{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/2071 <br>KARAR NO: 2025/483<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/03/2021<br>NUMARASI: 2016/755 Esas, 2021/240 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 13/05/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl Dava; kıymetli evraktan kaynaklanan alacak, birleşen dava ticari satımdan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Asıl davada davacı vekili; davacının 30.04.2014 tarihinde davalı taraf ile imzaladıkları sözleşme gereği davalının işyerinde makine parkuru ve ekipmanını kullanarak platform montaj ve imalatı işinin parça başı bedelle yapılması konusunda anlaştıklarını, davacı taşeron olarak iki ortak ve altı işçi ile işe başladıklarını, ilerleyen zamanlarda işçi sayısının artırılarak önce yaptıkları işe ilave olarak imalat işiontaj olarak fiyatlandırma yapıldığını, yapılan imalat ve montajların fiyatlandırmasının birim parça başına belirlenen fiyat üzerinden yapıldığını, davacıların sözleşmede belirtilen şartlarda imalat ve montaj işlerini günlük takip raporları ile cetvel tutma usulü çalıştıklarını, yaptıkları işlere ilişkin aylık hakediş raporlarının da düzenlenerek ve alacakların faturalandırılarak davalıya teslim etmek usulü ile çalışma yaptıklarını, davacılar günlük iş raporlarının denetçilerce imza altına alındığını, davalının kötü niyetli ve haksız olarak müvekkillerinin işine 25.04.2015 tarihinde son verdiklerini, davalının müvekkillerinin işine son verdiklerini ve müvekkillerinin işçilerini kendi bünyesinde çalıştırmak üzere uğraştığını ve bir kısmını da bünyesinde çalıştırmaya devam ettiğini, müvekkillerinin alacakları için muhtelif tarihlerde faturalar kestiğini ve davalıya teslim ettiğini, faturaların davalının defterine işlendiğini, faturalardan bakiye alacakları olduğunu, cari hesap ekstreleri incelendiğinde bu hususun ispatlanacağını, müvekkilin Nisan ayının sonunda işten el çektirilirken Nisan ayına ilişkin hakedişlerden doğan alacağı için 27.04.2015 tarihinde ... numaralı 84.562,00 TL bedelli fatura kesildiğini ve faturanın Kocaeli ... Noterliğinin 05.05.2015 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile tebliğ edildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak Üsküdar ... Noterliğinin 15.05.2015 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturayı iade ettiğini, davalı tarafın faturadan doğan alacağı da ödemediğini, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği nedenle müvekkillerinin zararlarının olduğunu, ciddi bir kardan mahrum kaldıklarını, alacak belirli olmadığından şimdilik 25.000,00 TL sözleşme ve faturalardan doğan bakiye alacağın 05.05.2015 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline, kötü niyetli olarak sözleşmenin feshinden dolayı şimdilik 500,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve  dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili;  dosyada mübrez davalı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan taşeronluk sözleşmesine göre tarafların ihtilafların çözüm merci olarak yetki anlaşması yaptıklarını, buna göre ihtilaf halinde yetkili mahkemenin  İstanbul Mahkemeleri olacağının kararlaştırıldığını, Kocaeli Mahkemelerinin iş bu davaya bakma bakımından yetkili olmadığını, yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine ve dosyanın yetkili İstanbul Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının kendi kusurunu gizlediğini, kimsenin kendi kusurundan istifade edemeyeceğini, davacının keyfi olarak fabrikadaki üretimi durdurduğunu, ticari defter ve kayıtlara göre davacının müvekkiline borçlu olduğunu, fesih sonrası davacı tarafından ödenmeyen işçi alacaklarının müvekkili tarafından ödendiğini, davacının işi bıraktıktan sonra kestiği faturanın haksız ve usulsüz olduğunu, sözleşmede belirtilen cezai şartın davalı tarafından yerine getirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1073 Esasa sayılı dosyasında davacı vekili; müvekkilinin sipariş üzerine davalı yana platform üretimi ve tamir işleri için anlaştıklarını, teslim formları ile davalı yana teslim edildiğini, davalı yanın cari hesaptan kalan bakiye borcu ödemediğini, bunun üzerine Kocaeli ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, İcra müdürlüğünce yetkisizlik kararı verilerek icra dosyasının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, bu nedenlerle şimdilik 19.200,00 TL alacağın davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/755 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, dosyanın taraflarının aynı olduğunu,  usulüne uygun tutulmuş ticari defter kayıtlarına göre taşeron firmanın alacaklı olmaktan öte bilakis müvekkil şirkete borcu olduğunu, davacı taşeron firma fabrikadaki üretimi zor kullanarak son derece keyfi ve haksız bir şekilde durmasına neden olduğunu, usule aykırı açılan davanın  reddini, esas hakkındaki talep ve iddiaların haksız ve samimiyetten uzak olması gereğince esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, asıl ve birleşen davadaki talepler yönünden davacının kendi kayıtlarının birbirini teyit edip etmediğinin denetlenemediği, davacı ve davalı kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, davacının hakedişinin bulunup bulunmadığına yönelik mutabakat, imzalı hakediş raporu ve benzeri ispata elverişli herhangi bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla davacı tarafından ispatlanamayan asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili istinafında, asıl dava yönünden davalı taraf davacının sözleşmesini sözleşmenin şartlarına ve kanuna aykırı olarak feshettiğini, sözleşmede feshin önceden bildirimle yapılması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, sözleşme bildirimle fesih edilmediği takdirde sözleşmenin aynı şartlarda aynı süre için uzadığının öngörüldüğünü, davalı tarafın sözleşmeyi haksız olarak fesh ettiği için davacıların müspet zararlarının doğduğunu, davacıların son üç aylık gelir tabloları incelendiğinde ciddi bir kardan mahrum olduklarının görüleceğini, alacağın  belirli olmadığından şimdilik 25.000,00 TL sözleşme ve faturalardan doğan bakiye alacağının 05.05.2015 ihtarname tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsili için dava açıldığını, birleşen dava yönünden davacının sipariş üzeri davalı yana platform üretimi ve tamir işleri için anlaştığı işleri teslim formları ile davalı yana teslim ettiğini,  davalının faturalara ve teslim formlarına itiraz etmediği gibi ödemede yapmadığını devamında fazlaya ilişkin hak ve talepler saklı kalmak kaydı ile şimdilik 19.200,00 TL alacağın davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren ticari faizi ile birlikte tahsili için dava açıldığını, gerekçeli kararın kendi içinde çelişkiler ile dolu olup hüküm ile gerekçenin dahi uyuşmadığını, davalı alacakları için 31.01.2015 tarih ... numaralı 53.100,00 TL bedelli , 28.02.2015 tarih ... numaralı 81.420,00 TL bedelli , 31.03.2015 tarih ... numaralı 88.085,82 TL bedelli faturaları kesip davalıya teslim ettiğini ve faturaların davalının defterlerine işlendiğini, davacının ticari defter ve kayıtlarında 168.707.22 TL alacaklı olduğunun sabit olduğunu, davalı yanın kötü niyetli olarak ticari defter ve kayıtlarında davacıya yapmadığı ödemeleri ödeme yapmış gibi gösterdiğini, yine davacının kestiği ve kendisine tebliğ ettiği  84.562,34 TL lik faturanın (27.04.2015 tarih 04451 numaralı fatura ) ticari defterine işlemediğinin ortada olduğunu, davalı tarafın tacir olup , basiretli bir tacir gibi ödemelerini kanuna uygun şekilde yapmakla mükellef  olduğunu, davacıya yapması gereken ödemeleri işçilere , sgk prim ödemeleri, vergi ödemeleri ve elden nakit ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişinin yaptığı inceleme de müvekkile hakediş ve faturalara ilişkin yaptığı ödeme kalemlerinin hükme  esas alınması gerektiğini, gerekçeli kararda anlaşılacağı üzere davalı tarafın ödeme yerine geçmeyen davacıya yapılmayan davalı tek taraflı değerlendirmeye dayanan ödeme ve değerlendirme ve beyanlarını hükme esas almış bir biri ile çelişen gerekçeler ile davanın reddine karar verildiğini, davacının iş sözleşmesinin 25.04.2015 tarihinde sona erdirildiğini, davacının sözleşmesinin haksız ve planlı olarak feshedildiğini, fesih tarihinden sonra , haksız feshe gerekçe uydurmak maksadı ile daha sonraki bir tarihte noter kanalı ile müvekkilin sözleşmesinin fesih edildiğinin bildirildiğini, kaldı ki davacının kar ettiği bir işten ayrılmasının hayatın olağan akışına da aykırı olacağını, davalının bu feshi önceden ayarlamış ve müvekkilin çalışanlarına da ticari nezakete ve ticari rekabet kurallarına aykır olduğu halde kendi bünyesinde çalıştırması ve çalıştırmaya devam etmesinin de bu hususu ispat ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında 30.04.2014 tarihli davalının iş yerinde makine parkuru ve ekipmanını kullanarak platform montaj işi için imalat sözleşmesi imzalanmıştır. Asıl davada davacı,  taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince edimlerini  yerine getirme için çalışmaya başladıklarını ancak davalı tarafından haksız olarak 25.04.2015 tarihinde sözleşmeyi fesih ettiklerini, yapılan işler ilişkin fatura düzenleyerek davalıya tebliğ ettiklerini, düzenlenen fatura davalı tarafından iade edildiğini, sözleşmede fesih öncesinde bildirimde bulunulması ve bildirimde bulunulmaması halinde sözleşmenin aynı şartlarda aynı süre için uzatıldığı kabul edildiğini, haksız fesih sebebiyle davacı müspet zararı oluştuğunu belirterek şimdilik 25.000,00 TL sözleşme ve faturalardan doğan bakiye alacağının tahsilini, haksız fesihten dolayı mahrum kalınan kar için şimdilik 5.000,00 TL tahsili talep edilmiştir. Asıl davada davalı, dava belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi hatalı olduğunu, hiçkimse kendi kusurundan yararlanamayacağını, davacı teşeron şirket keşfi ve haksız bir şekilde fabrikadaki üretimi zor kullanarak tek taraflı olarak durdurduğunu, 25.04.2015 tarihinde davacı ve işçileri çalışmaya başlamadıkları gibi fabrikada üretimi durdurarak çalışma sahasına işgal ettiklerini, çalışan işçilerine müdahale ettiklerini ve bu sebeple üretim durmasına sebebiyet verdiklerini, taşeron sözleşmesindeki ücretlerin arttırılmadığı takdirde eylemlerini devam ettireceklerini beyan ettiklerini, davacılara ihtarname ve ekinde tutankalar tebliğ ettiklerini, ticari defter kayıtları itibariyle davacı alacaklı olmadığını, fesih sonrası taşeronun işçilerine ödenmeyen bakiye ücret ve tazminatları yasa ve sözleşme gereği asıl işveren davalı tarafından ödendiğini, iş bıraktıktan sonra taşeron firma tarafından 27.04.2015 tarihli fatura haksız ve usulsüz olduğundan davacıya iade edildiğini, yarım bırakılan işler sebebiyle davalı zarara uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davacı, sipariş üzerine davalı yana platform üretimi ve tamir işleri için anlaştıklarını, iş sebebiyle fatura kestiklerini, faturadan kaynaklı alacakları için şimdilik 19.200,00 TL tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada davalı, davacının alacaklı olmadığı gibi aksine borçlu olduğunu, davacı keyfi davranarak zor kullanmak suretiyle haksız şekilde çalışmaların durmasına neden olduğunu, fesih sonrasında taşeronun işçilerine  ödenmeyen bakiye ücret ve yasal tazminatları kendileri tarafından ödendiğini, yarım bırakılan işler sebebiyle zararlarının olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, asıl ve birleşen davadaki talepler yönünden davacının kendi kayıtlarının birbirini teyit edip etmediği denetlenemediği, davacı ve davalı kayıtların birbirini doğrulmadığı, davacının hakediş bulunup bulunmadığına yönelik mutabakat, imzalı hakediş raporu ve benzeri ispata elverişli herhangi bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla davacı tarafından ispatlanamayan asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Asıl davada dava dilekçesi ile; sözleşme ve faturalardan doğan bakiye alacağı için şimdilik 25.000,00 TL tahsilini ile haksız fesihten dolayı mahrum kalınan kar için şimdilik 5.000,00 TL tahsili talep edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre  bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 294. ve 297. Maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış ve 297/son maddesi gereğince hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alacağı belirtildikten sonra hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerektiği belirtilmiştir.HMK'nın 26 ve 297. Maddeleri gereğince davacının tüm talepleri hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi ve verilen kararın gerekçesinin açıklanması hukuki bir zorunluluktur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun  birçok kararında da aynı hususlara işaret edilmiştir.O halde, mahkemece Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile ona koşut düzenleme içeren HMK’nın 297. ve 26. maddelerindeki hükümler gözetilmek suretiyle, davacının talep ettiği tüm kalemler yönünden değerlendirme yapılıp olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi ve talepler hakkında verilecek kararın gerekçesinin açıklanması suretiyle, yapılacak inceleme ve araştırma sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmaksızın eksik inceleme sonucu davacı yanın sözleşmenin haksız feshi sebebiyle oluşan müspet zararı için şimdilik 5.000,00 TL tazminat talebine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan ve hüküm oluşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Usuli eksiklik sebebiyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verildiğinden, davacı vekilinin diğer istinaf sebepleri bu aşamada incelenmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden KABULÜNE, 2-İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/03/2021 tarih, 2016/755 Esas, 2021/240 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine İADESİNE, 5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 13/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"85e6e49b56db5d67","SID":"527dec2a6fcb0cda"}}