{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: ...<br>NUMARASI\t\t: ...<br>DAVACI\t: ...  [...]\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br>DAVALI\t: ... - ... - ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 22/04/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 01/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04/12/2023 <br><br>Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/04/2022 tarih, ... Esas, ... sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ülke çapında gıda, kozmetik ve temizlik ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu faaliyeti kapsamında davalı ile koordinatörlük sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme kapsamında müvekkili şirketin ticari/teknik sır/know how bilgisine ulaştığını,  davalının sözleşmenin devamında müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi ile çalışmaya başladığını, buna ilişkin davalının sosyal medya hesaplarında paylaşımlarının bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede rekabet yasağına ilişkin maddeler bulunduğunu, ancak sözleşmenin devam ederken davalının aynı sektörde başka bir firma ile çalışmaya başlaması nedeni ile sözleşmede yer alan rekabet yasağına ilişkin maddeleri ihlal ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak rekabet yasağından kaynaklı 10.000-TL cezai şart, zarar nedeni ile şimdilik 1.000-TL maddi tazminat ve 30.000-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Mahkemece davalıya dava dilekçesinin tebliğ edilmediği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece; Davanın iş akdinin devamı süresinde haksız rekabet yasağı iddiasına dayalı olduğu ve uyuşmazlığın kaynağının da iş sözleşmesi olduğu, Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevli olduğu belirtilerek \"Mahkememizin görevsizliğine, Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle usulden reddine, Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya  görevli mahkeme İŞ MAHKEMESİ olduğundan HMK 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde görevli İŞ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, \" karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında İş Kanunu ve TBK kapsamında bir hizmet akdi bulunmadığını, davalının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, SGK kaydının bulunmadığını, kendi vergi mükellefiyeti altında fatura karşılığı müvekkiline hizmet satmayı taahhüt ettiğini, sözleşmede hizmet bedelinin fatura karşılığı ödeneceğinin açıkça yer aldığını, işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanmayan, tacirler arasındaki rekabet yasağına ilişkin açtıkları davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>Davacı taraf, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklı rekabet yasağı uyarınca  cezai şart ile maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.<br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;  <br>Mahkemece, davanın iş akdinin devamı süresinde haksız rekabet yasağı iddiasına dayalı olduğu uyuşmazlığın kaynağının iş sözleşmesi olduğu, bu itibarla davaya bakmaya iş mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olup karara karşı davacı vekilince süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Evrak kapsamına göre; 19/06/2019 Tarihinde imzalanın sözleşmede davalının Bölge Koordinatörü olarak anılacağı, sözleşmenin 2. Maddesine göre, Bölge Koordinatörünün davacı/şirketin Türkiye deki iş hacmini ve prestijini arttırmak, kendi sorumluluk bölgesindeki eğitim ve seminerlerin organizasyonlarını gerçekleştirmek, distribütörlerin sahadaki sorunlarına çözüm bulmakla sorumlu olduğu, bölge koordinatörünün esaslı niteliğinin işin gelişmesine yardımcı olmak olduğu, şirketin almış olduğu kararları sahada uygulamak ve uygulatmakla sorumlu olduğu, şirketinde Türkiye-Marmara Bölgesinin koordinatörlük görevini davalıya vermiş olup, hizmet karşılığında aylık olarak 15.000 TL saha desteği ayrıca  bu bölgedeki KDV siz toplam ciro 750.000-TL ye ulaştığında % 2 prim, 1.500000 TL ciroda ise % 3 prim vereceğini taahhüt ettiği,   sözleşmenin  3.maddesinde; \"....Bölge koordinatörüne şirketin bulunduğu Türkiye de Marmara Bölgesinde bir münhasırlık hakkı tanındığı, Bölge Koordinatörünün şirketin yazılı onayı olmadıkça bu bölgede bulunan illerde ve diğer illerde kendisine ait aynı iş ve ürün gruplarını içeren mağaza açamayacağı gibi, herhangi bir ürünü ya da sistemi benzer bir şekilde pazarlayamaz, satış noktası oluşturamaz ve iş bu sözleşmenin konusunu oluşturan malları üçüncü kişilere gönderemeyeceği, rekabet etmeme sorumluluğu başlıklı 6.maddesinde; \"Bölge Koordinatörü ve 1.dereceden akrabası gerek kendisine tanınan münhasırlık bölgesinin sınırları içinde ve gerekse bu sınırların dışında herhangi bir başka bölgede sözleşme süresince ve sözleşme bitiminden 3 yıl sonrasına kadar benzer bir işle uğraşamaz. Bölge Koordinatörü ve 1.dereceden akrabası bu cümleden olmak üzere, şirketin (veya onun belirlediği üçüncü kişilerin) dışında kalan kişiler tarafından üretilen malların toptan veya perakende satışını, başka bir isim ve marka altında, doğrudan veya dolaylı olarak yapamaz; bu ürünleri üretip pazarlayamaz; bu faaliyetlerle uğraşan işletmelerin sermayelerine katılamaz; bu faaliyetlerle uğraşan şahıs şirketlerine ortak olamaz ve bu faaliyetleri yürüten üçüncü kişilerin dağıtım ve satış organizasyonlarında yer alamaz.\", sözleşmenin sona ermesinden sonraki görev ve sorumluluklar başlıklı 8.maddede ise; \"2) Sözleşmenin sona ermesi neticesinde üyelerle ilgili sıkıntılar ve şikayetlerin sorumluluğu Bölge Koordinatörüne aittir. Sözleşmenin sona ermesi ile üyelerle ilgili bağlantı ve ilişkileri sonlandırma bölge koordinatörü tarafından yapılacaktır. Bölge Koordinatörü şirket üyelerini başka bir firmaya yada organizasyona yönlendirme yada taşıma faaliyetinde bulunmayacaktır.\" Hükümleri öngörülmüştür. <br>Bu noktada uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “hizmet sözleşmesi” ile ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin açıklığa kavuşturulmasında fayda vardır.<br> 4857 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasında iş sözleşmesinin tanımı yapılmış olup buna göre, \" İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.\" Ayrıca aynı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrasında da \" Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Öte yandan 6098 sayılı Kanun'un 393 üncü maddesinde ise \"Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.\" şeklinde hizmet (iş) sözleşmesi tanımlanmıştır. Bu tanımlardan yola çıkıldığında iş sözleşmesinin iş görme, ücret  ve bağımlılık unsurlarından oluştuğu açıktır.<br>İş sözleşmesinden bahsedilebilmesi için gerekli unsurlardan olan iş görme, bir gerçek kişinin ekonomik bakımdan iş olarak değerlendirilebilen her türlü çalışmasıdır. İş görme borcunun konusunu oluşturan iş, bedensel, düşünsel, teknik, sanatsal ve bilimsel vb. olabilir (Sarper Süzek, İş Hukuku, İstanbul, Onsekizinci Baskı, 2019, s. 223). İş sözleşmesinin varlığı için gerekli ikinci unsur ücret olup bu unsur iş sözleşmesinin esaslı öğelerindendir. Bir işin görülmesi, karşı tarafın ücret ödemeyi vaat etmesi karşılığında olur. Bu nedenledir ki, ücret karşılığı olmadan yapılan çalışmalar iş sözleşmesi sayılmaz. Burada hemen belirtelim ki, ücret miktarının açıkça kararlaştırılması gerekli olmayıp işin bir ücret karşılığı yapılacağının gerekli ve olağan görüldüğü hâllerde ücret kararlaştırılmış sayılır.<br> Nihayet iş sözleşmesinin varlığı için gerekli olan üçüncü unsur bağımlılık unsuru olup bu unsur, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında \"bağımlı olarak\" şeklinde ifade edilmiştir. İş sözleşmesinde işçi, üstlendiği iş görme edimini az veya çok olmakla birlikte işverenine bağlı olarak yani onun gözetim ve denetimi altında yapmaktadır. <br> İş akdinin belirlenmesinde bağımlılık unsurunun varlığı zorunlu bulunmakla birlikte bunun ne tür bir bağımlılık olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekir. İş akdinde bağımlılık ilişkisini bir ekonomik veya teknik bağımlılık olarak değil kişisel/hukuki bağımlılık olarak anlamak uygun olur. Çünkü işverenin otoritesi altında çalışan, onun vereceği emir ve talimatlara göre iş görmek zorunda olan işçinin iş akdinde bağımlılığı daha ziyade kişiliği ile ilgilidir. Başka bir deyişle iş akdinin özünde diğer iş görme sözleşmelerinden farklı olarak bir otorite/bağımlılık ilişkisi vardır ve işveren işçinin kişiliği üzerinde başka sözleşmelerde bulunmayan bazı yetkilere sahiptir. İşçi işgücünü işverenin yararlanmasına sunar. İşçinin işgücü ise onun kişiliğinin bir unsuru ve ayrılmaz parçasıdır (Süzek, s.225).<br> İşçi işgörme edimini işverenin gözetim ve denetimi altında, onun vereceği talimatlar doğrultusunda yerine getirir. Başka bir deyişle işçi, işverenin yönetim, denetim ve gözetimi altındadır. İşçi iş görme edimini yerine getirirken işverenin çalışma yeri, saatleri ve çalışma biçimi konularında vereceği talimatlara uyma yükümlülüğü mevcut olup bu, işçinin işverene kişisel bağımlılığını ortaya koymaktadır. Bugün bağımlılık, iş sözleşmesinin karakteristik bir unsuru olarak değerlendirilmekle ve hatta bu sözleşmenin sina qua non unsuru kabul edilmekle birlikte işletme içinde işgal edilen mevki, taahhüt edilen işin niteliği gibi faktörlere göre her iş ilişkisinde farklı yoğunluğa sahip, bu nedenle de kapsamı ve derecesi bakımından göreceli bir kavramdır (Hamdi Mollamahmutoğlu, Muhittin Astarlı, Ulaş Baysal, İş Hukuku, Ankara, Beşinci Baskı, 2012, s.311).<br> Çalışan kimse ile çalıştıran arasında tâbiiyet (bağımlılık) bulunup bulunmadığı her olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Genellikle tarafların karşılıklı durumları, işin ifa tarzı ve ücretin ödenme biçimi taraflar arasında böyle bir bağlılığın-bağımlılığın bulunup bulunmadığını ortaya koyabilecek karinelerdir (Ünal Narmanlıoğlu, İş Hukuku, Ferdi İş İlişkileri, İstanbul, Beşinci Baskı, 2014, s.172).<br>Yapılan açıklamalar karşısında somut olayda; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri değerlendirildiğinde İş Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında hizmet akdinin söz konusu olabilmesi için gerekli bulunan bağımlılık unsurunun bulunmadığını kanaatine varılmış olup mahkemece, işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br>2-Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih, ... Esas, ... sayılı kararının HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3- Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,<br>4-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine,<br>5-Yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince verilecek esas karar ile birlikte dikkate alınmasına,<br>6-Harç ve tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a maddesi ve HMK'nun 362/1-g maddesi  gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> e-imza<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imza<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imza<br>...<br>Katip<br>...<br>e-imza <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3363809d73d39301","SID":"51ec42c0c2ae2fba"}}