{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:26/11/2021<br>DAVA:Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ:20/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ:23/05/2025<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan ...'e ait, sürücüsü ... olan ... araç ile davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsü ...'ın kusurlu olduğunu, davacının kaza nedeniyle hayati tehlike geçirdiğini, vücudunda kırıklar oluştuğunu, Antalya Atatürk Devlet Hastanesinden düzenlenen engelli sağlık kurulu raporu uyarınca davacının %16 engeli oluştuğunu, davalı sigorta şirketinin davacıya maluliyeti nedeniyle 66.623,89 TL ödeme yapıldığını, ancak bu ödemenin davacının mağduriyetini karşılamadığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili 15/11/2021 tarihli arttırım dilekçesi ile talep ettiği maddi tazminatı 177.355,78 TL arttırarak 178.355,78 TL'ye çıkarmıştır.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketçe teminat kapsamında ödeme yapıldığını, poliçeden kaynaklı başkaca bir sorumluluk bulunmadığını, davacıya ödenen tazminatın ibraname mukabilinde ödendiğini, davalı şirketin başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, kazaya konu kusur oranı tespitinin adli tıp kurumu tarafından yapılması gerektiğini, tazminat hesabının hesaplama konusunda uzman ve hazine siciline kayıtlı bir aktüer tarafından yapılması gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren faiz talebinin haksız olduğunu, avans faizi talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, müterafik kusur araştırması yapılmasını talep ettiğini beyanla davanın reddini istemiştir.<br>DELİLLER                                :<br>Kumluca Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosya sureti, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı raporu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu Başkanlığı raporu, Atatürk Devlet Hastanesi tedavi evrakları, aktüerya bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; dava dışı sürücünün dikkatsiz biçimde geri manevra ile yola çıktığı esnada, seyrine göre sağ tarafından gelen ve ilk geçiş hakkını bırakmayarak önünü kapattığı davacı ... idaresindeki motosiklet ile aracına arka sol taraftan çarpması sonucu meydana gelen olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle %90 oranında kusurlu olduğu, meydana gelen kaza neticesinde davacının 4 ay geçici ve %23,2 oranında sürekli malül kalacak şekilde yaralandığı, alınan aktüer raporu ve bedel arttırım dilekçesi kapsamında 178.355,78 TL davacının tazminata hak kazandığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerektiğini, temerrüd tarihinin belirlenmesinde ise davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvurusu üzerine 20/08/2019 tarihinde davalı şirket tarafından kısmen ödeme yapılmış olduğu bu durumda kısmen ödeme tarihinin temerrüt tarihi kabul edilmesi gerekeceğinden faiz başlangıç tarihi olarak esas alınarak davanın kabulü ile 178.355,78 TL'nin poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere sigorta şirketi tarafından kısmi ödeme yapılan 20/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iddianın genişletilmesine muvafakat etmediklerini, davacının dava dilekçesi ile bağlı olduğunu, hatalı yönetmelik üzerinden maluliyet oranı belirlendiğini, ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yeterli olduğunu, davanın reddi gerektiğini, dosyanın aktüeryal sicile kayıtlı aktüere gönderilmesini talep ettiklerini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, sigortalı araca atfedilen kusuru kabul etmediklerini, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesini talep ettiklerini, maluliyet bulunmadığını, maluliyet raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminata itiraz ettiklerini, geçmiş dönem aktif dönem pasif dönem hesaplarının hatalı olduğunu ve düzeltilmesi gerektiğini, temerrüt tarihine itiraz ettiklerini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; hesaplamanın TRH-2010 yaşam tablosu kullanılarak yapıldığını, iddia edildiği gibi yanlış hesaplama söz konusu olmadığını, yargılama esnasında alınan raporlar ve verilen hüküm noktasında hiç bir hukuka aykırılık ve noksanlık bulunmadığını beyanla, davalı şirketin mesnetsiz ve kötü niyetli istinaf talebinin reddini istemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Davacı ...'nın kullanmış oluduğu motosiklet ile davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan aracın çarpışması sonucu davacı yaralanmış ve bu yaralanma sebebiyle oluşan maluliyeti için tazminat talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>İlk derece mahkemesince hükme esas alınan ... tarihli aktüerya hesap bilirkişi raporunda; %23,20 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş davacının, davalı sigortacıya sigortalı aracın sürücüsü ...'ın %90 oranında kusuru dikkate alındığında, güç kaybı tazminat miktarının 258.302,62 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan tazminat miktarının poliçe sorumluluğunu aşmadığını, Yargıtay kararları uyarınca sigorta şirketi tarafından ödenen tutarın yasal faiz ile güncellenerek indirilmesinden sonra davacının davalıdan isteyebileceği bakiye güç kaybı tazminatının 178.355,78 TL olduğu mütalaa edilmiştir.<br>Dava öncesi sigorta şirketi tarafından zarar görene yapılan ödemenin yetersiz olduğu iddiası ile açılan davalarda öncelikle sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin, ödeme tarihindeki veri ve koşullara göre davacının zararını karşılayıp karşılamadığının saptanması gerekir. Dosya içerisindeki aktüerya bilirkişi raporunun incelenmesinde; davalı sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan ödeme tarihindeki (20/08/2019) verilere göre 2019 yılındaki asgari ücret (brüt 2.558,40 TL) ile bilirkişi raporunun düzenlendiği 2021 tarihindeki asgari ücret (3.577,50 TL) artış oranı ile davacının yaptığı ödeme ile bilirkişi tarafından hesap edilen zarar birbirleriyle oranlandığında, asgari ücret misli fark artmamışken, sigorta şirketi tarafından yapılan 66.623,89 TL ödeme ile rapor tarihindeki 258.302,62 TL zarar arasında misli aşan fark bulunduğu ve bu itibarla davalı sigorta şirketi tediyesinin o tarih itibariyle davacının zararını karşılamadığının anlaşılmasına ve rapor tarihindeki verilere göre davacının zararının hesaplanmasında, hesaplanan zarardan davalının ödemesinin güncellenerek mahsup edilmesinde isabetsizlik görülmemesine göre yeniden aktüerya bilirkişiden ek rapor alınmasına gerek görülmemiş ve davalı vekilinin ödeme tarihine göre hesaplama yapılmadığı yönündeki istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.<br>Bilirkişi raporuna itiraz başlıklı HMK'nın 281 inci maddesinin 1 inci fıkrası; \"Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.\" hükmünü içermektedir.<br>Kusur raporunun davalı vekiline 12/04/2021 günü, maluliyet raporunun davalı vekiline ... günü ve zarar miktarının belirlendiği aktüerya raporunun davalı vekiline 14/11/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı rapora karşı bir beyan ve itirazda bulunmamıştır. Tebliğ evrakına rapora itiraz süresi ile itiraz edilmemesi halinde sonuçları da şerh verilmiştir. Dolayısıyla tarafların kusur oranı ile zarar miktarı davalı aleyhine, davacı lehine usuli kazanılmış hak haline gelmiştir.<br>Diğer yandan HMK'nın 357/1 maddesi hükmüne göre de; bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Davalının istinaf itirazları bilirkişi raporuna yöneliktir. Davalı aynı itirazları ilk derece mahkemesinde ileri sürmediği için artık raporun hatalı olduğunu istinaf yolu ile ileri süremeyecektir. Bilirkişi raporunda kamu düzenine aykırılık hali de tespit edilememiştir.<br>Hal böyle olunca, açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 3.045,87 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 9.137,61 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye verilmesine,<br>3-Yapılan istinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine,<br>5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 20/05/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliğiyle ile karar verildi.<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3da3648d2bc1b176","SID":"36c54c306c698462"}}