{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2166 <br>KARAR NO: 2025/722<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22.09.2021<br>NUMARASI: 2020/103 Esas - 2021/767 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin tatlı imalatçısı olup, davalıya faturalarla imal ettiği tatlıları verdiğini, müvekkilinin fatura mukabili verilen yemekler karşılığında 11.491,98 TL asıl alacağı bulunduğunu, söz konusu borcun ödenmemesi üzerine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla taraflarınca icra takibine girişildiğini, davalının, borca ve faize itiraz ederek takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, davalının haksız surette itiraz ettiğini, icra takibine dayanak olarak sundukları, davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan borcun bulunduğunun açık faturalardan anlaşılacağı üzere borcun müvekkiline ödenmediğini belirterek Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, kötü niyetle yapılan itiraz sebebiyle %20'den az olmamak üzere müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın, müvekkilinden cari hesaptan alacaklı olduğunu iddia ettiğini, davacının müvekkilinden her ne ad altında olur ise olsun hiçbir alacağı bulunmadığını, davacının iddiasının aksine faturaya konu malların müvekkiline teslim edilmediğini, bu nedenle de davacı lehine herhangi bir alacak doğmadığını, davacının teslime dair herhangi bir belge veya evrak ibraz etmediğini, bu durumun faturaya konu malların müvekkiline teslim edilmediğini bariz şekilde ortaya koyduğunu, derdest davanın bu yönüyle hukuka aykırı olduğunu, takibe müstenit belgeler üzerinde müvekkiline ait olduğu iddia olunan imzalar var ise, bu imzaların müvekkiline ait olmadığını belirterek, her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın reddine, davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde;  Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının  icra takibi yaptığı, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiği, borçlu tarafından  süresi içerisinde  borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, İİK 66 madde gereği icra takibinin durdurulduğu, tarafların arasında  süregelen ticari ilişki olduğu, davacı yan defterlerinin incelenmesi için Kütahya'ya yazılan talimat ile alınan ilrikşi raporunda davacının ticri defterlerini usulüne uygun tutulduğu velihine delil niteliğinde oldupğu  davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 11.491,98 TL alacaklı durumda olduğu, mahkememizce yapılan incelemede de davalı tarafından sunulan ticari defterlerin T.T.K. ve V.U.K. hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu ve sunulan ticari defterlere göre davalının takip tarihi itibariyle davacıya 11.491,98 Tl borçlu olduğu sabit olup davacının davasını ispatladığı...\" gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı takip dosyasında yapmış oldukları itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacağın likit olması nedeni ile alacağın %20 si oranında (2.298,39 TL) icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Aşamalardaki dilekçelerde de belirttiği üzere davacı taraf faturalara konu malları müvekkiline teslim etmediğini, davacı taraf faturaya konu malları müvekkiline teslim ettiğini de ispatlayamadığını,  bilirkişinin de davacı tarafın kayıtlarında mal teslimine dair herhangi bir belge bulunmadığını tespit ettiğini, bu durum ise faturalara konu malların müvekkiline  teslim edilmediğinin açık kanıtı olduğunu, faturalara konu malların müvekkiline teslim edilmediği için borç doğmadığını, derdest dava bu yönüyle hukuka aykırı olduğunu, tamamen benzer bir konu da bir başka müvekkil aleyhine Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/205 E. sayılı dosyası ile bir başka müvekkil aleyhine aynı mahiyette bir başka dava açıldığını, adı geçen dava ile huzurda görülmekte olan iş bu dava tamamen aynı mahiyette olduğunu, adı geçen dava kapsamında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin bozma ilamına uygun olarak davanın reddine karar verildiğini, mal tesliminin ispatlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, adı geçen bozma ilamı ve gerekçeli kararı dilekçe ekinde sunduklarını, Yine aşamalardaki dilekçelerde de belirttikleri üzere tarafların ispat yükünü düzenleyen Medeni Kanun’un 6.maddesi uyarınca  kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu, maddenin amir hükmünden de anlaşıldığı üzere, kanunda aksine sarih bir düzenleme yoksa; taraflardan her biri haklarını dayandırdıkları olguların varlığını ispatla mükellef olduklarını, bir şeyin ve ya bir durumun var olmadığını meydana gelmediğini iddia eden taraf bu hususu ispat külfeti altında olmadığını, zira bir durumun meydana gelmediğinin ispatı çok kere mümkün de olmadığını, bu nedenle de borç doğurucu bir eylem yada işlemin ortaya çıktığını karşı tarafın (Alacaklı olduğunu iddia eden tarafın)  ispatlaması gerektiğini, bu sebeptendir ki menfi tespit davalarında, ispat yükünün alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafta olduğunu, zira borç doğurucu işlem ve ya eylemin gerçekleştiğini ancak karşı taraf ispatlayabileceğini, Davacı, davalının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (mesela borcu) sadece inkar etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki, ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, alacağın varlığını ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalıya düştüğünü, doktring görüşlerde ve Yargıtay kararlarında da ispat külfeti tamamen davalı tarafa ait olduğunun saptandığını, bu şartlar altında ise davacının öncelikle taraflar arasında bir ticari ilişki olduğunu, akabinde ise bu sözleşmenin içeriğinin iddia ettiği mahiyette olduğunu ve son olarak da sözleşme konusu malları müvekkiline teslim ettiğini ispatlaması gerektiğini, yasal mevzuatımız uyarınca mal tesliminin yazılı delille ispatlanması gerektiğini, bu hususlara ilişkin dokring görüşü ve Yargıtay kararlarını dilekçe ekinde sunduklarını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı, davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalı ile ticari ilişkisi kapsamında faturaya dayalı olarak satıp teslim ettiği ürünler nedeniyle davalıdan cari hesap alacağı bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine eldeki icra takibinin başlatıldığını, davalının takibe haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürmüş,  duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yargılama aşamasında taraf ticari defter ve kayıtları da inceletilmek suretiyle bilirkişi raporları alınmış, davacının kendi ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalıdan takip tutarı kadar alacaklı göründüğü, davalı ticari defter ve kayıtlarında yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu içeriğinde de davacı faturalarının davalı tarafından kendi defterlerine kayıt edildiği, bu surette davalının da davacıya kendi defter ve kayıtları itibariyle takip tarihinde takip tutarı kadar borçlu görüldüğü anlaşılmıştır.Davalı vekilince, davacının alacağa dayanak faturalardaki mal ve hizmeti teslim ettiğini de kanıtlaması gerektiği ileri sürülerek karar istinaf edilmiş ise de, davacı faturalarının davalı yanca kendi ticari defterlerine kayıtlandığı, bu surette davacının fatura konusu mal ve hizmeti davalıya teslimini karine olarak kanıtladığının kabulü gerekir. Buna göre davalı vekilinin davacının alacağını kanıtlamadığının kabulü gerektiği yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 585,00 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,4-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68d1e33601669479","SID":"9123c8e4ef7d6e79"}}