{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: ... Esas - ... <br>\tT.C.<br>\tKONYA<br>. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>     \t\t                                                                   TÜRK MİLLETİ ADINA <br>                                                                                                                   GEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVA\t: Limited Şirket Genel Kurul Kararının İptali <br>DAVA TARİHİ\t: <br>KARAR TARİHİ\t: <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: <br><br>Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,<br>HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:<br>TALEP :<br>Davacı vekili 02/08/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %35 hisse payı ile ortağı olduğunu, diğer hissedarlardan ...'un %35, ...'nun %15 ve ...'nun da %15 hisselerinin olduğunu, müvekkili ağabeyi ... ile birlikte şirket müdürü olduğunu, müvekkilinin ağabeyi olan ...'un şirket sorumluluklarını yerine getiremez hale gelmesi ile şirketin kötü yönetilmesi nedeniyle yaşanan sıkıntılar sonucu müvekkilinin bu durumdan rahatsız olduğunu bu duruma müdale etmek istemesi üzerine şirketten dışlandığını, şirkete girişinin dahi engellenmeye çalışıldığını, şirketin diğer ortaklarının da bu duruma destek vermeleri nedeniyle müvekkilinin daha fazla sabredemediğini ve haklı sebeple şirketin feshi için dava açtığını, açılan davanın Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile halen derdest olduğunu, 17/11/2023 tarihli genel kurulda alınan kararlarla müvekkilinin müdürlük yetkilerinin elinden alındığını, ...'un tek yetkili durumuna geldiğini, söz konusu toplantıda hukuka aykırı nisaplarla karar alındığını, bu genel kurulda alınan kararlara ilişkin genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkememiz ... esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve açılan bu davanın da derdest olduğunu, davalı şirketin ... A.Ş.'nin Konya ilindeki tek bayisi olduğunu, şirketin önemli ölçüde karlılık oranı olup büyük bir şirket olduğunu, müvekkiline şirket hakkında fesih davası açıldığından bu yana herhangi bir ödeme yapılmadığını, şirkette sermaye arttırımı da yapılmadığını, müvekkilinin dışlandığını ve zor durumda bırakılmaya çalışıldığını, olağanüstü genel kurul yapılması için Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile  açmış oldukları davada verilen karar ile 25/06/2024 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını ancak yapılan genel kurul toplantısında mahkeme kararı ile belirlenen gündemlere ilişkin cevaplandırılması gereken konular görmezden gelinerek yeterli ve doğru cevaplar verilmediğini, dürüstlük kuralına aykırı davranılarak kararlar alındığını, genel kurulda 6. ve 7. maddelere ilişkin alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, beyanla 25/06/2024 tarihli genel kurulda alınan 6. ve 7. maddelerinin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAPLAR:<br>Davalı vekili 02/09/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin Konya ... bayiliği yaptığını, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, kısa süre öncesine kadar şirketin ... ve davacı ile birlikte yönetildiğini, davacının iddialarının aksine kendisinin şirket yönetiminden kendi isteğiyle ayrıldığını, şirketten davacıyı uzaklaştırmaya yönelik işlemler yapılabileceği iddialarının kabul edilemez olduğunu, kardeş olan ortaklar arasında bugüne kadar hiçbir sorun yaşanmadığını, davacının şirketin feshi istemli açmış olduğu davaya haklı sebep bulma uğraşı içerisinde olduğunu, davacının kendi isteğiyle ayrılmasına rağmen kendisine verilen bedele razı olmadığını, çeşitli davalar açmak ve şirkete kayyım atanmasına sebep olmak suretiyle şirket ortakları üzerinde baskı kurma çabası içerisinde olduğunu, şirket hisselerini değerinden daha yüksek bedelle devretme amacında olduğunu, mahkeme kararıyla yapılan genel kurulun usulüne uygun yapıldığını ve alınan kararlarda da usulsüzlük olmadığını, bu yöndeki talep ve iddiaları kabul etmediğini, şirketin mali durumunun iyi olduğunu,  davacının oy oranının alınan kararların alınmamasını sağlamaya etkisi olmadığını beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 20/08/2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan davalı şirket yetkilisi ... beyan dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, kısa süre öncesine kadar şirketin kendisi ve davacı ile birlikte yönetildiğini, diğer ortakların yönetimde yer almadığını, davacının iddialarının aksine kendisinin şirket yönetiminden kendi isteğiyle ayrıldığını, kendisinin şirket müdürü olarak şirketi en iyi şekilde yönetmek için elinden gelen gayreti sarfettiğini, yıllarca birlikte yönetmiş oldukları şirketten davacıyı uzaklaştırmaya yönelik işlemler yapılabileceği iddialarının kabul edilemez olduğunu, kardeş olan ortaklar arasında bugüne kadar hiçbir sorun yaşanmadığını, davacının şirketin feshi istemli açmış olduğu davaya haklı sebep bulma uğraşı içerisinde olduğunu, kendi isteğiyle ayrılma isteğine rağmen kendisine verilen bedele razı olmadığını, çeşitli davalar açmak ve şirkete kayyım atanmasına sebep olarak suretiyle şirket ortakları üzerinde baskı kurma çabası içerisinde olduğunu, şirket hisselerini değerinden daha yüksek bedelle devretme amacında olduğunu, mahkeme kararıyla yapılan genel kurulun usulüne uygun yapıldığını ve alınan kararlarda da usulsüzlük olmadığını, bu yöndeki talep ve iddiaları kabul etmediğini, davacının tedbir talebine yönelik yaklaşık ispat koşullarının da oluşmadığını, davalı şirketin birçok çalışanı ve işleyen bir işletme olduğunu, verilecek tebdir kararından şirketin olumsuz yönde etkileneceğini beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER:<br>Mahkememizce, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalı şirketin kuruluşundan itibaren bütün genel kurul tutanakları, üye ve hazirun listeleri, ana sözleşme ve iptali istenilen 25/06/2024 tarihli genel kurul toplantısına ait tüm bilgi ve belgeler,  Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ve mahkememiz ... esas sayılı  dosyası celp edilmiş, ticari işletme uzmanı ve şirketler hukuku konusunda uzman nitelikli hesap uzmanı bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. <br>Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının mahkememiz dosyası davacısı, davalının mahkememiz dosyası davalısı şirket olduğu, dava konusunun davalı şirketin 17/11/2023 tarihli genel kurulun iptali olduğu, 18/09/2024 tarih, ... esas ... karar sayılı kararı ile  davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinde olduğu ve kesinleşmediği anlaşılmıştır. <br>Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının mahkememiz dosyası davacısı, davalının mahkememiz dosyası davalısı şirket olduğu, dava konusunun davalı şirkette Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı Yapılması istemi olduğu, mahkemece verilen 04/03/2024 tarih, ... esas ... karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve  davalı şirketin Dava dilekçesinde belirtilen; Gündem maddeleri ile toplantıya çağırması için 6102 Sayılı TTK'nun 412. Maddesi gereğince İZİN VERİLMESİNE karar verildiği, verilen kararın kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının mahkememiz dosyası davacısı, davalının mahkememiz dosyası davalısı şirket olduğu, dava konusunun ortaklıktan çıkma ve ortaklık payının ödenmesi olduğu, açılan davanın derdest olduğu anlaşılmıştır. <br>Ticari işletme uzmanı ve şirketler hukuku konusunda uzman nitelikli hesap uzmanı bilirkişi heyetince mahkememize sunulan 14/03/2025 tarihli raporda özetle;<br>\"...1.Davalı şirketin e-defter sistemine tabi olduğu, 2020 yılında uğradığı siber saldırı nedeniyle e-defter beratlarını gönderemediği, bu konuda Konya Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturası bulunduğu,<br>2.Davalı şirketin 2022 ve 2023 yıllarını kar ile kapattığı, dönem net karı ve geçmiş yıllar karları bulunduğu, bu hesapların incelenmesinden herhangi bir kar dağıtımı yapılmadığının tespit edildiği, kar dağıtımı yapılabilmesi için limited şirketlerde ortaklar kurulunun karar alması gerektiği, bu konuda alınmış bir karar bulunmadığı,<br>3.25.06.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının mahkemece verilen çağrı iznine dayalı ve usulüne uygun çağrıya dayalı olarak toplanmış olduğu, dava açan pay sahibinin oylamaya sunulan kararlara olumsuz oy vermiş olduğu,<br>4.Genel kurulda görüşülen 1 ilâ 5. gündem maddeleri bakımından alınmış bir karar olmadığı, bu gündem maddeleri kapsamında oylamaya sunulmuş ve hukuki durum yaratan bir karar alınmamış olduğundan, bu gündem maddelerinin iptale elverişli olup olmadığı hususunun mahkemece değerlendirilmesinin uygun düşeceği,<br>5.Genel kurulun 6. gündem maddesinin oylanmasına konu olan ibranın belirli maddi olayları kapsar nitelikte ya da belirli bir döneme ilişkin olmadığı ve ibrası söz konusu olan şirket müdürü ...'un da kendi ibrasına yönelik karara katılmış ve olumlu oy vermiş olmasının TTK m. 446/1-b hükmü kapsamında kararın alınmasına etki eder nitelikte olduğu ve bu durumda muhalefet şartı a tal isteminde bulunulmasının mümkün olduğu,<br>6.Davacının 7. gündem maddesi bakımından muhalefetini oylama yapılmadan önce açıklamış olması ve aksi yöndeki istisnai kararlarla karşılaşılmakla birlikte yerleşik yargı uygulamasında peşinen muhalefetin geçerli kabul edilmemesi karşısında, ilgili kararlar bakımından “muhalefetin tutanağa geçirtilmesi” koşulunun sağlanmış olup olmayacağı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu,<br> 7.7.gündem maddesi bakımından muhalefet koşulunun sağlanmış olduğuna kanaat getirilmesi ihtimalinde ise, davacının, TTK m. 439 hükmü anlamında azınlık pay sahibi olması karşısında, özel denetçi atanması istemine yönelik “genel kurulun reddi” kararına karşı iptal davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı hususundaki hukuki değerlendirmenin ancak mahkeme tarafından yapılabileceği...\" kanaatleri bildirilmiştir. <br>DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kurul kararının iptali davasıdır.<br>6102 sayılı TTK m. 622 hükmü uyarınca, Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirket genel kurul kararlarının iptaline ilişkin hükümleri (TTK m. 445-446), kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanmaktadır.<br>TTK'nun 445. maddesi; \" 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" hükmünü içermektedir.<br>TTK'nun 446. maddesi; \" a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.\" hükmünü içermektedir.<br>Dava tarihi itibariyle davalı şirketin merkez adresi Konya ilinde bulunduğundan iş bu davaya bakmaya mahkememizin  kesin yetkili olduğu resen tespit edilmiştir. <br>Dava tarihi ve genel kurul tarihi itibariyle davacı, davalı şirkette 4200/12000 (%35) oranında pay sahibi olup aktif dava ehliyetine sahiptir. <br>Davaya konu genel kurul kararlarının 25/06/2024 tarihinde alındığı, davanın 02/08/2024 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, davanın yasada belirtilen 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir. <br>Dava konusu genel kurul, davacının başvurusu üzerine, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.03.2024 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile TTK m.412 hükmüne dayalı olarak verilen çağrı iznine istinaden, genel kurulu toplantıya çağırmak üzere atanan kayyım tarafından toplantıya çağrılmıştır. Taraflar arasında çağrı usulüne ilişkin herhangi bir çekişme bulunmadığı gibi, toplantıya tüm ortaklar iştirak etmiştir. Bu bakımdan  çağrı usulü açısından herhangi bir aksaklık tespit edilmemiştir.<br>Davalı şirketin 25/06/2024 tarihli genel kurulunun 1., 2., 3., 4. ve 5.  gündem maddeleri ile davalı şirketin finansal ve mali durumu ile şirkete ait taşınmaz üzerinde yapılan tasarruflar ve şirketin gelecek yıllara ilişkin faaliyet planları ile ilgili şirket müdüründen bilgi alınması ve soruların cevaplandırılması şeklinde olduğu, 6. gündem maddesi ile şirketin sorumlu müdürü ...'un ibrasına dair karar alındığı, en son 7. gündem maddesinde ise şirkete özel denetçi atanmasına yönelik talebin reddine ilişkin karar alındığı anlaşılmıştır.<br>Dava konusu genel kurulun  1., 2., 3., 4. ve 5.  gündem maddelerinin, bir karar alınmasından ziyade bilgi alma hakkının kullanılmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.<br>Hukuk öğretisinde, bir genel kurul kararının varlığından söz edilebilmesi için gündeme taşınan bir önerinin  müzakere edilip oylanmış olması gerektiği,  bir gündem maddesi oylamaya sunulmamışsa karara dönüşmeyeceği ifade edilmektedir.  (... , s. 48; ... , s. 133, 140). Öte yandan pay sahibinin bilgi alma hakkını kullandığı hâllerde, bu talebin reddi kararlarının iptalinin istenebileceği kabul edilmektedir (... , Anonim Ortaklıkta Pay Sahibinin Bilgi Alma Hakkı,  BTHAE Yayınları, Ankara 2001, s. 156). Buradan yola çıkılarak somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; söz konusu gündem maddelerinde şirket ortağının bilgi taleplerinin reddedilmediği, sorulara verilen cevapların özenli ve açıklayıcı olduğu, ortada oylama yapılan bir kararın bulunmadığı hususları dikkate alınarak   1., 2., 3., 4. ve 5.  gündem maddeleri yönünden davanın reddi gerekmiştir.<br>Dava konusu genel kurulun 6. gündem maddesinin şirket müdürünün ibrasına ilişkin olduğu görülmektedir. Yapılan oylama sonucunda ...'un 4200 olumlu, ... 1800 olumlu, ...'nun 1800 olumlu oyuna karşılık ...'un 4200 olumsuz oyu ile toplam 7800 olumlu oya karşılık 4200 olumsuz oy kullanıldığı ve bunun neticesinde şirket müdürü ...'un ibra edildiği, davacının muhalefet şerhinin toplantı tutanağına işlendiği anlaşılmaktadır. Bahse konu ibra kararının belirli bir maddi olaya özgülenmediği gibi belirli hesap dönemi ile de sınırlandırılmaksızın alındığı anlaşılmıştır.<br> Limited şirketlerde ibra kararı, TTK m. 621'de önemli kararlar arasında sayılmamış, bu hususta özel nisap öngörülmemiştir. TTK m. 620 hükmünde limited şirketlerde olağan kararların alınması toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğunun oyuna bağlanmıştır. Diğer yandan TTK 618. Maddesinde ortakların oy hakkının esas sermaye paylarının itibarî değerine göre hesaplanacağı ancak, şirket sözleşmesi ile birden fazla paya sahip ortakların oy haklarının sınırlandırılabileceği ve yine şirket sözleşmesi ile oy hakkının, itibarî değerden bağımsız olarak her esas sermaye payına bir oy hakkı düşecek şekilde belirlenebileceği şeklinde düzenleme yar almaktadır. Davalı şirketin ana sözleşmesi incelendiğinde oy hakkına ilişkin yasada belirtilen şekilde bir sınırlama veya belirlemenin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan dosya kapsamında aldırılan bilirkişi heyeti raporundaki TTK 620. Maddesindeki salt çoğunluğun toplantıya katılan kişilerin yarısından bir fazlası olarak anlaşılması gerektiğine ilişkin tespite Mahkememizce itibar edilmemiş, karar nisabı değerlendirilirken sermaye payları dikkate alınmıştır.<br> İptali istenen ibra kararı için tüm pay sahiplerinin oy kullandığı ve 4200 paya sahip davacının olumsuz oyuna karşılık oyçokluğuyla karar verildiği görülmüştür. Dava konusu genel kararının alındığı tarihte şirketin tek müdürünün ... olduğu anlaşılmaktadır. Ancak davacı ..., şirketin kuruluşundan itibaren şirket müdürü iken, bu sıfatı 22/11/2023 tarihinde ticaret siciline yapılan tescil işlemi ile son bulmuştur. Az önce ifade edildiği gibi ibra kararı belirli bir maddi olaya özgülenmediği gibi belirli hesap dönemi ile de sınırlandırılmamıştır.  6102 sayılı TTK'nun limited şirketlere ilişkin düzenlenen oy hakkından yoksunluk başlıklı 619/1. Maddesine göre, herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar, şayet oy kullanmaları vuku bulmuş ise, bu halde oyların sonuca etkisine bakılmalıdır. Somut olayda yasanın emredici hükmüne aykırı olarak ibra kararında mevcut şirket müdürü ile birlikte kendisini ilgilendirir hesap dönemi görüşülen eski şirket müdürünün de oy kullandığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple şirket müdürü ortak ve önceki dönemde şirket müdürü olan ortağın oylarının nisaba etkili olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. Söz konusu oylar dışlandığında şirketin diğer ortakları ... ve ...'nun olumlu oyu neticesinde ibra kararı alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, şirketin mevcut ve eski müdürünün kullandığı oyların alınan neticeye bir etkisinin olmadığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan ibra kararı yönünden iptal sebeplerinin gerçekleşmediği anlaşılmakla bilirkişi heyetinin aksi yöndeki tespitlerine itibar edilmeyerek 6. gündem maddesi yönünden davanın reddi gerekmiştir. <br>Nitekim Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı kararı;<br> \"... Davacılar vekili müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 28.03.2014 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların yasaya aykırı olup iptali gerektiğini, öncelikle TTK 617. maddesinde düzenlenen çağrı usulüne uyulmadığını, müvekkillerinin adi posta yoluyla ve genel kurul tarihinden iki gün önce haberdar olacak şekilde çağrıldığını, çağrı ilanının Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmadığını, genel kurulda 4 nolu gündem maddesiyle alınan kararla şirket müdürünün oybirliği ile ibra edildiğini, bunun kanuna açıkça aykırı olduğunu, çünkü TTK 619. maddesinde herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar hükmünün bulunduğunu, oysa şirket eski müdürü ... kendi sorumluluğu dönemindeki işler için ibra yönünde oy kullandığını, gündemin 5.maddesiyle alınan kararın kârın dağıtılmamasına ilişkin olduğunu, bunun kanuna ve şirket ana sözleşmesiyle dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, bilançoda kârın dağıtılmamasını gerektirecek bir husus bulunmadığını, şirket ortaklarının kötü niyetli hareket ettiklerini, müvekkillerinin haklarının kullanılmasının engellendiğini ileri sürerek 28.03.2014 tarihli olağan genel kurulda alınan kararların TTK  445. vd. maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili TTK 242 ve 435. maddelerine göre dava açma haklarının bulunmadığını, çünkü davacıların bu davayı açabilmesi için genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının bulunması gerektiğini, TTK 453. maddesinin düzenlemesine göre sermaye borcunu ödemeyen davacıların dava açma ve genel kurula katılma haklarının bulunmadığını, davanın bu nedenle reddi gerektiğini, ayrıca alınan kararların şirketin lehine olduğunu, genel kurul çağrısının usulüne uygun yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>\tMahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; usulsüz çağrı yapılmış olmasının ve toplantının şirket merkezinde yapılmamış olmasının kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu ayrıca dava konusu genel kurul kararının Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmediği, daha sonra yapılan 11.07.2014 tarihli genel kurulda da aynı kararların tekrar alınmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tKararı,  davalı vekili temyiz etmiştir.<br>\tDava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.<br>\tSONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA...\" şeklinde,<br>\tYargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı kararı;<br>\t\"...Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;  Genel kurul kararlarının alınmasında oydan yoksunluk hallerini düzenleyen TTK 436/2 madde fıkrası; \"(2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.\" düzenlemesini içermektedir. TTK 436. madde hükmü emredici niteliktedir. Bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile ibraya  ilişkin genel kurul kararmın iptalini talep edilebilir. TTK 436/2 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendisi veya diğer yönetim kurulu üyesi ayırımı yapılmadan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacağı emredici bir şekilde düzenlenmiştir. Salt oydan yoksun payların oy kullanması alınan ibra  kararını  geçersiz kılmayıp, kullanılan oyların sonuca ve karar nisabının sağlanmasında  etkili olması halinde  karar geçersiz hale gelecektir. Oydan yoksun payların kullandığı  oylar  düşüldükten sonra ibra için 0 (sıfır) oy kullanılıp, yeterli nisabın sağlanamadığı anlaşılmakla davalı vekilinin genel kurulun 5 numaralı kararına yönelik istinaf talebi yerinde görülmemiştir. <br>\tŞirketin 2017 yılı kira gelirinin 1.511.251,11 TL olduğu, 4 yönetim kurulu üyesine toplam yıllık 667.983,84 TL huzur hakkı ödendiği, ödenen huzur hakkının şirketin kira hasılatının %45'ine tekabül ettiği, 5 ortaklı şirketin davacı hariç 4 ortağının yönetim kurulu üyesi sıfatına sahip olduğu, şirket gelirinin önemli bir kısmının huzur hakkı olarak bu ortaklara aktarıldığı, şirketin yaptığı faaliyetler dikkate alındığında 4 hakim ortağa bu miktar huzur hakkı verilmesinin makul olmadığı, diğer ortağın kâr payı alma hakkının ihlal eder nitelikte olduğu bir bakıma hakim ortaklara örtülü kâr aktarımı mahiyetinde olduğu, eşitlik ve dürüstlük kurallarına da aykırı olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.<br>\tBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br>\tDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 5 nolu karara karşı istinaf taleplerinin olmadığını, ancak Bölge Adliye Mahkemesi ret gerekçesinde bu talebin de sanki davalı tarafın talebiymiş gibi algıladığını ve gerekçeye eklediğini, İlk Derece Mahkemesi kararında yalnızca 7 nci madde hakkında, mahkeme kararında kabul bulunduğunu, 7. Maddede belirtilen 10.000,00 TL bedelin enflasyonist bir ülkede hiçbir değerinin bulunmadığını, egemen ortak diye mahkemenin nitelendirdiği ortaklar ile birlikte davacının da kâr payı bölüşümünden yararlandığını, o halde 10.000,00 TL gibi bir bedele de itiraz etmenin anlamı olmadığını beyanla temyiz talebinde bulunmuştur. <br>\tTemyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir...\"şeklindedir.<br>Dava konusu genel kurulun 7. gündem maddesinin şirkete özel denetçi tayininin gerekli olup olmadığına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan oylama sonucunda  ...'un 4200 olumlu oyuna karşılık, ...'un 4200 olumsuz, ... 1800 olumsuz, ...'nun 1800 olumsuz oyu ile özel denetçi tayinine yer olmadığı şeklinde karar alındığı, davacının muhalefetinin toplantı tutanağına şerh edilmediği anlaşılmıştır.<br>TTK m. 635 uyarınca, 397/5 ve 397/6 hükümleri hariç olmak üzere, anonim şirketin denetçiye, denetime ve özel denetime ilişkin hükümleri limited şirkete de uygulanmaktadır.<br>TTK m. 438 hükmünde “Genel kurulun kabulü” hâlinde bir pay sahipliği hakkı olan özel denetçi atanmasını talep etme hakkı, TTK m. 439 hükmünde “Genel kurulun reddi” hâlinde özel denetçi atanmasının mahkemeden istenmesi bir azınlık hakkı şeklinde düzenlenmiştir. <br>TTK m. 439/1 hükmünde genel kurulun reddi hâlinde özel denetçi atanması için mahkemeye başvuru hakkı bakımından azınlık, “sermayenin en az onda birini” veya “paylarının itibari değeri toplamı en az birmilyon Türk Lirası olan pay sahipleri” olarak belirlenmiştir. Davacı, 12000 paya ayrılan şirkette 4200 (%35) paya sahip olması karşısında TTK m. 439/1 kapsamında azınlık pay sahibi konumundadır.<br>Somut olaya emsal Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 06.03.2025 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı;<br>\"...Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların süresinde verdikleri istinaf dilekçesinde dava konusu 3, 4, 5, 6 ve 7 numaralı gündem maddelerinin iptali talebinin reddine ilişkin olarak istinaf sebep ve gerekçesini göstermedikleri, söz konusu maddeler bakımından kamu düzenine aykırı bir durumun da bulunmadığının anlaşıldığı, 6102 sayılı TTK’nın 635. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken 438. maddesi uyarınca azlığın özel denetim talebi genel kurulca reddedilirse 3 ay içerisinde ilgililerce şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesine başvurmak suretiyle özel denetçi atanmasını istemesinin mümkün olduğu, bu itibarla özel denetime ilişkin talebin reddine yönelik genel kurul kararına karşı azlığın iptal davası açmasında hukuki yarar bulunmadığı, davacıların özel denetime ilişkin taleplerinin reddine genel kurulda reddine ilişkin kararın iptali için dava açmakta hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun dava konusu 3, 4, 5, 6, 7 numaralı gündem maddeleri yönünden esastan reddine, 9 numaralı gündem maddesi yönünden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına özel denetçi atanmasına ilişkin talebin usulden reddine karar verilmiş, karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir...\" şeklindedir.<br>Yukarıda yer verilen TTK m. 439 hükmü ve yargıtay içtihadı birlikte değerlendirildiğinde; azlık paya sahip bir ortağın, özel denetçi tayini talep hakkının olması sebebiyle buna ilişkin genel kurul kararının iptalini istemekte hukuki yararının olmaması ve bunun ötesinde ilgili genel kurul kararında davacının muhalefet şerhinin bulunmaması dikkate alınarak 7. gündem maddesi yönünden de davanın reddi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-DAVANIN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40TL karar ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davalı tarafından yapılan 60,80TL vekalet suret harcı ve 30,00TL posta tebligat gideri olmak üzere toplam 90,80TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>5-AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,<br>Dair; davacı ve vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/05/2025  <br><br>Başkan \t\tÜye \t\tÜye \t\tKatip <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e885b94310ffc9c1","SID":"36837ee21cbf743b"}}