{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1698 <br>KARAR NO\t\t: 2025/660<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/338 E. 2022/225 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 24.04.2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 24.05.2025<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.03.2022 gün ve 2021/338 E. 2022/225 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacıya ait davalı nezdinde kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde zarar gördüğünü, hasar tespiti yaptırdıklarını, davalının zararı karşılama yükümlülüğü bulunduğunu, yapılan başvuruya rağmen zararın tam olarak karşılanmadığını, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı şimdlik 100,00-TL hasar bedeli ile 350,00-TL ekspertiz ücretinin kaza tarihinden avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,  yargılama sırasında  değer arttırım dilekçesi ile hasar  bedeli talebini 53.059,00-TL olacak şekilde artırmıştır.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, davaya konu aracın davalı nezdinde genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, davacı tarafından usulüne uygun hasar ihbarı yapılmadığını, sigorta eksperi tarafından hasar bedelini tespit etmek amacıyla evrak talep etmişse de hiçbir evrak iletilmemesi sonucu herhangi bir hasar tespiti yapılamadığını, kaza ile hasar arasındaki illiyet bağının şüpheye mahal vermeyecek şekilde ispat edilmesi gerektiğini, avans faiz talep edilemeyeceğini, muafiyet ve istisnai şartların dikkate alınması gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,  davacıya ait aracın kasko sigortasını kapsamında  gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda davacı araç sürücüsünün  asli ve tam kusurlu, dava dışı araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davalı sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesi kapsamında davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedelinden sorumlu olduğu, davacıya ait araçta  toplam 53.159,00-TL hasar meydana geldiği ve kasko poliçesi nedeniyle davalının belirlenen hasar bedelini davacıya ödemesi gerektiği, belirtilerek; davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı  vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, raporun hükme esas alınamaycağını eksik inceleme yapıldığını, poliçe özel şartları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu davacının iddiasının kabulü halinde % 50 tenzili muafiyet uygulanması gerektiği, bilirkişi raporunda rizikoya uğrayan araçta değiştirilecek parçaların toplam değerini, davacı tarafça sunulmuş  ekspertiz raporunu tekrar ederek  yedek parça değerinin tespit edildiğini, bilirkişi tarfından herhangi bir inceleme ve araştırma yapmaksızın, yalnızca davacı tarafça sunulmuş sözde ekspertiz raporunu esas alarak rapor tanzim edildiğini, ekspertiz ücretinin davalıya yükletilemeyeceğini, bilirkişi raporuna karşı itirazların karşılanmadığını, davacının ihbar yükümlülüğü tam olarak yerine getirmediğini, davalı şirketin temerrüdünün söz konsu olmadığını,  belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.   \t<br>\tGEREKÇE :  Dava, trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan zararın kasko sigorta poliçesi kapsamında tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne,  karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tTTK’nın mal sigortasına ilişkin genel esaslarına göre mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarların tazminiyle yükümlüdür. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında  araca ani  ve harici etkiler  neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütününün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesi ve genel şartlarına göre, aracın  kasko  sigortacısı olan davalı sigorta şirketi, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalı davacının aracında meydana gelen gerçek zararı teminat altına aldığından, davacının aracının karıştığı trafik kazası neticesinde davacının aracında oluşan zarardan davalı sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesi kapsamında sorumlu olacağı sabittir.<br>\t3.\tSigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Bakanlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. Ancak, sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar kararlaştırılabilir. Ancak kararlaştırılan bu hususlar, sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilir (SK, m. 11). Benzer hükme 6102 sayılı TTK’nın 1425. maddesinde de yer verilmiş ve sigorta poliçesinin tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümleri ile genel ve varsa özel şartları içereceği, rahat ve kolay okunacak biçimde düzenleneceği, poliçenin ve zeyilnamenin eklerinin içeriği teklifnameden veya kararlaştırılan hükümlerden farklıysa, anılan belgelerde yer alıp teklifnameden değişik olan ve sigorta ettirenin, sigortalının ve lehtarın aleyhine öngörülmüş bulunan hükümler geçersiz olacağı vurgulanmıştır. Yine poliçenin geçerli olduğu sürede yürürlükte bulunan Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın “Özel şartlar” başlıklı C.11. maddesi uyarınca Kasko Genel Şartlarına, sigortalı aleyhine olmamak üzere özel şart konulabilir. Sigortalıya özel şartlar ile sağlanan hasarsızlık indirimi ve diğer menfaatlerin tâbi olduğu şartlara poliçede yer verilir. Sigorta sözleşmeleri her iki tarafa hak ve yükümlülükler yükleyen, karşılıklılık güven ve iyi niyet esasına dayalı olarak kurulan sözleşmelerdir. Bu kapsamda bakıldığında TTK’nın 1423. maddesinin 1. fıkrasında; sigortacı ve acentesinin, sözleşme kurulmadan önce inceleme için gerekli süre tanınmak şartıyla sözleşmeye ilişkin bütün bilgileri, sigortalının sözleşme kapsamında haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere  bağlı  bildirim  yükümlülüklerini sigorta  ettirene  yazılı olarak bildirmesi ve poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklaması gerekmektedir. Maddenin 2. fıkrasında ise anılan yükümlülüğe aykırı davranmanın sonuçları düzenlenmiştir. Bu yükümlülüğe aykırı davranılarak aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettirenin sözleşmenin yapılmasına on dört gün içinde itiraz etme hakkı vardır. Sigorta ettiren sözleşmenin yapılmasına bu on dört günlük süre içinde itiraz etmemiş ise sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğini ispat yükü sigortacıdadır. Görüldüğü üzere hukuk sistemimizde emredici hükümlere aykırı olmamak koşuluyla irade hürriyeti ve akit serbestisi ilkesi sınırları içinde tarafların diledikleri gibi sözleşme yapabilmeleri imkan dahilinde ise de elbette taraflarca kabul edilen özel şartla, poliçe genel şartlarının ve kanunun emredici hükümlerinin bertaraf edilmesi mümkün değildir.  ( Yargıtay HGK'nun 16.03.2022 tarihi ve  2020/(17)4-38 E. -  2022/335 K.) <br>\t4.\tDavaya konu edilen sigorta poliçesi incelendiğinde; kısmi hasar durumunda onarımın yapıalcağı servis/tamirhaneninsigortacı tarafından belirleneceği, bu şarta aykırı olarak araç onarımının sigortacının onay vermediği bir tamirhanede yapılması halinde, genel muafiyetler düşüldükten sonra 1.500 TL'den az olmamak üzere hasar tutarı üzerinden %50 oranında tenzili muafiyet uygulanarak ödeme yapılacağı ve sigortalı aracın sigorta başlangıcından önce ağır bir hasara maruz kalarak onarıldığının tespiti halinde, araçta tam hasar meydana gelmesi veya hırsızlık hasarlarında araç rayiç bedelinin %20 si düşülerek bedel belirleneceği, kısmi hasarda ise sigortacının aracı dilediği serviste; tedarik parça klozu hükümleri çerçevesinde onartma hakkına sahip olacağı, bu şarta aykırı olarak araç onarımının sigortacının onay vermediği bir tamirhanede yapılması halinde ise 1.500-TL den az olmamak üzere hasar tutarı üzerinden % 50 oranında tenzili muafiyet uygulanarak ödeme yapılacağı, taraflar bunu peşin olarak kabul ettiği, kararlaştırılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen Kasko poliçesindeki özel şart TTK’nın 1452. maddesinde sayılan emredici Kanun hükümlerine aykırı olmadığı gibi 1486. maddede yer alan koruyucu hükümlere de uygun bulunmaktadır. Ayrıca TTK’nın 1423/2. maddesi gereği poliçede yer alan kloza on dört gün içinde itiraz etme hakkı olan davacının bu kayda herhangi bir itirazı da olmamıştır. Bu durumda taraflar arasında poliçede kararlaştırılan muafiyet kaydının geçerli olduğu yönünde bir kuşku bulunmamaktadır. Yine davacı tarafça da dava dilekçesinde poliçenin ya da poliçede bulunan muafiyet kaydının geçersiz olduğu yönünde bir iddiada bulunulmadığı gibi, dayandığı ekspertiz raporunda da bu yönde bir belirlemeye yer verilmemiştir. Aksine geçerli sözleşme ilişkisi içerisinde gerçek zarar bedelinin karşılanmadığı iddia edilerek talepte bulunulmuştur.<br>\t5.\tTaraflarca sunulan deliller içerisinde bulunan 18.02.2021 tarihli SBGM'nin sorgu sonucuna göre davaya konu aracın 19.11.2014 tarihli ağır hasar kaydının bulunduğu görülmektedir. Davacının dayandığı ekspertiz ve dosyaya kazandırılan bilirkişi raporuna göre davaya konu aracın olay tarihinde meydana gelen kaza neticesinde kısmi hasara uğradığı anlaşılması karşısında poliçede yer alan pert araç kolozuna ilişkin özel şartın uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi gerekir. Yine, aracın kaza tarihinden önce pert olmaması durumunda da yine poliçede yer alan onarım yeri klozuna göre aracın onarımın anlaşmalı servis ağı içerinde bulunan servislerde yapılıp yapılmadığı, aracın onarımının hiç yapılmaması halinde ise sigortalının ikamet ettiği veya kazanın meydana geldiği ilde sigortacının anlaşmalı servisinin bulunup bulunmadığı usulünce araştırılıp tespit edilerek, kasko sigorta poliçesinde yer alan söz konusu tenzili muafiyet kaydının somut olayda uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemiş olmasında da hukuki isabet görülmemiştir. ( Yargıtay HGK'nun 16.03.2022 tarih ve  2020/(17)4-38 E. -  2022/335 K. Yargıtay 4. HD'nin 27.02.2023 tarih ve 2022/14819 E. - 2023/2523 K.)<br>\t6.\tMahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu çerçevede;  yukarıda açıklanan ilkeler ışığında hükme esas alınan rapor yetersiz, davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.<br>\t7.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından SBGM / TRAMER nezdinde gerekli araştırma yapılarak  davaya konu kasko sigorta poliçeli aracın sigorta başlangıcından önce ağır bir hasara maruz kalarak onarılıp onarılmadığı ile davaya konu kaza sonrası aracın onarımın anlaşmalı servis ağı içerinde bulunan servislerde yapılıp yapılmadığı, aracın onarımının hiç yapılmaması halinde ise sigortalının ikamet ettiği veya kazanın meydana geldiği ilde sigortacının anlaşmalı servisinin bulunup bulunmadığının davacı tarafa da bu hususta açıklama yapmak üzere imkan sağlayıp usulünce araştırılıp tespit edilmesini müteakip, dosyanın alanında uzman teknik bilirkişiler ile sigorta hesap uzmanından oluşacak bilirkişi kuruluna tevdi ile tarafların iddia savunmaları çerçevesinde, davacının aracında oluşan hasar ile poliçe özel şartları gözetilerek davanın talep edebileceği kasko poliçe tazminatının  gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi kurul raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek infazda tereddüte neden olmayacak şekilde  sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe limiti belirtilerek davacının tazminat talebi hakkında karar verilmesi, gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2- İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.03.2022 gün ve 2021/338 E. 2022/225 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f4fc6eef0246837","SID":"c445c4a5181648b6"}}