{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1748 <br>KARAR NO: 2025/415<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/03/2021<br>NUMARASI: 2018/1281 Esas -  2021/324 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket davalıdan 06.05.2011 tarihinde ... plaka sayılı ... marka bir otomobil satın aldığını, ancak aracı teslim alıp kullanmakta iken; idare tarafından aracın ithalatında usulsüzlük yapıldığı anlaşılmış bundan dolayı vaki şikayet ile Ağır ceza Mahkemesi’nde yargılamaya konu edildiği, Mahkemece, aracın satılmasını, devredilesini önleyici tedbir konulduğunu, Mer'i mevzuata göre müsadere edilmesi tehlikesi ortaya çıktığını, TBK md. 219Ja göre ortada hukuki ayıp olduğu, bu ayıp sebebiyle davacının zarara uğradığını, bilahere yasal düzenleme ile sağlanan ikandan yararlanmak suretiyle yurt dışından ilk iktisapta ödenmesi gereken ÖTV tutarının % 25'ine tekabül eden 18.940,78TL davacı tarafından ödendiği, araç üzerinde bulunan “satılmaz ve devredilmez\" kaydı bu suretle kaldırabilmîş; suç olarak müsadere edilmesi önlendiğini, davacının bu tutan ödedikten sonra; satıcı sıfatından dolayı davalıya noter ihtarı ile rücu etmiş, ihtar semeresiz kalması sebebiyle de mezkur icra takibini başlattıklarını, karşı taraf bu bedeli ödemediğini, icra takibine itiraz ettiğini, bu sebeple mahkemeye başvurmak zorunda kalındığı beyanla talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında gerçekleşen otomobil satışı 2011 yılında gerçekleşmiş olup, davacının iddialarını kabul etmemekle beraber davacı tarafından ödenen bedel için müvekkile rücu hakkı bulunmadığı, zira davacının talep ettiği alacak miktarını davalı şirket tarafından ödendiği ve davacının talep konusunun zamanaşımına uğradığı, davacı şirketin ödenmediğim iddia ettiği söz konusu otomobilin özel tüketim vergisi, davalı şirket tarafından ödenmiş olup, ödeme ÖTV makbuzlarıyla da açıkça anlaşıldığından, davanın husumet yokluğundan usulden de reddi gerektiği, müvekkil şirket tarafından söz konusu araç, ... San. Tic. Ltd.Şti.’den satın alınmış, müvekkil şirkete satılan aracın ÖTV'si müvekkil şirket tarafından ödenmiş, bu ödeme ibraz edilecek olan makbuzlarla da açıkça ortada olup ikame edilen dava mesnetsiz ve kötü niyetli olduğundan davanın reddi gerektiği, neticeten; davacı yanca talep edilen alacaklar davalı tarafça kabul edilmemek kaydı ile zamanaşımı ve husumet yokluğu yönünden davanın usulden reddine, kötü niyetli asılsız ve dayanaksız olarak açılmış iş bu davanın esastan reddine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI\t: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tarafalar arasında ... plaka sayılı ... marka aracın alım satımı  ve satım bedeli  husunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu ithal edilen aracın ithal sonrasında ithal işlemlerinde kaynaklı usulsüzlük iddiası ile tahakkuk ettirilen fazladan ÖTV nin kim tarafından ödenmesi gerektiği, davacının araç maliki olarak ödediği bu bedeli aracı satın aldığı davalıya rücu edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Araç satışının yapıldığı tarihte yürürlükte olan ÖTV oranı uygulanarak ,tarafları tacir olan araç satım sözleşmesi akdedilmiş,davacı yan mevcut teklif uyarınca aracı belirlenen tutar üzerinden satın almış,uygulanan ÖTV oranındaki değişebilirlik durumunun basiretli tacir sıfatına haiz olması gereken davalı yan tarafından öngörülebilir olması gerektiği ,sözleşmeye /faturaya herhangi bir şerh düşülmediği  bu hali ile davacının öngörülebilir olmayan bir durum olması halinde söz konusu aracı almayabileceğinin değerlendirildiği, davalının ÖTV farkından sorumlu olduğu bu sebeple davacının ödediği tutarı davalıdan geri isteyebileceği kanaati, Davcının davalı tarafa Bakırköy ...Noterliğinin 19/09/2018 tarihli ihtarı uyarınca ihtarname keşide ettiği bu hali  ile icra takibinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğü, 26/10/2018 tarihinde icra takibinin başlatıldığı, 18.940,78 TL x reeskont %18,50 x gün(19/09/2018-26/10/2018) /  36000  = 360,14 TL  işlemiş faiz talep edebileceği ancak taleple bağlılık gereği davacının 182,14 TL işlemiş faiz talebini ve bu hali ile takip talebinde haklı olduğu  ve de   İİK 67/2 uyarınca alacağın likit oluşu ve borçlunun itirazında haksız çıkması sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilerek, davanın kabulüne, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; anayasa hükümleri uyarınca mahkemeler kararlarını gerekçeli olarak yazmak zorunda olup ilk derece mahkemesi kararı ise görünüşte gerekçeli olup eksik gerekçenin adil yargılanma hakkının açıkça ihlali olduğunu, davanın davalı şirket yönünden husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü kararının hukuka aykırı olduğunu, davacı tüm itirazlarını ancak gümrük idaresine karşı ileri sürebilecek olup davalı şirketin sorumlu tutulması haksız ve dayanaksız olduğunu, uyuşmazlığın tespiti gümrük konusunda uzman bilirkişi marifetiyle mümkün olabilecekken mali müşavir bilirkişiden alınan eksik raporla hükme gidildiğini, dosyada mübrez 07.03.2008 tarihli ... sayılı ötv ödemesine ilişkin makbuz ile sabit olduğu üzere davalının üzerine düşen yükümlülüğü tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, buna rağmen davalıya yüklenen ödeme yükümlülüğü davacı yanın sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, taraflar arasında gerçekleşen otomobil satışı 2011 yılında takyidatsız olarak gerçekleşmiş olup, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafından ödenen bedel için davalıya rücu hakkı bulunmadığını, davalının davaya konu aracı satın aldığı tarihte ödemiş olduğu ÖTV miktarı dosyada mübrez makbuzlarla da sabit olduğunu, 197 sayılı motorlu taşıtlar vergisi kanunu uyarınca noter satışıyla eski malikin sorumluluğu bitip yeni malikin sorumluluğu başlayacak olduğundan verilen karar haksız ve hukuka aykırı olduğunu bu kanun bakımından sözleşme tarihi itibariyle eski malikin vergi mükellefiyeti sona ererken yeni malikin vergi mükellefiyeti başladığını, buradan da anlaşılacağı üzere noter satışı ile birlikte eski malikin sorumluluğu bitmekte vergisel anlamda da yeni malikin sorumluluğu başladığını, dolayısı ile davalının sorumlu tutulamayacağını, davalının dosyada mevcut ödeme dekontlarından da anlaşıldığı üzere ötv, kdv, tüm vergileri ödemiş ve temiz bir şekilde aracı davacıya devretmiş ve devir tarihinde araçta herhangi bir kısıtlama olmadığı da noter tarafından tespit edildiğini, davacının aracı 2. el olarak almış ve davalının da aracı satarken üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalının aracın müsadereye konu olduğunu 8 sene sonra açılan dava ile öğrendiğini dolayısıyla davalının iyiniyetli 3 kişi olduğunu ve davacının ödediği ötv bedelinden sorumlu tutulamayacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, satış sözleşmesinin ayıplı ifa edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yapılan mevzuat düzenlemeleri ile aracın sahibine iadesi için ödenen ÖTV tutarının davalıdan talep edilip edilemeyeceği noktasındadır. Davacı ... Limited Şirketi'nin, davalı ... Ticaret Limited Şirketi'nden Bakırköy ... Noterliğinin 06/05/2011 tarih ve ... YN'lu araç satış sözleşmesi ile satın aldığı ... plakalı araç Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/133 Esas sayılı dosyasında kovuşturmaya konu edilmiş ve hakkında tedbir uygulanmıştır.Anılan ceza dosyasında ... plakalı araç üzerine 09/10/2015 tarihinde CMK 128/4 maddesi gereği araç satılamaz devredilemez, şerhi konulmuştur. Davacı tarafından, 29/06/2017 tarihli banka dekontu ile 18.940,78 TL, ... plakalı aracın ÖTV'nin %25'lik kısmı açıklaması ile AHL Gümrük Saymanlık Müdürlüğü hesabına ödenmiştir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"fatura\" sebebine dayalı olarak ve ödeme dekontu takibe eklenerek 18.940,78 TL asıl alacağın 182,14 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 25/10/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 219/1.maddesine göre, satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Anılan maddesinin ikinci fıkrasına göre ise satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.Dava konusu aracın önce Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı(Kaçakçılık ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu)'nun 2015/54182 Soruşturma nolu dosyasına, daha sonra düzenlenen iddianamenin kabulü ile Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/133 Esas sayılı dosyasında kovuşturmaya konu edilen davacının, davalıdan satın aldığı ... plakalı araç üzerine tedbir konulması ve ileride müsadere ihtimalinin bulunması nedeniyle,  aracın kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan bu durum hukuki ayıp niteliğindedir.TBK'nın 227/1. Maddesinde ayıp halinde alıcıya bir takım seçimlik haklar tanınmış, ikinci fıkrada ise alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Davacı, eldeki davada ayıplı olarak teslim edilen araç nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep ettiğine göre, TBK'nın 112. maddesindeki, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür, şeklindeki düzenleme uyarınca davalı tarafın sorumluluğu değerlendirilmelidir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde ayıba karşı tekeffül hükümleri değil genel hükümlerin uygulanması gereklidir.27.01.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6770 sayılı torba yasanın 13. maddesi ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu’na eklenen Geçici Madde 9/1, \"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanunun 235 inci maddesi uyarınca el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilen kara ulaşım araçları ile ilgili olarak bu maddenin yürürlüğe girdiği ayı takip eden altıncı ayın sonuna kadar ilgili gümrük idaresine başvurulması ve taşıtın ilk iktisabında ödenen özel tüketim vergisinin %25’ine tekabül eden tutarın, başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili tahsil dairesine ödenmesi halinde, el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı kaldırılır ve el konulan araç, sahibine iade edilir. Bu karar gümrük idaresi tarafından ilgili mahkemeye bildirilir. Tasfiyesi tamamlanmış ulaşım araçları için bu fıkra kapsamında başvurular kabul edilmez.\" şeklinde düzenlenmiştir.Yine torba yasanın 31. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na eklenen geçici madde 10/1 ise, \"Bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi nedeniyle açılan kamu davalarında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce el konulan ve müsadere kararı verilmemiş kara taşıtları ile ilgili olarak;a) Taşıtın tasfiyesinin tamamlanmamış olması, b) Bu maddenin yürürlüğe girdiği ayı takip eden altıncı ayın sonuna kadar ilgili gümrük idaresine başvurulması ve taşıtın ilk iktisabında ödenmesi gereken özel tüketim vergisinin %25’ine tekabül eden tutarın başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili tahsil dairesine ödenmesi, şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde el koyma kararı kaldırılır ve el konulan aracın sahibine iade edilmesine karar verilir.\" şeklindedir. Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/922 D.İş sayılı dosyasında 05/07/2017 tarihinde verilen karar ile, 09/05/2017 tarih tarihli 30061 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren \" 5607 sayılı Yasa'nın Geçici 10. Maddesi ve bu Yasa'nın uygulanmasına yönelik 09/05/2017 tarihli 30061 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan yönetmelik uyarınca dava konusu aracın Özel Tüketim Vergisinin %25 vergisinin ödendiği bildirilmekle ... plaka sayılı aracın trafik kaydında bulunan CMK'nun 128/4 maddesi uyarınca tedbir şerhinin kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafça, anılan yasal düzenlemelerden yararlanarak %25 ÖTV'yi ödeyerek araç üzerindeki tedbirleri kaldırmış olup, davacı bu miktarda zarara uğramıştır. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı(Kaçakçılık ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu)'nun 2015/54182 Soruşturma nolu ve 2015/2108 sayılı iddianamesinde, bir kısım araçların sahte fatura ibrazı suretiyle eksik KDV ödenerek, bir kısım aracın ise “yeni” ve “kullanılmamış” olarak beyan edilmesine rağmen “eski” olarak Türkiye’ye ithal edildiği belirtildiğinden, ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince davalı, davacının zararından sorumludur. Davalı talebin zamanaşımına uğradığını da savunmuştur. Yukarıda ifade edildiği gibi eldeki uyuşmazlığın çözümünde ayıba karşı tekeffül hükümleri değil genel hükümlerin uygulanması gereklidir. Bu kapsamda, TBK'nın 231/1. maddesinde düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresinin TBK'nın 227/2. maddesi uyarınca genel hüküm niteliğindeki TBK'nın 112. maddesine göre açılan tazminat davasına uygulanması mümkün değildir. Genel hükümlere göre açılan tazminat davasına TBK'nın 146. Maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı uygulanmalıdır. Dava konusu aracın satın alındığı tarihten itibaren takip tarihine kadar 10 yıllık süre geçmediğinden davalı tarafın zamanaşımı savunması yerinde değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 326,57 TL harcın, alınması gerekli olan 1.306,28 TL harçtan mahsubu ile bakiye 979,71 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d75e8e68a3219b7d","SID":"388505231cc344b8"}}