{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2025/703 <br>KARAR NO\t: 2025/1005<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t: 28/11/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/35 E. - 2024/791 K.<br>DAVA KONUSU\t: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/05/2025<br><br>İSTEM:<br>\tDavacı vekili, müvekkilinin ... ili ... İlçesi ... Mahallesi .... Sk. No:... 'da yer alan inşaatın mülk sahibi olduğunu, müvekkilinin müteahhit olduğunu, söz konusu inşaatı yaptığını, davalı şirket tarafından söz konusu inşaatta kaçak elektrik kullanımı sebebiyle müvekkili aleyhine ''68.666,76 TL kaçak elektrik kullanım bedeli '' nedeniyle ceza düzenlendiğini, kaçak bedel kullanımın tespiti sonrasında davalı şirkete itiraz ettiğini, itirazın sonucunda davalı şirket 11.05.2022 tarih 16868 sayılı yazısı ile yapmış oldukları itirazın reddedildiğini, icra tehdidi altında kalmamak inşaat işlerinin aksamaması adına hakkında düzenlenen cezayı ''80.051,93 TL'' olacak şekilde 30.05.2022 tarihinde davalı şirketin hesap numarasına ödediğini, davalı şirket tarafından müvekkili hakkında düzenlenen kaçak bedel kullanımının tespitine ilişkin tutanaklar usule, yasaya aykırı olup davalı şirkete böyle bir borcu bulunmadığını, davalı şirket tarafından düzenlenen 09.05.2022 tarih 41665 sayılı kaçak/usulsüz elektrik kullanım tespit tutanağında yalnızca '' sigorta girişinden harici kablo çekerek kaçak kullanım yapıldığı tespit edildi'' şeklinde açıklamaya yer verildiğini, ancak kaçak elektrik kullanımının nasıl meydana geldiğine, varsa kullanım miktarının ne kadar olduğuna, kaçak/usulsüz elektrik kullanımının nasıl tespit edildiğine dair herhangi bir açıklama bulunmadığını, davalı şirket ile yapmış oldukları harici görüşmeler sonrasında kaçak elektrik kullanımının asansörden kaynaklı olduğununu öğrendiklerini, kesinlikle kabul etmemekle birlikte kaçak elektrik kullanımına dair bir tespit yapılacaksa öncelikle davalı elektrik idaresinin müvekkiline yükümlülüklerini yerine getirmesi için enerji kesme ihbarı bırakıp, makul bir süre vermesi gerektiğini, verilen süreye rağmen yükümlülükler yerine getirilmezse tutanak tutulup ceza verilmesi gerektiğini, aksi durumda davalı şirketin yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığının ortaya çıkacağını, davalı şirket kesinlikle kabul etmemekle birlikte kaçak elektrik kullanımı olduğunu inşaata gelen görevli memurların usule ve yasaya aykırı şekilde düzenlemiş olduğu tutanaklar neticesinde tespit ettiğini, inşaat sahası aylardır çalışmasına rağmen müvekkiline karşı herhangi bir sözlü/yazılı ihbarda bulunulmadığını, inşaat sahasında asansör yapımı ile ilgili olarak ... isimli firma ile 16.03.2022 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, asansör yapım işi ilgili firma tarafından yerine getirildiğini, 06.05.2022 tarihinde .... Hiz. Ltd. Şti. tarafından asansörün uygunluk denetim faaliyetinin gerçekleştirildiğini, davalı olan elektrik idaresinin kaçak elektrik kullanım süresini tutanak tarihinden geriye doğru 180 gün olarak esas aldığı, oysa kaçak elektrik kullanılan inşaat aboneliğinde  nisan ayı içerisinde sayaç okuması yapıldığını, bu okuma sonrası sayaçta kaçak kullanıma dair tutanak tutulmadığına göre mesken aboneliğinin aynı trafodan beslendiği düşünüldüğünde sayaç okumasının yapıldığın nisan ayına kadar her hangi bir kaçak kullanımının söz konusu olmadığını, kaçak kullanımı kabul etmemek ile birlikte hem önceki okuma da herhangi bir kaçak kullanım ortaya çıkmamış hem de kaçak kullanımın tespit edildiği yer asansör için kullanılan elektrik bağlantı noktası olduğu da açıkça görülmediğini ileri sürerek; davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitine şimdilik 80.051,93 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili, 700073412 tesisat numaralı aboneliğin yerinde yapılan inceleme de \"sayaç girişinden harici hat çekmek'' suretiyle kaçak elektrik kullanıldığının tespit edilerek K-41665 seri numaralı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağının düzenlendiğini, tutanağa istinaden davacı adına 664000718435 faturalama belge numaralı 68.666,76 TL kaçak kullanım faturası oluşturulduğunu, müvekkili şirket personelince yapılan kontrollerde davacı tarafından kaçak elektrik kullanıldığının tespit edildiğini, ilgili yönetmelik ve mevzuat hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin yapıldığını, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmişlerdir.<br>MAHKEME\t:<br>\t\" ... Buna göre ;  davanın TTK.'nun 4/1 maddesine göre ticari dava niteliği taşıdığı halde, davacı tarafından asliye hukuk mahkemesinde dava açılmadan önce dava şartı arabulucuk kapsamında arabulucuya başvurulduğuna ilişkin son tutanağın dava dilekçesine eklenmediği, dava tarihinin davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı tarih olduğu, bu tarihte arabulucuya başvurulmadan davanın açıldığı, belirtilen hususun tamamlanabilir dava şartı olarak nitelendirilemeyeceği anlaşıldığına göre; davacı tarafından davalı aleyhine açılan istirdat davasının dava şartı yokluğundan  usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçesiyle,<br>\t\" 1-Davanın, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 ve 6100 Sayılı HMK.nun 114/2 ve115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, \"  karar vermiştir.<br>BİLDİRİLEN İSTİNAF NEDENİ:<br>\tDavacı vekili, yukarıda \"istem\" kısmında yer verilen iddialarına ek olarak, müvekkilinin adil yargılanma hakkı, makul sürede yargılanma hakkı, usul ekonomisi ilkesi, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri, hak arama hürriyeti, mahkemeye erişim hakkı gibi tüm hukuki ilkelerinin Mahkemece göz ardı edildiğini, 3 yıldır yargılamaya devam edildiğini, işin esasına geçildiğini, esasa ilişkin 3 bilirkişi raporu düzenlendiğini ve haklılıklarının ortaya konulduğunu, eğer bir usulden red kararı verilecekse işin esasına geçilmeden bu durumun değerlendirme konusu yapılarak karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemece ve davalı tarafın dilekçelerinde arabuluculuk sürecine ilişkin hiçbir beyan bulunmadığını, verilen kararın usule, yasaya ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. <br>GEREKÇE:<br>Dava, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle düzenlenen faturadan kaynaklı davalıya yapılan ödemenin istirdatı istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;  davacı tarafa tahakkuk edilen kaçak elektrik faturasının haksız ve hatalı olduğunu ileri sürerek davacının faturadan dolayı borçlu olmadığının tespitine, yapılan ödemenin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.  Mahkemece davanın zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden bahisle usulden reddine karar verilmesi üzerine hükme karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br> 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (TTK)  eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; \"(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" düzenlemesi  getirilmiştir.<br>28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” şeklinde değiştirilmiş ve aynı yasanın Geçici 1.maddesine göre; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir.<br>Somut olayda;  dava, sözü geçen değişikliğin yürürlüğe girdiği 01.09.2023 tarihinden önce -20.06.2022 tarihinde- açılmıştır. Şu durumda menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin eldeki  davanın davanın açıldığı tarih itibariyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı açıktır. <br>Bu itibarla, ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun  yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda HMK 353/1-a.3 maddesi uyarınca kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/11/2024 tarih, 2023/35 Esas 2024/791 Karar sayılı kararının, HMK'nin 353/1-a.3 uyarınca KALDIRILMASINA;<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Ödediği istinaf karar ve ilam harcının isteği halinde davacıya iadesine,<br>4-İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, yeniden kurulacak hükümde gözetilmesine,<br>5-Artan istinaf gider avansının HMK’nin 333/1. maddesi uyarınca taraflara iadesine,<br>Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK’nin 362/1-c maddesi uyarınca 14/05/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e4ef6bb82ac7dd3","SID":"1095017e58116ab9"}}