{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t:...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: ...<br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVACI\t:...<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVALILAR\t: ...<br>VEKİLİ\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: <br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;  davacının ....’nin ortağı olduğunu, davalıların şirkette dava konusu fiillerin gerçekleştiği dönemlerde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, davalıların, şirketi usul ve yasaya aykırı şekilde yönettiklerini ve zarara uğrattıklarını, davalı Yönetim Kurulu üyelerinin şirketi, .... isimli bir şirketin hisselerini alma taahhüdü altına soktuklarını, 05/07/2023 tarihli Faaliyet Raporunda da belirtildiği üzere, taahhüde dair Yönetim Kurulu kararından sonra, ilgili şirketin sermaye artırımında bulunduğunu, akabinde de yeni bir yönetim kurulu kararı alınarak, yeni ve fahiş şekilde yüksek belirlenmiş değerden ödeme yapıldığını, vakıada geçmiş dönemde oluşan zararın ortak alacağı şeklinde şirkete sermaye olarak konulması yoluyla sermayenin artırıldığının anlaşıldığını, bu satın alma işleminin, fahiş fiyatla gerçekleşmesi ve sair nedenlerle şirket ile pay sahiplerini zarara uğrattığını, öte yandan faaliyet raporunda da belirtildiği üzere ...’nin % 65,87 oranında ortak olduğu aynı kişiler tarafından yönetilen ve yıllardır hiçbir faaliyeti olmayan ...’nin yeniden faaliyete geçirilmesi yerine Yönetim Kurulu Başkanının damadına ait ve zarar eden ... şirketinin satın alınmasının keyfiyeti ortaya koyduğunu, kaldı ki şirket ilgili faaliyet döneminde likidite sorunları yaşarken bu miktarda ödemenin yapılmasının da zararlandırıcı sonuçları daha da artırdığını, satın almaya konu ... isimli şirketin sahibi ..., Yönetim Kurulu Başkanı ...’ın damadı olduğunu, bu nedenle ...’ın menfaat çatışması sebebiyle ilgili kararlara iştirak etmemesi de gerektiğini, oysa kararların oy birliği ile alındığının genel kurulda açıklandığını, Yönetim Kurulu üyelerinin şirketi zarara sokan ve kendisi ile işlem yasağına da aykırı başkaca fiillerinin de mevcut olduğunu, Genel Kurul tutanağından tespit edileceği üzere Yönetim Kurulu Başkanı ...,  Şirketin sahibi olduğu ... bağımsız bölümü kızları ... ve ...‘e cüz’i bedelle sattığını, Genel Kurul tutanağına ...’ın beyanı olarak geçtiği üzere Yönetim Kurulu’nun bütün kararlarının oybirliğiyle alındığını, bu durumda ...’ın yine menfaat çatışmasını dikkate almayarak hukuka aykırı şekilde oy kullandığının anlaşıldığını, öte yandan ... Şirketi’ne ait ... Çarşısındaki işyerlerinin bazılarının ihale yapılmadan kiraya verildiğinin anlaşıldığını, genel kurulda kiracılar ile Yönetim Kurulu Üyeleri arasında akrabalık ve yakınlık ilişkisi bulunduğu hususlarının tartışıldığını, keyfiyetin şirkete ve pay sahiplerine verdiği zararın tespiti zorunlu olduğunu ve talep edildiğini, bu kapsamda şirketin imzaladığı kira sözleşmeleri getirtilerek, emsaller celp edilerek bedel ve sair şekillerde zararın vukuunun tetkik ve tespitinin talep olunduğunu, Yönetim Kurulunun ihlalleri, Genel Kurulda tartışmaya açıldığını, ancak bu soruların cevapsız bırakıldığını, Yönetim Kurulu üyelerinin hukuka aykırı ve yükümlülüklerini ihlal eder şekildeki davranışlarının sonucunda şirketin karlılığının da azaldığını ve turizm gelirlerinin düştüğünü, şirket yönetiminde son dönemlerde turizm ve otelcilik deneyimi olan kimsenin istihdam edilmediğini, mevcut yönetimin, şirket faaliyetlerinden kar elde edememekte, gösterdiği kar faiz gelirinden, gayrimenkul satımından ya da yeniden değerleme gibi bilanço hareketlerinden kaynaklandığını, ayrıca pay sahiplerine dağıtması gereken karın, keyfi uygulamalarla farklı zamanlarda ödendiğini, şirket kayıtlarından da tespit edileceği üzere bazı hissedarlara kar payları  ödenmemişken, başkaca hissedarlara ödemeler uzun zaman önce yapıldığını, bu hususun Genel Kurula katılma keyfiyeti ile alakalı olduğunun açıklandığını, oysa Genel Kurula iştirak hissedarlar arasında ayrımcılık yapılmasına asla gerekçe oluşturamayacağını, öte yandan, şirketin son faaliyet dönemi çalışma raporu ve finansal tabloların da  gerçeği yansıtmadığını, gerçeğe aykırı verilere dayalı tanzim edilen bağımsız denetim raporunun da mali durumu ve hukuka aykırılıkları tespit edemediğini, şirketin yönetiminde şeffaflık söz konusu olmadığı gibi ortakların bilgiye erişim hakkının yok sayıldığını, hissedarlara karşı sorumlulukların ihlal edildiğini, eşit işlem ilkesinin keyfi bir biçimde göz ardı edildiğini, yönetimin adeta bir aile şirketi yönetir gibi davrandığını, bu ve sair nedenlerle Yönetim Kurulu üyelerinin özenli ve basiretli bir tacir gibi davranmayarak ve neticeten sorumluluklarını yerine getirmeyerek şirketi uğrattıkları zararın, bilgiye erişimi çok sınırlı olan taraflarınca bu aşamada tam olarak tespiti mümkün olmadığından, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını,  genel kurul divanında görev yapan yönetim kurulu üyelerinin finansal tabloların onaylanması ve ibra yönündeki kararları bizzat yönlendirdiğini, neticeten gerçeğe aykırı finansal tablolar ve denetim raporunun kabul edildiğini ve bu doğrultuda da Yönetim Kurulunun haksız şekilde ibra edildiğini, Genel Kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli, müvekkilinin ibraya olumlu oy kullanmadığını ve TTK m.553 ve TTK m.558 uyarınca dava açma hakkını haiz olduğunu ortaya koyduğunu, Genel Kurul öncesinde, süresince ve sonrasında hazirun cetvelinin toplantıya katılan üyelere verilmediğini, bu işlemler esnasında görev ifa eden yönetim kurulu üyelerinin şirkete ve pay sahiplerine karşı TTK 369 ve 393. maddeler ve sair hükümler kapsamında müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, bu usule aykırı işlemlerin ardından istifa eden üyenin yerine göreve gelen Yönetim Kurulu üyesi ...’un da keyfiyeti şirket denetçilerine bildirmemesi sonucu ve sair şekillerde sorumluluğunun doğduğunu belirterek, fazlaya ve sair hususlara dair talep, şikayet ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak mahiyetinde 120.000,00 TL zararın haksız fiil tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ...'ye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalıların dava konusu ... ünvanlı 3876 ortaklı SPK'ya tabi bir şirketi yönettiklerini, tüm faaliyetlerinin yeminli mali müşavirlik SPK listesinden seçilen uluslararası bağımsız denetim şirketince denetlenen, genel kurul toplantıları, denetim raporları, faaliyet raporu, bilanço, mali raporlar, genel kurul zaptı ve ortaklara gönderilen genel kurul sonuçları yazısı, iadeli taahhütlü mektupla ile ortaklara şirket web sayfasında ilan edilerek, ticaret sicil gazetesinde yayınlanmak suretiyle halka açık bir şirket gerekleri yerine getiren 1971 yılında kurulmuş bir köklü bir şirket olduğunu,  davacının dava dilekçesinde atfettiği konulara ilişkin gerek şirket ve gerekse yönetim kurulu üyeleri aleyhine  bu güne kadar hiçbir dava açılmadığını, davacı yanın bu sene yeni yönetim kurulu seçimleri sebebiyle 2016 yılında yapılan işlemlerin yeni   meydana gelmiş gibi davaya konu etmesi ve bir takım şirket bilgilerini mahkeme delaletiyle elde etmek amaçlı olarak zaman aşımına uğramış konularda ilgili mahkemeden celp ettirilip seçim malzemesi olarak kullanmak istediğini ve mahkemeden bu suretle bilgiler elde etmeye çalıştığını, davacının  dava açma hakkının genel kurulda alınan ibra kararında itibaren 6 ay geçmekle düştüğünü, süresinde açılmadığını, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, dava dilkeçesinde talep ve sonucu açık olmamakla sonucunun hangi vakıaya dayanarak talep edildiğinin net olarak açıklanması için davacı yana kesin süre verilmesi gerektiğini, ... isimli şirket malvarlığı kayıtlı faturalı varlık olup itiraz edilen şirketin devir alınması olduğunu, şirketi devralmakta şirket menfaatinin de ... ismi bir Fransız markası olduğunu, bu isimde şirket kurulduğundan anılan marka ismini kullanma kolaylığı, Cafe ve pizza rertaurant işletilmesi için gerekli olan İşyeri işletme ruhsatı, pizza fırın işletme ruhsatı, içki satış ruhsatı, İşyeri açma ve kullanma ruhsatı gibi ruhsatların hemen kullanılmasına imkan tanıyacağı, ayrıca elektrik,su gibi sözleşme ve depozitolarının devralınan şirket üzerinde olduğundan bunların da devir fiyatı içinde olduğu cihetle şirketin devralındığını, öte yandan faturalandırılmamış olmakla beraber şirket sahibi tarafından yaptırılmış ve ödemeleri haricen yapılmış imalatlarda Aliminyum aksamı, pastahane için alınan bazı malzeme ile pizza fırınının faaliyete geçirilmesiyle ilgili giderler için bir ödeme yapılmadığını, 2023 yılı şirket faaliyetinden 591.000,00-TL  kar sağlandığını, diğer bir ifade ile şirketin kendisini amorti ettiğini, yatırım karlılığı gereği şirketin lehine olduğunu, ibra kararı vermeye yetkili organın, anonim şirketlerde genel kurul olduğunu ve bu yetkinin devredilemeyeceğini, şirketin ... Yönetim kurulu üyeleri tarafından devralınarak zarara uğradığı beyanının gerçek dışı ve hukuki dayaktan yoksun olduğunu söz konusu devralma işlemi için dava süresinde açılmadığından  bu  yönü ile davanın reddi gerektiğini, davalılardan şirketin yönetim kurulu Başkanı ...'ın ... bağımsız bölümün (eski parsel ... parselde yer alan taşınmaz) YK Başkanının kızları ... ve ...’e fahiş şekilde düşük fiyata satılması sebebiyle şirketin zarara uğradığı iddiasına ilişkin olarak söz konusu satış  işleminin de genel kurulda  ibra edildiğini, ibranın kural olarak belli bir dönemdeki, genellikle son hesap yılındaki (bilanço dönemindeki) faaliyet ve işlemleri kapsadığını, kaldı ki davacının tüm yapılan işlemlerden haberdar olduğnu, genel kurul zabıtlarının kendisine iadeli taahütlü mektupla bildirdiğini, kendisini vekaleten temsil ettirdiğini ve olumlu oylar kullanıldığını, web sayfalarında ilan edildiğini ve tüm satışlardan haberdar olduğunu, görüldüğü üzere; pay sahipleri yönetim kurulunun hukuka aykırı faaliyetleri neticesinde doğrudan zarar görmeleri halinde yönetim kurulu üyelerine karşı dava açabileceklerini, TTK M. 558 uyarınca ilgili ibra kararında olumlu yönde oy kullanan pay sahiplerinin sorumluluk davası açma haklarının sona ereceğinin belirtildiğini, şayet pay sahibi ilgili ibra kararında olumlu yönde oy kullanmamış ise sorumluluk davası açma hakkının 6 aylık hak düşürücü süre geçmekle birlikte sona ereceğini, TTK. 560 uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektiren haller ile ilgili zamanaşımı hükümlerinin öngörüldüğünü, bu maddeye göre; “Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkının, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, ayrıca ....’nin 27 Temmuz 2016 tarihinde yapılan 2015-2016 özel hesap dönemine ait olağan genel kurul toplantı tutanağı madde; ''13-şirket uhdesinde kayıtlı olup da üzerinde imalat yapılacak arsalar ve yapıların, teklif almak suretiyle satışının yapılması için yönetim kuruluna yetki verilmesi hakkındaki teklifinin görüşülüp gerekli kararın alınmasına geçildi. Yapılan açık oylamada 58.608 adet ret oyuna karşılık 38.762.489.98 adet hissenin kabul oyu ile oy çokluğu ile yönetim kuruluna” Şirketimiz adına kayıtlı olan ... parsel sayılı taşınmazların gerek mevcut durumda ve gerekse yapılacak imalatlar sonucu, taşınmazların, öncelikle SPK’ya kayıtlı bir gayrimenkul değerlendirme firmasından değerlendirme raporu alınarak ve gerekse mahalli emlakçılar nezdinde araştırma yapılarak, daha önce yapılan satışlar da irdelenerek, gerekli satışların yönetim kurulu tarafından tayin edilecek usul ve yöntem ile vadeli veya vadesiz olarak satışların yapılmasını, bu konuda şirket Yönetim Kuruluna yetki verilmesine “ dair önergenin oy çokluğu ile kabul edildiğini, 29/10/2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile ise ;''5- ...’de yeni yapılacak inşaatlar ve ...parsel  ve diğer  4 adet villa hakkında alınan karar ile oluşturulan heyet tarafından inşaatların yapılıp iskanı alındıktan sonra satımının doğru olacağı yönünde mütalaaları nazara alınarak, piyasada yapılan araştırmalar sonucu inşaat finansmanının temini cümlesinden eski ... yeni ... parselin satışı konusunda yazılı teklifte bulunan halen mevcut binayı yapan ve bu suretle kira karşılığını peşin ödemiş bulunan alıcı teklifi incelendi, müzakere edildi. Yönetim Kurulumuzca genel kurul tarafından yapılıp, satışı yapılacak ve elde edilecek meblağın ise ... bankasından alınan kredi teminatı olarak bankaya yatırılarak taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasının sağlanması amaçlanan diğer 4 adet taşınmazlar üzerine yapılacak inşaatların, iskân alınma safhasına geldikten sonra satışının yapılmasının daha uygun olacağı\" kararının alındığını, öte yandan  Yönetim kurulunun tüm genel kurulun belirlediği şekilde; öncelikle SPK’ya kayıtlı bir gayrimenkul değerlendirme firmasından değerlendirme raporu alındığını, gerekse mahalli emlakçılar nezdinde araştırma yapılarak değerin tesbit ettirildiğini, daha önce yapılan satışlar da irdelenerek, gerekli satışların yönetim kurulu tarafından tayin edilecek usul ve yöntem ile vadeli veya vadesiz olarak satışların yapılmasını, satış bedelinin en geç 27 Kasım 2016 tarihine kadar (KDV hariç 1.550.000,00) Kiracı veya bildireceği şirket, kişi veya kişilere satışının yapılmasına, halen devam eden ruhsat iptali davasının tüm sonuçlarının keza alıcıya ait olacağı hususu alıcı tarafından kabul edildiğinden taşınmazı tüm hak ve hukuki sorumluluklarıyla satın aldığı beyanı da kabul edilerek, gerek Belediye veya 3. kişilerce diğer resmi kuruluşlarca açılmış veya açılacak dava ve sonuçlarından keza alıcının sorumluluğunda bulunduğunun kabul edilmesi kaydıyla bu konuda şirket Yönetim Kuruluna yetki verilmesine hükmü gereği satış yapıldığını, 01/08/2016 tarihinde bu yerle ilgili olarak SPK ekspertiz listesinden seçilen 2 ayrı ekspertiz şirketine değerlendirme yaptırıldığını, ilk raporun, ...tarafından yapıldığını ve raporda ...parselde 16/04/2015 tarih ... yevmiye nolu tüm bu değerlendirmeler sonucu m2 2.000.TL olarak toplam 1.558.000.TL değer tespiti yapıldığını, yine Ekim ayında SPK ekspertiz listesinden seçilen İnvest Şirketi tarafından verilen ekspertiz raporunda rapor sayfa 8.de aynen .. ada ... nolu parselde ki yapının yıkılması için açılmış olan davanın bulunması nedeniyle satış kabiliyeti zor olarak belirlendiğini, taşınmazın konumu, büyüklüğü, fiziksel özellikleri, bölgedeki altyapı eksiklikleri ile ...genelinde yapılan piyasa araştırmaları dikkate alınarak takdir edilen m2 fiyatı 2.100-TL toplam değer 1.635.000.TL olarak değer biçildiğini, şirket WEB sayfasında yayımlanan yine SPK listesinden seçilen ....'nin tüm şirket varlıklarının tespitinin 2018 yılında yapıldığını, ... Villaları isimli villaların arsa değerlerinin ... nolu parsele bitişik olduğunu, Genel Kurulun aldığı kararın nedensiz olarak yerine getirilmemesi (TTK m. 336/4) ortaklık genel kurulunca alınan kararların icra edilmesi, ortaklık yönetim kuruluna verilmiş bir görev ve yükümlülük olduğunu, Yönetim kurulunun, genel kurul kararlarını, gereğine uygun şekilde ve geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlü olduğunu, bu kararların geçerli bir sebep olmaksızın yerine getirilmemesi halinde TTK m. 336/4 hükmünün açık anlamı gereği, yönetim kurulu üyelerinin ortaklığa, münferit pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı müteselsilen sorumlu olacaklarını bu sebeplerle gerek hak düşürücü süre gerek ibra hususu gerekse söz konusu satış işleminin  şirket zararına ilişkin bir husus olmaması nedeniyle davanın bu yönü ile reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde ....'ye ait ticari sır niteliğinde delillere dayandığını ...'nin iş bu davada taraf olmadığından şirketin ticari sır niteliğindeki evraklarının dosyaya celbine ve tanık ile ispatı mümkün olmayan konularda tanık dinletmesine muvafakat etmediklerini, ayrıca davacının dava dilekçesinde şirketin zarara uğradığını sık sık iddia etmiş ise de, şirketin genel kurul tutanakları incelendiğinde anlaşılacağı üzere şirketin yıllardır ortaklarına kar dağıttığını, zarar ettiği beyanının gerçek dışı olduğunu,  davacının, genel kurul divanına verdiği dilekçe ile davaya konu hususlar hakkında bilgi almak istediğini beyan ettiğini, bu beyanı doğrulusunda gerekli açıklamalar yapılarak TTK ve KVKK kapsamında bilgilendirme yapıldığını, ayrıca her pay sahibinin, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyeme hakkına sahip olduğunu, kaldı ki  kendisine PTT gönderisiyle tebligat yapıldığı, açık olan belgeye göre bilanço, denetim raporu, finansal tablolar, faaliyet raporunun tebliğ edildiğini, şirketin SPK mevzuatına tabi olduğundan tüm bilgilerin WEB sayfasına 15 gün önceden konulduğunu, TTK 437/III. maddesi ile bilgi alma hakkının sınırının belirlendiğini, bu kapsamda pay sahibinin talebinin, sadece istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile reddedilebileceğini, kanun hükmünden de açıkça anlaşıldığı üzere pay sahibinin şirket sırlarını öğrenmek hususunda bir hakka sahip olmadığını, ancak pay sahibi talebinin haksız olarak reddedildiğini düşünüyorsa bu doğrultuda şirketin bağlı bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurma hakkını kullanabilmesinin mümkün olduğunu, bu konuda bir talep olmadığını ve dava yoluna gidilmesinin tercih edildiğini, bu suretle şirket sırlarının açığa çıkması sonucuna ulaşılmak istendiğini, .. Çarşısında yer alan taşınmazların ihale yapılmadan kiraya verildiği ve kira bedellerinden ötürü şirketin zarara uğradığına ilişkin iddiaya ilişkin olarak ise,  2020 yılında yapılan ... Çarşısı'nın atıl bir vaziyetteyken davalıların ön görüsü ve vizyonu ile    imar affından faydalanarak güçlendirme projesi kapdamında ...’de modern bir çarşıyı halkın hizmetine sunarak şirketin mal varlığına değer kattığını, ...’un doğal ve otantik yapısına uygun bir isimle ...olarak hizmet verecek çarşıda restaurant, cafe  bar, yöresel ürünlerin satıldığı köy bakkalı, kasap, manav, fırın, dondurmacı, kitabevi, eczane ve bankamatik ile ayrıca akşamları kurulacak antika (bit pazarı) hediyelik eşya satış standları yanında, mağazaların arka bitişiğinde bulunan mandalina bahçesi ve bu mekanda haftanın belirli günlerinde klasik müzik saatleriyle farklı mekanlar bulunduğunu, ...’ya ön ve arkadan giriş ve yeterli otoparkının bulunduğunu, iki adet geniş otoparkın yanında oturma ve gezinti alanlarının yer aldığı çarşıya ...sitesinden düzenli servis yapıldığını, kiracıların seçimi noktasında ise çokça  başvuru  toplandığını, başvuruculardan en uygun ve hizmet noktasında güven telkin eden kişi/kişiler ile ... Beldesindeki emsal kira bedellerinin araştırılarak m2 birim fiyatının tespit edildiğini ve kira bedellerinde sabit kira bedeline ek olarak işletmenin %3 brüt cirosundan kira bedelleri tahsil edilecek şekilde anlaşma yapıldığını, şirketin ... Çarşısındaki taşınmazları kiraya verme noktasında zarara uğradığı konusunun kötü niyetli olduğunu, atıl vaziyette bulunan taşınmazların şirketin varlığına değer katarak ... Sakinlerine hizmet sunma gayesi ile yapılmış projelerden olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut davada  sorumluluk sebebi olarak gösterilen ve hem ön inceleme zaptında yer verilen tüm uyuşmazlık konularının davalı yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verilen 31 Temmuz 2023 Tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında açık olarak görüşüldüğü, toplantı öncesi uyuşmazlık konuları ile ilgili soruların cevaplandırılması talebini içerir 26/07/2023 tarihli dilekçenin davacı tarafından ...'nin Yönetim Kurulu Başkanlığına sunulduğu gözetildiğinde  davalıların ibrasının örtülü ibra niteliğinde olduğunun söylenemeyeceğini, bu suretle davacının dava hakkı TTK 558/2 maddesi gereği ibra tarihinden itibaren 6 aylık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, ...’nin 31 Temmuz 2023 tarihinde yapılan 2022-2023 özel hesap dönemine ait olağan genel kurul toplantı tutanağının yapılan açık oylamasında yönetim kurulunun 226.704.8 adet pay sahibinin ret oyuna karşılık 36.133.692,40 adet payın kabulü ile oyçokluğu ile ibra edildiği  davacı  ...'nın ibraya olumsuz oy kullanarak TTK 558/2 maddesi uyarınca 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde işbu davayı açması gerektiğinin anlaşıldığını, yapılan inceleme sonucu, şirketin ibraya ilişkin Genel Kurul Toplantısını  31 Temmuz 2023 tarihinde gerçekleştirdiği,   6 aylık hak düşürücü süreye göre dava açma hakkının sona erme tarihinin 31 Ocak 2024  olduğu, davacı tarafın  29/01/2024 tarihinde arabuluculuğa başvurarak hak düşürücü süre olan 6 aylık sürenin bitiminden 2 gün önce  hak düşürücü süreyi kestiği, arabuluculuk süreci sonunda anlaşamama tutanağının 23 Mayıs 2024 tarihinde düzenlendiği, bu suretle  iş bu davanın açılması gereken en son tarihin kesilen süre gözetilerek vre bu tarihe 2 gün eklenerek   25 Mayıs 2024 tarihi olduğu, davacı tarafın ise işbu davayı hak düşürücü süre geçtikten sonra 29 Mayıs 2024 tarihinde açmış olduğu gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davalı tarafın, davacının iddia ettiği tüm uyuşmazlık konularının 31/07/2023 tarihinde yapılan Genel Kurul  Toplantısında görüşüldüğünü, bu toplantı tutanağı madde 7 içeriği uyarınca Yönetim Kurulu Üyelerinin ibra edildiğini, bu ibra sonrası olumsuz oy kullanan davacının 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde işbu davayı açmadığı, bu nedenle  davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini iddia ettiğini, davalının iddiası üzerine 31 Temmuz 2023 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı incelendiğinde; uyuşmazlık konuları arasında yer alan tüm hususların ... tarafından dile getirilerek 6 nolu madde içeriğinde irdelendiği ayrıca bu toplantı öncesi 26/07/2023 tarihli dilekçe ile ... ile ...ın ...'nin Yönetim Kurulu Başkanlığına hitaben uyuşmazlığa konu tüm hususlara ilişkin cevaplandırılmasını istedikleri sorularını yönelttiklerinin anlaşıldığını, öncelikle vakıada hak düşürücü sürenin gerçekleşmediğini, ayrıca arabuluculuğa müracaat halinde hak düşürücü sürenin 15 gün uzatılmasına dair mevzuat hükmünün kıyasen uygulanmamasının usul ve yasaya ve anayasal eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, öte yandan dava konusu edilen genel kuruldaki ibranın gerçek bir ibra mahiyetinde olmadığını, vakıada örtülü ibranın söz konusu olduğunu, bu durumda da davanın 2-5 yıllık zaman aşımı süresine ve ayrıca 8 yıllık ceza zaman aşımı süresine tabi olduğunu, 2022-2023 dönemi genel kurul faaliyet raporu, bağımsız denetim raporu ve bilanço tetkik edildiğinde dava konusu edilen 3 fiilin de yer almadığının görüldüğünü, bu nedenle bilanço ve faaliyet raporu kapsamında gerçekleştiği görülen ibranın dava konusu fiilleri kapsadığının düşünülemeyeceğini, öte yandan genel kurulda bu hususta sorulan sorulara verilen cevapların yetersiz ve sorumluluğun ortaya çıkmaması için fiilleri gizler mahiyette olmasının da üyelerin zararın varlığını öğrenmelerine engel olduğunun aşikar olduğunu, burada gayrimenkulü yap işlet devret kapsamında kullanan kişinin gayrimenkulü Davalı ...'a devredilmesi yönünde beyanda bulunduğu ibaresinin dahi genel kurulun yanıltıldığını ortaya koyduğunu,  3. bir şahsın yap işlet devret ile ilgili gayrimenkulü kullandığı bir an varsayıldığında dahi bu kişinin gayrimenkulün satılması hususunda alıcı tayin etme  hakkının bulunmadığını, kaldı ki burada suistimal ve zararı ortaya koyan olgudan gayrimenkulün rayiç değeri ve satış değeri arasındaki farktan hiç bahsedilmediğini, davalıların şeffaf bir denetim için defter ve kayıtların tetkikine izin vermediği, iş bu davada dahi dellillerin toplanmasına ticari sır adı altında karşı çıkarak Mahkemenin denetiminden kaçmaya tevessül ettiklerinin ortada olduğunu, bu nedenle genel kurulda ibra oylamasının üyelerin aydınlatılmış iradesinin sonucu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, kaldı ki dava edilen fillerden gayrimenkulün devrinin tapu müdürlüğünden gelen kayıtlara göre 25/11/2016 tarihinde gerçekleştiği ve son genel kurul ibra kapsamına girmediği, vakaıda ceza zaman aşımının tatbikinin gerektiğinin sabit olduğunu, dava konusu bazı fiillere dair ceza şikayetlerinde de bulunulduğunu, gayrimenkulün devredildiği dönemde davalılardan ...'ın YK başkanı olarak görev ifa ettiğinin sabit olduğunu, bu nedenle kayıtların tetkik edilerek ilgili dönemde görev yapan davalıların varlığı halinde onlar bakımından da yargılamanın yapılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ve talep edildiğini, aynı şekilde ...Çarşıda yer alan dükkanların kiralanmasının da önceki dönemlerde gerçekleşmiş olabileceğini, bu durumda yine 2-5 yıllık zaman aşımı ve 8 yıllık ceza zaman aşımı tatbik edilmek zorunda olduğunu, ayrıca zarara sebebiyet veran kira sözleşmelerinin son genel kuruldan önce de gerçekleşmiş olması olasılığı karşısında bunun da ibra kapsamına girmeyeceği ve 8 yıllık ceza veya 2-5 yıllık zaman aşımına tabi olacağının aşikar olduğunu, belirtilen dönemlerde de ...'ın TK başkanı olduğunu ve davalılardan bazılarının da YK üyeliğinin söz konusu olabileceğini, kaldı ki ... Çarşı'daki dükkanların kiralanmasına dair fiiller devam ettiğinden zaman aşımının işlemediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, anonim şirketin yöneticilerinin eylemleri nedeniyle oluşan zararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553 ve devamı maddeleri uyarınca dava dışı anonim şirketine ödenmesi talebine, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise, TTK'nın 558/2. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin dolup dolmadığına, örtülü ibra bulunup bulunmadığına yöneliktir.<br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553/1. maddesinde kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu kabul edilmiş, Kanun'un 558/2. Maddesinde ise \"Şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer. \" şeklinde düzenleme yapılmıştır.<br>6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'un, \"Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi\" başlıklı 16. Maddesinde; \"Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru hâlinde ise bu süreç, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.<br> Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.\" şeklinde belirtilmiş, Kanun'un 18/A-15. maddesinde ise , 16/2. maddeye benzer şekilde “Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez“ düzenlemesine yer verilmiştir. <br>Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, ibraya olumsuz oy kulllanan davacının, dava dilekçesinde iddia ettiği hususların davalı yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verilen 31/07/2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında görüşüldüğünden davalıların ibrasının örtülü ibra niteliğinde olduğunun söylenemeyeceğine, TTK'nın 558/2. maddesinde belirtilen 6 aylık hak düşürücü sürenin 31/01/2024 tarihinde sona ermesine, davacı tarafın 29/01/2024 tarihinde arabuluculuğa başvurarak süreyi durdurduğuna, arabuluculuk anlaşamama tutanağının 23/05/2024 tarihinde düzenlendiğine, 6352 sayılı Kanun'un 18/A-15. maddesi uyarınca yeniden işlemeye başlayan hak düşürücü sürenin 25/05/2024 tarihinde dolduğuna, eldeki davanın ise 29/05/2024 tarihinde açıldığından hak düşürücü sürenin geçtiğine göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine,<br>5-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,<br>6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. ...<br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"49332a732a1aa4fa","SID":"8eec208b984433a9"}}