{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/899 Esas<br>KARAR NO:2025/795 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2025/99 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH:21/03/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:15/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, \"müvekkili hakkında ikame edilen  İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası için, mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığında ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini, bu hususta sayın mahkemenizce ivedillikle ara karar kurularak iik 72/3 e göre  icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi hususunda ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini\" talep etmiştir.<br>MAHKEMECE 10/02/2025 TARİHLİ ARA KARARI İLE;\"1-Davacı ... vekilinin tedbir talebinin KABULÜ ile, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72/3. maddesi hükmü uyarınca dava değeri 358.282,12‬ TL’nin yüzde 15'ine karşılık gelen (53.742,31 TL) nakit veya mahkememizce uygun görülecek kesin ve süresiz banka teminat mektubu şeklinde teminatın kararın tebliğinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde mahkememiz veznesine yatırılması/mahkememize ibraz edilmesi halinde İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takibinde davacı ...'den elde edilecek icra veznesindeki paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine, verilen kesin süre içerisinde teminat gösterildiği takdirde bu hususta icra dairesine müzekkere yazılmasına,  kararın tebliğinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde teminat gösterilmemesi halinde mahkememizce verilen tedbir kararının kendiliğinden kalkmış sayılacağının davacı vekiline ihtarına, ihtarın ara kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına, \"  karar verilmiş ve ara karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.Davalı vekili 24/02/2025  tarihli itiraz dilekçesi ile; davacı tarafından yaklaşık ispat şartı yerine getirilmemiş olduğunu, dava konusu icra takip dosyasından alacaklarının hala tahsil edilememiş olup davacı tarafın mal kaçırmakta olduğunu, müvekkilinin alacağının ise verilen ihtiyati tedbir kararı ile tahsilinin gecikmekte olup telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracağını, işbu sebeple ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, ayrıca davacı tarafın yaklaşık ispat şartını yerine getirmeden ikame etmiş olduğu davada en alt sınırdan verilen teminat miktarına itiraz ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle beraber davacı tarafça borcun ve ferilerinin tam ve eksiksiz olarak icra takip dosyasına yatırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/03/2025 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2025/99 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında;\"Mahkememizin 10/02/2025 tarihli ara kararı ile \"İİK'nin 72/3. Maddesi uyarınca  dava değeri 358.282,12‬ TL’nin yüzde 15'i olan 53.742,31 TL nakit veya mahkememizce uygun görülecek kesin ve süresiz banka teminat mektubu karşılığında, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takibinde İCRA VEZNESİNDEKİ PARANIN TEDBİREN ALACAKLIYA ÖDENMEMESİNE\" karar verilmiş, takibe konusu alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı  gerektirdiğinden davalının iş bu ihtiyati tedbir kararına itirazının ve  teminat miktarının makul olduğu değerlendirildiğinden teminata itirazının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki karar kılınmıştır.\"gerekçesi ile,\"1 Davalının mahkememiz ihtiyati tedbir kararı ve teminat miktarına yönelik itirazlarının REDDİNE,\" karar verilmiş ve ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle,  yaklaşık ispat şartının sağlanmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Md. 390 uyarınca, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için talepte bulunan tarafın hakkını yaklaşık olarak ispatlaması gerektiğini; somut olayda, davacı taraf yalnızca soyut iddialar ve içeriği belirsiz fotoğraflar sunmuş olup; alacak ilişkisini somutlaştıran makbuz, sözleşme veya yazılı bir belge ibraz etmediğini; dolayısıyla, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı, yaklaşık ispat şartı oluşmamasından mütevellit hukuka aykırı olduğunu, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İhtiyati tedbir talebi Md. 390/3 - Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu; buradaki ispatın ölçüsünün, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Somut olayda, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların ara karar tarihi itibariyle yaklaşık düzeyde ispat olunamadığı, bu hususların iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak deliller ve yapılan yargılama neticesinde değerlendirilebileceği, ayrıca davanın ...sayılı icra takibinden sonra açıldığı sabit olduğundan, İİK 72/3 maddesinin 1. cümlesinin amir hükmü gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar verilemeyeceği..  (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2025/446 Esas ve 2025/435 Karar 13.03.2025 Tarih) Yukarıda alıntılanan ve en güncel kararında da açıkça ortaya konduğu üzere, huzurdaki uyuşmazlık bakımından yaklaşık ispat şartının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesis edilmesi, usul ve esas yönünden hukuka aykırıdır. Bu nedenle, yerel mahkeme kararına karşı itiraz etme zaruretinin doğduğunu, Talebin soyut beyanlara dayanmakta olduğunu,Davacı, icra takibine konu senedin haksız olduğu iddiasını destekleyecek somut deliller sunmadığını, yalnızca \"haksız takip yapıldı\" şeklindeki soyut beyanlarla menfi tespit ve tedbir talebinde bulunduğunu; oysa, delil dayanağı bulunmayan soyut beyanlara dayanılarak verilen ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu,Tedbir sonucu müvekkilin ticari faaliyetlerinin felce uğradığını, Yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı sonucu, icra dosyasındaki paranın alacaklıya ödenmesinin engellendiğini; bu durum, müvekkil şirketin nakit akışını doğrudan etkilemiş ve ticari faaliyetlerini ciddi şekilde sekteye uğrattığını; günümüz ekonomik koşullarında likiditeye erişimin güçleştiği bir dönemde, ticaret yapan bir şirketin tahsil hakkının bu denli kısıtlanması, ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olduğunu,Müvekkilin söz konusu alacak üzerindeki tasarruf hakkı, henüz yaklaşık ispat şartı dahi tam olarak ortaya konulmamışken tedbir yoluyla kısıtlandığını; bu kararın, sadece alacaklının değil, onunla birlikte iş yaptığı diğer ticari ortakların da mağduriyetine yol açmakta olduğunu; hukukun amacı, taraflar arasında denge kurmak iken, mevcut tedbir kararı müvekkilin faaliyet serbestisini ortadan kaldırmakta, ekonomik sürdürülebilirliğini tehdit etmekte olduğunu; bu nedenle, tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, Teminatın yetersiz olduğunu,6100 Sayılı HMK Md. 392 uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayabilecekleri muhtemel zararları karşılamak üzere uygun bir teminat göstermek zorunda olduğunu; somut olayda,mahkemece teminat alınmışsa da sunulan teminatın miktarı ve niteliği davalının uğrayabileceği zararları karşılamaktan uzak olduğunu; bu nedenle, tedbir kararının uygulanabilmesi için yeterli ve uygun bir teminatın alınmadan yerel mahkemece karar verildiğini,İleri sürerek, yukarıda izah edilen ve mahkemece resen göz önünde bulundurulacak nedenlerle birlikte, ​İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/99 E. sayılı dosyasında, tedbir talebine karşı yaptıkları itirazın reddine dair 21.03.2025 tarihli ara kararın KALDIRILMASINA,​ tedbir talebinin tümden REDDİNE,​ Aksi taktirde 6100 Sayılı HMK Md. 392 gereğince teminatın ARTIRILMASINA karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı tarafından davacı hakkında proforma faturaya dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemiyle İİK. 72 maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasında, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi 10/02/2025 tarih ve  2025/99 Esas sayılı ara kararı ile;'' İcra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin %15 oranında teminat karşılığında kabulüne \" karar vermiştir. İhtiyati tedbir kararına davalı tarafça yapılan itirazın mahkemece duruşma açılarak değerlendirilmiş ve İlk Derece Mahkemesi 21/03/2025 tarih ve 2025/99 Esas sayılı ara kararı ile; Davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İİK 72/3 maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği düzenlenmiştir.Anılan maddede düzenlenen ihtiyati tedbir menfi tespit davaları için düzenlenmiş özel bir tedbir türü olup, icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulması için  gecikmeden doğan zararı karşılama ve teminat şartı aranmıştır.Yaklaşık ispat kuralını İİK.nın 72/3. maddesi kapsamında daha geniş yorumlanması gerekmektedir. Ara karar tarihi itibariyle dosya kapsamındaki deliller gözetildiğinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine yönelik yaklaşık ispat gerçekleşmiş olup ve İİK. 72/3 maddesi uyarınca alacağın %15'i oranında teminat alınması da usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin yaklaşık ispatın gerçekleşmediğine ve alınan teminat oranına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere göre mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"411ddcfc367f94db","SID":"d07ae25605022ff7"}}