{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1822 <br>KARAR NO\t\t: 2025/767<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16.09.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/234 E. - 2022/587 K.\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 08.05.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08.05.2025<br><br>\tKarşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.09.2022 tarih 2021/234 E. - 2022/587 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacılar vekili, davalı ...'nin 22.11.2019 tarihinde müvekkili ...A,Ş. nezdinde çalışmaya başladığını, iş akdinin 07.09.2020 tarihinde ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, davalı işçinin davacı grup şirketlerle 22.11.2019 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmeleri ile eki Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmelerini imzaladığını, mevzuattan ve sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin, gizlilik ve rekabet etmeme anlamında iş akdinin hitamından sonra da devam ettiğini, davalı işçinin müvekkili .... Şti.'de üretim müdürü olarak görev yapmakta iken, çalışan diğer personele karşı bağırma, hakaret, ağır konuşma ve elindekini fırlatma şeklinde olumsuz davranışlar sergilediğini, davalıya 07.09.2020 tarihli ihtamame göndererek iş akdinin haklı nedenle sona erdirildiğini, davalının cevabi ihtarnamesinde ihtarnameye itiraz ettiğini ve iş akdini feshettiğini beyan ettiğini, davalının müvekkili firmalara karşı gizlilik ve rekabet yükümlülüğüne aykırı davrandığını, müvekkili şirket sırlarını yabancı bir şirket ile e-posta yoluyla paylaştığını, bu yabancı şirket personelinin müvekkiline durumu aktardığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik bir aylık brüt maaşı olan 9.482,66 TL'nin 12 aylık karşılığı olan 113.791,92 TL tutarında cezai şartın müvekkiline ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP: Davalı vekili, müvekkilinin davacı ... Ltd. Şti. bünyesinde çalıştığını, aynı zamanda sözleşmenin de ... Ltd. Şti. tarafından imzalanmış olduğunu, diğer davacı ... Ltd. Şti. ile müvekkilinin iş ilişkisinin bulunmadığını, davacı .... Şti.'nin dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkili ile davacı şirketler arasında işçi alacaklarından kaynaklı İzmir 21. İş Mahkemesinin 2020/480 E. sayılı dosyasının bulunduğunu, karşı yanın işçilik ücretlerini tam ödememesi nedeniyle iş sözleşmesinin müvekkili tarafından feshedildiğini, davacı tarafın haksız rekabet oluşturan eylemler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Kemalpaşa C.Başsavcılığı'nın 2020/6499 Soruşturma sayılı dosyasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, müvekkilinin davacıların ticari sırlarını açıklamadığını, delil olarak sunulan e-maillerin içeriğinin davacı .... Şti. ile bir ilgisinin de bulunmadığını, bir an için söz konusu olayın yaşandığı düşünülse bile mevcut fiilin davacı şirketlerin öne sürdüğü haksız rekabet ve ticari sır niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçunu oluşturmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 22.11.2019 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davacı ....ve Tic. Ltd. Şti.'nde işe başladığı ve iş sözleşmesinin eki olan 22.11.2019 tarihli Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesinin imzalandığı, 22.11.2019 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinde; davalı işçinin eğitim durumu ve yapacağı iş ve görevi hususunda herhangi bir bilgi bulunmadığı, ancak gerek dava dilekçesinde gerek davaya cevap dilekçesinde gerekse duruşmalarda dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından davalının davacı şirkette üretim müdürü olarak çalıştığı, davacının iddiası ve tazminat isteminin dayanağı ... firması yetkilisi ...'un ....co.uk e-posta adresinden, davacı ... Ltd. Şti. yetkilisi ...'nun ....com.tr e-posta adresine gönderilmiş 13.11.2020 14:56:08 tarihli e-mail yazışmaları olduğu,  e-mail yazışmasının dava dışı ... firması yetkilisi ile davacı ... firması yetkilisi arasında olduğu, bu yazışmada ... isimli yabancı şirketin, ... adlı firmanın e-mailini davacı şirkete iletip ...'in kendisiyle irtibat kurduğunu ifade ettiği, bu e-mail yazışmalarında davalı işçi tarafından imzalanan 22.11.2019 tarihli Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesinin \"Gizli Bilginin Tanımı\" başlıklı 3. maddesinde sıralanan gizli bilgilerden hangilerinin ifşa edildiği yönünde somut bir veriye ulaşılamadığı gibi, aynı sözleşmenin \"Tarafların Yükümlülükleri\" başlıklı 4.3. 4.5 ve 4.6. maddelerinde belirtilen hangi sorumlulukların ihlal edildiği yönünde de somut bir veriye ulaşılamadığı, kaldı ki davacıların haksız rekabet oluşturan eylemler hakkında işlem yapılması talebi ile yapılan suç duyurusu sonucunda Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/6499 Sor. dosyasında \"Dosya kapsamında yer alan ve müşteki vekili tarafından sunulan, şüphelinin şirketin ticari sır mahiyetindeki bilgilerini rakip firma ile paylaştığına dair içeriği İngilizce olan e-posta metninin yapılan tercümesinin incelenmesinde, ticari sır mahiyetinde herhangi bir bilginin yer almadığının tespit edildiği, müştekinin soyut beyanı dışında kamu davası açmaya yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği\" belirtilerek takipsizlik kararı verildiği,  davalının gizlilik sözleşmesine aykırı bir eyleminin varlığının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, davalının çalıştığı pozisyon itibariyle rekabet etmeme yükümlülüğü altında olduğunu ve gizli bilgileri haiz olduğunu, davalının 22.11.2019 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile müvekkili şirket nezdinde iş akdi haklı nedenle feshedilene kadar üretim müdürü olarak çalıştığını, davalı tarafından imzalanan 22.11.2019 tarihli Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi uyarınca müvekkillerine ait gizli bilgilere erişim imkanının olduğunu, rekabet etmeme yükümlülüğü altında olduğunu, tanık ...'ın ifadesinde \"...konumu itibariyle iş verenin sırlarına vakıf olma durumu vardı...\", tanık ...'ün \"...konumu itibari ile iş yerinin imalatının a'sından z'sine kadar her şeyine hakimdi, tasarımından sonuna kadar her şeyi bilirdi...\", tanık ....'nun \"...... beyden sonra işe en hakim kişiydi, hem yetki hem de iş olarak tüm bilgilere sahipti...\" şeklinde beyanda bulunduklarını, ilk derece mahkemesince yapılan değerlendirmenin eksik ve yetersiz olduğunu, 22.11.2019 tarihli Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesinin 3. maddesinde gizli bilginin \"Hizmet sözleşmesinde tanımlanan işler/görevler/hizmetler esnasında işveren tarafından işçiye açıklanan fikir, proje, uzmanlık bilgileri, tasarım, buluş, iş metodu ve patent, telif hakkı, marka, ticari sır, know how ya da diğer yasal korunmaya konu olan ya da olmayan her türlü yenilik ve çalışma esnasında öğrenilecek yazılı veya sözlü tüm ticari, mali, teknik bilgiler ve iletişim yöntemleri gizli bilgi olarak kabul edilir.\" şeklinde tanımlandığını, müvekkillerine ait ticari sırların, ticari ve mali bilgiler ile iletişim yöntemlerinin gizli bilgi olarak kapsama alındığını, Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesinin 4.3 maddesinde \"İşçi, ibraya konu çalıştığı işle ilgili çalışırken ya da sonradan, doğrudan ya da dolaylı olarak öğrendiği, edindiği bilgi, belge, firma ismi, unvanı ve firmalarla ilgili sair bilgi ve belgelerin gizli olduğunu ve bu nedenle sadece kendisinin ve sorumlu olduğu kişilerin gizlilik dışında işi gereği bilmesi gerektiği kadarını bileceklerini ve bu gizli bilgi ve belgelerin hiçbir şekilde işverenin izni olmaksızın 3. gerçek ve/veya tüzel kişi ve kuruluşlara açıklanamayacağını gizlilikle ilgili kendisi ya da başkası adına çalışmayacağını, çalıştığı müddetçe işi gereği işyerinde kendisine sağlanan her türlü bilgi ve teknik verile, tüm ticari sırlar, fiyat bilgileri ile iştigal konusu tüm diğer bilgilerle ilgili olarak bu bilgileri kimseyle paylaşmayacağını ve iş akdinden bugüne kadar gizlilik anlaşması hakkında işverence kendisine her türlü uyarı ve ikazların ve talimatların verilmiş olduğunu, kabul ve taahhüt eder.\" şeklinde hüküm bulunduğunu, davalının dava konusu eylemlerle işbu yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davalının dava dışı ... ile irtibat halinde olmadığına dair bir iddiada bulunmadığını, gizli bilgilerin paylaşıldığı hususunda bir itirazının bulunmadığını, maillerde ... ile birlikte çalışan davalının müvekkilleri nezdinde çalışması sırasında edinmiş olduğu gizli bilgi kapsamında yer alan bilgileri kullanarak müvekkillerinin portföyünde yer alan firma ile iletişime geçtiğini ve bu durumun ... firması tarafından açıkça ifade edildiğini, bununla kalmayıp görevi kapsamında edindiği bilgileri kullanarak çalıştığı yere menfaat sağlayıp müvekkilleri aleyhine çalıştığını açıkça ortaya koyduğunu, tanık ...'ın \"... yurt dışında çalıştığımız ... diye bir firma var, ... bu firmalarla irtibat halindeydi...\"; tanık ...'ün \"...... bey bir ara toplantıda bize ... firması ile bir mailleşme var, yakında bunu öğrenip size bildireceğim dedi, sonrasında ... 'nın bizim çalıştığımız firma ile flört halinde olduğunu öğrendik...\" şeklinde beyanda bulunduklarını, tanıkların ... firması ile irtibatın davalı tarafından kurulduğunu beyan ettiklerini, davalının müvekkillerine ait ticari sır niteliğindeki bilgileri kullanarak müvekkilleri aleyhine hareket edecek şekilde bu bilgileri kullandığını, müvekkilleri nezdinde çalıştığı süre boyunca edindiği bilgiler neticesinde ... firması ile iletişim sağladığını ve bu durumun ... firması tarafından müvekkillerine bildirildiğini; savcılık tarafından verilen takipsizlik kararının, gerçekleştirilen eylemlerin sözleşmeyi ihlal edip etmediği hususlarını kapsar nitelikte olmadığını, Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca hâkimin zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı olmadığını, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da, hukuk hâkimini bağlamayacağını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava,  TBK 444. maddesine dayalı olarak rekabet yasağı ihlalinden doğan cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tÖğretide rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Rekabet etmeme taahhüdünü içeren bu sözleşmeyle işçi işverene karşı hizmet sözleşmesinin bitiminden sonrasına yönelik olarak menfi bir yükümlülük, bir yapmama borcu altına girmektedir. Başka bir deyişle rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik faaliyet özgürlüğüne ve ekonomik geleceğine kısmen dahi olsa sınırlama getirilmektedir (Sabah Altay, Türk Borçlar Kanunun Hükümlerine Göre İşçi ile İşveren Arasında Yapılan Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Mühf-Had, C.14, sy.3, s.179 vd.).<br>\tRekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki iş yerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır. Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin, hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması  ve bu bilgileri önceki işverenle rakip durumunda olan yeni işveren ile paylaşabilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Bu anlamda, ayrılan işçinin yeni işyerinde aynı pozisyonda çalışması da şart değildir. Keza rekabet yasağının varlığı için ayrılan işçinin, önceki işverene fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rakip firmalarla paylaşması ve nüfuz etme imkanının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir. (Yargıtay 11. HD 06/03/2019 tarihli, 2018/3705 Esas ve 2019/1860 Karar sayılı,  10/05/2017 tarihli, 2015/15290 Esas ve 2017/2808 Karar sayılı kararları)<br>Rekabet yasağı iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir. 6098 Sayılı TBK.'nın 444/2. maddesi  “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.  <br>\tSomut uyuşmazlıkta, davalı ile davacı ... Ltd. Şti. arasında 22.11.2019 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ve bu sözleşmenin eki olan aynı tarihli Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi imzalandığı, davalının davacı şirkette üretim müdürü olarak işe başladığı, iş sözleşmesinin davalı tarafından 02.09.2020 tarihli, davacı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından ise 07.09.2020 tarihli ihtarnameler ile karşılıklı olarak feshedildiği; dava dışı İngiliz ... firması yetkilisi ...'un e-posta adresinden, davacı  ...Ltd. Şti. firması yetkilisi ...'nun e-posta adresine gönderilen 13.11.2020 tarihli e-postada, davalının davacı şirkete ait gizli bilgileri ifşa ettiğinin bildirildiği; eldeki davanın bu iddiaya dayalı olarak açıldığı, davacı tarafça yapılan suç duyurusu üzerine Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/6499 Sor. dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; 13.11.2020 tarihli e-posta yazışmalarında ... isimli yabancı şirketin, ... adlı firmanın e-postasını davacı şirkete iletip ...'in kendisiyle irtibat kurduğunu ifade ettiği, ne var ki davalı işçi tarafından Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesinde yer alan gizli bilgi olarak tanımlanan bilgilerden hangilerini ifşa ettiği yönünde somut bir veri bulunmadığı, davacı tarafın davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini kanıtlayamadığı anlaşılmıştır.<br>\tAçıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiş olmakla, istinafa gelen tarafın aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. \t<br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 161,40 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 454,00 TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıların yaptığı giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"90bbecae351ce644","SID":"65ec0b3130eb4874"}}