{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2022/1836 <br>KARAR NO:2025/714<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:22/12/2021<br>NUMARASI:2018/448 Esas - 2021/935 Karar<br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ:28/04/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/04/2017 tarihinde ...'un sürücüsü, ...'un işleteni olduğu... plakalı araçta davacının yolcu olarak seyahat ettiği esnada aracın tek yanlı trafik kazası yapması neticesinde davacının bedensel zarara uğradığını, ... plakalı aracın işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğun davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS (Trafik Sigorta Poliçesi) ile sigorta güvencesine alınmış olması nedeniyle HMK m.107 anlamında bedensel zarar miktarının tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL geçici iş göremezlik, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik ve 1.000,00 TL bakıcı gideri olarak toplam 3.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini ve davalı işletenlerden de 30.000,00 TL manevi tazminatın araç işleteni ve sürücüden temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilin talep  etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı halk otobüsünün sigortalısı olduğunu, davalının şirkete başvuru yaptığını, açılan ... nolu hasar dosyasından 05/04/2018 tarihinde davacı vekilinin hesabına 10.219,00 TL davacı ...'in hesabına 57.906,00 TL ödeme yapıldığını, ödeme sonrasında davanın açılmış olmasının davacının iyi niyetli olmadığını gösterdiğini, olaya ilişkin kusur raporu alınmasını, maluliyete ilişkin raporun Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini, davacının kendi güvenliği için gerekli önlemleri almayarak müterafik kusurlu olduğunu, müvekkili şirketin tedavi gideri ve geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadığını, mahkemece tazminata hükmedilecek olması halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ...'un  ... plakalı halk otobüsünün sürücüsü olduğunu, sürücünün sorumluluğuna ilişkin KTK'da hüküm bulunmadığını, sürücünün olayda kusurunun olmadığını, kasisten geçerken hızı 28 km/saat olduğunu, yol üzerine yapılan kasisin çevre ve yol şartlarına uygun olarak yapılmadığını, bu kasisin İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapıldığını ve sorumluluğun da belediyede olduğunu, davalı ...'un... plakalı halk otobüsünün işleteni olduğunu, işletenin sorumluluğunun zarar gören veya 3.kişinin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, davanın aracın kasko sigortacısı olan... A.Ş.'ye ihbarı gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile;16.925,55 TL geçici iş göremezlik, 39.722,58TL daimi iş göremezlik ve 12.882,23 TL yardımcı bakıcı gideri olmak kaydıyla toplam 69.470,36 TL tazminatın tüm davalılardan müteselsilen tahsili ile (davalı sigorta şirketi bakımından ilk ödemenin yapıldığı 05/04/2018, diğer davalılar bakımından 29/04/2017 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle) davacıya verilmesine,manevi tazminat davasının ise kısmen kabulü ile;20.000,00 TL manevi tazminatın 29/04/2017 tarihinden itibaren davalı işleten ... ve sürücü ...'dan 29/04/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ... A.Ş. vekili, davalılar ... ve ...  vekili ile  katılma yoluyla davacı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili katılma yoluyla sunmuş olduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyada alınan özür raporu Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre  düzenlendiğini, bu yönetmelik hakkaniyet, gerçek zararın tespitinden uzak  olduğunu, aynı kişinin bir yönetmelikte % 16 özürü çıkarken diğer (özürlülük ölçütü yön.) % 8 oranlı bir özür çıkması hayatın olağan akışına, maddi gerçeğe hukuk ve adalete aykırı olduğunu, müvekkilin özür oranı tespiti için meslek kodu belirtilerek  oturduğu ilde en son Yargıtay içtihatlarında değinilen 25.08.2013 kaza tarihinde geçerli olan, SGK Meslekte Kazanma Güç Kaybı Yönetmeliği'ne uyarlı bir raporun alınması gerektiğini, davacı ... silahlı güvenlik görevlisi olduğunu, devamlı ayakta çalışması gerektiği ayakta çalışan bir kişinin özür oranı ancak mesleği ve kodu girilerek, mesleğini ne kadar yapıp yapamayacağı tespit edilmesi gerektiğini, yargılamanın uzaması ve 2022 ve sonraki yıllara sarkması halinde, olası bozma, kaldırma kararları sonrası, taraflarına kusur olarak atfedilemeyecek, asgari ücret değişikliğinden kaynaklı yeniden hesap bilirkişisine gönderilme hali, bilirkişi hatasından kaynaklı tazminat rakamının değişmesi halinde tüm hukuki hakları, anayasal güncel en son hesap talep hakları, munzam zarar ve yeniden değer arttırma dilekçesi sunma haklarının saklı olduğunu, davacının elim kaza sonrasında, aradan geçen 5 yıllık sürede silahlı güvenlik görevlisi olarak mesleğini yapamadığını, çoğu zaman işsiz kaldığını, arada iş bulduğunda da maddi geliri düşük işlerde çalışabildiğini, ailesini geçindiremeyecek bir zaruret halinde yaşamını sürdürdüğünü, maddi ve manevi yıkım içinde olduğunu hükmedilen manevi tazminat miktarı elem ve ızdırabını gidermeye yeterli bir rakam olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yöntemi kullanıldığını tazminat hesaplaması yapılırken TRH 2010 yaşam tablosu ile birlikte 1,8 teknik faiz töntemi kullanılması gerektiğini, bilirkişi tarafından bakiye ömür hesaplamalarının TRH 2010 yaşam tablosu esas alınıp, tazminat hesaplamasında progresif rant yönteminin esas alınması hatalı bir hesaplama yöntemi olduğunu  ayrıca kabul anlamında gelmemekle beraber davacı gelirini yazılı delillerle ispat edemediğinden asgari ücret üzerinden yapılacak hesaplamalar dikkate alınması gerektiğini, geçici iş görmezlik maddi zararı, Bakıcı Ve Tedavi Giderleri Trafik Sigortası Genel Şartları, Karayolları Trafik Kanunu ve Yargıtay Kararları uyarınca trafik poliçesi teminatı kapsamı dışında olup ... tarafından ödenmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesinde yargılama sırasında alınan önceki bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere dava açılmadan önce davacıya yapılan ödeme fahiş ve yetersiz olmadığından ibraname geçerli olacağını, davacının kendi can güvenliği nedeniyle gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığını ve müterafik kusur durumunun tespiti bakımından Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi kararına esas bilirkişi raporunda müterafik kusur indirim sebepleri değerlendirilmediğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından ıslah dilekçesine karşı itirazlarının ve zamanaşımı def'i  dikkate alınmadığını gerekçeli kararda da buna ilişkin bir karar verilmediğini, davacı taraf 29.11.2021 tarihinde ıslah dilekçesi sunmuş olup talep ettiği tazminat talepleri zamanaşımına uğradığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar ... ve ...  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;   İlk Derece Mahkemesi tarafından  kusura ilişkin alınan raporlarda  müvekkiline %100 kusur atfedildiğini, müvekkilin Özel Halk Otobüsü ile  seyir halindeyken cadde üzerindeki kasisi gördüğünü ve yavaşladığını, ancak kasisin trafiğin güvenliğini tehlikeye düşürecek derecede yüksek ve usule aykırı, otobüs gibi geniş araçların aks mesafesi hesaplanmadan inşa edilmiş olması sebebiyle otobüsün sarsılmasını engelleyemediği, ayakta duran yolcuların hiçbirine hiç bir şey olmadığı hususu da  dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile bütün kusur müvekkiline yüklendiğini, davacı  belinin ağrıdığını ve daha önceden de fıtık olduğunu beyan ettiğini, mevcut  bel fıtığı hastalığı olmasına rağmen gerekli dikkat ve özeni göstermeden otobüste en ufak bir manevrada dahi sıçramanın en çok hissedildiği arka koltukta oturmayı tercih ettiğini, kusur ve zarar arasındaki illiyet bağının kesildiğini,  davacının cismani zarar nedeniyle bakıma ihtiyacı bulunup bulunmadığı varsa bu ihtiyacın oranı ve süresi konusunda herhangi bir araştırma yapılmadığını, davacının farklı iş kollarında neden çalışmaya başladığını, güvenlik görevlisi mesleğini bırakması ile meydana gelen kaza arasındaki nedensellik bağı olup olmadığı  ortaya koyulmadığını, davacının güvenlik görevlisi mesleğini bırakıp farklı iş kollarında çalışmasının nedeni açıkça ortaya koyulmadan bu durumun kaza ile ilişkilendirilip, 2. seçenek hesaplamasına göre davanın kabul edilmesi de hukuka aykırı olduğunu, mevcut manevi tazminat talebini kabul anlamına gelmemekle beraber davacıların manevi tazminatı zenginleşme aracı olarak gördükleri açıkça ortada olduğunu, davacı hiçbir zarar görmemişken bu kadar yüksek oranda tazminata hükmedilmesi davacıyı  zenginleştirdiğini ve hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından,  28/04/2017 günü saat 15:00 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı halk otobüsü ile Boğazköy istikametinden Yenikapı yönüne doğru seyri sırasında kaza mahalli cadde üzerinde bulunan kasisten geçtiği  sırada otobüsün arka koltuğunda yolcu olarak bulunan davacının oturduğu yerden havaya sıçrayarak tekrar koltuğa düşmesi sonucu  yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. -  2024/5474  K.,  2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş ve  olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği ve bu süre zarfında kişinin  % 100 oranında geçici iş göremezlik ve başkasının bakımına muhtaç olma durumunun söz konusu olduğu, %8 oranında sürekli  iş göremezlik olduğu tespit edilmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde değildir. Hükme esas ATK kusur raporunda; Davalı sürücü ..., sevk ve idaresindeki otobüs ile meskun mahalde gündüz vakti seyir halinde iken yola gereken dikkatini vermesi, istikamet şeridi üzerinde bulunan trafik işaret levhalarını dikkate alarak, yaya geçidininde bulunduğu olay mahalli kasise yaklaştığı esnada idaresindeki aracın teknik özelliklerini ve manevra kabiliyetini de dikkate alıp hızını her an tedbir alabilecek seviyeye düşürmesi, içerisindeki yolcuların can güvenliğini sağlayacak vaziyette kasisten dikkatli ve kontrollü bir şekilde geçmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek kasis üzerinden hızını uygun seviyeye azaltmadan geçtiği esnada otobüsün arka koltuğunda oturan davacı yolcunun yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda asli %100 kusurlu  tespit edilmiştir.Kaza tek taraflı olarak meydana gelmiş olup davacı araçta yolcudur. Bilirkişi raporunun dosyadaki bilgi ve belgelere uygun, gerekçeli ve denetlenebilir olduğu kanaatine varıldığından, bu rapora itibar edilerek karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından  davalı vekilinin kusura yönelik iddia ve itirazı yerinde değildir.Yine  halk otobüsünde yolcu olan davacının müterafik kusuru da ispat edilemediğinden hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirim yapılmamış olmasında  isabetsizlik bulunmamaktadır.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"...\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda  hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474  K.,  2023/12136  E. -  2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078  E. - 2022/10550  K. sayılı kararları). Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına  tabi  olmaksızın, davanın  başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyecektir. İlk Derece Mahkemesince  bu konuda değerlendirme yapılmamış olması doğru değilse de ıslah zamanaşımı geçmediğinden ıslaha göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/20495 E.ve 2019/7842 K.sayılı kararı).TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici iş göremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K.  sayılı kararları).İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun  davacı  Erhan'nın belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, mesleği ve geliri (SGK kayıtlarında, davacının Güvenlik görevlisi olarak aldığı maaş, asgari ücrete oranlanarak alabileceği maaş tutarı belirlenerek tazminat hesabı yapılmıştır.) esas alınarak TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak  kaza tarihindeki yaşına göre  muhtemel yaşam süresinin belirlendiği, yapılan ödemede düşülerek kusur oranlarına göre tazminatın belirlendiği anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesi ve  22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı  çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından  manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.  Bu nedenlerle; davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ...  vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  534,7‬0 TL harcın davacıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına,b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.745,52 TL harçtan peşin alınan 1.527,93‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 3.217,59‬ TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,c-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 6.111,722 TL harçtan peşin alınan 1.270,7‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye  4.840,79‬ TL harcın davalılar ... ve ... tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.28/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"422d179643427207","SID":"c8b0769dd8d03f48"}}