{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t:...<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: ...<br><br>DAVACI\t: ...\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ...  ...<br>DAVALI\t: ... (...)<br>\t...<br>VEKİLİ\t: Av. ... ...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 27/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/11/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili, müvekilinin tüm ülke çapında gıda, kozmetik ve temizlik ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini,  müvekkil şirketin faaliyetleri kapsamında davalı ile bir danışmanlık sözleşmesi imzaladığını, davalı bu sözleşme kapsamında faaliyet gösterirken şirketteki konumundan ötürü müvekkili şirkete ait ticari önem taşıyan her türlü gizli bilgi/belgeye, şirkete ait marka, lisans, finansal bilgiye, pazar ve fiyat stratejileri ile müşteri bilgilerine vakıf olduğunu, sözleşme devam ederken ve sözleşme tarihi üzerinden henüz 5 ay geçmişken davalı tarafın müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren, müvekkilinin sattığı ürünlerin birbir benzerlerini aynı sistemde satan ... Gıda Medikal İnşaat Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ni kurduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmede rekabet yasağına ilişkin maddeler bulunmakta olup davalının 25/08/2021 tarihinde müvekkili ile birebir aynı işi yapmak üzere şirket kurduğunu, müvekkilinin web sitesi, sattığı ürünler ve ürün satış stratejisi birebir kopyalanmak suretiyle kurmuş olduğu şirketten satışlarına devam ettiğini,  bu haliyle davalının sözleşmede yer alan rekabet yasağına ilişkin maddeleri ihlal ettiğini,  sözleşmede yer alan rekabet yasağının haricinde davacının eylemleri aynı zamanda kanundan kaynaklanan haksız rekabet hükümlerine de aykırılık oluşturduğunu, davalı tarafın müvekkilinden almış olduğu bilgilerin yanında, müvekkilin bayi olarak adlandırılan ve müvekkilden toplu ürün satın alan dağıtıcılarını da kendi şirketine geçirdiğini ileri sürerek öncelikle davalı tarafından gerçekleştirilen haksız rekabetin men'ine, davanın kabulü ile sözleşmede yer alan rekabet yasağından kaynaklı şimdilik 10.000 TL cezai şart, haksız rekabet ve rekabet yasağından kaynaklı oluşan zarar nedeni ile şimdilik 1.000 TL maddi tazminat bedeli ile 30.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>           <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece,  dava dilekçesi ile taraflar arasındaki iş sözleşmesinin devam ettiği ve sona erdikten sonraki dönemleri kapsar şekilde rekabet yasağı sözleşmesine dayalı olarak cezai şart talebinde bulunulduğu, talebin iş akdinin devamı süresinde haksız rekabet yasağı iddiasına dayalı olduğu ve uyuşmazlığın kaynağının da iş sözleşmesi olup Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle, davada iş mahkemelerinin görevli olduğundan mahkemenin görevsizliğine,  davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekili, taraflar arasında İş Kanunu ve TBK kapsamında bir hizmet akdi bulunmamakta olup davalı tarafın müvekkili şirketin işçisi olmadığını, davalının SGK kaydı da bulunmamakta olup fatura karşılığı bedelini almak üzere müvekkiline hizmet satmayı taahhüt ettiğini, sözleşmede sunulan hizmet bedelinin kesilen fatura karşılığında ödeneceğinin de açıkça yer aldığını, davalı tarafın aynı sözleşmeyi dayanak gösterek bu sözleşmeden kaynaklı alacak iddiası ile ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi... D.iş Sayılı dosyası ile ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, iş bu ihtiyati haciz talebinde açıkça taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, fatura karşılığı iş yapıldığı, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunun davalı tarafından da belirtildiğini, bu haliyle taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını,  işçi işveren ilişkisinden kaynaklanmayan ve tacirler arasında gerçekleşen rekabet yasağı ve haksız rekabete ilişkin davada mahkemenin görevli olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Davacı taraf, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca rekabet yasağının ihlali ve haksız rekabet nedeniyle haksız rekabetin meni, cezai şart ile maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur. <br>Mahkemece, davanın iş akdinin devamı süresinde haksız rekabet yasağı iddiasına dayalı olduğu uyuşmazlığın kaynağının iş sözleşmesi olduğu, bu itibarla davaya bakmaya iş mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olup karara karşı davacı vekilince süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Dosya kapmamı uyarınca taraflar arasında 04/03/2021 tarihinde danışmanlık sözleşmesi başlıklı sözleşmenin akdedildiği, söz konusu sözleşmenin 2.maddesinde  danışmanın (davalının) şirketin Türkiye ve yurt dışındaki iş hacmini ve prestijini arttırmak, yurt içi ve yurt dışı eğitim ve seminer organizasyonlarını gerçekleştirmek, distribütörlerin sahadaki sorunlarına çözüm bulmakla ve şirketin almış olduğu kararları sahada uygulamak ve uygulatmakla sorumlu olduğu, danışmanın şirketin bir çalışanı veya ortağı olmadığının, şirketin danışmana vermiş olduğu hizmet karşılığında aylık olarak Türkiye'deki ürün satışından kaynaklı KDVsiz ciorsunun 3.000.000 TL'ye kadar %3 ünü, 3.000.000 TL nin üzerindeki tutarın ise %5ini prim olarak ödeyeceği  düzenlenmiş olup sözleşmenin  3.maddesinde; \"Bu cümleden olmak üzere Danışman şirketin onayı olmadıkça, bu ülkelerde kendisine ait bir Mağaza açamayacağı gibi, herhangi bir ürünü yada sistemi benzer bir şekilde pazarlayamaz, satış noktaları oluşturamaz ve İşbu sözleşmenin konusunu oluşturan malları üçüncü kişilere gönderemez.\", rekabet etmeme sorumluluğu başlıklı 6.maddesinde; \"Danışman ve 1.dereceden akrabası gerek kendisine tanınan münhasırlık bölgesinin sınırları içinde ve gerekse bu sınırların dışında herhangi bir başka bölgede sözleşme süresince ve sözleşme bitiminden 3 yıl sonrasına kadar benzer bir işle uğraşamaz. Danışman ve 1.dereceden akrabası bu cümleden olmak üzere, şirketin (veya onun belirlediği üçüncü kişilerin) dışında kalan kişiler tarafından üretilen malların toptan veya perakende satışını, başka bir isim ve marka altında, doğrudan veya dolaylı olarak yapamaz; bu ürünleri üretip pazarlayamaz; bu faaliyetlerle uğraşan işletmelerin sermayelerine katılamaz; bu faaliyetlerle uğraşan şahıs şirketlerine ortak olamaz ve bu faaliyetleri yürüten üçüncü kişilerin dağıtım ve satış organizasyonlarında yer alamaz.\", sözleşmenin sona ermesinden sonraki görev ve sorumluluklar başlıklı 8.maddede ise; \"2) Sözleşmenin sona ermesi neticesinde üyelerle ilgili sıkıntılar ve şikayetlerin sorumluluğu danışmana aittir. Sözleşmenin sona ermesi ile üyelerle ilgili bağlantı ve ilişkileri sonlandırma danışman tarafından yapılacaktır. Danışman şirket üyelerini başka bir firmaya yada organizasyona yönlendirme yada taşıma faaliyetinde bulunmayacaktır.5) Danışman yada 1.dereceden akrabası, sözleşme sona erdikten sonra 3(üç) yıl boyunca, şirket ile aynı veya benzeni faaliyet gösteren başka bir şirkette fiilen yada dolaylı olarak faaliyet gösteremez. Bu cümleden olmak üzere malların, toptan veya perakende satışını yahut da bu sektöre giren başka herhangi bir benzer faaliyeti, başka bir isim ve marka altında, doğrudan veya dolaylı olarak yapamaz; bu ürünleri üretip pazarlayamaz; bu faaliyetlerle uğraşan işletmelerin sermayelerine ortak olamaz, dağıtım ve satış organizasyonlarında yer alamaz.\", genel yükümlülük ve cezai şart başlıklı 9.maddede ise  \"Taraflardan biri herhangi bir gerekçe göstermeden veya kötü niyetli olarak sözleşmeden cayar veya iş bu sözleşmeye aykırı davranırsa 1.000.000(bir milyon) Euro Cezai Şart ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder.\" hükümleri öngörülmüştür. <br>Bu noktada uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “hizmet sözleşmesi” ile ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin açıklığa kavuşturulmasında fayda vardır. <br> 4857 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasında iş sözleşmesinin tanımı yapılmış olup buna göre, \" İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.\" Ayrıca aynı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrasında da \" Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.\" hükmüne yer verilmiştir. <br>Öte yandan 6098 sayılı Kanun'un 393 üncü maddesinde ise \"Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.\" şeklinde hizmet (iş) sözleşmesi tanımlanmıştır. Bu tanımlardan yola çıkıldığında iş sözleşmesinin iş görme, ücret  ve bağımlılık unsurlarından oluştuğu açıktır.<br>İş sözleşmesinden bahsedilebilmesi için gerekli unsurlardan olan iş görme, bir gerçek kişinin ekonomik bakımdan iş olarak değerlendirilebilen her türlü çalışmasıdır. İş görme borcunun konusunu oluşturan iş, bedensel, düşünsel, teknik, sanatsal ve bilimsel vb. olabilir (Sarper Süzek, İş Hukuku, İstanbul, Onsekizinci Baskı, 2019, s. 223). İş sözleşmesinin varlığı için gerekli ikinci unsur ücret olup bu unsur iş sözleşmesinin esaslı öğelerindendir. Bir işin görülmesi, karşı tarafın ücret ödemeyi vaat etmesi karşılığında olur. Bu nedenledir ki, ücret karşılığı olmadan yapılan çalışmalar iş sözleşmesi sayılmaz. Burada hemen belirtelim ki, ücret miktarının açıkça kararlaştırılması gerekli olmayıp işin bir ücret karşılığı yapılacağının gerekli ve olağan görüldüğü hâllerde ücret kararlaştırılmış sayılır.<br> Nihayet iş sözleşmesinin varlığı için gerekli olan üçüncü unsur bağımlılık unsuru olup bu unsur, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında \"bağımlı olarak\" şeklinde ifade edilmiştir. İş sözleşmesinde işçi, üstlendiği iş görme edimini az veya çok olmakla birlikte işverenine bağlı olarak yani onun gözetim ve denetimi altında yapmaktadır. <br> İş akdinin belirlenmesinde bağımlılık unsurunun varlığı zorunlu bulunmakla birlikte bunun ne tür bir bağımlılık olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekir. İş akdinde bağımlılık ilişkisini bir ekonomik veya teknik bağımlılık olarak değil kişisel/hukuki bağımlılık olarak anlamak uygun olur. Çünkü işverenin otoritesi altında çalışan, onun vereceği emir ve talimatlara göre iş görmek zorunda olan işçinin iş akdinde bağımlılığı daha ziyade kişiliği ile ilgilidir. Başka bir deyişle iş akdinin özünde diğer iş görme sözleşmelerinden farklı olarak bir otorite/bağımlılık ilişkisi vardır ve işveren işçinin kişiliği üzerinde başka sözleşmelerde bulunmayan bazı yetkilere sahiptir. İşçi işgücünü işverenin yararlanmasına sunar. İşçinin işgücü ise onun kişiliğinin bir unsuru ve ayrılmaz parçasıdır (Süzek, s.225).<br> İşçi işgörme edimini işverenin gözetim ve denetimi altında, onun vereceği talimatlar doğrultusunda yerine getirir. Başka bir deyişle işçi, işverenin yönetim, denetim ve gözetimi altındadır. İşçi iş görme edimini yerine getirirken işverenin çalışma yeri, saatleri ve çalışma biçimi konularında vereceği talimatlara uyma yükümlülüğü mevcut olup bu, işçinin işverene kişisel bağımlılığını ortaya koymaktadır. Bugün bağımlılık, iş sözleşmesinin karakteristik bir unsuru olarak değerlendirilmekle ve hatta bu sözleşmenin sina qua non unsuru kabul edilmekle birlikte işletme içinde işgal edilen mevki, taahhüt edilen işin niteliği gibi faktörlere göre her iş ilişkisinde farklı yoğunluğa sahip, bu nedenle de kapsamı ve derecesi bakımından göreceli bir kavramdır (Hamdi Mollamahmutoğlu, Muhittin Astarlı, Ulaş Baysal, İş Hukuku, Ankara, Beşinci Baskı, 2012, s.311).<br> Çalışan kimse ile çalıştıran arasında tâbiiyet (bağımlılık) bulunup bulunmadığı her olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Genellikle tarafların karşılıklı durumları, işin ifa tarzı ve ücretin ödenme biçimi taraflar arasında böyle bir bağlılığın-bağımlılığın bulunup bulunmadığını ortaya koyabilecek karinelerdir (Ünal Narmanlıoğlu, İş Hukuku, Ferdi İş İlişkileri, İstanbul, Beşinci Baskı, 2014, s.172).<br>Yapılan açıklamalar karşısında somut olayda; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri değerlendirildiğinde İş Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında hizmet akdinin söz konusu olabilmesi için gerekli bulunan bağımlılık unsurunun bulunmadığını kanaatine varılmış olup mahkemece, işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir<br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>    1-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-3 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine,<br>5-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin  yeniden verilecek hükümle birlikte değerlendirilmesine,<br>6-) Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a ve m. 362/1-g hükümleri gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. <br>27/11/2023<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> e-imza<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imza<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imza<br>...<br>Katip<br>...<br> e-imza<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac15145fb658a36e","SID":"35ca145339cc1e39"}}