, yapılan değerlendirme neticesinde davacıya ait araçta KDV dahil 10.445,45 TL'lik hasar oluştuğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiş olmakla bilirkişi raporundaki bu hesaplamaların dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur. <br> Kural olarak,  araçta meydana gelen \"değer kaybı\" (istikrar kazanan yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre); aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle önceki kazalar araştırılarak niteliği ve etkisi göz önüne alınarak, tartışılarak hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, modeli, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki tamir edilmiş halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmadan ibarettir. Daha somut bir ifade ile aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınmalıdır. (Yargıtay 17. HD'nin 2016/16876 E - 2017/12161 K sayılı, 27/12/2017 tarihli ve 2015/5301 E - 2017/11098 K sayılı, 28/11/2017 tarihli kararları)<br> Bir aracın onarılmış durumdaki değeri; ne kadar iyi onarılmış olursa olsun (kural olarak) aynı nitelikte hiç hasara uğramayan araç değerinden düşük olacağı bilinen bir gerçektir. Bu nedenle aracın motor, mekanik, yürümesini sağlayan aksam ve parçalarından herhangi bir hasar ve değişim meydana gelmemiş olması değer kaybı olmayacağı anlamına gelmeyecektir.<br>Hükme esas alınan 01/12/2020 tarihli teknik bilirkişi raporunda, dava konusu araçla ilgili benzer ilanların da gözetilerek fark kriteri esas alınmak suretiyle aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç değeri 92.000 TL ve onarımından sonraki piyasa rayiç değerinin de 82.000 TL olması nedeniyle (92.000 TL - 82.000 TL=) 10.000 TL değer kaybı meydana geldiğinin, belirlenmesinde de usul ve yasaya aykırılık yoktur.<br>Davacıya ait araçta meydana gelen hasarın niteliği ve hasar miktarı itibariyle 15 günlük tamir süresi makul olduğu gibi serbest piyasa ve aracın teknik özellik ve donanımı itibariyle günlük (125,00 TL x 15 =) 1.875,00 TL araç mahrumiyet zararının, hasarın niteliğine göre makul ve uygun olduğu görülmekle davalılar vekilinin  hesaplamaya yönelik tüm istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. <br>Yukarıda anlatılan tüm gerekçelerle,  davalılar ... ve .... A.Ş açısından ise davacının somutlaştırmaya dair talebi ile bağlı kalınarak davanın   kabulüne, araçtaki hasar bedeline ilişkin 9.500,00 TL, araçtaki değer kaybına ilişkin 10.000,00 TL ve ikame araç bedeline ilişkin 500,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 12.04.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve .... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu görülmekle araç mahrumiyetine dair davacının talebi olmadığına ve hesaplamanın yetersiz olduğuna dair davalıların istinafının reddi gerekmiştir.<br> Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve  davalılar ... ve ... A.Ş vekillerinin  tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H  Ü  K  Ü  M      : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalılar ... ve ... A.Ş vekillerinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalı ... tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 341,55 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 1.366,20 TL'den mahsubuyla, bakiye 1.024,65 TL'nin bu davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı ... A.Ş. tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 260,85 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 1.366,20 TL'den mahsubuyla, bakiye 1.105,35 TL'nin bu davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>4-Davalılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>5-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, <br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca  07/05/2025 tarihinde KESİN olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f79cb79fd3b7e81c","SID":"57e041e67e9472ca"}}