{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2023/2781 <br>KARAR NO:2025/763<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t:25/10/2023<br>NUMARASI:2023/147 Esas - 2023/840 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ:30/04/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının oğlu ....'nun 13/07/2006 tarihinde maliki olduğu ... plaka sayılı aracın alkollü sürücüsü ...'ın %100 kusurlu eylemi dolayısıyla vefat ettiğini, bu kaza sonrasında yaralanan dava dışı ...'ın bir kısım taleplerine ilişkin müteveffa ... mirasçısı olarak davacı ve diğer kişiler ile ... aleyhinde İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/104 E sayılı dosyasında dava açıldığını, davanın ilk önce Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/101 Esasında görülüp tazminata hükmedildiğini, yargılama aşamasında davacının mirasın hükmen reddi talebinde bulunduğunu, ancak o aşamada mahkemece verilen kararın ... aleyhine ilamlı takibe konu edildiğini, yargılama sırasında davacı tarafın mirasın hükmen reddi talebi dolayısıyla davanın kendisi aleyhinde reddedildiğini, ancak ...na yaptığı ödeme dolaysıyla mirasçı olan davacı aleyhinde takip yaptığını ve ödeme ihtarında bulunduğunu, bunun üzerine davacının haciz tehdidi altında ödeme yaptığını, ödeme sonrasında davacının mirasın hükmen reddi savunması karşısında tazminat davası reddedildiğinden davacının yaptığı ödemeyi davalı ...dan geri istediğini, ancak davalının iade yapmadığını, bu nedenle davalı aleyhinde ... sayılı dosyasında takibe geçildiğini, ancak davalının haksız yere itiraz ettiğini beyanla itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \" Davanın kısmen kabulü ile, davalının ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, Takibin 107.101,20-TL asıl alacak, 1.082,75-TL faiz olmak üzere 108.183,95-TL üzerinden aynen devamına, İcra inkar tazminatı isteminin reddine \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili ile davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İnceleme konusu hüküm kapsamında asıl alacağa işleyecek faiz başlangıç tarihinin 09.02.2018 tarihi kabulü ile işlemiş faiz hesabı yapılması, asıl alacak likid iken icra inkar tazminatı talebinin reddi  ve kısmen red kapsamında tesis olunan yargılama giderleri ve vekalet ücreti tesisi kapsamında usul ve yasaya aykırı olduğunu, istirdatı talep edilen asıl alacak tutarı  13.06.2012 tarihinde davalı yana ödenmiş olup, ödemenin yapıldığı tarih, hüküm kapsamındaki  kabul edilen işlemiş faizin  kabulü ve  hüküm tesis tarihi itibarı ile   paranın alım gücü  ele alındığında müvekkilimin zararını karşılayacak surette bir hüküm tesis edilmediğini, asıl alacak miktarı likid iken icra inkar tazminatının reddinin hatalı olduğunu, davanın kısmen reddi  kapsamında aleylerine  yargılama giderleri ve vekalet ücreti tesisi hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Takip hukuku anlamında ... sayılı takip yapılmış borçlu ... tarafından takip borcu 13.06.2012 tarihinde ödendiğini, bu takiple ilgili menfi tespit/istirdat davası açılmadığını, usul hükümleri gereği ancak takibe karşı bu hukuki işlemler yapılması gerektiğini, takibe karşı ne borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit davası /ne istirdat davası /ne hükmen mirasın reddi davası açılarak borçlu olmadığı yönünde bir dava olmadığını, 7 yıl boyunca hiçbir iş ve işlem yapılmadığını, icra dosyasına ödenen bedelin hükümsüzlüğü ancak o takibe ilişkin açılacak dava ile olacağını, huzurda bu yönlü bir dava ve işlem olmadığını, dava dışı 3.kişinin açtığı davada hükmen mirasın reddi istemi ancak bu davanın davacısı ...’a karşı hüküm ifade ettiğini, davacı tarafça ikame oluna davaya dayanak takip konusu alacağın kesinleştiğini, icra takibine istinaden ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin olmakla bahse konu ödemenin 13.06.2012 tarihli olduğunu, iş bu ödeme tarihinden itibaren 7 yıl geçmekle konu taleplere ilişkin öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu, usul yönünden yapılan itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden davanın reddi gerektiğini, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldıktan sonra görevsizlik kararı verilmesinin ardından Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilen dosyada zorunlu arabuluculuk şartının dava şartı olarak belirlendiğini ve arabuluculuğa başvurulmamasının dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olarak olarak addedildiğini, bu nedenlerle arabuluculuğa başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, görevsizlik kararı sonrası ayrı bir vekalet ücretine hükmolunması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda:Mahkemece verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/1322 Esas ve 2023/129 Karar sayılı kararı ile\"Davalı vekili istinaf dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmuştur. HMK'nın 319.maddesine göre savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir.Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK'nın 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. Eldeki davada davalı vekilinin cevap dilekçesi vermediği, dolayısıyla süresinde zamanaşımı defi ileri sürmediğine ve davacının da açık muvafakati bulunmadığına göre istinaf aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'inin  nazara alınması olanaklı değildir.18/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 7155 sayılı Kanun'un  20. maddesi ile  6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesi ile  01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda zorunlu arabuluculuk dava şartı  kabul edilmiş olup davanın açıldığı 15/05/2018 tarihi itibariyle eldeki uyuşmazlık zorunlu arabuluculuk dava şartına tabii olmadığından aksi yöndeki davalı istinaf talebi yerinde değildir.  HMK'nın 331/2. maddesinde\"Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra başka bir mahkemede davaya devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği\" öngörülmüştür.Somut uyuşmazlıkta; İstanbul 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/01/2021 tarih,  2020/302 Esas ve 2021/71 Karar sayılı kararı ile mahkemenin görevsizliğine İstanbul Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir.Görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra davaya devam edilen İlk Derece Mahkemesince  davanın  kabulüne karar verilmekle vekalet ücretine hükmedilmiş ise de  görevsizlik kararı nedeniyle davalı  yararına  kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan  2021 yılı AAÜT  hükümlerine göre vekalet ücreti belirlenmemiş olması doğru olmamıştır. Davacı tarafından talep edilen tazminat miktarı likit (muayyen, belirli) olmayıp, gerçek zarar miktarının tespiti ile davacının davalı tarafa rücusu için gerekli şartların oluşup oluşmadığının saptanması, yargılamayı gerektirmektedir.Bu nedenle, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır. 6098 sayılı TBK'nın 117. maddesi \"Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer\" şeklindedir. TBK'nun 117/2.maddesine göre ise sebepsiz zenginleşmede  zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır.Davacı ..., davalı ...na 13/06/2012 tarihinde ödeme yapmış olup, icra dosyasında ödeme tarihinden icra takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edilmiştir. Dava dışı ...  tarafından davalı olarak  ..., ... ve diğer mirasçılar aleyhine Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/101 Esas sayılı dosyasından açılan tazminat davasının kabulüne karar verilmiş olup bu kararın temyizi üzerine bozulması ve bozmadan sonra İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin  16/03/2017 tarih,  2014/104 Esas ve 2017/98 Karar sayılı kararı ile ... ve ... yönünden husumet yokluğu sebebiyle  davanın reddine dair kararın kesinleşmesi ile  davalı ... geri verme borcunu öğrendiğinden iyiniyetlidir.Zira ilk verilen kararda taraflar tazminattan müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Bu durumda iyiniyetli olan davalının temerrüdü için ihtar gönderilmesi şarttır.Davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinde de belirttiği gibi ödeme talebini içeren Bakırköy ... Noterliğinden düzenlenen 05/02/2018 tarihli ihtarname davalıya 09/02/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir (ihtarnamenin icra dosyasında bulunduğu görülmüştür).  O  halde davalı ... ihtarname tebliğ tarihinde temerrüde düşmüş olacağından işlemiş faizin,  ihtarnamenin tebliğ tarihinden icra takip tarihine kadar hesaplanması için bilirkişiden  ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ödeme tarihinden itibaren hesaplanan işlemiş faize hükmedilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur.\"gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Dava, davalı şirketin dava dışı zarar görene ödediği tazminat bedelinin tahsili için mirasçı olan davacı aleyhinde yaptığı takip üzerine, davacının haciz tehdidi altında ödeme yapması, davacı tarafından ödeme sonrasında davacının mirasın hükmen reddi kararına dayanarak icra dosyasına yaptığı ödemenin istirdatı istemine ilişkindir.İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/11/2016 tarih, 2014/350 Esas ve  2016/402 Karar  sayılı  kararı ile davacı ... ile ...’nun oğulları ...’nun terekesinin dava konusu trafik kazası sırasında borca batık olduğuna, ... ve ... yönünden mirasın hükmen reddine karar verilmiştir.İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/104 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Davacının oğlu olan ...'nun 13/07/2006 tarihinde, maliki olduğu ...plaka sayılı aracının kaza yapması sonucu vefat ettiği, bu kazada yaralanan dava dışı ...'ın yaralanması nedeniyle müteveffa ... mirasçısı olarak davacı ..., ... ve diğer bazı kişiler aleyhine Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/101 Esas sayılı dosyasından tazminat davası açtığı,  bu dava dosyasında davanın kabulü yönünde verilen kararın bozulması üzerine yargılamanın İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/104 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü, İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin  16/03/2017 tarih,  2014/104 Esas ve  2017/98 Karar sayılı kararı ile ... ve ... yönünden mirasın hükmen reddi kararı gereği husumet yokluğu sebebiyle  davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı ... tarafından dava dışı ...'a Ümraniye 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/101 Esas ve 2011/645 Karar sayılı kararına dayanılarak ...sayılı dosyasından 09/02/2012 tarihinde yapılan 92.826,57 TL tutarındaki ödemenin tahsili talebi ile icra takibi başlatılması üzerine  davacı ... tarafından ...'na 13/06/2012 tarihinde 107.101,20 TL ödeme yapılmıştır.Dava tarihinde ve ödeme tarihinde yürürlükte bulunan sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 77 vd. maddelerine göre; mal varlığında azalma meydana gelen kişinin, zenginleşen kişiden bunun giderilmesini isteme hakkı hüküm altına alınmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı,  davalı ...'nın yaptığı ödemeyi rücu için  başlattığı takip üzerine ödeme yapmış ancak daha sonra ...'nın dayandığı ilamda davacı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda davacı TBK'daki sebepsiz  zenginleşme hükümlerine dayanarak davalı aleyhine  eldeki davayı açabilecektir. İlk Derece Mahkemesince Dairemiz kararı doğrultusunda işlemiş faiz hesaplanması için rapor alınarak  denetime elverişli, hesaplama içeren hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesinde  isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalının zamanaşımı, arabuluculuk, icra inkar tazminatı ve temerrüt tarihine ilişkin istinaflar talepleri esastan değerlendirilerek karara bağlandığı ve usul ve yasaya aykırılık da bulunmadığı  görülmekle aynı yöne ilişkin istinaf talepleri değerlendirilmemiştir.  Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2022 tarih, 2021/18772 Esas ve 2022/13922 Karar sayılı ilamında \"... henüz yargılamayı sona erdirmeyen görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararları üzerine yetkili mahkemede davaya devam edildiği hâllerde uyuşmazlığın esası hakkında verilecek nihai kararda haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin hüküm altına alınması yerinde olacaktır. İlgili maddenin gerekçesinde de; 1086 sayılı HMUK'da bu konuda açık bir düzenleme bulunmaması sebebiyle yerel mahkemeler ile Yargıtay'ın birbirinden farklı kararlar verdiği ve uygulamada yaşanan bu karışıklığın önlenmesi bakımından maddenin ikinci fıkrasında \"görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararlarından sonra, dosyanın gönderildiği mahkemede dava görülmeye başlanmış ise yargılama giderlerine davayı gören ikinci mahkemece hükmedileceği\" hususunun düzenlendiği ifade edilmiştir. Öte yandan, görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ederek davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edeceği de maddede belirtilen diğer bir husustur. HMK’nın 331. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme, davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde iki kez vekalet ücretine hükmedileceği anlamına gelmemektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.02.2019 tarihli ve 2017/2-3004 Esas, 2019/217 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir) Şu halde, eldeki davada davaya tüketici mahkemesinde devam edilmekle, mahkemece alacağın kabul ve reddedilen miktarları için taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmişken, hüküm fıkrasının 12. paragrafında evvelce verilen görevsizlik kararı bakımından ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.belirtilmiş olup Mahkemece bu doğrultuda daha evvel verilen görevsizlik nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Kabule göre de Mahkemece HMK'nın 326. maddesi gereğince davanın kabul ve red oranına göre yargılama giderlerini belirlemesi ile red edilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekili ile davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 7.390,05 TL harçtan peşin alınan 1.848,00 TL harcın mahsubu ile bakiye  5.542,05 TL harcın davalıdan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye  345,55 TL harcın davacıdan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"61983271d5fc3566","SID":"e4510169368683dd"}}